Muslim99Muslim99
← Tafsir library

7. Al-A'raaf

The Heights · Meccan · 206 ayahs

سُورَةُ الأَعۡرَافِ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 141–150 of 206

141

وَإِذْ أَنجَيْنَٰكُم مِّنْ ءَالِ فِرْعَوْنَ يَسُومُونَكُمْ سُوٓءَ ٱلْعَذَابِ ۖ يُقَتِّلُونَ أَبْنَآءَكُمْ وَيَسْتَحْيُونَ نِسَآءَكُمْ ۚ وَفِى ذَٰلِكُم بَلَآءٌۭ مِّن رَّبِّكُمْ عَظِيمٌۭ

Sizi kötü azaba sokan, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı öldüren Firavun ailesinden kurtarmıştık. Bunda, size Rabbiniz tarafından büyük bir imtihan vardı.

103- Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Onlarsa bu mucizelere karşı zalimlik ettiler. Fesatçıların sonu nice oldu bir bak! 104- Mûsâ dedi ki:“Ey Firavun, ben şüphesiz ki âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” 105- “Allah hakkında haktan başkasını söylememem üzerime bir borçtur. Gerçekten size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.” 106- Dedi ki:“Eğer bir mucize getirdiysen ve de doğru söyleyenlerden isen haydi onu göster!” 107- Bunun üzerine Musa asasını attı da o, birden apaçık bir yılan oluverdi. 108- Elini çıkardı, bir de ne görsünler! O, bakanların önünde bembeyaz parlıyordu. 109- Firavun’un kavminden ileri gelenler:“Gerçekten de bu, gâyet bilgin bir sihirbazdır” dediler. 110- “Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”(Firavun:)“O halde ne buyurursunuz?” 111- Dediler ki:“Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder de; 112- “Sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” 113- Sihirbazlar Firavun’a gelip dediler ki:“Eğer galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfaat var, değil mi?” 114- O da:“Evet, hem siz elbette çok yakınlarımdan da olacaksınız” dedi. 115- “Ey Mûsâ, sen mi ilk atacaksın, yoksa ilk atan biz mi olalım?” dediler. 116- “(Önce) siz atın” dedi. Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onlara korku saldılar ve böylece büyük bir sihir ortaya koydular. 117- Biz de Mûsâ’ya:“Asanı at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler, onların uydurup düzdüklerini bir bir yakalayıp yutuyor! 118- Böylece hak ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti. 119- Oracıkta yenildiler ve küçük düştüler. 120- Sihirbazlar da secdeye kapandılar. 121- Dediler ki: “Âlemlerin Rabbine iman ettik.” 122- “Mûsâ ve Harun’un Rabbine.” 123- Firavun:“Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz (gizli) bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz” dedi. 124- “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da hepinizi birden asacağım.” 125- Dediler ki:“Biz elbette Rabbimize döneceğiz.” 126- “Sen bizden sırf Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al!” 127- Firavun’un kavminden ileri gelenler şöyle dedi:“Mûsâ ve kavmini yeryüzünde fesat çıkarsınlar ve Musa da hem seni hem de ilahlarını terk etsin diye mi (serbest) bırakacaksın?” O da: “Oğullarını öldüreceğiz ve kadınlarını diri bırakacağız. Şüphesiz biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz” dedi. 128- Mûsâ kavmine:“Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Orayı kullarından dilediğine miras kılar. Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir” dedi. 129- Dediler ki:“Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da…” Dedi ki: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar da sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” 130- Andolsun ki biz Firavun hanedanını belki düşünüp öğüt alırlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık. 131- Onlara bir iyilik geldiğinde:“Bu zaten bizim hakkımız” dediler. …

Al-A'raaf 7:141Listen in Qur'an →
142

۞ وَوَٰعَدْنَا مُوسَىٰ ثَلَٰثِينَ لَيْلَةًۭ وَأَتْمَمْنَٰهَا بِعَشْرٍۢ فَتَمَّ مِيقَٰتُ رَبِّهِۦٓ أَرْبَعِينَ لَيْلَةًۭ ۚ وَقَالَ مُوسَىٰ لِأَخِيهِ هَٰرُونَ ٱخْلُفْنِى فِى قَوْمِى وَأَصْلِحْ وَلَا تَتَّبِعْ سَبِيلَ ٱلْمُفْسِدِينَ

Musa'ya otuz gece vade verip sonra buna on gece daha kattık; böylece Rabbinin tayin ettiği müddet kırk geceye tamamlandı. Musa, kardeşi Harun'a, "Milletim içinde benim yerime geç, onları ıslah et, bozguncuların yoluna gitme" dedi.

103- Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Onlarsa bu mucizelere karşı zalimlik ettiler. Fesatçıların sonu nice oldu bir bak! 104- Mûsâ dedi ki:“Ey Firavun, ben şüphesiz ki âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” 105- “Allah hakkında haktan başkasını söylememem üzerime bir borçtur. Gerçekten size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.” 106- Dedi ki:“Eğer bir mucize getirdiysen ve de doğru söyleyenlerden isen haydi onu göster!” 107- Bunun üzerine Musa asasını attı da o, birden apaçık bir yılan oluverdi. 108- Elini çıkardı, bir de ne görsünler! O, bakanların önünde bembeyaz parlıyordu. 109- Firavun’un kavminden ileri gelenler:“Gerçekten de bu, gâyet bilgin bir sihirbazdır” dediler. 110- “Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”(Firavun:)“O halde ne buyurursunuz?” 111- Dediler ki:“Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder de; 112- “Sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” 113- Sihirbazlar Firavun’a gelip dediler ki:“Eğer galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfaat var, değil mi?” 114- O da:“Evet, hem siz elbette çok yakınlarımdan da olacaksınız” dedi. 115- “Ey Mûsâ, sen mi ilk atacaksın, yoksa ilk atan biz mi olalım?” dediler. 116- “(Önce) siz atın” dedi. Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onlara korku saldılar ve böylece büyük bir sihir ortaya koydular. 117- Biz de Mûsâ’ya:“Asanı at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler, onların uydurup düzdüklerini bir bir yakalayıp yutuyor! 118- Böylece hak ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti. 119- Oracıkta yenildiler ve küçük düştüler. 120- Sihirbazlar da secdeye kapandılar. 121- Dediler ki: “Âlemlerin Rabbine iman ettik.” 122- “Mûsâ ve Harun’un Rabbine.” 123- Firavun:“Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz (gizli) bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz” dedi. 124- “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da hepinizi birden asacağım.” 125- Dediler ki:“Biz elbette Rabbimize döneceğiz.” 126- “Sen bizden sırf Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al!” 127- Firavun’un kavminden ileri gelenler şöyle dedi:“Mûsâ ve kavmini yeryüzünde fesat çıkarsınlar ve Musa da hem seni hem de ilahlarını terk etsin diye mi (serbest) bırakacaksın?” O da: “Oğullarını öldüreceğiz ve kadınlarını diri bırakacağız. Şüphesiz biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz” dedi. 128- Mûsâ kavmine:“Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Orayı kullarından dilediğine miras kılar. Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir” dedi. 129- Dediler ki:“Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da…” Dedi ki: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar da sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” 130- Andolsun ki biz Firavun hanedanını belki düşünüp öğüt alırlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık. 131- Onlara bir iyilik geldiğinde:“Bu zaten bizim hakkımız” dediler. …

Al-A'raaf 7:142Listen in Qur'an →
143

وَلَمَّا جَآءَ مُوسَىٰ لِمِيقَٰتِنَا وَكَلَّمَهُۥ رَبُّهُۥ قَالَ رَبِّ أَرِنِىٓ أَنظُرْ إِلَيْكَ ۚ قَالَ لَن تَرَىٰنِى وَلَٰكِنِ ٱنظُرْ إِلَى ٱلْجَبَلِ فَإِنِ ٱسْتَقَرَّ مَكَانَهُۥ فَسَوْفَ تَرَىٰنِى ۚ فَلَمَّا تَجَلَّىٰ رَبُّهُۥ لِلْجَبَلِ جَعَلَهُۥ دَكًّۭا وَخَرَّ مُوسَىٰ صَعِقًۭا ۚ فَلَمَّآ أَفَاقَ قَالَ سُبْحَٰنَكَ تُبْتُ إِلَيْكَ وَأَنَا۠ أَوَّلُ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Musa, tayin ettiğimiz vakitte gelip Rabbi onunla konuşunca, Musa: "Rabbim! Bana Kendini göster, Sana bakayım" dedi. Allah: "Sen Beni göremezsin ama dağa bak, eğer o yerinde kalırsa sen de Beni göreceksin" buyurdu. Rabbi dağa tecelli edince onu yerlebir etti ve Musa da baygın düştü; ayılınca: "Yarabbi, münezzehsin, Sana tevbe ettim, ben inananların ilkiyim" dedi.

103- Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Onlarsa bu mucizelere karşı zalimlik ettiler. Fesatçıların sonu nice oldu bir bak! 104- Mûsâ dedi ki:“Ey Firavun, ben şüphesiz ki âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” 105- “Allah hakkında haktan başkasını söylememem üzerime bir borçtur. Gerçekten size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.” 106- Dedi ki:“Eğer bir mucize getirdiysen ve de doğru söyleyenlerden isen haydi onu göster!” 107- Bunun üzerine Musa asasını attı da o, birden apaçık bir yılan oluverdi. 108- Elini çıkardı, bir de ne görsünler! O, bakanların önünde bembeyaz parlıyordu. 109- Firavun’un kavminden ileri gelenler:“Gerçekten de bu, gâyet bilgin bir sihirbazdır” dediler. 110- “Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”(Firavun:)“O halde ne buyurursunuz?” 111- Dediler ki:“Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder de; 112- “Sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” 113- Sihirbazlar Firavun’a gelip dediler ki:“Eğer galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfaat var, değil mi?” 114- O da:“Evet, hem siz elbette çok yakınlarımdan da olacaksınız” dedi. 115- “Ey Mûsâ, sen mi ilk atacaksın, yoksa ilk atan biz mi olalım?” dediler. 116- “(Önce) siz atın” dedi. Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onlara korku saldılar ve böylece büyük bir sihir ortaya koydular. 117- Biz de Mûsâ’ya:“Asanı at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler, onların uydurup düzdüklerini bir bir yakalayıp yutuyor! 118- Böylece hak ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti. 119- Oracıkta yenildiler ve küçük düştüler. 120- Sihirbazlar da secdeye kapandılar. 121- Dediler ki: “Âlemlerin Rabbine iman ettik.” 122- “Mûsâ ve Harun’un Rabbine.” 123- Firavun:“Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz (gizli) bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz” dedi. 124- “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da hepinizi birden asacağım.” 125- Dediler ki:“Biz elbette Rabbimize döneceğiz.” 126- “Sen bizden sırf Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al!” 127- Firavun’un kavminden ileri gelenler şöyle dedi:“Mûsâ ve kavmini yeryüzünde fesat çıkarsınlar ve Musa da hem seni hem de ilahlarını terk etsin diye mi (serbest) bırakacaksın?” O da: “Oğullarını öldüreceğiz ve kadınlarını diri bırakacağız. Şüphesiz biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz” dedi. 128- Mûsâ kavmine:“Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Orayı kullarından dilediğine miras kılar. Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir” dedi. 129- Dediler ki:“Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da…” Dedi ki: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar da sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” 130- Andolsun ki biz Firavun hanedanını belki düşünüp öğüt alırlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık. 131- Onlara bir iyilik geldiğinde:“Bu zaten bizim hakkımız” dediler. …

Al-A'raaf 7:143Listen in Qur'an →
144

قَالَ يَٰمُوسَىٰٓ إِنِّى ٱصْطَفَيْتُكَ عَلَى ٱلنَّاسِ بِرِسَٰلَٰتِى وَبِكَلَٰمِى فَخُذْ مَآ ءَاتَيْتُكَ وَكُن مِّنَ ٱلشَّٰكِرِينَ

"Ey Musa! Verdiklerimle ve seninle konuşmamla seni insanlar arasından seçtim; sana verdiğimi al ve şükret" dedi.

103- Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Onlarsa bu mucizelere karşı zalimlik ettiler. Fesatçıların sonu nice oldu bir bak! 104- Mûsâ dedi ki:“Ey Firavun, ben şüphesiz ki âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” 105- “Allah hakkında haktan başkasını söylememem üzerime bir borçtur. Gerçekten size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.” 106- Dedi ki:“Eğer bir mucize getirdiysen ve de doğru söyleyenlerden isen haydi onu göster!” 107- Bunun üzerine Musa asasını attı da o, birden apaçık bir yılan oluverdi. 108- Elini çıkardı, bir de ne görsünler! O, bakanların önünde bembeyaz parlıyordu. 109- Firavun’un kavminden ileri gelenler:“Gerçekten de bu, gâyet bilgin bir sihirbazdır” dediler. 110- “Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”(Firavun:)“O halde ne buyurursunuz?” 111- Dediler ki:“Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder de; 112- “Sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” 113- Sihirbazlar Firavun’a gelip dediler ki:“Eğer galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfaat var, değil mi?” 114- O da:“Evet, hem siz elbette çok yakınlarımdan da olacaksınız” dedi. 115- “Ey Mûsâ, sen mi ilk atacaksın, yoksa ilk atan biz mi olalım?” dediler. 116- “(Önce) siz atın” dedi. Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onlara korku saldılar ve böylece büyük bir sihir ortaya koydular. 117- Biz de Mûsâ’ya:“Asanı at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler, onların uydurup düzdüklerini bir bir yakalayıp yutuyor! 118- Böylece hak ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti. 119- Oracıkta yenildiler ve küçük düştüler. 120- Sihirbazlar da secdeye kapandılar. 121- Dediler ki: “Âlemlerin Rabbine iman ettik.” 122- “Mûsâ ve Harun’un Rabbine.” 123- Firavun:“Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz (gizli) bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz” dedi. 124- “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da hepinizi birden asacağım.” 125- Dediler ki:“Biz elbette Rabbimize döneceğiz.” 126- “Sen bizden sırf Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al!” 127- Firavun’un kavminden ileri gelenler şöyle dedi:“Mûsâ ve kavmini yeryüzünde fesat çıkarsınlar ve Musa da hem seni hem de ilahlarını terk etsin diye mi (serbest) bırakacaksın?” O da: “Oğullarını öldüreceğiz ve kadınlarını diri bırakacağız. Şüphesiz biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz” dedi. 128- Mûsâ kavmine:“Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Orayı kullarından dilediğine miras kılar. Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir” dedi. 129- Dediler ki:“Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da…” Dedi ki: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar da sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” 130- Andolsun ki biz Firavun hanedanını belki düşünüp öğüt alırlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık. 131- Onlara bir iyilik geldiğinde:“Bu zaten bizim hakkımız” dediler. …

