Muslim99Muslim99
← Tafsir library

7. Al-A'raaf

The Heights · Meccan · 206 ayahs

سُورَةُ الأَعۡرَافِ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 31–40 of 206

31

۞ يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ خُذُوا۟ زِينَتَكُمْ عِندَ كُلِّ مَسْجِدٍۢ وَكُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ وَلَا تُسْرِفُوٓا۟ ۚ إِنَّهُۥ لَا يُحِبُّ ٱلْمُسْرِفِينَ

Ey Ademoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin; yiyin için fakat israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.

31- Ey Âdemoğulları! Her mescidde zinetinizi takının. Yiyin, için; israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez.

31. Yüce Allah, Ademoğullarına avret yerlerini örtmek ve süslenmek maksadı ile giyinsinler diye elbise indirdiğini bildirdikten sonra şimdi de:“Ey Ademoğulları, her mescidde zinetinizi takının” buyurmaktadır. Yani farz olsun nafile olsun her namaz esnasında avretlerinizi örtün. Çünkü avretin açılması, insan bedenini çirkin ve hoş olmayan bir şekilde göstermektedir. Diğer taraftan örtünmesi de beden için bir zinettir. Ayetteki “zinet” kelimesinden kastın, avretin örtünmesinin yanı sıra güzel ve temiz elbise giymek anlamında olma ihtimali de vardır. Buna göre bu ayette namaz esnasında avretin örtülmesi, güzel elbiselerin giyilmesi ve bu elbisenin kirden ve pisliklerden uzak tutulması emredilmektedir. Daha sonra Yüce Allah, “yiyin, için” buyurmaktadır. Yani Allah’ın size rızık olarak ihsan etmiş olduğu hoş ve temiz şeylerden yiyip için. Ancak bu hususta “israf etmeyin.” İsraf ise ya yeterli miktardan fazlasını tüketmekle olur yahut da bedene zarar verecek yiyecekleri aç gözlüce yemekle olur. Ya da yiyecek, içecek ve giyeceklerin haddinden fazla güzel olmaları için gayret harcamak ve ihtiyaçtan fazlasını kullanmak yahut helâl sınırlarını aşarak harama düşmek sureti ile olur. “Çünkü O, israf edenleri sevmez.” İsraf, Allah'ı gazaplandırır, insanın bedenine ve geçimine zarar verir. Hatta bazen kişiyi, üzerine farz olan nafakaları temin edemez bir hale getirir. Bu ayette yiyip içme emredilmekte, bunların terk edilmesi ve israfa kaçılması da yasaklanmaktadır.

Al-A'raaf 7:31Listen in Qur'an →
32

قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِىٓ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِۦ وَٱلطَّيِّبَٰتِ مِنَ ٱلرِّزْقِ ۚ قُلْ هِىَ لِلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا خَالِصَةًۭ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ كَذَٰلِكَ نُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يَعْلَمُونَ

"Allah'ın kulları için yarattığı ziynet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?" "Bunlar, dünya hayatında inananlarındır, kıyamet gününde de yalnız onlar içindir" de. Bilen kimseler için ayetlerimizi böylece uzun uzun açıklıyoruz.

32- De ki:“Allah’ın kulları için çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları haram kılan da kim?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet günü ise yalnız onlarındır.” İşte biz âyetleri bilen bir toplum için böylece açıklarız. 33- De ki:“Rabbim ancak hayasızlıkları, bunların hem açık olanını hem de gizli olanını, günahı, haksız saldırıyı, Allah’a hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”

