Muslim99Muslim99
← Tafsir library

7. Al-A'raaf

The Heights · Meccan · 206 ayahs

سُورَةُ الأَعۡرَافِ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 71–80 of 206

71

قَالَ قَدْ وَقَعَ عَلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ رِجْسٌۭ وَغَضَبٌ ۖ أَتُجَٰدِلُونَنِى فِىٓ أَسْمَآءٍۢ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّا نَزَّلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍۢ ۚ فَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ

"Hiç şüphesiz artık Rabbinizin azab ve öfkesini hakettiniz. Allah'ın hiçbir delil indirmediği, isimlerini de siz ve babalarınızın koyduğu putlar hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Bekleyin, doğrusu ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim" dedi.

65- Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik). O:“Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?” dedi. 66- Kavminden kâfir olan ileri gelenler:“Biz gerçekten senin aklında bir hafiflik görüyoruz ve senin kesinlikle yalancılardan olduğunu düşünüyoruz” dediler. 67- “Ey kavmim, aklımda hiçbir hafiflik yok. Aksine ben, âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim” dedi. 68- “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir nasihatçiyim.” 69- “Sizi uyarması için içinizden bir adam vasıtasıyla Rabbiniz tarafından size bir öğüt geldi diye şaştınız mı yoksa? Hatırlayın ki O, sizi Nûh kavminden sonra halifeler kıldı ve yaratılış itibari ile de size üstünlük verdi. O halde Allah’ın nimetlerini düşünün ki felaha eresiniz.” 70- Dediler ki:“Sen bize yalnızca Allah’a ibadet edelim ve babalarımızın ibadet ettiklerini terk edelim diye mi geldin? O halde eğer doğru söyleyenlerden isen bizi kendisi ile tehdit ettiğin (azabı) başımıza getir.” 71- Dedi ki:“Gerçekten Rabbinizden size bir azap ve gazap hak olmuştur. Allah’ın haklarında hiçbir delil indirmediği, kendinizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimler hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? O halde bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” 72- Bunun üzerine biz onu da onunla beraber olanları da tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayıp iman etmeyenlerin ise köklerini kestik.

65. Yani Yemen topraklarında yaşayan ve “ilk Âd” olarak bilinen kavme nesep itibariyle “kardeşleri Hûd’u” kendilerini tevhide çağırmak, şirkten ve yeryüzünde azgınlık etmekten sakındırmak üzere “gönderdik. O” da onlara: “Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Hâlâ” bu haliniz üzere devam edecek olursanız başınıza gelecek olan Allah’ın gazab ve azabından “sakınmayacak mısınız? dedi.” Ancak onlar, ona olumlu karşılık vermediler ve ona itaat etmediler.

66. “Kavminden kâfir olan ileri gelenler” onun çağrısını reddederek ve görüşünü tenkid ederek: “Biz senin aklında bir hafiflik görüyoruz ve senin kesinlikle yalancılardan olduğunu düşünüyoruz” dediler.” Yani bizim gördüğümüz kadarıyla sen, aklı olgun olmayan, kıtakıllı birisin. Ayrıca biz senin büyük bir ihtimalle yalancılardan olduğunu düşünmekteyiz. Bu şekilde gerçeği tersyüz görüyorlardı ve tamamen körleşmişlerdi. Çünkü kendi peygamberlerini, asıl kendilerinin taşıdıkları sıfatlarla yermeye kalkışmışlardı. Oysa peygamberleri, insanlar içinde bu sıfatlardan en uzak olanıydı. Asıl kıtakıllı ve gerçek yalancı onlardı. Zira en açık gerçeği ret ve inkâr ile karşılayan, doğru yolu gösterip samimi olarak öğüt veren kimselere karşı büyüklük taslayan, kalbi ve kalıbı ile her türlü azgın şeytana itaat eden, kendisine hiçbir fayda sağlamayan ağaçlara ve taşlara ibadet edenlerin akılsızlığından daha büyük bir akılsızlık olabilir mi? Bütün bu sapıklıkları yapmakla birlikte bir de bunları Allah’a nispet edenlerin yalanlarından daha ileri yalan mı olur?

67. “Ey kavmim, aklımda hiçbir” yönden “hafiflik yok.” Aksine o, doğru yola ileten ve doğru yol üzere bulunan bir peygamberdi. “Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından …

Al-A'raaf 7:71Listen in Qur'an →
72

فَأَنجَيْنَٰهُ وَٱلَّذِينَ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍۢ مِّنَّا وَقَطَعْنَا دَابِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا ۖ وَمَا كَانُوا۟ مُؤْمِنِينَ

Biz, rahmetimizle, Hud'u ve beraberinde bulunanları kurtardık, ayetlerimizi yalan sayarak inanmayanların kökünü kestik.

65- Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik). O:“Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?” dedi. 66- Kavminden kâfir olan ileri gelenler:“Biz gerçekten senin aklında bir hafiflik görüyoruz ve senin kesinlikle yalancılardan olduğunu düşünüyoruz” dediler. 67- “Ey kavmim, aklımda hiçbir hafiflik yok. Aksine ben, âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim” dedi. 68- “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir nasihatçiyim.” 69- “Sizi uyarması için içinizden bir adam vasıtasıyla Rabbiniz tarafından size bir öğüt geldi diye şaştınız mı yoksa? Hatırlayın ki O, sizi Nûh kavminden sonra halifeler kıldı ve yaratılış itibari ile de size üstünlük verdi. O halde Allah’ın nimetlerini düşünün ki felaha eresiniz.” 70- Dediler ki:“Sen bize yalnızca Allah’a ibadet edelim ve babalarımızın ibadet ettiklerini terk edelim diye mi geldin? O halde eğer doğru söyleyenlerden isen bizi kendisi ile tehdit ettiğin (azabı) başımıza getir.” 71- Dedi ki:“Gerçekten Rabbinizden size bir azap ve gazap hak olmuştur. Allah’ın haklarında hiçbir delil indirmediği, kendinizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimler hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? O halde bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” 72- Bunun üzerine biz onu da onunla beraber olanları da tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayıp iman etmeyenlerin ise köklerini kestik.

65. Yani Yemen topraklarında yaşayan ve “ilk Âd” olarak bilinen kavme nesep itibariyle “kardeşleri Hûd’u” kendilerini tevhide çağırmak, şirkten ve yeryüzünde azgınlık etmekten sakındırmak üzere “gönderdik. O” da onlara: “Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Hâlâ” bu haliniz üzere devam edecek olursanız başınıza gelecek olan Allah’ın gazab ve azabından “sakınmayacak mısınız? dedi.” Ancak onlar, ona olumlu karşılık vermediler ve ona itaat etmediler.

66. “Kavminden kâfir olan ileri gelenler” onun çağrısını reddederek ve görüşünü tenkid ederek: “Biz senin aklında bir hafiflik görüyoruz ve senin kesinlikle yalancılardan olduğunu düşünüyoruz” dediler.” Yani bizim gördüğümüz kadarıyla sen, aklı olgun olmayan, kıtakıllı birisin. Ayrıca biz senin büyük bir ihtimalle yalancılardan olduğunu düşünmekteyiz. Bu şekilde gerçeği tersyüz görüyorlardı ve tamamen körleşmişlerdi. Çünkü kendi peygamberlerini, asıl kendilerinin taşıdıkları sıfatlarla yermeye kalkışmışlardı. Oysa peygamberleri, insanlar içinde bu sıfatlardan en uzak olanıydı. Asıl kıtakıllı ve gerçek yalancı onlardı. Zira en açık gerçeği ret ve inkâr ile karşılayan, doğru yolu gösterip samimi olarak öğüt veren kimselere karşı büyüklük taslayan, kalbi ve kalıbı ile her türlü azgın şeytana itaat eden, kendisine hiçbir fayda sağlamayan ağaçlara ve taşlara ibadet edenlerin akılsızlığından daha büyük bir akılsızlık olabilir mi? Bütün bu sapıklıkları yapmakla birlikte bir de bunları Allah’a nispet edenlerin yalanlarından daha ileri yalan mı olur?

67. “Ey kavmim, aklımda hiçbir” yönden “hafiflik yok.” Aksine o, doğru yola ileten ve doğru yol üzere bulunan bir peygamberdi. “Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından …

Al-A'raaf 7:72Listen in Qur'an →
73

وَإِلَىٰ ثَمُودَ أَخَاهُمْ صَٰلِحًۭا ۗ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥ ۖ قَدْ جَآءَتْكُم بَيِّنَةٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ ۖ هَٰذِهِۦ نَاقَةُ ٱللَّهِ لَكُمْ ءَايَةًۭ ۖ فَذَرُوهَا تَأْكُلْ فِىٓ أَرْضِ ٱللَّهِ ۖ وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍۢ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

Semud milletine de kardeşleri Salih'i gönderdik. "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur. Rabbinizden size bir belge geldi: Allah'ın bu dişi devesi size bir delildir, onu bırakın, Allah'ın toprağında otlasın; ona kötülük etmeyin, yoksa can yakıcı azaba uğrarsınız.