Al-A'raaf 7:144Listen in Qur'an →
145

وَكَتَبْنَا لَهُۥ فِى ٱلْأَلْوَاحِ مِن كُلِّ شَىْءٍۢ مَّوْعِظَةًۭ وَتَفْصِيلًۭا لِّكُلِّ شَىْءٍۢ فَخُذْهَا بِقُوَّةٍۢ وَأْمُرْ قَوْمَكَ يَأْخُذُوا۟ بِأَحْسَنِهَا ۚ سَأُو۟رِيكُمْ دَارَ ٱلْفَٰسِقِينَ

Ona levhalarda her şeyden bir öğüt yazdık ve her şeyi uzun uzadıya açıkladık; onlara sıkıca sarıl, milletine de emret en güzel şekilde tutsunlar. Size Allah'a karşı gelenlerin yurdunu göstereceğim.

103- Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Onlarsa bu mucizelere karşı zalimlik ettiler. Fesatçıların sonu nice oldu bir bak! 104- Mûsâ dedi ki:“Ey Firavun, ben şüphesiz ki âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” 105- “Allah hakkında haktan başkasını söylememem üzerime bir borçtur. Gerçekten size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.” 106- Dedi ki:“Eğer bir mucize getirdiysen ve de doğru söyleyenlerden isen haydi onu göster!” 107- Bunun üzerine Musa asasını attı da o, birden apaçık bir yılan oluverdi. 108- Elini çıkardı, bir de ne görsünler! O, bakanların önünde bembeyaz parlıyordu. 109- Firavun’un kavminden ileri gelenler:“Gerçekten de bu, gâyet bilgin bir sihirbazdır” dediler. 110- “Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”(Firavun:)“O halde ne buyurursunuz?” 111- Dediler ki:“Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder de; 112- “Sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” 113- Sihirbazlar Firavun’a gelip dediler ki:“Eğer galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfaat var, değil mi?” 114- O da:“Evet, hem siz elbette çok yakınlarımdan da olacaksınız” dedi. 115- “Ey Mûsâ, sen mi ilk atacaksın, yoksa ilk atan biz mi olalım?” dediler. 116- “(Önce) siz atın” dedi. Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onlara korku saldılar ve böylece büyük bir sihir ortaya koydular. 117- Biz de Mûsâ’ya:“Asanı at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler, onların uydurup düzdüklerini bir bir yakalayıp yutuyor! 118- Böylece hak ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti. 119- Oracıkta yenildiler ve küçük düştüler. 120- Sihirbazlar da secdeye kapandılar. 121- Dediler ki: “Âlemlerin Rabbine iman ettik.” 122- “Mûsâ ve Harun’un Rabbine.” 123- Firavun:“Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz (gizli) bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz” dedi. 124- “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da hepinizi birden asacağım.” 125- Dediler ki:“Biz elbette Rabbimize döneceğiz.” 126- “Sen bizden sırf Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al!” 127- Firavun’un kavminden ileri gelenler şöyle dedi:“Mûsâ ve kavmini yeryüzünde fesat çıkarsınlar ve Musa da hem seni hem de ilahlarını terk etsin diye mi (serbest) bırakacaksın?” O da: “Oğullarını öldüreceğiz ve kadınlarını diri bırakacağız. Şüphesiz biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz” dedi. 128- Mûsâ kavmine:“Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Orayı kullarından dilediğine miras kılar. Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir” dedi. 129- Dediler ki:“Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da…” Dedi ki: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar da sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” 130- Andolsun ki biz Firavun hanedanını belki düşünüp öğüt alırlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık. 131- Onlara bir iyilik geldiğinde:“Bu zaten bizim hakkımız” dediler. …

Al-A'raaf 7:145Listen in Qur'an →
146

سَأَصْرِفُ عَنْ ءَايَٰتِىَ ٱلَّذِينَ يَتَكَبَّرُونَ فِى ٱلْأَرْضِ بِغَيْرِ ٱلْحَقِّ وَإِن يَرَوْا۟ كُلَّ ءَايَةٍۢ لَّا يُؤْمِنُوا۟ بِهَا وَإِن يَرَوْا۟ سَبِيلَ ٱلرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًۭا وَإِن يَرَوْا۟ سَبِيلَ ٱلْغَىِّ يَتَّخِذُوهُ سَبِيلًۭا ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَكَانُوا۟ عَنْهَا غَٰفِلِينَ

Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, ayetlerimden yüz çevirteceğim. Onlar bütün ayetleri görseler yine de inanmazlar; doğru yolu görseler, yol olarak benimsemezler; azgınlık yolunu görseler, hemen onu yol edinirler. Bu, onların mucizelerimizi yalan saymaları ve onlardan habersiz görünmelerinden ileri gelir.

103- Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Onlarsa bu mucizelere karşı zalimlik ettiler. Fesatçıların sonu nice oldu bir bak! 104- Mûsâ dedi ki:“Ey Firavun, ben şüphesiz ki âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” 105- “Allah hakkında haktan başkasını söylememem üzerime bir borçtur. Gerçekten size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.” 106- Dedi ki:“Eğer bir mucize getirdiysen ve de doğru söyleyenlerden isen haydi onu göster!” 107- Bunun üzerine Musa asasını attı da o, birden apaçık bir yılan oluverdi. 108- Elini çıkardı, bir de ne görsünler! O, bakanların önünde bembeyaz parlıyordu. 109- Firavun’un kavminden ileri gelenler:“Gerçekten de bu, gâyet bilgin bir sihirbazdır” dediler. 110- “Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”(Firavun:)“O halde ne buyurursunuz?” 111- Dediler ki:“Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder de; 112- “Sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” 113- Sihirbazlar Firavun’a gelip dediler ki:“Eğer galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfaat var, değil mi?” 114- O da:“Evet, hem siz elbette çok yakınlarımdan da olacaksınız” dedi. 115- “Ey Mûsâ, sen mi ilk atacaksın, yoksa ilk atan biz mi olalım?” dediler. 116- “(Önce) siz atın” dedi. Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onlara korku saldılar ve böylece büyük bir sihir ortaya koydular. 117- Biz de Mûsâ’ya:“Asanı at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler, onların uydurup düzdüklerini bir bir yakalayıp yutuyor! 118- Böylece hak ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti. 119- Oracıkta yenildiler ve küçük düştüler. 120- Sihirbazlar da secdeye kapandılar. 121- Dediler ki: “Âlemlerin Rabbine iman ettik.” 122- “Mûsâ ve Harun’un Rabbine.” 123- Firavun:“Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz (gizli) bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz” dedi. 124- “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da hepinizi birden asacağım.” 125- Dediler ki:“Biz elbette Rabbimize döneceğiz.” 126- “Sen bizden sırf Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al!” 127- Firavun’un kavminden ileri gelenler şöyle dedi:“Mûsâ ve kavmini yeryüzünde fesat çıkarsınlar ve Musa da hem seni hem de ilahlarını terk etsin diye mi (serbest) bırakacaksın?” O da: “Oğullarını öldüreceğiz ve kadınlarını diri bırakacağız. Şüphesiz biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz” dedi. 128- Mûsâ kavmine:“Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Orayı kullarından dilediğine miras kılar. Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir” dedi. 129- Dediler ki:“Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da…” Dedi ki: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar da sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” 130- Andolsun ki biz Firavun hanedanını belki düşünüp öğüt alırlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık. 131- Onlara bir iyilik geldiğinde:“Bu zaten bizim hakkımız” dediler. …

Al-A'raaf 7:146Listen in Qur'an →
147

وَٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا وَلِقَآءِ ٱلْءَاخِرَةِ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ ۚ هَلْ يُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Ayetlerimizi ve ahirete kavuşmayı yalan sayan kimselerin işleri boşa gitmiştir. Onlar işlediklerinin karşılığından başka bir şeyle mi cezalanırlar?

103- Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Onlarsa bu mucizelere karşı zalimlik ettiler. Fesatçıların sonu nice oldu bir bak! 104- Mûsâ dedi ki:“Ey Firavun, ben şüphesiz ki âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” 105- “Allah hakkında haktan başkasını söylememem üzerime bir borçtur. Gerçekten size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.” 106- Dedi ki:“Eğer bir mucize getirdiysen ve de doğru söyleyenlerden isen haydi onu göster!” 107- Bunun üzerine Musa asasını attı da o, birden apaçık bir yılan oluverdi. 108- Elini çıkardı, bir de ne görsünler! O, bakanların önünde bembeyaz parlıyordu. 109- Firavun’un kavminden ileri gelenler:“Gerçekten de bu, gâyet bilgin bir sihirbazdır” dediler. 110- “Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”(Firavun:)“O halde ne buyurursunuz?” 111- Dediler ki:“Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder de; 112- “Sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” 113- Sihirbazlar Firavun’a gelip dediler ki:“Eğer galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfaat var, değil mi?” 114- O da:“Evet, hem siz elbette çok yakınlarımdan da olacaksınız” dedi. 115- “Ey Mûsâ, sen mi ilk atacaksın, yoksa ilk atan biz mi olalım?” dediler. 116- “(Önce) siz atın” dedi. Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onlara korku saldılar ve böylece büyük bir sihir ortaya koydular. 117- Biz de Mûsâ’ya:“Asanı at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler, onların uydurup düzdüklerini bir bir yakalayıp yutuyor! 118- Böylece hak ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti. 119- Oracıkta yenildiler ve küçük düştüler. 120- Sihirbazlar da secdeye kapandılar. 121- Dediler ki: “Âlemlerin Rabbine iman ettik.” 122- “Mûsâ ve Harun’un Rabbine.” 123- Firavun:“Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz (gizli) bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz” dedi. 124- “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da hepinizi birden asacağım.” 125- Dediler ki:“Biz elbette Rabbimize döneceğiz.” 126- “Sen bizden sırf Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al!” 127- Firavun’un kavminden ileri gelenler şöyle dedi:“Mûsâ ve kavmini yeryüzünde fesat çıkarsınlar ve Musa da hem seni hem de ilahlarını terk etsin diye mi (serbest) bırakacaksın?” O da: “Oğullarını öldüreceğiz ve kadınlarını diri bırakacağız. Şüphesiz biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz” dedi. 128- Mûsâ kavmine:“Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Orayı kullarından dilediğine miras kılar. Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir” dedi. 129- Dediler ki:“Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da…” Dedi ki: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar da sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” 130- Andolsun ki biz Firavun hanedanını belki düşünüp öğüt alırlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık. 131- Onlara bir iyilik geldiğinde:“Bu zaten bizim hakkımız” dediler. …

Al-A'raaf 7:147Listen in Qur'an →
148

وَٱتَّخَذَ قَوْمُ مُوسَىٰ مِنۢ بَعْدِهِۦ مِنْ حُلِيِّهِمْ عِجْلًۭا جَسَدًۭا لَّهُۥ خُوَارٌ ۚ أَلَمْ يَرَوْا۟ أَنَّهُۥ لَا يُكَلِّمُهُمْ وَلَا يَهْدِيهِمْ سَبِيلًا ۘ ٱتَّخَذُوهُ وَكَانُوا۟ ظَٰلِمِينَ

Musa'nın ardından milleti, ziynet takımlarından, canlıymış gibi böğüren bir buzağı heykeli yaparak onu tanrı edindiler. O buzağının kendileriyle konuşmadığını ve yol da göstermediğini görmediler mi? Onu tanrı olarak benimseyip kendilerine yazık ettiler.

103- Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Onlarsa bu mucizelere karşı zalimlik ettiler. Fesatçıların sonu nice oldu bir bak! 104- Mûsâ dedi ki:“Ey Firavun, ben şüphesiz ki âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” 105- “Allah hakkında haktan başkasını söylememem üzerime bir borçtur. Gerçekten size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.” 106- Dedi ki:“Eğer bir mucize getirdiysen ve de doğru söyleyenlerden isen haydi onu göster!” 107- Bunun üzerine Musa asasını attı da o, birden apaçık bir yılan oluverdi. 108- Elini çıkardı, bir de ne görsünler! O, bakanların önünde bembeyaz parlıyordu. 109- Firavun’un kavminden ileri gelenler:“Gerçekten de bu, gâyet bilgin bir sihirbazdır” dediler. 110- “Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”(Firavun:)“O halde ne buyurursunuz?” 111- Dediler ki:“Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder de; 112- “Sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” 113- Sihirbazlar Firavun’a gelip dediler ki:“Eğer galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfaat var, değil mi?” 114- O da:“Evet, hem siz elbette çok yakınlarımdan da olacaksınız” dedi. 115- “Ey Mûsâ, sen mi ilk atacaksın, yoksa ilk atan biz mi olalım?” dediler. 116- “(Önce) siz atın” dedi. Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onlara korku saldılar ve böylece büyük bir sihir ortaya koydular. 117- Biz de Mûsâ’ya:“Asanı at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler, onların uydurup düzdüklerini bir bir yakalayıp yutuyor! 118- Böylece hak ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti. 119- Oracıkta yenildiler ve küçük düştüler. 120- Sihirbazlar da secdeye kapandılar. 121- Dediler ki: “Âlemlerin Rabbine iman ettik.” 122- “Mûsâ ve Harun’un Rabbine.” 123- Firavun:“Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz (gizli) bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz” dedi. 124- “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da hepinizi birden asacağım.” 125- Dediler ki:“Biz elbette Rabbimize döneceğiz.” 126- “Sen bizden sırf Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al!” 127- Firavun’un kavminden ileri gelenler şöyle dedi:“Mûsâ ve kavmini yeryüzünde fesat çıkarsınlar ve Musa da hem seni hem de ilahlarını terk etsin diye mi (serbest) bırakacaksın?” O da: “Oğullarını öldüreceğiz ve kadınlarını diri bırakacağız. Şüphesiz biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz” dedi. 128- Mûsâ kavmine:“Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Orayı kullarından dilediğine miras kılar. Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir” dedi. 129- Dediler ki:“Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da…” Dedi ki: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar da sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” 130- Andolsun ki biz Firavun hanedanını belki düşünüp öğüt alırlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık. 131- Onlara bir iyilik geldiğinde:“Bu zaten bizim hakkımız” dediler. …

