Muslim99Muslim99
← Tafsir library

7. Al-A'raaf

The Heights · Meccan · 206 ayahs

سُورَةُ الأَعۡرَافِ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 81–90 of 206

81

إِنَّكُمْ لَتَأْتُونَ ٱلرِّجَالَ شَهْوَةًۭ مِّن دُونِ ٱلنِّسَآءِ ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌۭ مُّسْرِفُونَ

Lut'u da gönderdik, milletine "Dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklaşıyorsunuz, doğrusu çok aşırı giden bir milletsiniz" dedi.

80- Lût’u da (kendi kavmine göndermiştik). Hani o kavmine:“Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasızlığı mı yapıyorsunuz?” demişti. 81- “Zira siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz çok ileri giden bir kavimsiniz.” 82- Kavminin cevabı yalnızca:“Çıkarın onları ülkenizden, çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen insanlarmış!” demek oldu. 83- Bunun üzerine Biz de hem onu hem de ailesini kurtardık. Ancak karısı hariç; o, geride kal(ıp da helâke uğray)anlardan oldu. 84- Onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Günahkârların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

80. Yani sen kulumuz “Lût’u da” an. Biz onu kavmine göndermiştik. O da onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emredip kendilerinden önce âlemlerden hiçbir kimsenin işlemediği hayasızlığı yasaklıyor idi. “Hani o kavmine: Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı” büyüklük ve çirkinliği itibari ile hayasızlığın her türünü geride bırakacak seviyeye ulaşmış bir “hayasızlığı mı yapıyorsunuz? demişti.” Bunun hayasız bir iş olması, başlıbaşına bir çirkinliktir. Bu işi ilk olarak onların yapmaya başlamaları ve kendilerinden sonra gelenlerin önünde böyle bir yol açmış olmaları da ayrı bir çirkinliktir.

81. Daha sonra bu hayasızlığın mahiyetini şöyle açıklamaktadır:“Zira siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz.” Yani Allah Teala’nın sizler için yaratmış olduğu kadınları nasıl bırakırsınız da erkeklere yaklaşırsınız? Halbuki şehvete ve fıtrata uygun şekilde yararlanma yeri kadınlardır. Siz ise onları bırakıyor, alabildiğine çirkin ve kötü bir iş olan erkeklere arka yoldan yaklaşıyorsunuz. Halbuki oraya yaklaşmak ve ilişki kurmak şöyle dursun, sözünü etmek etmek dahi utanç verici olan türlü pislikler ve murdarlıklar oradan çıkmaktadır. “Hayır, siz çok ileri giden bir kavimsiniz.” Allah’ın çizdiği sınırları aşan ve Allah’ın haram kıldığı şeylere cüretkarca atılan kimselersiniz.

82. “Kavminin cevabı yalnızca: Çıkarın onları ülkenizden, çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen” yani bu hayasızlığı işlemekten uzak duran “insanlarmış, demek oldu.” Halbuki “Onların bunlardan intikam almalarının tek sebebi, hükmüne karşı konulamayan ve her övgüye layık olan Allah’a iman etmiş olmaları idi.”(el-Buruc, 85/8)

83. “Bunun üzerine Biz de hem onu hem de ailesini kurtardık. Ancak karısı hariç; o, geride kal(ıp da helâke uğray)anlardan” azaba uğratılanlardan “oldu.” Allah Lut’a aile halkı ile birlikte geceleyin yola çıkmasını emretti. Çünkü azap, kavmine sabah vakti gelecekti. O da geceleyin aile halkı ile yola koyuldu. Ancak (ona iman etmeyen) karısı hariç. Böylece kavmine isabet eden aynı azap ona da isabet etti.

84. “Onların üzerine bir yağmur yağdırdık.” Yani özel olarak pişirilmiş, oldukça sıcak taşlar yağdırdık. Böylece Allah, ülkelerinin altını üstüne getirmişti. “Günahkârların” helak edilme ve sürekli bir rüsvaylığa düçar olma şeklindeki “sonunun nasıl olduğuna bir bak!”

Al-A'raaf 7:81Listen in Qur'an →
82

وَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِۦٓ إِلَّآ أَن قَالُوٓا۟ أَخْرِجُوهُم مِّن قَرْيَتِكُمْ ۖ إِنَّهُمْ أُنَاسٌۭ يَتَطَهَّرُونَ

Milletinin cevabı sadece, "Onları kasabanızdan çıkarın, güya onlar temiz kalmaya uğraşan insanlarmış" demek oldu.

