Muslim99Muslim99
← Tafsir library

5. Al-Maaida

The Table · Medinan · 120 ayahs

سُورَةُ المَائـِدَةِ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 91–100 of 120

91

إِنَّمَا يُرِيدُ ٱلشَّيْطَٰنُ أَن يُوقِعَ بَيْنَكُمُ ٱلْعَدَٰوَةَ وَٱلْبَغْضَآءَ فِى ٱلْخَمْرِ وَٱلْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَن ذِكْرِ ٱللَّهِ وَعَنِ ٱلصَّلَوٰةِ ۖ فَهَلْ أَنتُم مُّنتَهُونَ

Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi?

90- Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları ancak şeytan işi birer pisliktir. O halde bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. 91- Muhakkak şeytan içki ve kumarla aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçtiniz değil mi?

90-91. Yüce Allah bu çirkin şeyleri yermekte, bunların şeytanın işlerinden birer pislik olduklarını haber vermektedir. “O halde bunlardan kaçının” onları terk edin “ki kurtuluşa eresiniz.” Çünkü kurtuluş ancak Allah’ın haram kıldığı şeyleri, özellikle de sözü edilen bu çirkin ve hayasız işleri terk etmekle gerçekleşir. Sözü geçen bu çirkin işlerden biri içkidir. “İçki” (الخمر), sarhoşluk vermesi sebebi ile aklı örten ve perdeleyen her şeydir. “Kumar”(الميسر) ise tarafların karşılıklı olarak belli bir bedel koydukları -at yarışları vb. gibi- bütün yarışlardır. “Dikili taşlar” dikilip de Allah’tan başka kendilerine ibadet olunan putlar ve benzeri gibi Allah’a denk tutulan şeylerdir. “Fal okları” ise kendileri ile kısmetin öğrenilmeye çalışıldığı oklardır. İşte Allah bu dört hususu yasaklamakta ve onlardan uzak durulmasını istemektedir. Bunları terk etmeyi ve onlardan uzak durmayı gerektiren kötülüklerini de bize şöyle haber vermektedir: 1. Bu sözü edilenler, birer pislik, yani necasettir. Bunlar maddi bir necaset olmasalar da manevi birer pisliktir. Pis şeyler ise kendilerinden uzak kalınması ve pislikleri ile kirlenilmemesi gereken şeylerdir. 2. Bunlar, şeytan işidir. Şeytan ise insanın en azılı düşmanıdır. Bilindiği gibi düşmandan sakınmak gerekir. Düşmanın tuzaklarından, düşmanın işlerinden, özellikle de düşmanın düşürmek istediği hallerden uzak durmak, sakınmak gerekir. Çünkü kulun helaki bunlardadır. O halde kulun apaçık düşmanının işlerini işlemekten kesinlikle uzak kalması, bunlardan sakınması ve bunlara düşmekten yana korkması gerekir. 3. Bunlardan uzak durmayı gerektiren bir diğer sebep, kulun kutuluşunun, felahının ancak bunlardan uzak kalması halinde mümkün olmasıdır. Çünkü felâh sevilen ve istenen şeyleri elde etme başarısı, korkulan şeylerden yana da emin olmaktır. Bu işler ise felâha engeldir ve onun yolunda tökezletici sebeplerdir. 4. Bu gibi amellerin insanlar arasında düşmanlığı ve kini gerektirmesi de bunları terk etmeyi gerektiren sebeplerdendir. Şeytan bunları, özellikle de içki ve kumarı yaygınlaştırmaya özel gayret harcar. Çünkü o, bu yolla mü’minler arasına düşmanlık ve kin sokmak ister. Çünkü içki ile akıl altüst olur, aklın sınırları ortadan kalkar. Bu ise kişinin kendisi ile mü’min kardeşleri arasında kinin ortaya çıkmasına sebep olur. Özellikle de içki içmenin kaçınılmaz sonuçlarından olan sövme ve hakaret de buna eklenecek olursa… Hatta bu, kimi zaman adam öldürmeye kadar gidebilir. Kumar oyunlarındaki birinin diğerini yenmesi ve karşılıksız olarak karşı tarafın pek çok malını alması ise düşmanlık ve kinin en büyük sebepleri arasındadır. 5. Bu işler kalbi ve ona bağlı olarak bedeni Allah’ı anmaktan da namazdan da alıkoyar. Halbuki kul, bunlar için yaratılmıştır ve kulun mutluluğu bunlara bağlıdır. İçki ve kumar, kişiyi bunlardan en ileri derecede alıkoyar. Kişinin kalbi bunlarla meşgul olur ve aklı bunlarla oyalanıp durur. Bu …

