Muslim99Muslim99
← Tafsir library

7. Al-A'raaf

The Heights · Meccan · 206 ayahs

سُورَةُ الأَعۡرَافِ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 1–10 of 206

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

الٓمٓصٓ

Elif, Lam, Mim, Sad.

1- Elif, Lâm, Mîm, Sâd. 2- (Bu Kur'ân) kendisi ile (insanları) uyarman ve mü’minlere de öğüt olması için sana indirilen bir Kitaptır. O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 3- Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?! 4- Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken geldi. 5- Azabımız onlara geldiğinde feryatları:“Biz gerçekten zalimlermişiz” demelerinden başka bir şey olmadı. 6- Andolsun ki kendilerine peygamber gönderilenleri de gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz. 7- Ve biz onlara (yaptıklarını) bir bilgiye dayanarak anlatacağız. Biz (onlardan) uzak ve habersiz değildik.

(Mekke’de inmiştir, 206 âyettir)

1-2. Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an-ı Kerim’in büyüklüğünü beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“(Bu Kur'ân)… sana indirilen bir Kitaptır” Yani bu, kulların ihtiyaç duydukları her şeyi, bütün ilâhi istekleri ve şer’î maksatları, muhkem ve geniş açıklamaları ile birlikte içeren yüce bir kitaptır. “O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı” darlık, şüphe ve tereddüt “olmasın.” Aksine sen o Kitabın, hikmeti sonsuz ve her türlü hamde layık olan Allah tarafından indirildiğini, sözün en doğrusu olduğunu, önünden de arkasından da batılın ona erişmeyeceğini bilmelisin. Öyleyse bu Kitaba karşı için rahat olsun ve ruhun onunla huzur bulsun. O’nun emir ve yasaklarını açık açık ilan et, kınayan ve karşı çıkan hiçbir kimseden de korkma. Bu kitap, sana “kendisi ile” kulları “uyarman” onlara öğüt vermen, hatırlatmada bulunman, inad edenlere karşı da gerekli şekilde delili ortaya koyman için “ve mü’minlere de öğüt olması için” indirilmiştir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Sen öğüt ver; çünkü öğüt muhakkak mü’minlere fayda verir.”(ez-Zariyat, 51/55) Onlar bu Kitap sayesinde hem dosdoğru yolu ve bu yolun gerektirdiği açık ve gizli amelleri hem de kulun bu yolu izlemesini engelleyen hususları öğrenir ve bunlardan öğüt alırlar.

3. Daha sonra Yüce Allah, bütün kullara hitap edip dikkatlerini bu Kitaba çevirmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Rabbinizden size indirilene” yani indirilme amacı sizin faydanız olan bu Kitaba “uyun.” Zira bu Kitap, size terbiyenizi tamamlamak isteyen Rabbiniz tarafından indirilmiştir. Eğer O’nun size indirdiği bu Kitaba uyacak olursanız, sizin terbiyeniz kemâle erer, üzerinizdeki nimet tamamlanır, amel ve ahlakın en güzellerine hatta en üstün olanlarına erişirsiniz. “O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın.” Yani başkalarını dost edinerek onların hevalarına uymayın ve onlar sebebi ile hakkı terk etmeyin. “Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?!” Eğer gerçekten öğüt tutup maslahatınıza olanı bilseydiniz hiçbir zaman zararlı olanı faydalı olana, düşmanı gerçek dosta tercih etmezdiniz.

4-5. Yüce Allah, peygamberlerin getirdiklerini yalanlayan geçmiş ümmetlerin cezalandırılmalarını hatırlatarak kulları sakındırmakta ve bu şekilde cezalandırılan geçmiş ümmetlere benzememelerini isteyerek şöyle buyurmaktadır:“Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken” yani gafil oldukları bir sırada, hiç farkına varmadıkları ve helak …

2

كِتَٰبٌ أُنزِلَ إِلَيْكَ فَلَا يَكُن فِى صَدْرِكَ حَرَجٌۭ مِّنْهُ لِتُنذِرَ بِهِۦ وَذِكْرَىٰ لِلْمُؤْمِنِينَ

Sana bir Kitap indirildi. Onunla insanları uyarman ve inananlara öğüt vermen için kalbine bir darlık gelmesin.

