قَالَ قَدْ وَقَعَ عَلَيْكُم مِّن رَّبِّكُمْ رِجْسٌۭ وَغَضَبٌ ۖ أَتُجَٰدِلُونَنِى فِىٓ أَسْمَآءٍۢ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّا نَزَّلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَٰنٍۢ ۚ فَٱنتَظِرُوٓا۟ إِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُنتَظِرِينَ
"Hiç şüphesiz artık Rabbinizin azab ve öfkesini hakettiniz. Allah'ın hiçbir delil indirmediği, isimlerini de siz ve babalarınızın koyduğu putlar hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? Bekleyin, doğrusu ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim" dedi.
65- Âd kavmine de kardeşleri Hûd’u (gönderdik). O:“Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Hâlâ sakınmayacak mısınız?” dedi. 66- Kavminden kâfir olan ileri gelenler:“Biz gerçekten senin aklında bir hafiflik görüyoruz ve senin kesinlikle yalancılardan olduğunu düşünüyoruz” dediler. 67- “Ey kavmim, aklımda hiçbir hafiflik yok. Aksine ben, âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim” dedi. 68- “Rabbimin vahyettiklerini size tebliğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir nasihatçiyim.” 69- “Sizi uyarması için içinizden bir adam vasıtasıyla Rabbiniz tarafından size bir öğüt geldi diye şaştınız mı yoksa? Hatırlayın ki O, sizi Nûh kavminden sonra halifeler kıldı ve yaratılış itibari ile de size üstünlük verdi. O halde Allah’ın nimetlerini düşünün ki felaha eresiniz.” 70- Dediler ki:“Sen bize yalnızca Allah’a ibadet edelim ve babalarımızın ibadet ettiklerini terk edelim diye mi geldin? O halde eğer doğru söyleyenlerden isen bizi kendisi ile tehdit ettiğin (azabı) başımıza getir.” 71- Dedi ki:“Gerçekten Rabbinizden size bir azap ve gazap hak olmuştur. Allah’ın haklarında hiçbir delil indirmediği, kendinizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimler hakkında mı benimle tartışıyorsunuz? O halde bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” 72- Bunun üzerine biz onu da onunla beraber olanları da tarafımızdan bir rahmetle kurtardık. Âyetlerimizi yalanlayıp iman etmeyenlerin ise köklerini kestik.
65. Yani Yemen topraklarında yaşayan ve “ilk Âd” olarak bilinen kavme nesep itibariyle “kardeşleri Hûd’u” kendilerini tevhide çağırmak, şirkten ve yeryüzünde azgınlık etmekten sakındırmak üzere “gönderdik. O” da onlara: “Ey kavmim, Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yoktur. Hâlâ” bu haliniz üzere devam edecek olursanız başınıza gelecek olan Allah’ın gazab ve azabından “sakınmayacak mısınız? dedi.” Ancak onlar, ona olumlu karşılık vermediler ve ona itaat etmediler.
66. “Kavminden kâfir olan ileri gelenler” onun çağrısını reddederek ve görüşünü tenkid ederek: “Biz senin aklında bir hafiflik görüyoruz ve senin kesinlikle yalancılardan olduğunu düşünüyoruz” dediler.” Yani bizim gördüğümüz kadarıyla sen, aklı olgun olmayan, kıtakıllı birisin. Ayrıca biz senin büyük bir ihtimalle yalancılardan olduğunu düşünmekteyiz. Bu şekilde gerçeği tersyüz görüyorlardı ve tamamen körleşmişlerdi. Çünkü kendi peygamberlerini, asıl kendilerinin taşıdıkları sıfatlarla yermeye kalkışmışlardı. Oysa peygamberleri, insanlar içinde bu sıfatlardan en uzak olanıydı. Asıl kıtakıllı ve gerçek yalancı onlardı. Zira en açık gerçeği ret ve inkâr ile karşılayan, doğru yolu gösterip samimi olarak öğüt veren kimselere karşı büyüklük taslayan, kalbi ve kalıbı ile her türlü azgın şeytana itaat eden, kendisine hiçbir fayda sağlamayan ağaçlara ve taşlara ibadet edenlerin akılsızlığından daha büyük bir akılsızlık olabilir mi? Bütün bu sapıklıkları yapmakla birlikte bir de bunları Allah’a nispet edenlerin yalanlarından daha ileri yalan mı olur?
67. “Ey kavmim, aklımda hiçbir” yönden “hafiflik yok.” Aksine o, doğru yola ileten ve doğru yol üzere bulunan bir peygamberdi. “Aksine ben âlemlerin Rabbi tarafından …