73- Semûd’a da kardeşleri Salih’i (gönderdik). O da:“Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi! Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin. Ona herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar” dedi. 74- “Hatırlayın ki O, Âd’dan sonra sizi halifeler kılıp yeryüzüne yerleştirdi ki siz onun ovalarında köşkler yapıyor ve dağlarında da evler yontuyorsunuz. O halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın ve fesatçı olup da yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.” 75- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, zayıf görülenler arasından iman edenlere şöyle dediler:“Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz?” Onlar da: “Doğrusu biz onunla gönderilene iman edenleriz” dediler. 76- Büyüklük taslayanlar ise:“Doğrusu biz de sizin iman ettiğinizi inkâr edenleriz” dediler. 77- Derken o dişi deveyi kesip öldürdüler. Rablerinin emrine büyüklenerek isyan ettiler ve:“Ey Salih, eğer sen peygamberlerden isen bizi tehdit edip durduğun (azabı) başımıza getir” dediler. 78- Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 79- O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz.”

73. “Semûd’a” yani Hicaz ve Arap Yarımadası’nda Hicr diye bilinen yerde ve etrafında yerleşmiş bulunan ve meşhur bir kabile olan Semud’a da Allah, “kardeşleri Salih’i” onları imana ve tevhide davet edip şirk ve ortak koşmayı yasaklayan bir peygamber olarak gönderdi. “O da: Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur.” Yani onun da daveti diğer peygamber kardeşlerinin davetleri gibi idi: Allah’a ibadeti emretmek, kullara Allah’tan başka hiçbir ilahları olmadıklarını açıklamak. “Size Rabbinizden apaçık” insanların güç yetiremeyecekleri ve ancak semavi bir belge olabilecek olağanüstü “bir delil gelmiştir.” Daha sonra bu delili şu sözlerle açıkladı: “İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi” Yani bu oldukça şerefli ve üstün bir devedir. Çünkü şerefine işaret olmak üzere Yüce Allah’a izafe edilmiştir. İşte bu dişi devede size büyük bir delil vardır. Onun mucize oluş şekli bir buyrukta şöyle söz konusu edilmektedir:“Onun da belli bir su içme nöbeti vardır, sizin de belirli bir günde su içme nöbetiniz vardır.”(eş-Şuara, 26/155) Şöyle ki Salih’in kavminin oldukça büyük bir kuyusı vardı. Bu da “dişi deve kuyusu” diye bilinmektedir. Salih’in kavmi ile dişi deve, bu kuyu başına sıra ile giderlerdi. Bir gün sıra deveye ait olup suyu o içerdi. Onlar da o günde onun memelerinden süt içerlerdi. Kendilerine ait diğer günde ise kendileri kuyunun başına gider, dişi deve ise kuyudan ayrılıp uzaklaşırdı. İşte Peygamberleri Salih aleyhisselâm onlara:“Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin” onun beslenmesi konusunda size düşen bir şey yoktur. “Ona” kesmek veya başka bir surette “herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar, dedi.”

74. “Hatırlayın ki O,” helak …

Al-A'raaf 7:73Listen in Qur'an →
74

وَٱذْكُرُوٓا۟ إِذْ جَعَلَكُمْ خُلَفَآءَ مِنۢ بَعْدِ عَادٍۢ وَبَوَّأَكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ تَتَّخِذُونَ مِن سُهُولِهَا قُصُورًۭا وَتَنْحِتُونَ ٱلْجِبَالَ بُيُوتًۭا ۖ فَٱذْكُرُوٓا۟ ءَالَآءَ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

Allah'ın sizi Ad milleti yerine getirdiğini, ovalarında köşkler kurup dağlarında kayadan evler yonttuğunuz yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın; Allah'ın nimetlerini anın, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi.

73- Semûd’a da kardeşleri Salih’i (gönderdik). O da:“Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi! Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin. Ona herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar” dedi. 74- “Hatırlayın ki O, Âd’dan sonra sizi halifeler kılıp yeryüzüne yerleştirdi ki siz onun ovalarında köşkler yapıyor ve dağlarında da evler yontuyorsunuz. O halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın ve fesatçı olup da yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.” 75- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, zayıf görülenler arasından iman edenlere şöyle dediler:“Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz?” Onlar da: “Doğrusu biz onunla gönderilene iman edenleriz” dediler. 76- Büyüklük taslayanlar ise:“Doğrusu biz de sizin iman ettiğinizi inkâr edenleriz” dediler. 77- Derken o dişi deveyi kesip öldürdüler. Rablerinin emrine büyüklenerek isyan ettiler ve:“Ey Salih, eğer sen peygamberlerden isen bizi tehdit edip durduğun (azabı) başımıza getir” dediler. 78- Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 79- O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz.”