1- Elif, Lâm, Mîm, Sâd. 2- (Bu Kur'ân) kendisi ile (insanları) uyarman ve mü’minlere de öğüt olması için sana indirilen bir Kitaptır. O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 3- Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?! 4- Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken geldi. 5- Azabımız onlara geldiğinde feryatları:“Biz gerçekten zalimlermişiz” demelerinden başka bir şey olmadı. 6- Andolsun ki kendilerine peygamber gönderilenleri de gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz. 7- Ve biz onlara (yaptıklarını) bir bilgiye dayanarak anlatacağız. Biz (onlardan) uzak ve habersiz değildik.

(Mekke’de inmiştir, 206 âyettir)

1-2. Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an-ı Kerim’in büyüklüğünü beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“(Bu Kur'ân)… sana indirilen bir Kitaptır” Yani bu, kulların ihtiyaç duydukları her şeyi, bütün ilâhi istekleri ve şer’î maksatları, muhkem ve geniş açıklamaları ile birlikte içeren yüce bir kitaptır. “O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı” darlık, şüphe ve tereddüt “olmasın.” Aksine sen o Kitabın, hikmeti sonsuz ve her türlü hamde layık olan Allah tarafından indirildiğini, sözün en doğrusu olduğunu, önünden de arkasından da batılın ona erişmeyeceğini bilmelisin. Öyleyse bu Kitaba karşı için rahat olsun ve ruhun onunla huzur bulsun. O’nun emir ve yasaklarını açık açık ilan et, kınayan ve karşı çıkan hiçbir kimseden de korkma. Bu kitap, sana “kendisi ile” kulları “uyarman” onlara öğüt vermen, hatırlatmada bulunman, inad edenlere karşı da gerekli şekilde delili ortaya koyman için “ve mü’minlere de öğüt olması için” indirilmiştir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Sen öğüt ver; çünkü öğüt muhakkak mü’minlere fayda verir.”(ez-Zariyat, 51/55) Onlar bu Kitap sayesinde hem dosdoğru yolu ve bu yolun gerektirdiği açık ve gizli amelleri hem de kulun bu yolu izlemesini engelleyen hususları öğrenir ve bunlardan öğüt alırlar.

3. Daha sonra Yüce Allah, bütün kullara hitap edip dikkatlerini bu Kitaba çevirmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Rabbinizden size indirilene” yani indirilme amacı sizin faydanız olan bu Kitaba “uyun.” Zira bu Kitap, size terbiyenizi tamamlamak isteyen Rabbiniz tarafından indirilmiştir. Eğer O’nun size indirdiği bu Kitaba uyacak olursanız, sizin terbiyeniz kemâle erer, üzerinizdeki nimet tamamlanır, amel ve ahlakın en güzellerine hatta en üstün olanlarına erişirsiniz. “O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın.” Yani başkalarını dost edinerek onların hevalarına uymayın ve onlar sebebi ile hakkı terk etmeyin. “Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?!” Eğer gerçekten öğüt tutup maslahatınıza olanı bilseydiniz hiçbir zaman zararlı olanı faydalı olana, düşmanı gerçek dosta tercih etmezdiniz.

4-5. Yüce Allah, peygamberlerin getirdiklerini yalanlayan geçmiş ümmetlerin cezalandırılmalarını hatırlatarak kulları sakındırmakta ve bu şekilde cezalandırılan geçmiş ümmetlere benzememelerini isteyerek şöyle buyurmaktadır:“Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken” yani gafil oldukları bir sırada, hiç farkına varmadıkları ve helak …

3

ٱتَّبِعُوا۟ مَآ أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا۟ مِن دُونِهِۦٓ أَوْلِيَآءَ ۗ قَلِيلًۭا مَّا تَذَكَّرُونَ

Rabbinizden size indirilen Kitap'a uyun, O'ndan başka dostlar edinerek onlara uymayın. Pek az öğüt dinliyorsunuz.