32. Yüce Allah dikkafalılık eden ve Allah'ın helal kıldığı hoş ve temiz şeyleri haram kılanların bu yaptıklarını eleştirerek şöyle buyurmaktadır:“De ki: “Allah’ın kulları için çıkardığı zineti” çeşitli türleriyle elbiseleri “temiz ve hoş rızıkları” her çeşit yiyeceği, içeceği, helal ve hoş rızıkları “haram kılan da kim?” Yani Allah'ın, kullarına ihsan ettiği bu nimetleri haram kılmaya cüret eden de kim? Allah'ın kullara geniş kıldığı bu nimet dairesini daraltan da kim? Allah, kullarına dairesini geniş tuttuğu bu temiz ve hoş nimetleri, kendisine ibadet yolunda kullansınlar diye ihsan etmiştir ve onları, sadece mümin kullarına helal kılmıştır. Bu sebepledir ki devamla şöyle buyrulmuştur:“De ki: “Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir.” Yani bu nimetlerden istifade etmeleri nedeniyle onlara bir vebal yoktur. Ayetin mefhumu şuna delalet etmektedir: Allah'a iman etmeyen, aksine bu nimetleri O’na isyanda kullananlar için bu nimetler mubah değildir. Aksine onlar bu nimetlerden faydalanmaları dolayısıyla cezalandırılacaklardır. Kıyamet gününde de o nimetlerden sorguya çekileceklerdir. “İşte biz âyetleri bilen bir toplum için böylece açıklarız.” ve beyan ederiz. Çünkü Allah'ın açıklamış olduğu ayetlerden ancak onlar yararlanırlar. Onların Allah'ın katından olduğunu bilirler ve onlar üzerinde düşünüp onları anlarlar.

33. Daha sonra Yüce Allah indirmiş olduğu her bir şeriatte haram kıldığı şeyleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Rabbim ancak hayasızlıkları” yani oldukça kötü ve iğrenç olduklarından dolayı çirkin ve kötü görülen zina, livata ve bunlara benzer günahları; “bunların hem açık olanını hem de gizli olanını” yani gerek bedenin hareketleri ile ilgili gerekse de kibir, ucb, riyakârlık, münafıklık ve buna benzer kalbin davranışları ile alakalı olanları; “günahı, haksız saldırıyı” yani hem kişiyi vebale sokan, Allah’ın hukuku ile ilgili hallerde cezalandırmayı gerektiren işleri hem de kan, mal ve namuslarında insanlara yönelik haksızlıkları… Böylelikle hem Allah’ın hakkı ile alakalı hem de kulların hakkı ile alakalı olan günahlar bunların kapsamına girmektedir. “Allah’a hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koşmanızı” Çünkü Yüce Allah, kendisine ortak koşulması konusunda delil indirmek şöyle dursun tam aksine tevhid hakkında delil ve belge indirmiştir. Ortak koşmak (şirk), Allah’a ibadette yaratılmışlardan herhangi birisini ortak koşmak demektir. Bunun kapsamına riyakarlık, Allah’tan başkası adına yemin etmek gibi küçük şirkler de girebilir. “Ve Allah’a karşı” isimleri, sıfatları, fiilleri ve şeriatı hakkında “bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” Bütün bunları Yüce Allah haram kılmış, bunları işlemeyi kullarına …

Al-A'raaf 7:32Listen in Qur'an →
33

قُلْ إِنَّمَا حَرَّمَ رَبِّىَ ٱلْفَوَٰحِشَ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ وَٱلْإِثْمَ وَٱلْبَغْىَ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَأَن تُشْرِكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًۭا وَأَن تَقُولُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

De ki: "Rabbim sadece, açık ve gizli fenalıkları, günahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmanızı, Allah'a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."

32- De ki:“Allah’ın kulları için çıkardığı zineti, temiz ve hoş rızıkları haram kılan da kim?” De ki: “Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir. Kıyamet günü ise yalnız onlarındır.” İşte biz âyetleri bilen bir toplum için böylece açıklarız. 33- De ki:“Rabbim ancak hayasızlıkları, bunların hem açık olanını hem de gizli olanını, günahı, haksız saldırıyı, Allah’a hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koşmanızı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”

32. Yüce Allah dikkafalılık eden ve Allah'ın helal kıldığı hoş ve temiz şeyleri haram kılanların bu yaptıklarını eleştirerek şöyle buyurmaktadır:“De ki: “Allah’ın kulları için çıkardığı zineti” çeşitli türleriyle elbiseleri “temiz ve hoş rızıkları” her çeşit yiyeceği, içeceği, helal ve hoş rızıkları “haram kılan da kim?” Yani Allah'ın, kullarına ihsan ettiği bu nimetleri haram kılmaya cüret eden de kim? Allah'ın kullara geniş kıldığı bu nimet dairesini daraltan da kim? Allah, kullarına dairesini geniş tuttuğu bu temiz ve hoş nimetleri, kendisine ibadet yolunda kullansınlar diye ihsan etmiştir ve onları, sadece mümin kullarına helal kılmıştır. Bu sebepledir ki devamla şöyle buyrulmuştur:“De ki: “Bunlar, dünya hayatında iman edenler içindir.” Yani bu nimetlerden istifade etmeleri nedeniyle onlara bir vebal yoktur. Ayetin mefhumu şuna delalet etmektedir: Allah'a iman etmeyen, aksine bu nimetleri O’na isyanda kullananlar için bu nimetler mubah değildir. Aksine onlar bu nimetlerden faydalanmaları dolayısıyla cezalandırılacaklardır. Kıyamet gününde de o nimetlerden sorguya çekileceklerdir. “İşte biz âyetleri bilen bir toplum için böylece açıklarız.” ve beyan ederiz. Çünkü Allah'ın açıklamış olduğu ayetlerden ancak onlar yararlanırlar. Onların Allah'ın katından olduğunu bilirler ve onlar üzerinde düşünüp onları anlarlar.