Al-A'raaf 7:148Listen in Qur'an →
149

وَلَمَّا سُقِطَ فِىٓ أَيْدِيهِمْ وَرَأَوْا۟ أَنَّهُمْ قَدْ ضَلُّوا۟ قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ يَرْحَمْنَا رَبُّنَا وَيَغْفِرْ لَنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

Elleri böğründe, çaresiz kalıp, kendilerinin sapıtmış olduklarını görünce: "Eğer Rabbimiz bize acımaz ve bizi bağışlamazsa, and olsun ki mahvoluruz" dediler.

103- Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Onlarsa bu mucizelere karşı zalimlik ettiler. Fesatçıların sonu nice oldu bir bak! 104- Mûsâ dedi ki:“Ey Firavun, ben şüphesiz ki âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” 105- “Allah hakkında haktan başkasını söylememem üzerime bir borçtur. Gerçekten size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.” 106- Dedi ki:“Eğer bir mucize getirdiysen ve de doğru söyleyenlerden isen haydi onu göster!” 107- Bunun üzerine Musa asasını attı da o, birden apaçık bir yılan oluverdi. 108- Elini çıkardı, bir de ne görsünler! O, bakanların önünde bembeyaz parlıyordu. 109- Firavun’un kavminden ileri gelenler:“Gerçekten de bu, gâyet bilgin bir sihirbazdır” dediler. 110- “Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”(Firavun:)“O halde ne buyurursunuz?” 111- Dediler ki:“Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder de; 112- “Sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” 113- Sihirbazlar Firavun’a gelip dediler ki:“Eğer galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfaat var, değil mi?” 114- O da:“Evet, hem siz elbette çok yakınlarımdan da olacaksınız” dedi. 115- “Ey Mûsâ, sen mi ilk atacaksın, yoksa ilk atan biz mi olalım?” dediler. 116- “(Önce) siz atın” dedi. Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onlara korku saldılar ve böylece büyük bir sihir ortaya koydular. 117- Biz de Mûsâ’ya:“Asanı at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler, onların uydurup düzdüklerini bir bir yakalayıp yutuyor! 118- Böylece hak ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti. 119- Oracıkta yenildiler ve küçük düştüler. 120- Sihirbazlar da secdeye kapandılar. 121- Dediler ki: “Âlemlerin Rabbine iman ettik.” 122- “Mûsâ ve Harun’un Rabbine.” 123- Firavun:“Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz (gizli) bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz” dedi. 124- “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da hepinizi birden asacağım.” 125- Dediler ki:“Biz elbette Rabbimize döneceğiz.” 126- “Sen bizden sırf Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al!” 127- Firavun’un kavminden ileri gelenler şöyle dedi:“Mûsâ ve kavmini yeryüzünde fesat çıkarsınlar ve Musa da hem seni hem de ilahlarını terk etsin diye mi (serbest) bırakacaksın?” O da: “Oğullarını öldüreceğiz ve kadınlarını diri bırakacağız. Şüphesiz biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz” dedi. 128- Mûsâ kavmine:“Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Orayı kullarından dilediğine miras kılar. Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir” dedi. 129- Dediler ki:“Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da…” Dedi ki: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar da sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” 130- Andolsun ki biz Firavun hanedanını belki düşünüp öğüt alırlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık. 131- Onlara bir iyilik geldiğinde:“Bu zaten bizim hakkımız” dediler. …

Al-A'raaf 7:149Listen in Qur'an →
150

وَلَمَّا رَجَعَ مُوسَىٰٓ إِلَىٰ قَوْمِهِۦ غَضْبَٰنَ أَسِفًۭا قَالَ بِئْسَمَا خَلَفْتُمُونِى مِنۢ بَعْدِىٓ ۖ أَعَجِلْتُمْ أَمْرَ رَبِّكُمْ ۖ وَأَلْقَى ٱلْأَلْوَاحَ وَأَخَذَ بِرَأْسِ أَخِيهِ يَجُرُّهُۥٓ إِلَيْهِ ۚ قَالَ ٱبْنَ أُمَّ إِنَّ ٱلْقَوْمَ ٱسْتَضْعَفُونِى وَكَادُوا۟ يَقْتُلُونَنِى فَلَا تُشْمِتْ بِىَ ٱلْأَعْدَآءَ وَلَا تَجْعَلْنِى مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Musa, milletine, kızgın ve üzgün olarak dönünce "Benim arkamdan ne kötü olmuşsunuz! Rabbinizin emrinin çabucak gelmesini mi istiyorsunuz?" dedi, levhaları attı ve kardeşinin başından tutup kendine doğru çekti. Harun: "Ey annem oğlu! Bu millet beni küçümsedi; az kalsın öldürüyorlardı. Bana, düşmanları sevindirecek şekilde davranma, beni bu zalim milletle bir sayma" dedi.