Al-Maaida 5:91Listen in Qur'an →
92

وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُوا۟ ٱلرَّسُولَ وَٱحْذَرُوا۟ ۚ فَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّمَا عَلَىٰ رَسُولِنَا ٱلْبَلَٰغُ ٱلْمُبِينُ

Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin, karşı gelmekten çekinin; eğer yüz çevirirseniz bilin ki, peygamberimize düşen sadece açıkça tebliğ etmektir.

92- Allah’a itaat edin, Rasûle de itaat edin ve (isyandan) sakının. Eğer yüz çevirirseniz bilin ki peygamberimize düşen açıkça tebliğden ibarettir.

92. Allah’a itaat ile Rasûlüne itaat aynı şeydir. Çünkü Allah’a itaat eden, Allah’ın Rasûlüne itaat etmiş; Rasûle itaat eden de Allah’a itaat etmiş olur. Bu itaat, Allah’ın ve Rasûlünün emretmiş olduğu, Allah’ın hakları ile de kulların hakları ile de alakalı bulunan farz ve müstehap, zahir ve batın bütün söz ve amelleri işlemeyi, aynı şekilde Allah ve Rasûlünün yasakladığı şeylerden uzak kalmayı içine alır. Bu emir, en geniş kapsamlı emirlerdendir. Görüldüğü gibi bunun kapsamına zahir olsun, batın olsun her türlü emir ve yasak girmektedir. “(isyandan) sakının” yani Allah’a isyan etmekten ve Rasûlüne asi olmaktan sakının. Çünkü onlara isyan etmek en büyük şerdir ve apaçık bir hüsrandır. “Eğer” size emredilen ve yasak kılanan şeylerden “yüz çevirirseniz bilin ki peygamberimize düşen açıkça tebliğden ibarettir” ve o da bu görevini eksiksiz yerine getirmiştir. Eğer hidâyet yolunu izlerseniz bu, lehinizedir ve eğer kötülük işleyecek olursanız bu da aleyhinizedir. Sizi hesaba çekecek olan Allah’tır. Rasûl ise görevini ve kendisine yüklenen sorumluluğu eksiksiz olarak yerine getirmiştir.

Al-Maaida 5:92Listen in Qur'an →
93

لَيْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحٌۭ فِيمَا طَعِمُوٓا۟ إِذَا مَا ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّأَحْسَنُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, -sakınırlar, inanırlar, yararlı işler işlerler, sonra haramdan sakınıp inanırlar ve sonra isyandan sakınıp iyilik yaparlarsa- daha önceleri tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Allah iyi davrananları sever.

93- İman edip salih ameller işleyenlere; sakındıkları, iman edip salih ameller işledikleri, sonra takvada ve imanda sebat ettikleri, sonra takva ve ihsan sahibi oldukları takdirde (geçmişte) tattıkları (haramlar)dan dolayı bir vebal yoktur. Allah ihsan sahiplerini sever.