1- Elif, Lâm, Mîm, Sâd. 2- (Bu Kur'ân) kendisi ile (insanları) uyarman ve mü’minlere de öğüt olması için sana indirilen bir Kitaptır. O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 3- Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?! 4- Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken geldi. 5- Azabımız onlara geldiğinde feryatları:“Biz gerçekten zalimlermişiz” demelerinden başka bir şey olmadı. 6- Andolsun ki kendilerine peygamber gönderilenleri de gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz. 7- Ve biz onlara (yaptıklarını) bir bilgiye dayanarak anlatacağız. Biz (onlardan) uzak ve habersiz değildik.

(Mekke’de inmiştir, 206 âyettir)

1-2. Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an-ı Kerim’in büyüklüğünü beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“(Bu Kur'ân)… sana indirilen bir Kitaptır” Yani bu, kulların ihtiyaç duydukları her şeyi, bütün ilâhi istekleri ve şer’î maksatları, muhkem ve geniş açıklamaları ile birlikte içeren yüce bir kitaptır. “O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı” darlık, şüphe ve tereddüt “olmasın.” Aksine sen o Kitabın, hikmeti sonsuz ve her türlü hamde layık olan Allah tarafından indirildiğini, sözün en doğrusu olduğunu, önünden de arkasından da batılın ona erişmeyeceğini bilmelisin. Öyleyse bu Kitaba karşı için rahat olsun ve ruhun onunla huzur bulsun. O’nun emir ve yasaklarını açık açık ilan et, kınayan ve karşı çıkan hiçbir kimseden de korkma. Bu kitap, sana “kendisi ile” kulları “uyarman” onlara öğüt vermen, hatırlatmada bulunman, inad edenlere karşı da gerekli şekilde delili ortaya koyman için “ve mü’minlere de öğüt olması için” indirilmiştir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Sen öğüt ver; çünkü öğüt muhakkak mü’minlere fayda verir.”(ez-Zariyat, 51/55) Onlar bu Kitap sayesinde hem dosdoğru yolu ve bu yolun gerektirdiği açık ve gizli amelleri hem de kulun bu yolu izlemesini engelleyen hususları öğrenir ve bunlardan öğüt alırlar.

3. Daha sonra Yüce Allah, bütün kullara hitap edip dikkatlerini bu Kitaba çevirmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Rabbinizden size indirilene” yani indirilme amacı sizin faydanız olan bu Kitaba “uyun.” Zira bu Kitap, size terbiyenizi tamamlamak isteyen Rabbiniz tarafından indirilmiştir. Eğer O’nun size indirdiği bu Kitaba uyacak olursanız, sizin terbiyeniz kemâle erer, üzerinizdeki nimet tamamlanır, amel ve ahlakın en güzellerine hatta en üstün olanlarına erişirsiniz. “O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın.” Yani başkalarını dost edinerek onların hevalarına uymayın ve onlar sebebi ile hakkı terk etmeyin. “Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?!” Eğer gerçekten öğüt tutup maslahatınıza olanı bilseydiniz hiçbir zaman zararlı olanı faydalı olana, düşmanı gerçek dosta tercih etmezdiniz.

4-5. Yüce Allah, peygamberlerin getirdiklerini yalanlayan geçmiş ümmetlerin cezalandırılmalarını hatırlatarak kulları sakındırmakta ve bu şekilde cezalandırılan geçmiş ümmetlere benzememelerini isteyerek şöyle buyurmaktadır:“Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken” yani gafil oldukları bir sırada, hiç farkına varmadıkları ve helak …

4

وَكَم مِّن قَرْيَةٍ أَهْلَكْنَٰهَا فَجَآءَهَا بَأْسُنَا بَيَٰتًا أَوْ هُمْ قَآئِلُونَ

Biz nice kentleri yok etmişizdir; geceleyin veya gündüz uykularında iken baskınımıza uğramışlardır.