73. “Semûd’a” yani Hicaz ve Arap Yarımadası’nda Hicr diye bilinen yerde ve etrafında yerleşmiş bulunan ve meşhur bir kabile olan Semud’a da Allah, “kardeşleri Salih’i” onları imana ve tevhide davet edip şirk ve ortak koşmayı yasaklayan bir peygamber olarak gönderdi. “O da: Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur.” Yani onun da daveti diğer peygamber kardeşlerinin davetleri gibi idi: Allah’a ibadeti emretmek, kullara Allah’tan başka hiçbir ilahları olmadıklarını açıklamak. “Size Rabbinizden apaçık” insanların güç yetiremeyecekleri ve ancak semavi bir belge olabilecek olağanüstü “bir delil gelmiştir.” Daha sonra bu delili şu sözlerle açıkladı: “İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi” Yani bu oldukça şerefli ve üstün bir devedir. Çünkü şerefine işaret olmak üzere Yüce Allah’a izafe edilmiştir. İşte bu dişi devede size büyük bir delil vardır. Onun mucize oluş şekli bir buyrukta şöyle söz konusu edilmektedir:“Onun da belli bir su içme nöbeti vardır, sizin de belirli bir günde su içme nöbetiniz vardır.”(eş-Şuara, 26/155) Şöyle ki Salih’in kavminin oldukça büyük bir kuyusı vardı. Bu da “dişi deve kuyusu” diye bilinmektedir. Salih’in kavmi ile dişi deve, bu kuyu başına sıra ile giderlerdi. Bir gün sıra deveye ait olup suyu o içerdi. Onlar da o günde onun memelerinden süt içerlerdi. Kendilerine ait diğer günde ise kendileri kuyunun başına gider, dişi deve ise kuyudan ayrılıp uzaklaşırdı. İşte Peygamberleri Salih aleyhisselâm onlara:“Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin” onun beslenmesi konusunda size düşen bir şey yoktur. “Ona” kesmek veya başka bir surette “herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar, dedi.”

74. “Hatırlayın ki O,” helak …

Al-A'raaf 7:74Listen in Qur'an →
75

قَالَ ٱلْمَلَأُ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوا۟ مِن قَوْمِهِۦ لِلَّذِينَ ٱسْتُضْعِفُوا۟ لِمَنْ ءَامَنَ مِنْهُمْ أَتَعْلَمُونَ أَنَّ صَٰلِحًۭا مُّرْسَلٌۭ مِّن رَّبِّهِۦ ۚ قَالُوٓا۟ إِنَّا بِمَآ أُرْسِلَ بِهِۦ مُؤْمِنُونَ

Milletinin büyüklük taslayan ileri gelenleri, aralarından iman eden ve bu sebeple hor gördükleri kimselere, "Salih'in Rabbi tarafından gönderildiğini sahiden biliyor musunuz?" dediler, onlar da, "Doğrusu biz onunla gönderilene inanıyoruz" dediler.

73- Semûd’a da kardeşleri Salih’i (gönderdik). O da:“Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi! Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin. Ona herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar” dedi. 74- “Hatırlayın ki O, Âd’dan sonra sizi halifeler kılıp yeryüzüne yerleştirdi ki siz onun ovalarında köşkler yapıyor ve dağlarında da evler yontuyorsunuz. O halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın ve fesatçı olup da yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.” 75- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, zayıf görülenler arasından iman edenlere şöyle dediler:“Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz?” Onlar da: “Doğrusu biz onunla gönderilene iman edenleriz” dediler. 76- Büyüklük taslayanlar ise:“Doğrusu biz de sizin iman ettiğinizi inkâr edenleriz” dediler. 77- Derken o dişi deveyi kesip öldürdüler. Rablerinin emrine büyüklenerek isyan ettiler ve:“Ey Salih, eğer sen peygamberlerden isen bizi tehdit edip durduğun (azabı) başımıza getir” dediler. 78- Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 79- O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz.”

73. “Semûd’a” yani Hicaz ve Arap Yarımadası’nda Hicr diye bilinen yerde ve etrafında yerleşmiş bulunan ve meşhur bir kabile olan Semud’a da Allah, “kardeşleri Salih’i” onları imana ve tevhide davet edip şirk ve ortak koşmayı yasaklayan bir peygamber olarak gönderdi. “O da: Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur.” Yani onun da daveti diğer peygamber kardeşlerinin davetleri gibi idi: Allah’a ibadeti emretmek, kullara Allah’tan başka hiçbir ilahları olmadıklarını açıklamak. “Size Rabbinizden apaçık” insanların güç yetiremeyecekleri ve ancak semavi bir belge olabilecek olağanüstü “bir delil gelmiştir.” Daha sonra bu delili şu sözlerle açıkladı: “İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi” Yani bu oldukça şerefli ve üstün bir devedir. Çünkü şerefine işaret olmak üzere Yüce Allah’a izafe edilmiştir. İşte bu dişi devede size büyük bir delil vardır. Onun mucize oluş şekli bir buyrukta şöyle söz konusu edilmektedir:“Onun da belli bir su içme nöbeti vardır, sizin de belirli bir günde su içme nöbetiniz vardır.”(eş-Şuara, 26/155) Şöyle ki Salih’in kavminin oldukça büyük bir kuyusı vardı. Bu da “dişi deve kuyusu” diye bilinmektedir. Salih’in kavmi ile dişi deve, bu kuyu başına sıra ile giderlerdi. Bir gün sıra deveye ait olup suyu o içerdi. Onlar da o günde onun memelerinden süt içerlerdi. Kendilerine ait diğer günde ise kendileri kuyunun başına gider, dişi deve ise kuyudan ayrılıp uzaklaşırdı. İşte Peygamberleri Salih aleyhisselâm onlara:“Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin” onun beslenmesi konusunda size düşen bir şey yoktur. “Ona” kesmek veya başka bir surette “herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar, dedi.”