80- Lût’u da (kendi kavmine göndermiştik). Hani o kavmine:“Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasızlığı mı yapıyorsunuz?” demişti. 81- “Zira siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz çok ileri giden bir kavimsiniz.” 82- Kavminin cevabı yalnızca:“Çıkarın onları ülkenizden, çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen insanlarmış!” demek oldu. 83- Bunun üzerine Biz de hem onu hem de ailesini kurtardık. Ancak karısı hariç; o, geride kal(ıp da helâke uğray)anlardan oldu. 84- Onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Günahkârların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

80. Yani sen kulumuz “Lût’u da” an. Biz onu kavmine göndermiştik. O da onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emredip kendilerinden önce âlemlerden hiçbir kimsenin işlemediği hayasızlığı yasaklıyor idi. “Hani o kavmine: Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı” büyüklük ve çirkinliği itibari ile hayasızlığın her türünü geride bırakacak seviyeye ulaşmış bir “hayasızlığı mı yapıyorsunuz? demişti.” Bunun hayasız bir iş olması, başlıbaşına bir çirkinliktir. Bu işi ilk olarak onların yapmaya başlamaları ve kendilerinden sonra gelenlerin önünde böyle bir yol açmış olmaları da ayrı bir çirkinliktir.

81. Daha sonra bu hayasızlığın mahiyetini şöyle açıklamaktadır:“Zira siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz.” Yani Allah Teala’nın sizler için yaratmış olduğu kadınları nasıl bırakırsınız da erkeklere yaklaşırsınız? Halbuki şehvete ve fıtrata uygun şekilde yararlanma yeri kadınlardır. Siz ise onları bırakıyor, alabildiğine çirkin ve kötü bir iş olan erkeklere arka yoldan yaklaşıyorsunuz. Halbuki oraya yaklaşmak ve ilişki kurmak şöyle dursun, sözünü etmek etmek dahi utanç verici olan türlü pislikler ve murdarlıklar oradan çıkmaktadır. “Hayır, siz çok ileri giden bir kavimsiniz.” Allah’ın çizdiği sınırları aşan ve Allah’ın haram kıldığı şeylere cüretkarca atılan kimselersiniz.

82. “Kavminin cevabı yalnızca: Çıkarın onları ülkenizden, çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen” yani bu hayasızlığı işlemekten uzak duran “insanlarmış, demek oldu.” Halbuki “Onların bunlardan intikam almalarının tek sebebi, hükmüne karşı konulamayan ve her övgüye layık olan Allah’a iman etmiş olmaları idi.”(el-Buruc, 85/8)

83. “Bunun üzerine Biz de hem onu hem de ailesini kurtardık. Ancak karısı hariç; o, geride kal(ıp da helâke uğray)anlardan” azaba uğratılanlardan “oldu.” Allah Lut’a aile halkı ile birlikte geceleyin yola çıkmasını emretti. Çünkü azap, kavmine sabah vakti gelecekti. O da geceleyin aile halkı ile yola koyuldu. Ancak (ona iman etmeyen) karısı hariç. Böylece kavmine isabet eden aynı azap ona da isabet etti.

84. “Onların üzerine bir yağmur yağdırdık.” Yani özel olarak pişirilmiş, oldukça sıcak taşlar yağdırdık. Böylece Allah, ülkelerinin altını üstüne getirmişti. “Günahkârların” helak edilme ve sürekli bir rüsvaylığa düçar olma şeklindeki “sonunun nasıl olduğuna bir bak!”

Al-A'raaf 7:82Listen in Qur'an →
83

فَأَنجَيْنَٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ إِلَّا ٱمْرَأَتَهُۥ كَانَتْ مِنَ ٱلْغَٰبِرِينَ

Bunun üzerine Lut'u ve taraftarlarını kurtardık; yalnız karısı, geride kalıp helake uğrayanlardan oldu.

80- Lût’u da (kendi kavmine göndermiştik). Hani o kavmine:“Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasızlığı mı yapıyorsunuz?” demişti. 81- “Zira siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz çok ileri giden bir kavimsiniz.” 82- Kavminin cevabı yalnızca:“Çıkarın onları ülkenizden, çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen insanlarmış!” demek oldu. 83- Bunun üzerine Biz de hem onu hem de ailesini kurtardık. Ancak karısı hariç; o, geride kal(ıp da helâke uğray)anlardan oldu. 84- Onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Günahkârların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

80. Yani sen kulumuz “Lût’u da” an. Biz onu kavmine göndermiştik. O da onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emredip kendilerinden önce âlemlerden hiçbir kimsenin işlemediği hayasızlığı yasaklıyor idi. “Hani o kavmine: Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı” büyüklük ve çirkinliği itibari ile hayasızlığın her türünü geride bırakacak seviyeye ulaşmış bir “hayasızlığı mı yapıyorsunuz? demişti.” Bunun hayasız bir iş olması, başlıbaşına bir çirkinliktir. Bu işi ilk olarak onların yapmaya başlamaları ve kendilerinden sonra gelenlerin önünde böyle bir yol açmış olmaları da ayrı bir çirkinliktir.

