قَالَ قَدْ وَقَعَ عَلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ رِجْسٌۭ وَغَضَبٌ ۖ أَتُجَٰدِلُونَنِى فِىٓ أَسْمَآءٍۢ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّا نَزَّلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍۢ ۚ فَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ
"Hiç şüphesiz artık Rabbinizin azab ve öfkesini hakettiniz. Allah'ın hiçbir delil indirmediği, isimlerini de siz ve babalarınızın koyduğu putlar hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Bekleyin, doğrusu ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim" dedi.
Hûd onlara cevap olarak şöyle dedi: “Kesinlikle Yüce Allah’ın azap ve gazabını üzerinize gerekli kıldınız. Böylece bu azap kaçınılmaz olarak üzerinizde gerçekleşecektir. Sizin ve babalarınızın ilah olarak isimlendirdiği hiçbir hakikati olmayan putlar hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? İlah olduklarına dair iddia ettiğiniz husus hakkında Allah hiçbir delil indirmemiştir. Aceleyle istediğiniz azabı bekleyin bakalım. Ben de sizinle beraber bekliyorum. O, mutlaka gerçekleşecektir.”