74. “Hatırlayın ki O,” helak …

Al-A'raaf 7:75Listen in Qur'an →
76

قَالَ ٱلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا بِٱلَّذِىٓ ءَامَنتُم بِهِۦ كَٰفِرُونَ

Büyüklük taslayanlar, "Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz" dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, "Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım" dediler.

73- Semûd’a da kardeşleri Salih’i (gönderdik). O da:“Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi! Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin. Ona herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar” dedi. 74- “Hatırlayın ki O, Âd’dan sonra sizi halifeler kılıp yeryüzüne yerleştirdi ki siz onun ovalarında köşkler yapıyor ve dağlarında da evler yontuyorsunuz. O halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın ve fesatçı olup da yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.” 75- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, zayıf görülenler arasından iman edenlere şöyle dediler:“Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz?” Onlar da: “Doğrusu biz onunla gönderilene iman edenleriz” dediler. 76- Büyüklük taslayanlar ise:“Doğrusu biz de sizin iman ettiğinizi inkâr edenleriz” dediler. 77- Derken o dişi deveyi kesip öldürdüler. Rablerinin emrine büyüklenerek isyan ettiler ve:“Ey Salih, eğer sen peygamberlerden isen bizi tehdit edip durduğun (azabı) başımıza getir” dediler. 78- Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 79- O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz.”

73. “Semûd’a” yani Hicaz ve Arap Yarımadası’nda Hicr diye bilinen yerde ve etrafında yerleşmiş bulunan ve meşhur bir kabile olan Semud’a da Allah, “kardeşleri Salih’i” onları imana ve tevhide davet edip şirk ve ortak koşmayı yasaklayan bir peygamber olarak gönderdi. “O da: Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur.” Yani onun da daveti diğer peygamber kardeşlerinin davetleri gibi idi: Allah’a ibadeti emretmek, kullara Allah’tan başka hiçbir ilahları olmadıklarını açıklamak. “Size Rabbinizden apaçık” insanların güç yetiremeyecekleri ve ancak semavi bir belge olabilecek olağanüstü “bir delil gelmiştir.” Daha sonra bu delili şu sözlerle açıkladı: “İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi” Yani bu oldukça şerefli ve üstün bir devedir. Çünkü şerefine işaret olmak üzere Yüce Allah’a izafe edilmiştir. İşte bu dişi devede size büyük bir delil vardır. Onun mucize oluş şekli bir buyrukta şöyle söz konusu edilmektedir:“Onun da belli bir su içme nöbeti vardır, sizin de belirli bir günde su içme nöbetiniz vardır.”(eş-Şuara, 26/155) Şöyle ki Salih’in kavminin oldukça büyük bir kuyusı vardı. Bu da “dişi deve kuyusu” diye bilinmektedir. Salih’in kavmi ile dişi deve, bu kuyu başına sıra ile giderlerdi. Bir gün sıra deveye ait olup suyu o içerdi. Onlar da o günde onun memelerinden süt içerlerdi. Kendilerine ait diğer günde ise kendileri kuyunun başına gider, dişi deve ise kuyudan ayrılıp uzaklaşırdı. İşte Peygamberleri Salih aleyhisselâm onlara:“Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin” onun beslenmesi konusunda size düşen bir şey yoktur. “Ona” kesmek veya başka bir surette “herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar, dedi.”

74. “Hatırlayın ki O,” helak …

Al-A'raaf 7:76Listen in Qur'an →
77

فَعَقَرُوا۟ ٱلنَّاقَةَ وَعَتَوْا۟ عَنْ أَمْرِ رَبِّهِمْ وَقَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ ٱئْتِنَا بِمَا تَعِدُنَآ إِن كُنتَ مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Büyüklük taslayanlar, "Sizin inandığınızı biz inkar ediyoruz" dediler ve dişi deveyi kesip devirdiler; Rablerinin buyruğuna baş kaldırdılar, "Ey Salih, eğer sen peygambersen bizi tehdit ettiğin azaba uğrat bakalım" dediler.