93. İçkiyi haram kılan, ona dâir kesin yasağı ve bu yasağın ağırlığını ifade eden buyruklar nazil olunca mü’minlerden bazı kimseler, içkinin haram kılınışından önce müslüman olarak ama içki içmeye devam ederken ölen kardeşlerinin durumunun ne olduğunu öğrenmeyi arzu ettiler. Yüce Allah da bu âyet-i kerimeyi indirdi ve şunu haber verdi:“İman edip salih ameller işleyenlere... takdirde (geçmişte) tattıklarından” haram kılınışlarından önce içki içmelerinden ve kumar oynamalarından “dolayı bir vebal” bir günah, bir sorumluluk “yoktur.” Günahın olmaması, hem sözü edilen hususları hem de diğer günahları kapsadığından dolayı Yüce Allah buna dâir: “sakındıkları, iman edip salih ameller işledikleri…” kaydını getirmiştir. Yani bunun için masiyetleri terk eden, Allah’a salih amel işlemelerini gerektirecek sahih bir iman ile iman eden ve sonra da bu şekilde devam eden kimseler olmaları şarttır. Aksi takdirde eğer kul, kimi zaman bu niteliğe sahip olmakla birlikte, bazen bu niteliklere sahip olmuyor ise bu, yeterli değildir. Aksine onun her zaman bu seviyede olması, bu durumunu eceli gelinceye kadar devam ettirmesi ve bu ihsan halini sürdürmesi gerekir. Şüphesiz Allah Yaratıcıya ibadetlerinde ihsan makamına erişen, kullara da iyilikte bulunan, gerçek anlamda ihsan sahibi olan kullarını sever. Bu âyet-i kerimenin kapsamına haram olan bir şeyi haram kılınışından sonra tadan yahut da başka bir haramı işleyen, daha sonra da günahını itiraf ederek Allah’a tevbe eden ve salih amel işleyerek takva sahibi olan kimseler de girer. Şüphesiz Allah böylelerine de mağfiret buyurur ve böyle kimselerden günah kalkar.

Al-Maaida 5:93Listen in Qur'an →
94

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَيَبْلُوَنَّكُمُ ٱللَّهُ بِشَىْءٍۢ مِّنَ ٱلصَّيْدِ تَنَالُهُۥٓ أَيْدِيكُمْ وَرِمَاحُكُمْ لِيَعْلَمَ ٱللَّهُ مَن يَخَافُهُۥ بِٱلْغَيْبِ ۚ فَمَنِ ٱعْتَدَىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَلَهُۥ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

Ey İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu ortaya koymak için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır.

94- Ey iman edenler! Allah, görmedikleri halde kendisinden korkanları bilip ortaya çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği bir kısım avla sizi muhakkak deneyecektir. Artık bundan sonra kim aşırı giderse onun için pek elemli bir azap vardır. 95- Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim onu bilerek öldürürse bunun cezası, Kâbe’ye ulaştırılmak üzere iki adil kimsenin hükmü ile belirlenecek ve öldürdüğü hayvanın benzeri olacak bir ehlî hayvan (kurban etmek) yahut yoksullara yemek yedirmek şeklinde bir keffâret veya bunun dengi oruç tutmaktır. Tâ ki ettiğinin vebalini tatmış olsun. Allah geçmiştekilerini affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa Allah ondan intikam alır. Allah Azîzdir, intikam sahibidir. 96- Deniz avı ve yiyeceği -size ve yolcuya bir fayda olmak üzere- size helâl kılındı. İhramda bulunduğunuz sürece kara avı ise haram kılındı. Sonunda huzuruna varacağınız Allah’tan korkup sakının.