1- Elif, Lâm, Mîm, Sâd. 2- (Bu Kur'ân) kendisi ile (insanları) uyarman ve mü’minlere de öğüt olması için sana indirilen bir Kitaptır. O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 3- Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?! 4- Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken geldi. 5- Azabımız onlara geldiğinde feryatları:“Biz gerçekten zalimlermişiz” demelerinden başka bir şey olmadı. 6- Andolsun ki kendilerine peygamber gönderilenleri de gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz. 7- Ve biz onlara (yaptıklarını) bir bilgiye dayanarak anlatacağız. Biz (onlardan) uzak ve habersiz değildik.

(Mekke’de inmiştir, 206 âyettir)

1-2. Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an-ı Kerim’in büyüklüğünü beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“(Bu Kur'ân)… sana indirilen bir Kitaptır” Yani bu, kulların ihtiyaç duydukları her şeyi, bütün ilâhi istekleri ve şer’î maksatları, muhkem ve geniş açıklamaları ile birlikte içeren yüce bir kitaptır. “O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı” darlık, şüphe ve tereddüt “olmasın.” Aksine sen o Kitabın, hikmeti sonsuz ve her türlü hamde layık olan Allah tarafından indirildiğini, sözün en doğrusu olduğunu, önünden de arkasından da batılın ona erişmeyeceğini bilmelisin. Öyleyse bu Kitaba karşı için rahat olsun ve ruhun onunla huzur bulsun. O’nun emir ve yasaklarını açık açık ilan et, kınayan ve karşı çıkan hiçbir kimseden de korkma. Bu kitap, sana “kendisi ile” kulları “uyarman” onlara öğüt vermen, hatırlatmada bulunman, inad edenlere karşı da gerekli şekilde delili ortaya koyman için “ve mü’minlere de öğüt olması için” indirilmiştir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Sen öğüt ver; çünkü öğüt muhakkak mü’minlere fayda verir.”(ez-Zariyat, 51/55) Onlar bu Kitap sayesinde hem dosdoğru yolu ve bu yolun gerektirdiği açık ve gizli amelleri hem de kulun bu yolu izlemesini engelleyen hususları öğrenir ve bunlardan öğüt alırlar.

3. Daha sonra Yüce Allah, bütün kullara hitap edip dikkatlerini bu Kitaba çevirmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Rabbinizden size indirilene” yani indirilme amacı sizin faydanız olan bu Kitaba “uyun.” Zira bu Kitap, size terbiyenizi tamamlamak isteyen Rabbiniz tarafından indirilmiştir. Eğer O’nun size indirdiği bu Kitaba uyacak olursanız, sizin terbiyeniz kemâle erer, üzerinizdeki nimet tamamlanır, amel ve ahlakın en güzellerine hatta en üstün olanlarına erişirsiniz. “O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın.” Yani başkalarını dost edinerek onların hevalarına uymayın ve onlar sebebi ile hakkı terk etmeyin. “Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?!” Eğer gerçekten öğüt tutup maslahatınıza olanı bilseydiniz hiçbir zaman zararlı olanı faydalı olana, düşmanı gerçek dosta tercih etmezdiniz.

4-5. Yüce Allah, peygamberlerin getirdiklerini yalanlayan geçmiş ümmetlerin cezalandırılmalarını hatırlatarak kulları sakındırmakta ve bu şekilde cezalandırılan geçmiş ümmetlere benzememelerini isteyerek şöyle buyurmaktadır:“Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken” yani gafil oldukları bir sırada, hiç farkına varmadıkları ve helak …

5

فَمَا كَانَ دَعْوَىٰهُمْ إِذْ جَآءَهُم بَأْسُنَآ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

Baskınımıza uğradıklarında, sözleri, "Gerçekten biz haksızdık" demekten ibaret kalmıştır.