103- Sonra onların ardından Musa’yı mucizelerimizle Firavun’a ve onun ileri gelenlerine gönderdik. Onlarsa bu mucizelere karşı zalimlik ettiler. Fesatçıların sonu nice oldu bir bak! 104- Mûsâ dedi ki:“Ey Firavun, ben şüphesiz ki âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir peygamberim.” 105- “Allah hakkında haktan başkasını söylememem üzerime bir borçtur. Gerçekten size Rabbinizden apaçık bir delil ile geldim. Artık İsrailoğullarını benimle beraber gönder.” 106- Dedi ki:“Eğer bir mucize getirdiysen ve de doğru söyleyenlerden isen haydi onu göster!” 107- Bunun üzerine Musa asasını attı da o, birden apaçık bir yılan oluverdi. 108- Elini çıkardı, bir de ne görsünler! O, bakanların önünde bembeyaz parlıyordu. 109- Firavun’un kavminden ileri gelenler:“Gerçekten de bu, gâyet bilgin bir sihirbazdır” dediler. 110- “Sizi yurdunuzdan çıkarmak istiyor.”(Firavun:)“O halde ne buyurursunuz?” 111- Dediler ki:“Onu ve kardeşini alıkoy, şehirlere de toplayıcılar gönder de; 112- “Sana ne kadar bilgin sihirbaz varsa hepsini getirsinler.” 113- Sihirbazlar Firavun’a gelip dediler ki:“Eğer galip gelen biz olursak her halde bize bir mükâfaat var, değil mi?” 114- O da:“Evet, hem siz elbette çok yakınlarımdan da olacaksınız” dedi. 115- “Ey Mûsâ, sen mi ilk atacaksın, yoksa ilk atan biz mi olalım?” dediler. 116- “(Önce) siz atın” dedi. Onlar atınca insanların gözlerini büyülediler, onlara korku saldılar ve böylece büyük bir sihir ortaya koydular. 117- Biz de Mûsâ’ya:“Asanı at!” diye vahyettik. Bir de ne görsünler, onların uydurup düzdüklerini bir bir yakalayıp yutuyor! 118- Böylece hak ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları şeyler de boşa gitti. 119- Oracıkta yenildiler ve küçük düştüler. 120- Sihirbazlar da secdeye kapandılar. 121- Dediler ki: “Âlemlerin Rabbine iman ettik.” 122- “Mûsâ ve Harun’un Rabbine.” 123- Firavun:“Ben size izin vermeden önce mi ona iman ettiniz? Bu, şüphe yok ki ahalisini oradan çıkarmanız için şehirde kurduğunuz (gizli) bir tuzaktır. Yakında bileceksiniz” dedi. 124- “Andolsun ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim. Sonra da hepinizi birden asacağım.” 125- Dediler ki:“Biz elbette Rabbimize döneceğiz.” 126- “Sen bizden sırf Rabbimizin âyetleri bize geldiğinde onlara iman ettik diye intikam alıyorsun. Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve canımızı müslüman olarak al!” 127- Firavun’un kavminden ileri gelenler şöyle dedi:“Mûsâ ve kavmini yeryüzünde fesat çıkarsınlar ve Musa da hem seni hem de ilahlarını terk etsin diye mi (serbest) bırakacaksın?” O da: “Oğullarını öldüreceğiz ve kadınlarını diri bırakacağız. Şüphesiz biz onların üzerinde ezici bir güce sahibiz” dedi. 128- Mûsâ kavmine:“Allah’tan yardım dileyin ve sabredin. Şüphesiz ki yeryüzü Allah’ındır. Orayı kullarından dilediğine miras kılar. Güzel akıbet takvâ sahiplerinindir” dedi. 129- Dediler ki:“Sen bize gelmeden önce de eziyet görüyorduk sen bize geldikten sonra da…” Dedi ki: “Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve sizi yeryüzünde halifeler kılar da sizin nasıl amel edeceğinize bakar.” 130- Andolsun ki biz Firavun hanedanını belki düşünüp öğüt alırlar diye kuraklık ve ürün kıtlığı ile cezalandırdık. 131- Onlara bir iyilik geldiğinde:“Bu zaten bizim hakkımız” dediler. …

Al-A'raaf 7:150Listen in Qur'an →

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.