33. Daha sonra Yüce Allah indirmiş olduğu her bir şeriatte haram kıldığı şeyleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“De ki: Rabbim ancak hayasızlıkları” yani oldukça kötü ve iğrenç olduklarından dolayı çirkin ve kötü görülen zina, livata ve bunlara benzer günahları; “bunların hem açık olanını hem de gizli olanını” yani gerek bedenin hareketleri ile ilgili gerekse de kibir, ucb, riyakârlık, münafıklık ve buna benzer kalbin davranışları ile alakalı olanları; “günahı, haksız saldırıyı” yani hem kişiyi vebale sokan, Allah’ın hukuku ile ilgili hallerde cezalandırmayı gerektiren işleri hem de kan, mal ve namuslarında insanlara yönelik haksızlıkları… Böylelikle hem Allah’ın hakkı ile alakalı hem de kulların hakkı ile alakalı olan günahlar bunların kapsamına girmektedir. “Allah’a hakkında hiçbir delil indirmediği şeyleri ortak koşmanızı” Çünkü Yüce Allah, kendisine ortak koşulması konusunda delil indirmek şöyle dursun tam aksine tevhid hakkında delil ve belge indirmiştir. Ortak koşmak (şirk), Allah’a ibadette yaratılmışlardan herhangi birisini ortak koşmak demektir. Bunun kapsamına riyakarlık, Allah’tan başkası adına yemin etmek gibi küçük şirkler de girebilir. “Ve Allah’a karşı” isimleri, sıfatları, fiilleri ve şeriatı hakkında “bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.” Bütün bunları Yüce Allah haram kılmış, bunları işlemeyi kullarına …

Al-A'raaf 7:33Listen in Qur'an →
34

وَلِكُلِّ أُمَّةٍ أَجَلٌۭ ۖ فَإِذَا جَآءَ أَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةًۭ ۖ وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ

Her ümmet için belirli bir süre vardır; vakitleri dolunca ne bir saat gecikebilir ne de öne geçebilirler.

34- Her ümmetin bir eceli vardır. O ecelleri gelince onu ne bir an geri bırakabilirler ne de ileri alabilirler.

34. Yani Yüce Allah, Ademoğullarını yeryüzüne çıkarmış, orada yerleştirmiş ve orada onlara belli bir vade tespit etmiştir. Bu ümmetlerden herhangi birisinin tayin edilmiş vaktinden öne geçmesi de sonraya kalması da mümkün değildir. Genel olarak bütün ümmetler için de bu ümmetlerin her bir ferdi için de bu, böyledir.

Al-A'raaf 7:34Listen in Qur'an →
35

يَٰبَنِىٓ ءَادَمَ إِمَّا يَأْتِيَنَّكُمْ رُسُلٌۭ مِّنكُمْ يَقُصُّونَ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتِى ۙ فَمَنِ ٱتَّقَىٰ وَأَصْلَحَ فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Ey Adem oğulları! Size aranızdan ayetlerimizi okuyan peygamberler geldiğinde, onların bildirdiklerine karşı gelmekten sakınan ve gidişini düzeltenlere, işte onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

35- Ey Ademoğulları! İçinizden âyetlerimi size anlatacak peygamberler gelince artık kim sakınır ve düzeltirse onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de. 36- Âyetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince işte onlar ateşlik olanlardır. Onlar orada ebediyen kalacaklardır.