73- Semûd’a da kardeşleri Salih’i (gönderdik). O da:“Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi! Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin. Ona herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar” dedi. 74- “Hatırlayın ki O, Âd’dan sonra sizi halifeler kılıp yeryüzüne yerleştirdi ki siz onun ovalarında köşkler yapıyor ve dağlarında da evler yontuyorsunuz. O halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın ve fesatçı olup da yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.” 75- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, zayıf görülenler arasından iman edenlere şöyle dediler:“Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz?” Onlar da: “Doğrusu biz onunla gönderilene iman edenleriz” dediler. 76- Büyüklük taslayanlar ise:“Doğrusu biz de sizin iman ettiğinizi inkâr edenleriz” dediler. 77- Derken o dişi deveyi kesip öldürdüler. Rablerinin emrine büyüklenerek isyan ettiler ve:“Ey Salih, eğer sen peygamberlerden isen bizi tehdit edip durduğun (azabı) başımıza getir” dediler. 78- Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 79- O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz.”

73. “Semûd’a” yani Hicaz ve Arap Yarımadası’nda Hicr diye bilinen yerde ve etrafında yerleşmiş bulunan ve meşhur bir kabile olan Semud’a da Allah, “kardeşleri Salih’i” onları imana ve tevhide davet edip şirk ve ortak koşmayı yasaklayan bir peygamber olarak gönderdi. “O da: Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur.” Yani onun da daveti diğer peygamber kardeşlerinin davetleri gibi idi: Allah’a ibadeti emretmek, kullara Allah’tan başka hiçbir ilahları olmadıklarını açıklamak. “Size Rabbinizden apaçık” insanların güç yetiremeyecekleri ve ancak semavi bir belge olabilecek olağanüstü “bir delil gelmiştir.” Daha sonra bu delili şu sözlerle açıkladı: “İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi” Yani bu oldukça şerefli ve üstün bir devedir. Çünkü şerefine işaret olmak üzere Yüce Allah’a izafe edilmiştir. İşte bu dişi devede size büyük bir delil vardır. Onun mucize oluş şekli bir buyrukta şöyle söz konusu edilmektedir:“Onun da belli bir su içme nöbeti vardır, sizin de belirli bir günde su içme nöbetiniz vardır.”(eş-Şuara, 26/155) Şöyle ki Salih’in kavminin oldukça büyük bir kuyusı vardı. Bu da “dişi deve kuyusu” diye bilinmektedir. Salih’in kavmi ile dişi deve, bu kuyu başına sıra ile giderlerdi. Bir gün sıra deveye ait olup suyu o içerdi. Onlar da o günde onun memelerinden süt içerlerdi. Kendilerine ait diğer günde ise kendileri kuyunun başına gider, dişi deve ise kuyudan ayrılıp uzaklaşırdı. İşte Peygamberleri Salih aleyhisselâm onlara:“Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin” onun beslenmesi konusunda size düşen bir şey yoktur. “Ona” kesmek veya başka bir surette “herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar, dedi.”

74. “Hatırlayın ki O,” helak …

Al-A'raaf 7:77Listen in Qur'an →
78

فَأَخَذَتْهُمُ ٱلرَّجْفَةُ فَأَصْبَحُوا۟ فِى دَارِهِمْ جَٰثِمِينَ

Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.

73- Semûd’a da kardeşleri Salih’i (gönderdik). O da:“Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi! Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin. Ona herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar” dedi. 74- “Hatırlayın ki O, Âd’dan sonra sizi halifeler kılıp yeryüzüne yerleştirdi ki siz onun ovalarında köşkler yapıyor ve dağlarında da evler yontuyorsunuz. O halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın ve fesatçı olup da yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.” 75- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, zayıf görülenler arasından iman edenlere şöyle dediler:“Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz?” Onlar da: “Doğrusu biz onunla gönderilene iman edenleriz” dediler. 76- Büyüklük taslayanlar ise:“Doğrusu biz de sizin iman ettiğinizi inkâr edenleriz” dediler. 77- Derken o dişi deveyi kesip öldürdüler. Rablerinin emrine büyüklenerek isyan ettiler ve:“Ey Salih, eğer sen peygamberlerden isen bizi tehdit edip durduğun (azabı) başımıza getir” dediler. 78- Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 79- O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz.”