1- Elif, Lâm, Mîm, Sâd. 2- (Bu Kur'ân) kendisi ile (insanları) uyarman ve mü’minlere de öğüt olması için sana indirilen bir Kitaptır. O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 3- Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?! 4- Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken geldi. 5- Azabımız onlara geldiğinde feryatları:“Biz gerçekten zalimlermişiz” demelerinden başka bir şey olmadı. 6- Andolsun ki kendilerine peygamber gönderilenleri de gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz. 7- Ve biz onlara (yaptıklarını) bir bilgiye dayanarak anlatacağız. Biz (onlardan) uzak ve habersiz değildik.

(Mekke’de inmiştir, 206 âyettir)

1-2. Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an-ı Kerim’in büyüklüğünü beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“(Bu Kur'ân)… sana indirilen bir Kitaptır” Yani bu, kulların ihtiyaç duydukları her şeyi, bütün ilâhi istekleri ve şer’î maksatları, muhkem ve geniş açıklamaları ile birlikte içeren yüce bir kitaptır. “O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı” darlık, şüphe ve tereddüt “olmasın.” Aksine sen o Kitabın, hikmeti sonsuz ve her türlü hamde layık olan Allah tarafından indirildiğini, sözün en doğrusu olduğunu, önünden de arkasından da batılın ona erişmeyeceğini bilmelisin. Öyleyse bu Kitaba karşı için rahat olsun ve ruhun onunla huzur bulsun. O’nun emir ve yasaklarını açık açık ilan et, kınayan ve karşı çıkan hiçbir kimseden de korkma. Bu kitap, sana “kendisi ile” kulları “uyarman” onlara öğüt vermen, hatırlatmada bulunman, inad edenlere karşı da gerekli şekilde delili ortaya koyman için “ve mü’minlere de öğüt olması için” indirilmiştir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Sen öğüt ver; çünkü öğüt muhakkak mü’minlere fayda verir.”(ez-Zariyat, 51/55) Onlar bu Kitap sayesinde hem dosdoğru yolu ve bu yolun gerektirdiği açık ve gizli amelleri hem de kulun bu yolu izlemesini engelleyen hususları öğrenir ve bunlardan öğüt alırlar.

3. Daha sonra Yüce Allah, bütün kullara hitap edip dikkatlerini bu Kitaba çevirmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Rabbinizden size indirilene” yani indirilme amacı sizin faydanız olan bu Kitaba “uyun.” Zira bu Kitap, size terbiyenizi tamamlamak isteyen Rabbiniz tarafından indirilmiştir. Eğer O’nun size indirdiği bu Kitaba uyacak olursanız, sizin terbiyeniz kemâle erer, üzerinizdeki nimet tamamlanır, amel ve ahlakın en güzellerine hatta en üstün olanlarına erişirsiniz. “O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın.” Yani başkalarını dost edinerek onların hevalarına uymayın ve onlar sebebi ile hakkı terk etmeyin. “Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?!” Eğer gerçekten öğüt tutup maslahatınıza olanı bilseydiniz hiçbir zaman zararlı olanı faydalı olana, düşmanı gerçek dosta tercih etmezdiniz.

4-5. Yüce Allah, peygamberlerin getirdiklerini yalanlayan geçmiş ümmetlerin cezalandırılmalarını hatırlatarak kulları sakındırmakta ve bu şekilde cezalandırılan geçmiş ümmetlere benzememelerini isteyerek şöyle buyurmaktadır:“Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken” yani gafil oldukları bir sırada, hiç farkına varmadıkları ve helak …

6

فَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْـَٔلَنَّ ٱلْمُرْسَلِينَ

And olsun ki, kendilerine peygamber gönderilenlere soracağız, peygamberlere de soracağız.