35. Yüce Allah, Ademoğullarının ebeveynini cennetten çıkardıktan sonra dünyada Ademoğullarını, onlara peygamberler göndermekle, bu peygamberlere de kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyup Allah’ın hükümlerini beyan edecek kitaplar indirmekle imtihan etmiştir. İşte Yüce Allah bu peygamberlerin çağrısını kabul edenlerin üstünlüklerini, onların çağrılarını kabul etmeyenlerin de zararlarını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Artık” kim Allah’ın haram kıldığı şirkten, büyük ve küçük günahlardan “sakınır” gizli ve açık amellerini “düzeltirse onlar için” başkalarının kendisinden korktukları kötülüklerden yana “hiçbir korku yoktur ve onlar” geçmişten dolayı “üzülmeyeceklerdir de.” Korku ve üzüntü söz konusu olmadığına göre onlar için tam bir güvenlik, mutluluk ve ebedi kurtuluş söz konusu olacaktır.

36. “Âyetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince” yani kalplerinden iman etmeyen ve azaları ile de onlara itaat etmeyenler “işte onlar ateşlik olanlardır. Onlar orada ebediyen kalacaklardır.” O’nun âyetlerini hafife aldıkları ve bu âyetleri yalanlamayı sürdürdükleri için onlar, yakalarını bırakmayacak olan sürekli bir azaba mahkum edilerek hakir düşürüleceklerdir.

Al-A'raaf 7:35Listen in Qur'an →
36

وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَآ أُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

Ayetlerimizi yalanlayıp onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince, işte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.

35- Ey Ademoğulları! İçinizden âyetlerimi size anlatacak peygamberler gelince artık kim sakınır ve düzeltirse onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de. 36- Âyetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince işte onlar ateşlik olanlardır. Onlar orada ebediyen kalacaklardır.

35. Yüce Allah, Ademoğullarının ebeveynini cennetten çıkardıktan sonra dünyada Ademoğullarını, onlara peygamberler göndermekle, bu peygamberlere de kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyup Allah’ın hükümlerini beyan edecek kitaplar indirmekle imtihan etmiştir. İşte Yüce Allah bu peygamberlerin çağrısını kabul edenlerin üstünlüklerini, onların çağrılarını kabul etmeyenlerin de zararlarını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Artık” kim Allah’ın haram kıldığı şirkten, büyük ve küçük günahlardan “sakınır” gizli ve açık amellerini “düzeltirse onlar için” başkalarının kendisinden korktukları kötülüklerden yana “hiçbir korku yoktur ve onlar” geçmişten dolayı “üzülmeyeceklerdir de.” Korku ve üzüntü söz konusu olmadığına göre onlar için tam bir güvenlik, mutluluk ve ebedi kurtuluş söz konusu olacaktır.

36. “Âyetlerimizi yalanlayanlara ve onlara karşı büyüklük taslayanlara gelince” yani kalplerinden iman etmeyen ve azaları ile de onlara itaat etmeyenler “işte onlar ateşlik olanlardır. Onlar orada ebediyen kalacaklardır.” O’nun âyetlerini hafife aldıkları ve bu âyetleri yalanlamayı sürdürdükleri için onlar, yakalarını bırakmayacak olan sürekli bir azaba mahkum edilerek hakir düşürüleceklerdir.

Al-A'raaf 7:36Listen in Qur'an →
37

فَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ كَذِبًا أَوْ كَذَّبَ بِـَٔايَٰتِهِۦٓ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ يَنَالُهُمْ نَصِيبُهُم مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتْهُمْ رُسُلُنَا يَتَوَفَّوْنَهُمْ قَالُوٓا۟ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ ۖ قَالُوا۟ ضَلُّوا۟ عَنَّا وَشَهِدُوا۟ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِمْ أَنَّهُمْ كَانُوا۟ كَٰفِرِينَ

Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalan sayandan daha zalim kimdir? Kitap'daki payları kendilerine erişecek olanlar onlardır. Elçilerimiz canlarını almak üzere geldiklerinde onlara, "Allah'tan başka taptıklarınız nerede?" deyince, "Bizi koyup kaçtılar" derler, böylece inkarcı olduklarına kendi aleyhlerine şahidlik ederler.