73. “Semûd’a” yani Hicaz ve Arap Yarımadası’nda Hicr diye bilinen yerde ve etrafında yerleşmiş bulunan ve meşhur bir kabile olan Semud’a da Allah, “kardeşleri Salih’i” onları imana ve tevhide davet edip şirk ve ortak koşmayı yasaklayan bir peygamber olarak gönderdi. “O da: Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur.” Yani onun da daveti diğer peygamber kardeşlerinin davetleri gibi idi: Allah’a ibadeti emretmek, kullara Allah’tan başka hiçbir ilahları olmadıklarını açıklamak. “Size Rabbinizden apaçık” insanların güç yetiremeyecekleri ve ancak semavi bir belge olabilecek olağanüstü “bir delil gelmiştir.” Daha sonra bu delili şu sözlerle açıkladı: “İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi” Yani bu oldukça şerefli ve üstün bir devedir. Çünkü şerefine işaret olmak üzere Yüce Allah’a izafe edilmiştir. İşte bu dişi devede size büyük bir delil vardır. Onun mucize oluş şekli bir buyrukta şöyle söz konusu edilmektedir:“Onun da belli bir su içme nöbeti vardır, sizin de belirli bir günde su içme nöbetiniz vardır.”(eş-Şuara, 26/155) Şöyle ki Salih’in kavminin oldukça büyük bir kuyusı vardı. Bu da “dişi deve kuyusu” diye bilinmektedir. Salih’in kavmi ile dişi deve, bu kuyu başına sıra ile giderlerdi. Bir gün sıra deveye ait olup suyu o içerdi. Onlar da o günde onun memelerinden süt içerlerdi. Kendilerine ait diğer günde ise kendileri kuyunun başına gider, dişi deve ise kuyudan ayrılıp uzaklaşırdı. İşte Peygamberleri Salih aleyhisselâm onlara:“Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin” onun beslenmesi konusunda size düşen bir şey yoktur. “Ona” kesmek veya başka bir surette “herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar, dedi.”

74. “Hatırlayın ki O,” helak …

Al-A'raaf 7:78Listen in Qur'an →
79

فَتَوَلَّىٰ عَنْهُمْ وَقَالَ يَٰقَوْمِ لَقَدْ أَبْلَغْتُكُمْ رِسَالَةَ رَبِّى وَنَصَحْتُ لَكُمْ وَلَٰكِن لَّا تُحِبُّونَ ٱلنَّٰصِحِينَ

Salih de onlardan yüz çevirdi ve "Ey milletim! And olsun ki ben size Rabbimin sözünü bildirmiş ve öğüt vermiştim; fakat siz öğüt verenleri sevmiyorsunuz" dedi.

73- Semûd’a da kardeşleri Salih’i (gönderdik). O da:“Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Size Rabbinizden apaçık bir delil gelmiştir. İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi! Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin. Ona herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar” dedi. 74- “Hatırlayın ki O, Âd’dan sonra sizi halifeler kılıp yeryüzüne yerleştirdi ki siz onun ovalarında köşkler yapıyor ve dağlarında da evler yontuyorsunuz. O halde Allah’ın nimetlerini hatırlayın ve fesatçı olup da yeryüzünde bozgunculuk yapmayın.” 75- Kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler, zayıf görülenler arasından iman edenlere şöyle dediler:“Salih’in gerçekten Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamber olduğunu biliyor musunuz?” Onlar da: “Doğrusu biz onunla gönderilene iman edenleriz” dediler. 76- Büyüklük taslayanlar ise:“Doğrusu biz de sizin iman ettiğinizi inkâr edenleriz” dediler. 77- Derken o dişi deveyi kesip öldürdüler. Rablerinin emrine büyüklenerek isyan ettiler ve:“Ey Salih, eğer sen peygamberlerden isen bizi tehdit edip durduğun (azabı) başımıza getir” dediler. 78- Bunun üzerine şiddetli bir sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar. 79- O da onlardan yüz çevirdi ve dedi ki:“Ey kavmim, gerçekten ben size Rabbimin bildirdiklerini tebliğ ettim ve size içtenlikle öğüt verdim. Fakat siz öğüt verenleri sevmezsiniz.”

73. “Semûd’a” yani Hicaz ve Arap Yarımadası’nda Hicr diye bilinen yerde ve etrafında yerleşmiş bulunan ve meşhur bir kabile olan Semud’a da Allah, “kardeşleri Salih’i” onları imana ve tevhide davet edip şirk ve ortak koşmayı yasaklayan bir peygamber olarak gönderdi. “O da: Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur.” Yani onun da daveti diğer peygamber kardeşlerinin davetleri gibi idi: Allah’a ibadeti emretmek, kullara Allah’tan başka hiçbir ilahları olmadıklarını açıklamak. “Size Rabbinizden apaçık” insanların güç yetiremeyecekleri ve ancak semavi bir belge olabilecek olağanüstü “bir delil gelmiştir.” Daha sonra bu delili şu sözlerle açıkladı: “İşte size bir mucize olmak üzere Allah’ın (gönderdiği) dişi devesi” Yani bu oldukça şerefli ve üstün bir devedir. Çünkü şerefine işaret olmak üzere Yüce Allah’a izafe edilmiştir. İşte bu dişi devede size büyük bir delil vardır. Onun mucize oluş şekli bir buyrukta şöyle söz konusu edilmektedir:“Onun da belli bir su içme nöbeti vardır, sizin de belirli bir günde su içme nöbetiniz vardır.”(eş-Şuara, 26/155) Şöyle ki Salih’in kavminin oldukça büyük bir kuyusı vardı. Bu da “dişi deve kuyusu” diye bilinmektedir. Salih’in kavmi ile dişi deve, bu kuyu başına sıra ile giderlerdi. Bir gün sıra deveye ait olup suyu o içerdi. Onlar da o günde onun memelerinden süt içerlerdi. Kendilerine ait diğer günde ise kendileri kuyunun başına gider, dişi deve ise kuyudan ayrılıp uzaklaşırdı. İşte Peygamberleri Salih aleyhisselâm onlara:“Onu bırakın da Allah’ın arzında yesin” onun beslenmesi konusunda size düşen bir şey yoktur. “Ona” kesmek veya başka bir surette “herhangi bir kötülük yapmayın, yoksa sizi can yakıcı bir azap yakalar, dedi.”