1- Elif, Lâm, Mîm, Sâd. 2- (Bu Kur'ân) kendisi ile (insanları) uyarman ve mü’minlere de öğüt olması için sana indirilen bir Kitaptır. O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 3- Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?! 4- Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken geldi. 5- Azabımız onlara geldiğinde feryatları:“Biz gerçekten zalimlermişiz” demelerinden başka bir şey olmadı. 6- Andolsun ki kendilerine peygamber gönderilenleri de gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz. 7- Ve biz onlara (yaptıklarını) bir bilgiye dayanarak anlatacağız. Biz (onlardan) uzak ve habersiz değildik.

(Mekke’de inmiştir, 206 âyettir)

1-2. Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an-ı Kerim’in büyüklüğünü beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“(Bu Kur'ân)… sana indirilen bir Kitaptır” Yani bu, kulların ihtiyaç duydukları her şeyi, bütün ilâhi istekleri ve şer’î maksatları, muhkem ve geniş açıklamaları ile birlikte içeren yüce bir kitaptır. “O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı” darlık, şüphe ve tereddüt “olmasın.” Aksine sen o Kitabın, hikmeti sonsuz ve her türlü hamde layık olan Allah tarafından indirildiğini, sözün en doğrusu olduğunu, önünden de arkasından da batılın ona erişmeyeceğini bilmelisin. Öyleyse bu Kitaba karşı için rahat olsun ve ruhun onunla huzur bulsun. O’nun emir ve yasaklarını açık açık ilan et, kınayan ve karşı çıkan hiçbir kimseden de korkma. Bu kitap, sana “kendisi ile” kulları “uyarman” onlara öğüt vermen, hatırlatmada bulunman, inad edenlere karşı da gerekli şekilde delili ortaya koyman için “ve mü’minlere de öğüt olması için” indirilmiştir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Sen öğüt ver; çünkü öğüt muhakkak mü’minlere fayda verir.”(ez-Zariyat, 51/55) Onlar bu Kitap sayesinde hem dosdoğru yolu ve bu yolun gerektirdiği açık ve gizli amelleri hem de kulun bu yolu izlemesini engelleyen hususları öğrenir ve bunlardan öğüt alırlar.

3. Daha sonra Yüce Allah, bütün kullara hitap edip dikkatlerini bu Kitaba çevirmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Rabbinizden size indirilene” yani indirilme amacı sizin faydanız olan bu Kitaba “uyun.” Zira bu Kitap, size terbiyenizi tamamlamak isteyen Rabbiniz tarafından indirilmiştir. Eğer O’nun size indirdiği bu Kitaba uyacak olursanız, sizin terbiyeniz kemâle erer, üzerinizdeki nimet tamamlanır, amel ve ahlakın en güzellerine hatta en üstün olanlarına erişirsiniz. “O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın.” Yani başkalarını dost edinerek onların hevalarına uymayın ve onlar sebebi ile hakkı terk etmeyin. “Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?!” Eğer gerçekten öğüt tutup maslahatınıza olanı bilseydiniz hiçbir zaman zararlı olanı faydalı olana, düşmanı gerçek dosta tercih etmezdiniz.

4-5. Yüce Allah, peygamberlerin getirdiklerini yalanlayan geçmiş ümmetlerin cezalandırılmalarını hatırlatarak kulları sakındırmakta ve bu şekilde cezalandırılan geçmiş ümmetlere benzememelerini isteyerek şöyle buyurmaktadır:“Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken” yani gafil oldukları bir sırada, hiç farkına varmadıkları ve helak …

7

فَلَنَقُصَّنَّ عَلَيْهِم بِعِلْمٍۢ ۖ وَمَا كُنَّا غَآئِبِينَ

And olsun ki, yaptıklarını kendilerine bir bir anlatacağız, zira onlardan uzak değildik.