94. Bu, Yüce Allah’ın kullarına lütuf ve ihsanlarındandır. Çünkü onlara kaza ve kaderinin bir tecellisi olarak ne yapacağını haber vermektedir. Bundan maksat ise O’na itaat etmeleri ve bu işin üzerine basiretle gitmeleridir. Tâ ki helak olan apaçık bir delil üzere helâk olsun, hayat bulan apaçık bir delil üzere hayat bulsun diyedir. İşte Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler!” Allah’ın sizin imanınızı sınaması kaçınılmazdır. “Allah, görmedikleri halde kendisinden korkanları bilip” yani sevap ve cezayı gerektirecek şekilde ve yaratılmışlar için de zahir olan bir ilim ile “ortaya çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği bir kısım avla” yani çok olmayan bir miktarla “sizi muhakkak deneyecektir.” Böylelikle bu sınama Yüce Allah’ın bir hafifletmesi ve bir lütfu sonucu kolay olacaktır. Allah’ın sizi kendisi ile sınayacağı bu ava “elleriniz ve mızraklarınız erişebilecektir” yani siz bu hayvanları avlamak imkânına sahip olabileceksiniz ki bu yolla imtihan gerçekleşsin. Bu av, el ile ele geçirilemeyecek veya mızrakla avlanamayacak türden olmayacaktır. Çünkü o takdirde sınamanın bir anlamı olmaz. Yüce Allah bu sınamadaki hikmetin mükâfat ve cezayı gerektirecek şekilde ve yaratıklar tarafından zahir olarak bilinecek tarzda kimlerin görmedikleri halde Allah’tan korktuğunu ortaya çıkarmak olduğunu bildirmiştir. Allah’ın yasakladığı bir şeyi yapabilecek güç ve imkânı bulmakla birlikte ondan uzak duran bir kimseyi şüphesiz Allah bolca mükâfatlandıracaktır. Gıyaben Allah’tan korkmayıp O’na isyandan uzak durmayan ve böylelikle imkân bulduğu av hayvanını avlamaya kalkışan kimsenin durumu ise elbette farklı olacaktır. İşte bu imtihanla bu iki grup birbirinden ayırt edilip ortaya çıkacaktır. “Artık bundan” yani ileri sürülebilecek mazeretleri ortadan kaldıran ve izlenmesi gereken yolu açıkça belirten bu beyandan “sonra” sizden “kim aşırı giderse onun için pek elemli” yani oldukça can yakıcı ve niteliğini Allah’tan başka hiçbir kimsenin bilmediği derecede acı verici “bir azap vardır.” Çünkü artık haddi aşan kimsenin ileri sürebilecek bir mazereti kalmaz. Gerçek Allah korkusu, kişinin O’nu görmediği ve yanında herhangi bir insan bulunmadığı bir halde Allah’tan korkmasıdır. İnsanlar arasında Allah’tan …

Al-Maaida 5:94Listen in Qur'an →
95

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَقْتُلُوا۟ ٱلصَّيْدَ وَأَنتُمْ حُرُمٌۭ ۚ وَمَن قَتَلَهُۥ مِنكُم مُّتَعَمِّدًۭا فَجَزَآءٌۭ مِّثْلُ مَا قَتَلَ مِنَ ٱلنَّعَمِ يَحْكُمُ بِهِۦ ذَوَا عَدْلٍۢ مِّنكُمْ هَدْيًۢا بَٰلِغَ ٱلْكَعْبَةِ أَوْ كَفَّٰرَةٌۭ طَعَامُ مَسَٰكِينَ أَوْ عَدْلُ ذَٰلِكَ صِيَامًۭا لِّيَذُوقَ وَبَالَ أَمْرِهِۦ ۗ عَفَا ٱللَّهُ عَمَّا سَلَفَ ۚ وَمَنْ عَادَ فَيَنتَقِمُ ٱللَّهُ مِنْهُ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌۭ ذُو ٱنتِقَامٍ

Ey İnananlar! İhramlı iken avı öldürmeyin. Sizden bile bile onu öldürene, ehli hayvanlardan öldürdüğü kadar olduğuna içinizden iki adil kimsenin hükmedeceği, Kabe'ye ulaşacak bir kurbanı ödeme, yahut düşkünlere yemek yedirme şeklinde keffaret ya da yaptığının ağırlığını tatmak üzere bunlara denk oruç tutma vardır. Allah geçmiştekileri affetmiştir, kim tekrar yaparsa Allah ondan öç alır. Allah Güçlü'dür, Öçalıcı'dır.

94- Ey iman edenler! Allah, görmedikleri halde kendisinden korkanları bilip ortaya çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği bir kısım avla sizi muhakkak deneyecektir. Artık bundan sonra kim aşırı giderse onun için pek elemli bir azap vardır. 95- Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim onu bilerek öldürürse bunun cezası, Kâbe’ye ulaştırılmak üzere iki adil kimsenin hükmü ile belirlenecek ve öldürdüğü hayvanın benzeri olacak bir ehlî hayvan (kurban etmek) yahut yoksullara yemek yedirmek şeklinde bir keffâret veya bunun dengi oruç tutmaktır. Tâ ki ettiğinin vebalini tatmış olsun. Allah geçmiştekilerini affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa Allah ondan intikam alır. Allah Azîzdir, intikam sahibidir. 96- Deniz avı ve yiyeceği -size ve yolcuya bir fayda olmak üzere- size helâl kılındı. İhramda bulunduğunuz sürece kara avı ise haram kılındı. Sonunda huzuruna varacağınız Allah’tan korkup sakının.