37- Allah’a karşı yalan uydurup iftira edenden yahut O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onların kitapta (yazılı olan) nasipleri neyse kendilerine erişecektir. Nihâyet elçilerimiz ruhlarını almak için onlara geldikleri vakit diyecekler ki:“Hani, Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız nerede?” Onlar da: “Bizi (bırakıp) kayboldular” diyecekler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik edeceklerdir. 38- Diyecek ki:“Cin ve insanlardan sizden önce geçmiş topluluklarla birlikte siz de ateşe girin.” Her ümmet (ateşe) girdikçe yoldaşına lanet edecek. Nihâyet hepsi birbiri ardınca oraya girip toplandıkarı zaman da sonrakileri öncekiler için:“Rabbimiz, bizi işte bunlar saptırdılar. Onun için bunlara ateş azabını iki kat ver” diyecekler. Buyuracak ki:“Herkese iki kattır. Fakat siz bilmiyorsunuz.” 39- Öncekileri de sonrakilerine:“Sizin bize hiçbir üstünlüğünüz yoktu ki!” diyecek. (Allah şöyle buyuracak: Hepiniz) kazandıklarınıza karşılık azabı tadın.”

37. Yani “Allah’a” ortak koşmak, O’nun kemal sahibi değil de eksik olduğunu söylemek ve Allah’ın söylemediği şeyleri uydurup O’na nispet etmek sureti ile “Allah’a karşı yalan uydurup iftira edenden yahut O’nun” hakkı açıklayan, dosdoğru yola ileten apaçık “âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir?” Yani böylesinden daha zalim kimse yoktur. “Onların kitapta (yazılı olan) nasipleri neyse kendilerine erişecektir.” Bunlar her ne kadar dünyalıklardan faydalansalar ve Levh-i Mahfuz’da kendilerine yazılı olan payları elde etseler de bunun onlara hiçbir faydası olmayacaktır. Kısa bir süre faydalanacaklar sonra da uzun uzadıya azap göreceklerdir. “Nihâyet elçilerimiz” yani ruhlarını almakla ve ecellerini bitirmekle görevli olan meleklerimiz “ruhlarını almak için onlara geldikleri vakit” bu durumda onları azarlayarak “diyecekler ki: Hani, Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız” putlar ve taşlar “nerede?” Eğer bunların size sağlayacakları bir fayda varsa yahut da herhangi bir zararı önlemeleri söz konusu ise işte onlara muhtaç olacağınız vakit, bu vakittir. Ancak onlar: “Bizi (bırakıp) kayboldular, diyecekler.” Yani yok oldular ve batıl oldukları ortaya çıktı. Onların Allah’ın azabına karşı bize en ufak bir faydaları yok. “Ve kâfir olduklarına dair” hakir kılan sürekli azabı hak ettiklerini belirterek “kendi aleyhlerine şahitlik edeceklerdir.”

38-39. Bunun üzerine melekler onlara:“diyecek ki: “Cin ve insanlardan sizden önce geçmiş” yani sizin gibi küfre sapmış ve büyüklük taslamış, buna bağlı olarak her türlü rüsvaylığı, yok oluşu ve de cehennemde ebedi kalışı hak etmiş “sizden önce geçmiş topluluklarla siz de ateşe girin.” Bu azgın ümmetlerden her bir ümmet ateşe girdi mi “yoldaşına lanet edecek.” Nitekim Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi ret ve inkâr edecek ve bazınız bazınıza lanet edecektir.”(el-Ankebut, 29/25)“Nihâyet hepsi birbiri ardınca oraya girip toplandıkları zaman” yani öncekileri, sonrakileri, önderleri, başkanları, taklit edenleri ve tâbi olanları ile birlikte bütün cehennemlikler cehennemde bir araya gelecekleri vakit “sonrakileri” yani sonra gelenler ve önderlerine uyan kimseler “öncekiler için” yani önderleri hakkında …

Al-A'raaf 7:37Listen in Qur'an →
38

قَالَ ٱدْخُلُوا۟ فِىٓ أُمَمٍۢ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُم مِّنَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ فِى ٱلنَّارِ ۖ كُلَّمَا دَخَلَتْ أُمَّةٌۭ لَّعَنَتْ أُخْتَهَا ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا ٱدَّارَكُوا۟ فِيهَا جَمِيعًۭا قَالَتْ أُخْرَىٰهُمْ لِأُولَىٰهُمْ رَبَّنَا هَٰٓؤُلَآءِ أَضَلُّونَا فَـَٔاتِهِمْ عَذَابًۭا ضِعْفًۭا مِّنَ ٱلنَّارِ ۖ قَالَ لِكُلٍّۢ ضِعْفٌۭ وَلَٰكِن لَّا تَعْلَمُونَ