1- Elif, Lâm, Mîm, Sâd. 2- (Bu Kur'ân) kendisi ile (insanları) uyarman ve mü’minlere de öğüt olması için sana indirilen bir Kitaptır. O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı olmasın. 3- Rabbinizden size indirilene uyun ve O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın. Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?! 4- Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken geldi. 5- Azabımız onlara geldiğinde feryatları:“Biz gerçekten zalimlermişiz” demelerinden başka bir şey olmadı. 6- Andolsun ki kendilerine peygamber gönderilenleri de gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz. 7- Ve biz onlara (yaptıklarını) bir bilgiye dayanarak anlatacağız. Biz (onlardan) uzak ve habersiz değildik.

(Mekke’de inmiştir, 206 âyettir)

1-2. Yüce Allah, Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e Kur’an-ı Kerim’in büyüklüğünü beyan ederek şöyle buyurmaktadır:“(Bu Kur'ân)… sana indirilen bir Kitaptır” Yani bu, kulların ihtiyaç duydukları her şeyi, bütün ilâhi istekleri ve şer’î maksatları, muhkem ve geniş açıklamaları ile birlikte içeren yüce bir kitaptır. “O halde ondan dolayı göğsünde bir sıkıntı” darlık, şüphe ve tereddüt “olmasın.” Aksine sen o Kitabın, hikmeti sonsuz ve her türlü hamde layık olan Allah tarafından indirildiğini, sözün en doğrusu olduğunu, önünden de arkasından da batılın ona erişmeyeceğini bilmelisin. Öyleyse bu Kitaba karşı için rahat olsun ve ruhun onunla huzur bulsun. O’nun emir ve yasaklarını açık açık ilan et, kınayan ve karşı çıkan hiçbir kimseden de korkma. Bu kitap, sana “kendisi ile” kulları “uyarman” onlara öğüt vermen, hatırlatmada bulunman, inad edenlere karşı da gerekli şekilde delili ortaya koyman için “ve mü’minlere de öğüt olması için” indirilmiştir. Nitekim Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Sen öğüt ver; çünkü öğüt muhakkak mü’minlere fayda verir.”(ez-Zariyat, 51/55) Onlar bu Kitap sayesinde hem dosdoğru yolu ve bu yolun gerektirdiği açık ve gizli amelleri hem de kulun bu yolu izlemesini engelleyen hususları öğrenir ve bunlardan öğüt alırlar.

3. Daha sonra Yüce Allah, bütün kullara hitap edip dikkatlerini bu Kitaba çevirmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Rabbinizden size indirilene” yani indirilme amacı sizin faydanız olan bu Kitaba “uyun.” Zira bu Kitap, size terbiyenizi tamamlamak isteyen Rabbiniz tarafından indirilmiştir. Eğer O’nun size indirdiği bu Kitaba uyacak olursanız, sizin terbiyeniz kemâle erer, üzerinizdeki nimet tamamlanır, amel ve ahlakın en güzellerine hatta en üstün olanlarına erişirsiniz. “O’ndan başka dostlar (edinip de onlara) uymayın.” Yani başkalarını dost edinerek onların hevalarına uymayın ve onlar sebebi ile hakkı terk etmeyin. “Ne kadar az öğüt tutuyorsunuz?!” Eğer gerçekten öğüt tutup maslahatınıza olanı bilseydiniz hiçbir zaman zararlı olanı faydalı olana, düşmanı gerçek dosta tercih etmezdiniz.

4-5. Yüce Allah, peygamberlerin getirdiklerini yalanlayan geçmiş ümmetlerin cezalandırılmalarını hatırlatarak kulları sakındırmakta ve bu şekilde cezalandırılan geçmiş ümmetlere benzememelerini isteyerek şöyle buyurmaktadır:“Nice şehirleri helâk ettik. Azabımız onlara geceleyin veya gündüzün uyurlarken” yani gafil oldukları bir sırada, hiç farkına varmadıkları ve helak …

8

وَٱلْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ ٱلْحَقُّ ۚ فَمَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

Gerçek tartı kıyamet günündedir. Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtulanlardır.