94. Bu, Yüce Allah’ın kullarına lütuf ve ihsanlarındandır. Çünkü onlara kaza ve kaderinin bir tecellisi olarak ne yapacağını haber vermektedir. Bundan maksat ise O’na itaat etmeleri ve bu işin üzerine basiretle gitmeleridir. Tâ ki helak olan apaçık bir delil üzere helâk olsun, hayat bulan apaçık bir delil üzere hayat bulsun diyedir. İşte Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler!” Allah’ın sizin imanınızı sınaması kaçınılmazdır. “Allah, görmedikleri halde kendisinden korkanları bilip” yani sevap ve cezayı gerektirecek şekilde ve yaratılmışlar için de zahir olan bir ilim ile “ortaya çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği bir kısım avla” yani çok olmayan bir miktarla “sizi muhakkak deneyecektir.” Böylelikle bu sınama Yüce Allah’ın bir hafifletmesi ve bir lütfu sonucu kolay olacaktır. Allah’ın sizi kendisi ile sınayacağı bu ava “elleriniz ve mızraklarınız erişebilecektir” yani siz bu hayvanları avlamak imkânına sahip olabileceksiniz ki bu yolla imtihan gerçekleşsin. Bu av, el ile ele geçirilemeyecek veya mızrakla avlanamayacak türden olmayacaktır. Çünkü o takdirde sınamanın bir anlamı olmaz. Yüce Allah bu sınamadaki hikmetin mükâfat ve cezayı gerektirecek şekilde ve yaratıklar tarafından zahir olarak bilinecek tarzda kimlerin görmedikleri halde Allah’tan korktuğunu ortaya çıkarmak olduğunu bildirmiştir. Allah’ın yasakladığı bir şeyi yapabilecek güç ve imkânı bulmakla birlikte ondan uzak duran bir kimseyi şüphesiz Allah bolca mükâfatlandıracaktır. Gıyaben Allah’tan korkmayıp O’na isyandan uzak durmayan ve böylelikle imkân bulduğu av hayvanını avlamaya kalkışan kimsenin durumu ise elbette farklı olacaktır. İşte bu imtihanla bu iki grup birbirinden ayırt edilip ortaya çıkacaktır. “Artık bundan” yani ileri sürülebilecek mazeretleri ortadan kaldıran ve izlenmesi gereken yolu açıkça belirten bu beyandan “sonra” sizden “kim aşırı giderse onun için pek elemli” yani oldukça can yakıcı ve niteliğini Allah’tan başka hiçbir kimsenin bilmediği derecede acı verici “bir azap vardır.” Çünkü artık haddi aşan kimsenin ileri sürebilecek bir mazereti kalmaz. Gerçek Allah korkusu, kişinin O’nu görmediği ve yanında herhangi bir insan bulunmadığı bir halde Allah’tan korkmasıdır. İnsanlar arasında Allah’tan …

Al-Maaida 5:95Listen in Qur'an →
96

أُحِلَّ لَكُمْ صَيْدُ ٱلْبَحْرِ وَطَعَامُهُۥ مَتَٰعًۭا لَّكُمْ وَلِلسَّيَّارَةِ ۖ وَحُرِّمَ عَلَيْكُمْ صَيْدُ ٱلْبَرِّ مَا دُمْتُمْ حُرُمًۭا ۗ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ٱلَّذِىٓ إِلَيْهِ تُحْشَرُونَ

Deniz avı ve onu yemek size de, yolculara da, geçimlik olarak helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size haram kılınmıştır. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan sakının.