Allah, " Sizden önce geçmiş cin ve insan ümmetleriyle beraber ateşe girin" der. Her ümmet girdikçe kendi yoldaşına lanet eder. Hepsi birbiri ardından cehennemde toplanınca, sonrakiler öncekiler için, "Rabbimiz! Bizi sapıtanlar işte bunlardır, onlara ateş azabını kat kat ver" derler, Allah, "Hepsinin kat kattır, ama bilmezsiniz" der.

37- Allah’a karşı yalan uydurup iftira edenden yahut O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onların kitapta (yazılı olan) nasipleri neyse kendilerine erişecektir. Nihâyet elçilerimiz ruhlarını almak için onlara geldikleri vakit diyecekler ki:“Hani, Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız nerede?” Onlar da: “Bizi (bırakıp) kayboldular” diyecekler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik edeceklerdir. 38- Diyecek ki:“Cin ve insanlardan sizden önce geçmiş topluluklarla birlikte siz de ateşe girin.” Her ümmet (ateşe) girdikçe yoldaşına lanet edecek. Nihâyet hepsi birbiri ardınca oraya girip toplandıkarı zaman da sonrakileri öncekiler için:“Rabbimiz, bizi işte bunlar saptırdılar. Onun için bunlara ateş azabını iki kat ver” diyecekler. Buyuracak ki:“Herkese iki kattır. Fakat siz bilmiyorsunuz.” 39- Öncekileri de sonrakilerine:“Sizin bize hiçbir üstünlüğünüz yoktu ki!” diyecek. (Allah şöyle buyuracak: Hepiniz) kazandıklarınıza karşılık azabı tadın.”

37. Yani “Allah’a” ortak koşmak, O’nun kemal sahibi değil de eksik olduğunu söylemek ve Allah’ın söylemediği şeyleri uydurup O’na nispet etmek sureti ile “Allah’a karşı yalan uydurup iftira edenden yahut O’nun” hakkı açıklayan, dosdoğru yola ileten apaçık “âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir?” Yani böylesinden daha zalim kimse yoktur. “Onların kitapta (yazılı olan) nasipleri neyse kendilerine erişecektir.” Bunlar her ne kadar dünyalıklardan faydalansalar ve Levh-i Mahfuz’da kendilerine yazılı olan payları elde etseler de bunun onlara hiçbir faydası olmayacaktır. Kısa bir süre faydalanacaklar sonra da uzun uzadıya azap göreceklerdir. “Nihâyet elçilerimiz” yani ruhlarını almakla ve ecellerini bitirmekle görevli olan meleklerimiz “ruhlarını almak için onlara geldikleri vakit” bu durumda onları azarlayarak “diyecekler ki: Hani, Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız” putlar ve taşlar “nerede?” Eğer bunların size sağlayacakları bir fayda varsa yahut da herhangi bir zararı önlemeleri söz konusu ise işte onlara muhtaç olacağınız vakit, bu vakittir. Ancak onlar: “Bizi (bırakıp) kayboldular, diyecekler.” Yani yok oldular ve batıl oldukları ortaya çıktı. Onların Allah’ın azabına karşı bize en ufak bir faydaları yok. “Ve kâfir olduklarına dair” hakir kılan sürekli azabı hak ettiklerini belirterek “kendi aleyhlerine şahitlik edeceklerdir.”

38-39. Bunun üzerine melekler onlara:“diyecek ki: “Cin ve insanlardan sizden önce geçmiş” yani sizin gibi küfre sapmış ve büyüklük taslamış, buna bağlı olarak her türlü rüsvaylığı, yok oluşu ve de cehennemde ebedi kalışı hak etmiş “sizden önce geçmiş topluluklarla siz de ateşe girin.” Bu azgın ümmetlerden her bir ümmet ateşe girdi mi “yoldaşına lanet edecek.” Nitekim Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi ret ve inkâr edecek ve bazınız bazınıza lanet edecektir.”(el-Ankebut, 29/25)“Nihâyet hepsi birbiri ardınca oraya girip toplandıkları zaman” yani öncekileri, sonrakileri, önderleri, başkanları, taklit edenleri ve tâbi olanları ile birlikte bütün cehennemlikler cehennemde bir araya gelecekleri vakit “sonrakileri” yani sonra gelenler ve önderlerine uyan kimseler “öncekiler için” yani önderleri hakkında …

Al-A'raaf 7:38Listen in Qur'an →
39

وَقَالَتْ أُولَىٰهُمْ لِأُخْرَىٰهُمْ فَمَا كَانَ لَكُمْ عَلَيْنَا مِن فَضْلٍۢ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْسِبُونَ

Öncekiler sonrakilere, "Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktu, kazandığınıza karşılık azabı tadın" derler.