81. Daha sonra bu hayasızlığın mahiyetini şöyle açıklamaktadır:“Zira siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz.” Yani Allah Teala’nın sizler için yaratmış olduğu kadınları nasıl bırakırsınız da erkeklere yaklaşırsınız? Halbuki şehvete ve fıtrata uygun şekilde yararlanma yeri kadınlardır. Siz ise onları bırakıyor, alabildiğine çirkin ve kötü bir iş olan erkeklere arka yoldan yaklaşıyorsunuz. Halbuki oraya yaklaşmak ve ilişki kurmak şöyle dursun, sözünü etmek etmek dahi utanç verici olan türlü pislikler ve murdarlıklar oradan çıkmaktadır. “Hayır, siz çok ileri giden bir kavimsiniz.” Allah’ın çizdiği sınırları aşan ve Allah’ın haram kıldığı şeylere cüretkarca atılan kimselersiniz.

82. “Kavminin cevabı yalnızca: Çıkarın onları ülkenizden, çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen” yani bu hayasızlığı işlemekten uzak duran “insanlarmış, demek oldu.” Halbuki “Onların bunlardan intikam almalarının tek sebebi, hükmüne karşı konulamayan ve her övgüye layık olan Allah’a iman etmiş olmaları idi.”(el-Buruc, 85/8)

83. “Bunun üzerine Biz de hem onu hem de ailesini kurtardık. Ancak karısı hariç; o, geride kal(ıp da helâke uğray)anlardan” azaba uğratılanlardan “oldu.” Allah Lut’a aile halkı ile birlikte geceleyin yola çıkmasını emretti. Çünkü azap, kavmine sabah vakti gelecekti. O da geceleyin aile halkı ile yola koyuldu. Ancak (ona iman etmeyen) karısı hariç. Böylece kavmine isabet eden aynı azap ona da isabet etti.

84. “Onların üzerine bir yağmur yağdırdık.” Yani özel olarak pişirilmiş, oldukça sıcak taşlar yağdırdık. Böylece Allah, ülkelerinin altını üstüne getirmişti. “Günahkârların” helak edilme ve sürekli bir rüsvaylığa düçar olma şeklindeki “sonunun nasıl olduğuna bir bak!”

Al-A'raaf 7:83Listen in Qur'an →
84

وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًۭا ۖ فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُجْرِمِينَ

Geriye kalanların üzerine öyle bir yağmur yağdırdık ki! Suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

80- Lût’u da (kendi kavmine göndermiştik). Hani o kavmine:“Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasızlığı mı yapıyorsunuz?” demişti. 81- “Zira siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz çok ileri giden bir kavimsiniz.” 82- Kavminin cevabı yalnızca:“Çıkarın onları ülkenizden, çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen insanlarmış!” demek oldu. 83- Bunun üzerine Biz de hem onu hem de ailesini kurtardık. Ancak karısı hariç; o, geride kal(ıp da helâke uğray)anlardan oldu. 84- Onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Günahkârların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

80. Yani sen kulumuz “Lût’u da” an. Biz onu kavmine göndermiştik. O da onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emredip kendilerinden önce âlemlerden hiçbir kimsenin işlemediği hayasızlığı yasaklıyor idi. “Hani o kavmine: Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı” büyüklük ve çirkinliği itibari ile hayasızlığın her türünü geride bırakacak seviyeye ulaşmış bir “hayasızlığı mı yapıyorsunuz? demişti.” Bunun hayasız bir iş olması, başlıbaşına bir çirkinliktir. Bu işi ilk olarak onların yapmaya başlamaları ve kendilerinden sonra gelenlerin önünde böyle bir yol açmış olmaları da ayrı bir çirkinliktir.

81. Daha sonra bu hayasızlığın mahiyetini şöyle açıklamaktadır:“Zira siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz.” Yani Allah Teala’nın sizler için yaratmış olduğu kadınları nasıl bırakırsınız da erkeklere yaklaşırsınız? Halbuki şehvete ve fıtrata uygun şekilde yararlanma yeri kadınlardır. Siz ise onları bırakıyor, alabildiğine çirkin ve kötü bir iş olan erkeklere arka yoldan yaklaşıyorsunuz. Halbuki oraya yaklaşmak ve ilişki kurmak şöyle dursun, sözünü etmek etmek dahi utanç verici olan türlü pislikler ve murdarlıklar oradan çıkmaktadır. “Hayır, siz çok ileri giden bir kavimsiniz.” Allah’ın çizdiği sınırları aşan ve Allah’ın haram kıldığı şeylere cüretkarca atılan kimselersiniz.