94- Ey iman edenler! Allah, görmedikleri halde kendisinden korkanları bilip ortaya çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği bir kısım avla sizi muhakkak deneyecektir. Artık bundan sonra kim aşırı giderse onun için pek elemli bir azap vardır. 95- Ey iman edenler, ihramlı iken av hayvanı öldürmeyin. İçinizden kim onu bilerek öldürürse bunun cezası, Kâbe’ye ulaştırılmak üzere iki adil kimsenin hükmü ile belirlenecek ve öldürdüğü hayvanın benzeri olacak bir ehlî hayvan (kurban etmek) yahut yoksullara yemek yedirmek şeklinde bir keffâret veya bunun dengi oruç tutmaktır. Tâ ki ettiğinin vebalini tatmış olsun. Allah geçmiştekilerini affetmiştir. Fakat kim bir daha böyle yaparsa Allah ondan intikam alır. Allah Azîzdir, intikam sahibidir. 96- Deniz avı ve yiyeceği -size ve yolcuya bir fayda olmak üzere- size helâl kılındı. İhramda bulunduğunuz sürece kara avı ise haram kılındı. Sonunda huzuruna varacağınız Allah’tan korkup sakının.

94. Bu, Yüce Allah’ın kullarına lütuf ve ihsanlarındandır. Çünkü onlara kaza ve kaderinin bir tecellisi olarak ne yapacağını haber vermektedir. Bundan maksat ise O’na itaat etmeleri ve bu işin üzerine basiretle gitmeleridir. Tâ ki helak olan apaçık bir delil üzere helâk olsun, hayat bulan apaçık bir delil üzere hayat bulsun diyedir. İşte Allah şöyle buyurmaktadır:“Ey iman edenler!” Allah’ın sizin imanınızı sınaması kaçınılmazdır. “Allah, görmedikleri halde kendisinden korkanları bilip” yani sevap ve cezayı gerektirecek şekilde ve yaratılmışlar için de zahir olan bir ilim ile “ortaya çıkarmak için ellerinizin ve mızraklarınızın erişebileceği bir kısım avla” yani çok olmayan bir miktarla “sizi muhakkak deneyecektir.” Böylelikle bu sınama Yüce Allah’ın bir hafifletmesi ve bir lütfu sonucu kolay olacaktır. Allah’ın sizi kendisi ile sınayacağı bu ava “elleriniz ve mızraklarınız erişebilecektir” yani siz bu hayvanları avlamak imkânına sahip olabileceksiniz ki bu yolla imtihan gerçekleşsin. Bu av, el ile ele geçirilemeyecek veya mızrakla avlanamayacak türden olmayacaktır. Çünkü o takdirde sınamanın bir anlamı olmaz. Yüce Allah bu sınamadaki hikmetin mükâfat ve cezayı gerektirecek şekilde ve yaratıklar tarafından zahir olarak bilinecek tarzda kimlerin görmedikleri halde Allah’tan korktuğunu ortaya çıkarmak olduğunu bildirmiştir. Allah’ın yasakladığı bir şeyi yapabilecek güç ve imkânı bulmakla birlikte ondan uzak duran bir kimseyi şüphesiz Allah bolca mükâfatlandıracaktır. Gıyaben Allah’tan korkmayıp O’na isyandan uzak durmayan ve böylelikle imkân bulduğu av hayvanını avlamaya kalkışan kimsenin durumu ise elbette farklı olacaktır. İşte bu imtihanla bu iki grup birbirinden ayırt edilip ortaya çıkacaktır. “Artık bundan” yani ileri sürülebilecek mazeretleri ortadan kaldıran ve izlenmesi gereken yolu açıkça belirten bu beyandan “sonra” sizden “kim aşırı giderse onun için pek elemli” yani oldukça can yakıcı ve niteliğini Allah’tan başka hiçbir kimsenin bilmediği derecede acı verici “bir azap vardır.” Çünkü artık haddi aşan kimsenin ileri sürebilecek bir mazereti kalmaz. Gerçek Allah korkusu, kişinin O’nu görmediği ve yanında herhangi bir insan bulunmadığı bir halde Allah’tan korkmasıdır. İnsanlar arasında Allah’tan …