8- O gün tartı haktır. Artık kimlerin tartıları ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 9- Kimin de tartıları hafif gelirse işte onlar âyetlerimize zulmettikleri için kendilerini zarara uğratmış olanlardır.

8. “O gün tartı haktır.” Yani Kıyamet gününde tartı adaletle, hiçbir şekilde haksızlık ve zulüm söz konusu olmayacak şekilde yapılacaktır. “Artık kimlerin tartıları” iyiliklerinin bulunduğu kefe, kötülüklerinin bulunduğu tarafa “ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Yani hoşlanmayacakları şeylerden kurtulup sevdiklerini elde ederek pek büyük bir kâr ve sürekli bir mutluluğu kazanmış olacaklardır.

9. “Kimin de tartıları hafif gelirse” yani kötülüklerinin ağır basması dolayısıyla hüküm kötülüklerine göre verilecek olursa “işte onlar âyetlerimize zulmettikleri” ve gerektiği gibi onlara riâyet etmedikleri “için, kendilerini zarara uğratmış olanlardır.” Çünkü ebedi nimeti elden kaçırmış ve can yakıcı azaba mahkum olmuşlardır.

9

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُم بِمَا كَانُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا يَظْلِمُونَ

Tartıları hafif gelenler, ayetlerimize yaptıkları haksızlıklardan ötürü kendilerini mahvetmiş olanlardır.

8- O gün tartı haktır. Artık kimlerin tartıları ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir. 9- Kimin de tartıları hafif gelirse işte onlar âyetlerimize zulmettikleri için kendilerini zarara uğratmış olanlardır.

8. “O gün tartı haktır.” Yani Kıyamet gününde tartı adaletle, hiçbir şekilde haksızlık ve zulüm söz konusu olmayacak şekilde yapılacaktır. “Artık kimlerin tartıları” iyiliklerinin bulunduğu kefe, kötülüklerinin bulunduğu tarafa “ağır basarsa işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” Yani hoşlanmayacakları şeylerden kurtulup sevdiklerini elde ederek pek büyük bir kâr ve sürekli bir mutluluğu kazanmış olacaklardır.

9. “Kimin de tartıları hafif gelirse” yani kötülüklerinin ağır basması dolayısıyla hüküm kötülüklerine göre verilecek olursa “işte onlar âyetlerimize zulmettikleri” ve gerektiği gibi onlara riâyet etmedikleri “için, kendilerini zarara uğratmış olanlardır.” Çünkü ebedi nimeti elden kaçırmış ve can yakıcı azaba mahkum olmuşlardır.

10

وَلَقَدْ مَكَّنَّٰكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ ۗ قَلِيلًۭا مَّا تَشْكُرُونَ

Sizi yeryüzünde yerleştirdik ve orada size geçimlikler yarattık. Öyleyken pek az şükrediyorsunuz.

10- Andolsun ki sizi yeryüzünde yerleştirdik ve size orada birçok geçim vasıtaları yarattık. Ne kadar az şükrediyorsunuz?!

10. Yüce Allah, kullarına ihsan etmiş olduğu mesken ve geçim nimetlerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Andolsun ki sizi yeryüzünde yerleştirdik” yani sizlere orada bina yapmak, ekip biçmek ve daha başka şekillerde ondan yararlanma imkânlarını temin ettik “ve size orada” gerek bitki ve ağaçlardan elde edilen ürünlerden, gerek yeryüzündeki madenlerden, gerekse de çeşitli sanayi ve ticaretlerden “birçok geçim vasıtaları yarattık.” Bütün bunları yaratan ve sebeplerini emrinize sunan O’dur. Ama siz, bunca çeşitli nimetleri size ihsan eden ve türlü musibetleri sizden uzaklaştıran Allah’a “ne kadar az şükrediyorsunuz?!”

Al-A'raaf 7:10Listen in Qur'an →

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.