82. “Kavminin cevabı yalnızca: Çıkarın onları ülkenizden, çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen” yani bu hayasızlığı işlemekten uzak duran “insanlarmış, demek oldu.” Halbuki “Onların bunlardan intikam almalarının tek sebebi, hükmüne karşı konulamayan ve her övgüye layık olan Allah’a iman etmiş olmaları idi.”(el-Buruc, 85/8)

83. “Bunun üzerine Biz de hem onu hem de ailesini kurtardık. Ancak karısı hariç; o, geride kal(ıp da helâke uğray)anlardan” azaba uğratılanlardan “oldu.” Allah Lut’a aile halkı ile birlikte geceleyin yola çıkmasını emretti. Çünkü azap, kavmine sabah vakti gelecekti. O da geceleyin aile halkı ile yola koyuldu. Ancak (ona iman etmeyen) karısı hariç. Böylece kavmine isabet eden aynı azap ona da isabet etti.

84. “Onların üzerine bir yağmur yağdırdık.” Yani özel olarak pişirilmiş, oldukça sıcak taşlar yağdırdık. Böylece Allah, ülkelerinin altını üstüne getirmişti. “Günahkârların” helak edilme ve sürekli bir rüsvaylığa düçar olma şeklindeki “sonunun nasıl olduğuna bir bak!”

Al-A'raaf 7:84Listen in Qur'an →
85

وَإِلَىٰ مَدْيَنَ أَخَاهُمْ شُعَيْبًۭا ۗ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ ۖ قَدْ جَآءَتْكُم بَيِّنَةٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ ۖ فَأَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَٱلْمِيزَانَ وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تُفْسِدُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ بَعْدَ إِصْلَٰحِهَا ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌۭ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Medyen halkına da kardeşleri Şuayb'ı gönderdik, onlara şöyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi. Ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların eşyasını eksik vermeyin, düzelttikten sonra yeryüzünde bozgunculuk etmeyin; inanıyorsanız bilin ki, bunlar sizin için hayırlıdır."

85- Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin, O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Rabbinizden size apaçık bir delil gelmiştir. Artık ölçeği ve teraziyi tam tutun. İnsanlara ait hiçbir şeyi eksik vermeyin. Islah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır.” 86- “Öyle her yolun başında oturup da (insanları) tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın. Hatırlayın ki siz, (sayıca) az idiniz de O, sizi çoğalttı. Bir de fesat çıkaranların sonu nice olmuştur bir bakın.” 87- “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene iman eder, bir kısmı da iman etmezse artık Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” 88- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler şöyle dediler:“Ey Şuayb, andolsun seni de seninle beraber iman edenleri de ülkemizden çıkaracağız ya da kaçarı yok siz bizim dinimize döneceksiniz!” O da: “Biz istemesek de mi?!” dedi. 89- “Allah, bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönecek olursak kesinlikle Allah’a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi hariç ona dönmemiz olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz ancak Allah’a güvenip dayandık. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında hak ile hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” 90- Kavminden kâfir olan ileri gelenler:“Eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde siz, andolsun ki büyük bir zarara uğrayacaksınız” dediler. 91- Bunun üzerine o şiddetli sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 92- Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki orada hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb’ı yalanlayanlar, işte zarara uğrayanlar onlar oldular. 93- Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Artık ben, kâfir bir topluma nasıl üzüleyim ki?!”

85. “Medyen’e de” orada yaşayan malum kabileye, soyca “kardeşleri Şuayb’ı gönderdik.” O, onları hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca Allah’a ibadet etmeye davet ediyor, onlara ölçü ve teraziyi tastamam yapmalarını, insanların mallarını eksik vermemelerini, masiyetleri çoğaltmak sureti ile yeryüzünde fesat çıkartmamalarını, bozgunculuk yapmamalarını emrediyordu. Bundan dolayı onlara:“... ıslah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır” demişti. Çünkü Allah’ın emrine uyup O’na yakınlaşmak gayesi ile günahları terk etmek, elbette ki kul için Cebbar olan Allah’ın gazabını ve cehennem azabını gerektiren o günahları işlemekten daha hayırlı ve daha faydalıdır.