37- Allah’a karşı yalan uydurup iftira edenden yahut O’nun âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Onların kitapta (yazılı olan) nasipleri neyse kendilerine erişecektir. Nihâyet elçilerimiz ruhlarını almak için onlara geldikleri vakit diyecekler ki:“Hani, Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız nerede?” Onlar da: “Bizi (bırakıp) kayboldular” diyecekler ve kâfir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik edeceklerdir. 38- Diyecek ki:“Cin ve insanlardan sizden önce geçmiş topluluklarla birlikte siz de ateşe girin.” Her ümmet (ateşe) girdikçe yoldaşına lanet edecek. Nihâyet hepsi birbiri ardınca oraya girip toplandıkarı zaman da sonrakileri öncekiler için:“Rabbimiz, bizi işte bunlar saptırdılar. Onun için bunlara ateş azabını iki kat ver” diyecekler. Buyuracak ki:“Herkese iki kattır. Fakat siz bilmiyorsunuz.” 39- Öncekileri de sonrakilerine:“Sizin bize hiçbir üstünlüğünüz yoktu ki!” diyecek. (Allah şöyle buyuracak: Hepiniz) kazandıklarınıza karşılık azabı tadın.”

37. Yani “Allah’a” ortak koşmak, O’nun kemal sahibi değil de eksik olduğunu söylemek ve Allah’ın söylemediği şeyleri uydurup O’na nispet etmek sureti ile “Allah’a karşı yalan uydurup iftira edenden yahut O’nun” hakkı açıklayan, dosdoğru yola ileten apaçık “âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir?” Yani böylesinden daha zalim kimse yoktur. “Onların kitapta (yazılı olan) nasipleri neyse kendilerine erişecektir.” Bunlar her ne kadar dünyalıklardan faydalansalar ve Levh-i Mahfuz’da kendilerine yazılı olan payları elde etseler de bunun onlara hiçbir faydası olmayacaktır. Kısa bir süre faydalanacaklar sonra da uzun uzadıya azap göreceklerdir. “Nihâyet elçilerimiz” yani ruhlarını almakla ve ecellerini bitirmekle görevli olan meleklerimiz “ruhlarını almak için onlara geldikleri vakit” bu durumda onları azarlayarak “diyecekler ki: Hani, Allah’ı bırakıp da yalvardıklarınız” putlar ve taşlar “nerede?” Eğer bunların size sağlayacakları bir fayda varsa yahut da herhangi bir zararı önlemeleri söz konusu ise işte onlara muhtaç olacağınız vakit, bu vakittir. Ancak onlar: “Bizi (bırakıp) kayboldular, diyecekler.” Yani yok oldular ve batıl oldukları ortaya çıktı. Onların Allah’ın azabına karşı bize en ufak bir faydaları yok. “Ve kâfir olduklarına dair” hakir kılan sürekli azabı hak ettiklerini belirterek “kendi aleyhlerine şahitlik edeceklerdir.”

38-39. Bunun üzerine melekler onlara:“diyecek ki: “Cin ve insanlardan sizden önce geçmiş” yani sizin gibi küfre sapmış ve büyüklük taslamış, buna bağlı olarak her türlü rüsvaylığı, yok oluşu ve de cehennemde ebedi kalışı hak etmiş “sizden önce geçmiş topluluklarla siz de ateşe girin.” Bu azgın ümmetlerden her bir ümmet ateşe girdi mi “yoldaşına lanet edecek.” Nitekim Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Sonra kıyamet gününde kiminiz kiminizi ret ve inkâr edecek ve bazınız bazınıza lanet edecektir.”(el-Ankebut, 29/25)“Nihâyet hepsi birbiri ardınca oraya girip toplandıkları zaman” yani öncekileri, sonrakileri, önderleri, başkanları, taklit edenleri ve tâbi olanları ile birlikte bütün cehennemlikler cehennemde bir araya gelecekleri vakit “sonrakileri” yani sonra gelenler ve önderlerine uyan kimseler “öncekiler için” yani önderleri hakkında …