74. “Hatırlayın ki O,” helak …

Al-A'raaf 7:79Listen in Qur'an →
80

وَلُوطًا إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَتَأْتُونَ ٱلْفَٰحِشَةَ مَا سَبَقَكُم بِهَا مِنْ أَحَدٍۢ مِّنَ ٱلْعَٰلَمِينَ

Lut'u da gönderdik, milletine "Dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere yaklaşıyorsunuz, doğrusu çok aşırı giden bir milletsiniz" dedi.

80- Lût’u da (kendi kavmine göndermiştik). Hani o kavmine:“Sizden önce alemlerden hiç kimsenin yapmadığı hayasızlığı mı yapıyorsunuz?” demişti. 81- “Zira siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz çok ileri giden bir kavimsiniz.” 82- Kavminin cevabı yalnızca:“Çıkarın onları ülkenizden, çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen insanlarmış!” demek oldu. 83- Bunun üzerine Biz de hem onu hem de ailesini kurtardık. Ancak karısı hariç; o, geride kal(ıp da helâke uğray)anlardan oldu. 84- Onların üzerine bir yağmur yağdırdık. Günahkârların sonunun nasıl olduğuna bir bak!

80. Yani sen kulumuz “Lût’u da” an. Biz onu kavmine göndermiştik. O da onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emredip kendilerinden önce âlemlerden hiçbir kimsenin işlemediği hayasızlığı yasaklıyor idi. “Hani o kavmine: Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı” büyüklük ve çirkinliği itibari ile hayasızlığın her türünü geride bırakacak seviyeye ulaşmış bir “hayasızlığı mı yapıyorsunuz? demişti.” Bunun hayasız bir iş olması, başlıbaşına bir çirkinliktir. Bu işi ilk olarak onların yapmaya başlamaları ve kendilerinden sonra gelenlerin önünde böyle bir yol açmış olmaları da ayrı bir çirkinliktir.

81. Daha sonra bu hayasızlığın mahiyetini şöyle açıklamaktadır:“Zira siz kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz.” Yani Allah Teala’nın sizler için yaratmış olduğu kadınları nasıl bırakırsınız da erkeklere yaklaşırsınız? Halbuki şehvete ve fıtrata uygun şekilde yararlanma yeri kadınlardır. Siz ise onları bırakıyor, alabildiğine çirkin ve kötü bir iş olan erkeklere arka yoldan yaklaşıyorsunuz. Halbuki oraya yaklaşmak ve ilişki kurmak şöyle dursun, sözünü etmek etmek dahi utanç verici olan türlü pislikler ve murdarlıklar oradan çıkmaktadır. “Hayır, siz çok ileri giden bir kavimsiniz.” Allah’ın çizdiği sınırları aşan ve Allah’ın haram kıldığı şeylere cüretkarca atılan kimselersiniz.

82. “Kavminin cevabı yalnızca: Çıkarın onları ülkenizden, çünkü onlar fazla temiz kalmak isteyen” yani bu hayasızlığı işlemekten uzak duran “insanlarmış, demek oldu.” Halbuki “Onların bunlardan intikam almalarının tek sebebi, hükmüne karşı konulamayan ve her övgüye layık olan Allah’a iman etmiş olmaları idi.”(el-Buruc, 85/8)

83. “Bunun üzerine Biz de hem onu hem de ailesini kurtardık. Ancak karısı hariç; o, geride kal(ıp da helâke uğray)anlardan” azaba uğratılanlardan “oldu.” Allah Lut’a aile halkı ile birlikte geceleyin yola çıkmasını emretti. Çünkü azap, kavmine sabah vakti gelecekti. O da geceleyin aile halkı ile yola koyuldu. Ancak (ona iman etmeyen) karısı hariç. Böylece kavmine isabet eden aynı azap ona da isabet etti.

84. “Onların üzerine bir yağmur yağdırdık.” Yani özel olarak pişirilmiş, oldukça sıcak taşlar yağdırdık. Böylece Allah, ülkelerinin altını üstüne getirmişti. “Günahkârların” helak edilme ve sürekli bir rüsvaylığa düçar olma şeklindeki “sonunun nasıl olduğuna bir bak!”

Al-A'raaf 7:80Listen in Qur'an →

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.