86. “Öyle” insanlara karşı “her yolun başında oturup da” çokça kullanılan yolları tutarak oradan geçenleri “tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın” Allah’ın yolunu izleyip de hidâyet bulmak isteyenleri engellemeyin “ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın.” Hevalarınıza uyup da Allah'ın yolunu eğri ve haktan uzak göstermeye çabalamayın. Tam aksine hem size hem de herkese düşen vazife, Yüce Allah’ın, rızasını elde etsinler, lütuf ve ihsan yurduna ulaşsınlar diye …

Al-A'raaf 7:85Listen in Qur'an →
86

وَلَا تَقْعُدُوا۟ بِكُلِّ صِرَٰطٍۢ تُوعِدُونَ وَتَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِهِۦ وَتَبْغُونَهَا عِوَجًۭا ۚ وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ كُنتُمْ قَلِيلًۭا فَكَثَّرَكُمْ ۖ وَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُفْسِدِينَ

"Allah'a inananları yolundan alıkoyup ve o yolun eğriliğini dileyerek tehdit edip her yolda pusu kurup oturmayın. Azken, Allah'ın sizi çoğalttığını hatırlayın; bozguncuların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."

85- Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin, O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Rabbinizden size apaçık bir delil gelmiştir. Artık ölçeği ve teraziyi tam tutun. İnsanlara ait hiçbir şeyi eksik vermeyin. Islah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır.” 86- “Öyle her yolun başında oturup da (insanları) tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın. Hatırlayın ki siz, (sayıca) az idiniz de O, sizi çoğalttı. Bir de fesat çıkaranların sonu nice olmuştur bir bakın.” 87- “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene iman eder, bir kısmı da iman etmezse artık Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” 88- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler şöyle dediler:“Ey Şuayb, andolsun seni de seninle beraber iman edenleri de ülkemizden çıkaracağız ya da kaçarı yok siz bizim dinimize döneceksiniz!” O da: “Biz istemesek de mi?!” dedi. 89- “Allah, bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönecek olursak kesinlikle Allah’a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi hariç ona dönmemiz olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz ancak Allah’a güvenip dayandık. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında hak ile hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” 90- Kavminden kâfir olan ileri gelenler:“Eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde siz, andolsun ki büyük bir zarara uğrayacaksınız” dediler. 91- Bunun üzerine o şiddetli sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 92- Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki orada hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb’ı yalanlayanlar, işte zarara uğrayanlar onlar oldular. 93- Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Artık ben, kâfir bir topluma nasıl üzüleyim ki?!”

85. “Medyen’e de” orada yaşayan malum kabileye, soyca “kardeşleri Şuayb’ı gönderdik.” O, onları hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca Allah’a ibadet etmeye davet ediyor, onlara ölçü ve teraziyi tastamam yapmalarını, insanların mallarını eksik vermemelerini, masiyetleri çoğaltmak sureti ile yeryüzünde fesat çıkartmamalarını, bozgunculuk yapmamalarını emrediyordu. Bundan dolayı onlara:“... ıslah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır” demişti. Çünkü Allah’ın emrine uyup O’na yakınlaşmak gayesi ile günahları terk etmek, elbette ki kul için Cebbar olan Allah’ın gazabını ve cehennem azabını gerektiren o günahları işlemekten daha hayırlı ve daha faydalıdır.

86. “Öyle” insanlara karşı “her yolun başında oturup da” çokça kullanılan yolları tutarak oradan geçenleri “tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın” Allah’ın yolunu izleyip de hidâyet bulmak isteyenleri engellemeyin “ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın.” Hevalarınıza uyup da Allah'ın yolunu eğri ve haktan uzak göstermeye çabalamayın. Tam aksine hem size hem de herkese düşen vazife, Yüce Allah’ın, rızasını elde etsinler, lütuf ve ihsan yurduna ulaşsınlar diye …

Al-A'raaf 7:86Listen in Qur'an →
87

وَإِن كَانَ طَآئِفَةٌۭ مِّنكُمْ ءَامَنُوا۟ بِٱلَّذِىٓ أُرْسِلْتُ بِهِۦ وَطَآئِفَةٌۭ لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ فَٱصْبِرُوا۟ حَتَّىٰ يَحْكُمَ ٱللَّهُ بَيْنَنَا ۚ وَهُوَ خَيْرُ ٱلْحَٰكِمِينَ

"İçinizde mademki benimle gönderilene inanan bir topluluk ve inanmayan bir topluluk var, o halde Allah'ın aramızda hükmünü bildirmesine kadar sabredin. Allah hükmedenlerin en iyisidir."

85- Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin, O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Rabbinizden size apaçık bir delil gelmiştir. Artık ölçeği ve teraziyi tam tutun. İnsanlara ait hiçbir şeyi eksik vermeyin. Islah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır.” 86- “Öyle her yolun başında oturup da (insanları) tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın. Hatırlayın ki siz, (sayıca) az idiniz de O, sizi çoğalttı. Bir de fesat çıkaranların sonu nice olmuştur bir bakın.” 87- “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene iman eder, bir kısmı da iman etmezse artık Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” 88- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler şöyle dediler:“Ey Şuayb, andolsun seni de seninle beraber iman edenleri de ülkemizden çıkaracağız ya da kaçarı yok siz bizim dinimize döneceksiniz!” O da: “Biz istemesek de mi?!” dedi. 89- “Allah, bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönecek olursak kesinlikle Allah’a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi hariç ona dönmemiz olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz ancak Allah’a güvenip dayandık. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında hak ile hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” 90- Kavminden kâfir olan ileri gelenler:“Eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde siz, andolsun ki büyük bir zarara uğrayacaksınız” dediler. 91- Bunun üzerine o şiddetli sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 92- Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki orada hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb’ı yalanlayanlar, işte zarara uğrayanlar onlar oldular. 93- Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Artık ben, kâfir bir topluma nasıl üzüleyim ki?!”

85. “Medyen’e de” orada yaşayan malum kabileye, soyca “kardeşleri Şuayb’ı gönderdik.” O, onları hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca Allah’a ibadet etmeye davet ediyor, onlara ölçü ve teraziyi tastamam yapmalarını, insanların mallarını eksik vermemelerini, masiyetleri çoğaltmak sureti ile yeryüzünde fesat çıkartmamalarını, bozgunculuk yapmamalarını emrediyordu. Bundan dolayı onlara:“... ıslah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır” demişti. Çünkü Allah’ın emrine uyup O’na yakınlaşmak gayesi ile günahları terk etmek, elbette ki kul için Cebbar olan Allah’ın gazabını ve cehennem azabını gerektiren o günahları işlemekten daha hayırlı ve daha faydalıdır.

86. “Öyle” insanlara karşı “her yolun başında oturup da” çokça kullanılan yolları tutarak oradan geçenleri “tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın” Allah’ın yolunu izleyip de hidâyet bulmak isteyenleri engellemeyin “ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın.” Hevalarınıza uyup da Allah'ın yolunu eğri ve haktan uzak göstermeye çabalamayın. Tam aksine hem size hem de herkese düşen vazife, Yüce Allah’ın, rızasını elde etsinler, lütuf ve ihsan yurduna ulaşsınlar diye …

Al-A'raaf 7:87Listen in Qur'an →
88

۞ قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لَنُخْرِجَنَّكَ يَٰشُعَيْبُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَكَ مِن قَرْيَتِنَآ أَوْ لَتَعُودُنَّ فِى مِلَّتِنَا ۚ قَالَ أَوَلَوْ كُنَّا كَٰرِهِينَ

Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, "Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız" dediler. Şuayb, onlara: "İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın" dedi.

85- Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin, O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Rabbinizden size apaçık bir delil gelmiştir. Artık ölçeği ve teraziyi tam tutun. İnsanlara ait hiçbir şeyi eksik vermeyin. Islah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır.” 86- “Öyle her yolun başında oturup da (insanları) tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın. Hatırlayın ki siz, (sayıca) az idiniz de O, sizi çoğalttı. Bir de fesat çıkaranların sonu nice olmuştur bir bakın.” 87- “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene iman eder, bir kısmı da iman etmezse artık Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” 88- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler şöyle dediler:“Ey Şuayb, andolsun seni de seninle beraber iman edenleri de ülkemizden çıkaracağız ya da kaçarı yok siz bizim dinimize döneceksiniz!” O da: “Biz istemesek de mi?!” dedi. 89- “Allah, bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönecek olursak kesinlikle Allah’a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi hariç ona dönmemiz olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz ancak Allah’a güvenip dayandık. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında hak ile hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” 90- Kavminden kâfir olan ileri gelenler:“Eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde siz, andolsun ki büyük bir zarara uğrayacaksınız” dediler. 91- Bunun üzerine o şiddetli sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 92- Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki orada hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb’ı yalanlayanlar, işte zarara uğrayanlar onlar oldular. 93- Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Artık ben, kâfir bir topluma nasıl üzüleyim ki?!”