Al-A'raaf 7:39Listen in Qur'an →
40

إِنَّ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَٱسْتَكْبَرُوا۟ عَنْهَا لَا تُفَتَّحُ لَهُمْ أَبْوَٰبُ ٱلسَّمَآءِ وَلَا يَدْخُلُونَ ٱلْجَنَّةَ حَتَّىٰ يَلِجَ ٱلْجَمَلُ فِى سَمِّ ٱلْخِيَاطِ ۚ وَكَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُجْرِمِينَ

Doğrusu ayetlerimizi yalan sayıp, onlara karşı büyüklük taslayanlara, göğün kapıları açılmaz; deve iğnenin deliğinden geçmedikçe cennete de giremezler. Suçluları böyle cezalandırırız.

40- Âyetlerimizi yalanlayıp da onlara karşı büyüklenenler var ya; onlar için gök kapıları açılmayacaktır ve onlar deve, iğne deliğinden geçmedikçe cennete de giremeyeceklerdir. Biz günahkârları işte böyle cezalandırırız. 41- Onlar için cehennemden bir döşek, üstlerinde de (ateşten) örtüler vardır. İşte biz zalimleri böyle cezalandırırız.

40. Yüce Allah, apaçık olmalarına rağmen âyetlerini yalanlayan, onlara iman etmeyen ve onlara karşı büyüklük taslayan, hükümlerine boyun eğecek yerde onları yalanlayıp yüz çeviren kimselerin görecekleri cezayı bildirmektedir. Şöyle ki bunlar, her türlü hayırdan yana ümitlerini keseceklerdir. Ölecekleri vakit ruhları Yüce Allah’a doğru yükselmek maksadıyla yukarı doğru çıkıp izin isteyeceğinde onlara izin verilmeyecek ve ruhlarına semanın kapıları açılmayacaktır. Nitekim ruhları dünyada iken de Allah’a iman, O’nu tanımak ve O’nu sevmek sureti ile yücelmemişti. İşte ölümden sonra da aynı şekilde yükselmeyecek ve yücelmeyecektir. Çünkü ceza amelin türünden olur. Âyetin mefhumundan da şu anlaşılmaktadır: Allah’ın emrine itaat eden ve âyetlerini tasdik eden mü’minlerin ruhlarına semanın kapıları açılacak ve bunlar Yüce Allah’a yükselecektir. Allah’ın o ulvi alemde dilediği noktaya kadar ulaşacak, Rablerine yakınlık ve O’nun rızasına ermek dolayısıyla da sevineceklerdir. Yüce Allah’ın cehennemlikler hakkında şöyle buyurmaktadır:“Onlar deve, iğne deliğinden geçmedikçe cennete giremeyeceklerdir.” Yani cismi itibari ile hayvanların en büyüklerinden olan deve, eşyanın en darlarından biri olan iğne deliğine girmedikçe cennete giremeyeceklerdir. Bu, herhangi bir şeyin gerçekleşmesini, imkânsız olan bir şarta bağlamak kabilindendir. Yani devenin iğne deliğinden geçmesi imkânsız olduğu gibi Allah’ın âyetlerini inkâr edenlerin cennete girmeleri de aynı şekilde imkânsızdır. Çünkü Yüce Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“Gerçek şu ki; kim Allah’a ortak koşarsa hiç şüphesiz Allah, ona cenneti haram kılmıştır. Onun varacağı yer ateştir.”(el-Maide, 5/72) Yüce Allah burada da: “Biz günahkârları” yani suçları pek çok olan ve azgınlıkları ileri dereceye varanları “işte böyle cezalandırırız” buyurmaktadır.

41. “Onlara cehennemden” altlarına “bir döşek, üstlerinde de” onları örtecek, azaptan üzerlerine gölge yapacak “örtüler vardır. İşte biz” kendilerine zulmeden “zalimleri böyle” amellerine uygun bir şekilde “cezalandırırız.” Rabbin ise kullara asla zulmedici değildir.

Al-A'raaf 7:40Listen in Qur'an →

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.