85. “Medyen’e de” orada yaşayan malum kabileye, soyca “kardeşleri Şuayb’ı gönderdik.” O, onları hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca Allah’a ibadet etmeye davet ediyor, onlara ölçü ve teraziyi tastamam yapmalarını, insanların mallarını eksik vermemelerini, masiyetleri çoğaltmak sureti ile yeryüzünde fesat çıkartmamalarını, bozgunculuk yapmamalarını emrediyordu. Bundan dolayı onlara:“... ıslah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır” demişti. Çünkü Allah’ın emrine uyup O’na yakınlaşmak gayesi ile günahları terk etmek, elbette ki kul için Cebbar olan Allah’ın gazabını ve cehennem azabını gerektiren o günahları işlemekten daha hayırlı ve daha faydalıdır.

86. “Öyle” insanlara karşı “her yolun başında oturup da” çokça kullanılan yolları tutarak oradan geçenleri “tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın” Allah’ın yolunu izleyip de hidâyet bulmak isteyenleri engellemeyin “ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın.” Hevalarınıza uyup da Allah'ın yolunu eğri ve haktan uzak göstermeye çabalamayın. Tam aksine hem size hem de herkese düşen vazife, Yüce Allah’ın, rızasını elde etsinler, lütuf ve ihsan yurduna ulaşsınlar diye …

Al-A'raaf 7:88Listen in Qur'an →
89

قَدِ ٱفْتَرَيْنَا عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا إِنْ عُدْنَا فِى مِلَّتِكُم بَعْدَ إِذْ نَجَّىٰنَا ٱللَّهُ مِنْهَا ۚ وَمَا يَكُونُ لَنَآ أَن نَّعُودَ فِيهَآ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّنَا ۚ وَسِعَ رَبُّنَا كُلَّ شَىْءٍ عِلْمًا ۚ عَلَى ٱللَّهِ تَوَكَّلْنَا ۚ رَبَّنَا ٱفْتَحْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ قَوْمِنَا بِٱلْحَقِّ وَأَنتَ خَيْرُ ٱلْفَٰتِحِينَ

Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, "Ey Şuayb! Ya dinimize dönersiniz ya da, and olsun ki seni ve inananları seninle beraber kentimizden çıkarırız" dediler. Şuayb, onlara: "İstemezsek de mi? Allah bizi dininizden kurtardıktan sonra ona dönecek olursak, doğrusu Allah'a karşı yalan uydurmuş oluruz. Rabbimizin dilemesi bir yana, dininize dönmek bize yakışmaz. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz yalnız Allah'a güvendik. Rabbimiz! Bizimle milletimiz arasında hak ile Sen hüküm ver, Sen hükmedenlerin en hayırlısısın" dedi.

85- Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin, O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Rabbinizden size apaçık bir delil gelmiştir. Artık ölçeği ve teraziyi tam tutun. İnsanlara ait hiçbir şeyi eksik vermeyin. Islah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır.” 86- “Öyle her yolun başında oturup da (insanları) tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın. Hatırlayın ki siz, (sayıca) az idiniz de O, sizi çoğalttı. Bir de fesat çıkaranların sonu nice olmuştur bir bakın.” 87- “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene iman eder, bir kısmı da iman etmezse artık Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” 88- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler şöyle dediler:“Ey Şuayb, andolsun seni de seninle beraber iman edenleri de ülkemizden çıkaracağız ya da kaçarı yok siz bizim dinimize döneceksiniz!” O da: “Biz istemesek de mi?!” dedi. 89- “Allah, bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönecek olursak kesinlikle Allah’a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi hariç ona dönmemiz olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz ancak Allah’a güvenip dayandık. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında hak ile hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” 90- Kavminden kâfir olan ileri gelenler:“Eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde siz, andolsun ki büyük bir zarara uğrayacaksınız” dediler. 91- Bunun üzerine o şiddetli sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 92- Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki orada hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb’ı yalanlayanlar, işte zarara uğrayanlar onlar oldular. 93- Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Artık ben, kâfir bir topluma nasıl üzüleyim ki?!”

85. “Medyen’e de” orada yaşayan malum kabileye, soyca “kardeşleri Şuayb’ı gönderdik.” O, onları hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca Allah’a ibadet etmeye davet ediyor, onlara ölçü ve teraziyi tastamam yapmalarını, insanların mallarını eksik vermemelerini, masiyetleri çoğaltmak sureti ile yeryüzünde fesat çıkartmamalarını, bozgunculuk yapmamalarını emrediyordu. Bundan dolayı onlara:“... ıslah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır” demişti. Çünkü Allah’ın emrine uyup O’na yakınlaşmak gayesi ile günahları terk etmek, elbette ki kul için Cebbar olan Allah’ın gazabını ve cehennem azabını gerektiren o günahları işlemekten daha hayırlı ve daha faydalıdır.

86. “Öyle” insanlara karşı “her yolun başında oturup da” çokça kullanılan yolları tutarak oradan geçenleri “tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın” Allah’ın yolunu izleyip de hidâyet bulmak isteyenleri engellemeyin “ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın.” Hevalarınıza uyup da Allah'ın yolunu eğri ve haktan uzak göstermeye çabalamayın. Tam aksine hem size hem de herkese düşen vazife, Yüce Allah’ın, rızasını elde etsinler, lütuf ve ihsan yurduna ulaşsınlar diye …

Al-A'raaf 7:89Listen in Qur'an →
90

وَقَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لَئِنِ ٱتَّبَعْتُمْ شُعَيْبًا إِنَّكُمْ إِذًۭا لَّخَٰسِرُونَ

Milletinin inkar eden ileri gelenleri, "Şuayb'a uyarsanız, and olsun ki siz kaybedersiniz" dediler.

85- Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin, O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Rabbinizden size apaçık bir delil gelmiştir. Artık ölçeği ve teraziyi tam tutun. İnsanlara ait hiçbir şeyi eksik vermeyin. Islah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır.” 86- “Öyle her yolun başında oturup da (insanları) tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın. Hatırlayın ki siz, (sayıca) az idiniz de O, sizi çoğalttı. Bir de fesat çıkaranların sonu nice olmuştur bir bakın.” 87- “Eğer içinizden bir kısmı benimle gönderilene iman eder, bir kısmı da iman etmezse artık Allah aramızda hükmedinceye kadar sabredin. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.” 88- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler şöyle dediler:“Ey Şuayb, andolsun seni de seninle beraber iman edenleri de ülkemizden çıkaracağız ya da kaçarı yok siz bizim dinimize döneceksiniz!” O da: “Biz istemesek de mi?!” dedi. 89- “Allah, bizi ondan kurtardıktan sonra tekrar sizin dininize dönecek olursak kesinlikle Allah’a iftira etmiş oluruz. Rabbimiz olan Allah'ın dilemesi hariç ona dönmemiz olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi her şeyi kuşatmıştır. Biz ancak Allah’a güvenip dayandık. Ey Rabbimiz, bizimle kavmimiz arasında hak ile hükmet! Sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” 90- Kavminden kâfir olan ileri gelenler:“Eğer Şuayb’a uyarsanız o takdirde siz, andolsun ki büyük bir zarara uğrayacaksınız” dediler. 91- Bunun üzerine o şiddetli sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 92- Şuayb’ı yalanlayanlar, sanki orada hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb’ı yalanlayanlar, işte zarara uğrayanlar onlar oldular. 93- Bunun üzerine onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Artık ben, kâfir bir topluma nasıl üzüleyim ki?!”

85. “Medyen’e de” orada yaşayan malum kabileye, soyca “kardeşleri Şuayb’ı gönderdik.” O, onları hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca Allah’a ibadet etmeye davet ediyor, onlara ölçü ve teraziyi tastamam yapmalarını, insanların mallarını eksik vermemelerini, masiyetleri çoğaltmak sureti ile yeryüzünde fesat çıkartmamalarını, bozgunculuk yapmamalarını emrediyordu. Bundan dolayı onlara:“... ıslah edildikten sonra yeryüzünde fesat çıkarmayın. Eğer inanan kimselerseniz böylesi hakkınızda daha hayırlıdır” demişti. Çünkü Allah’ın emrine uyup O’na yakınlaşmak gayesi ile günahları terk etmek, elbette ki kul için Cebbar olan Allah’ın gazabını ve cehennem azabını gerektiren o günahları işlemekten daha hayırlı ve daha faydalıdır.

86. “Öyle” insanlara karşı “her yolun başında oturup da” çokça kullanılan yolları tutarak oradan geçenleri “tehdit etmeyin, Allah’a iman edenleri Allah’ın yolundan alıkoymayın” Allah’ın yolunu izleyip de hidâyet bulmak isteyenleri engellemeyin “ve O’nun yolunu eğri göstermeye çalışmayın.” Hevalarınıza uyup da Allah'ın yolunu eğri ve haktan uzak göstermeye çabalamayın. Tam aksine hem size hem de herkese düşen vazife, Yüce Allah’ın, rızasını elde etsinler, lütuf ve ihsan yurduna ulaşsınlar diye …

Al-A'raaf 7:90Listen in Qur'an →

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.