Al-Maaida 5:96Listen in Qur'an →
97

۞ جَعَلَ ٱللَّهُ ٱلْكَعْبَةَ ٱلْبَيْتَ ٱلْحَرَامَ قِيَٰمًۭا لِّلنَّاسِ وَٱلشَّهْرَ ٱلْحَرَامَ وَٱلْهَدْىَ وَٱلْقَلَٰٓئِدَ ۚ ذَٰلِكَ لِتَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ وَأَنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

Allah, hürmetli ev Kabe'yi, hürmetli ayı, kurbanı, boynu tasmalı kurbanlıkları insanların faydası için ortaya koydu. Bu, Allah'ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah'ın şüphesiz her şeyi Bilen olduğunu bilmeniz içindir.

97- Allah; Kâbe’yi, o Beyt-i Haram’ı, Haram ayları, kurbanı ve gerdanlıkları insanlar için bir kıyam sebebi kılmıştır. Bu da Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir. 98- Bilin ki Allah, cezası şiddetli olandır ve yine (bilin ki) Allah Ğafûr ve Rahîmdir. 99- Rasûl’e düşen ancak tebliğdir. Allah, açıkladığınız ve gizlediğiniz (her şeyi) bilir.

97. Yüce Allah:“Kâbe’yi, o Beyt-i Haram’ı... insanlar için bir kıyam sebebi” kıldığını haber vermektedir. Yani bunları tazim etmek sureti ile insanların dinleri de dünyaları da kıyam bulur, dosdoğru olur. Bununla İslâm tamam olur, bu yolla onların günahları silinir, Beyt-i Haram’a yönelip gitmek sureti ile de büyük bağışlara ve pek çok ihsanlara nail olurlar. Bu uğurda mallar harcanır, o yolda sıkıntılara katlanılır. Orada dört bir yandan gelen ve çeşitli ırklardan oluşan Müslümanlar toplanıp bir araya gelerek tanışırlar, birbirlerinin yardımını alırlar, hepsini ilgilendiren maslahatlar hususunda istişare ederler. Aralarında dinî ve dünyevî maslahatlara dair sağlam bağlar kurulur. İşte Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:“Tâ ki kendileri için menfaatlere tanık olsunlar, belirli günlerde Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar.”(el-Hac, 22/28) Beytullah’ın insanlar için bir kıyam sebebi kılınması nedeniyle bazı alimler şöyle demişlerdir: Beytullah’ı her yıl haccetmek farz-ı kifayedir. Bütün insanlar Beytullah’ı haccetmeyi terk edecek olurlarsa onu haccetmeye gücü yeten herkes günahkâr olur. Hatta insanlar orayı haccetmeyi terk edecek olurlarsa, onların hayatlarını ayakta tutan sebepler ortadan kalkar ve Kıyamet kopar. “kurbanı ve gerdanlıkları” Yani Yüce Allah hediye kurbanlarını da hediye kurban türlerinin en şereflileri olan boyunları gerdanlıklı kurbanlıkları da böyle “bir kıyam sebebi” kılmıştır. İnsanlar bu ikisinden de yararlanırlar ve bunlar dolayısı ile sevap kazanırlar. “Bu da Allah’ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir.” İşte bu Beyt-i Haram’ı, sizin menfaatinize olduğunu bildiği dinî ve dünyevî maslahatlarınız için var etmiş olması da O’nun ilminin bir tecellisidir.

98. “Bilin ki Allah, cezası şiddetli olandır ve yine (bilin ki) Allah Ğafûr ve Rahîmdir.” İşte bu iki hususa dâir bilginiz, sizin kalbinizde son derece kesin ve tam bir yakîn ile var olmalıdır. Bilin ki Allah, dünyada da âhirette de kendisine isyan edenlere karşı cezası pek şiddetli olandır. Yine bilin ki Allah, tevbe edip kendisine dönen ve itaat eden kimseleri mağfiret eden ve çokça merhamette bulunandır. Sizin bu hususa dâir bilginiz, O’nun cezasından korkma, mağfiret ve mükâfatını umma sonucunu verir ve siz, O’ndan korkmanın, mağfiret ve mükâfatını ummanın gerektirdiği şekilde amel edersiniz.

99. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Rasûl’e düşen, ancak tebliğdir” ve o emrolunduğu gibi tebliğ etmiş, görevini yerine getirmiştir. Bunun dışında onun herhangi bir şeye (hidâyet ve dalâlet konusunda bir yetkiye) hiçbir şekilde sahip olması söz konusu değildir. “Allah, açıkladığınız ve gizlediğiniz (her şeyi) bilir.” ve sizin halinizi bilmesine …

Al-Maaida 5:97Listen in Qur'an →
98

ٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ وَأَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Allah'ın azabının şiddetli olduğunu ve Allah'ın Bağışlayan, merhamet eden olduğunu bilin.

97- Allah; Kâbe’yi, o Beyt-i Haram’ı, Haram ayları, kurbanı ve gerdanlıkları insanlar için bir kıyam sebebi kılmıştır. Bu da Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir. 98- Bilin ki Allah, cezası şiddetli olandır ve yine (bilin ki) Allah Ğafûr ve Rahîmdir. 99- Rasûl’e düşen ancak tebliğdir. Allah, açıkladığınız ve gizlediğiniz (her şeyi) bilir.

97. Yüce Allah:“Kâbe’yi, o Beyt-i Haram’ı... insanlar için bir kıyam sebebi” kıldığını haber vermektedir. Yani bunları tazim etmek sureti ile insanların dinleri de dünyaları da kıyam bulur, dosdoğru olur. Bununla İslâm tamam olur, bu yolla onların günahları silinir, Beyt-i Haram’a yönelip gitmek sureti ile de büyük bağışlara ve pek çok ihsanlara nail olurlar. Bu uğurda mallar harcanır, o yolda sıkıntılara katlanılır. Orada dört bir yandan gelen ve çeşitli ırklardan oluşan Müslümanlar toplanıp bir araya gelerek tanışırlar, birbirlerinin yardımını alırlar, hepsini ilgilendiren maslahatlar hususunda istişare ederler. Aralarında dinî ve dünyevî maslahatlara dair sağlam bağlar kurulur. İşte Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:“Tâ ki kendileri için menfaatlere tanık olsunlar, belirli günlerde Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar.”(el-Hac, 22/28) Beytullah’ın insanlar için bir kıyam sebebi kılınması nedeniyle bazı alimler şöyle demişlerdir: Beytullah’ı her yıl haccetmek farz-ı kifayedir. Bütün insanlar Beytullah’ı haccetmeyi terk edecek olurlarsa onu haccetmeye gücü yeten herkes günahkâr olur. Hatta insanlar orayı haccetmeyi terk edecek olurlarsa, onların hayatlarını ayakta tutan sebepler ortadan kalkar ve Kıyamet kopar. “kurbanı ve gerdanlıkları” Yani Yüce Allah hediye kurbanlarını da hediye kurban türlerinin en şereflileri olan boyunları gerdanlıklı kurbanlıkları da böyle “bir kıyam sebebi” kılmıştır. İnsanlar bu ikisinden de yararlanırlar ve bunlar dolayısı ile sevap kazanırlar. “Bu da Allah’ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir.” İşte bu Beyt-i Haram’ı, sizin menfaatinize olduğunu bildiği dinî ve dünyevî maslahatlarınız için var etmiş olması da O’nun ilminin bir tecellisidir.

98. “Bilin ki Allah, cezası şiddetli olandır ve yine (bilin ki) Allah Ğafûr ve Rahîmdir.” İşte bu iki hususa dâir bilginiz, sizin kalbinizde son derece kesin ve tam bir yakîn ile var olmalıdır. Bilin ki Allah, dünyada da âhirette de kendisine isyan edenlere karşı cezası pek şiddetli olandır. Yine bilin ki Allah, tevbe edip kendisine dönen ve itaat eden kimseleri mağfiret eden ve çokça merhamette bulunandır. Sizin bu hususa dâir bilginiz, O’nun cezasından korkma, mağfiret ve mükâfatını umma sonucunu verir ve siz, O’ndan korkmanın, mağfiret ve mükâfatını ummanın gerektirdiği şekilde amel edersiniz.

99. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Rasûl’e düşen, ancak tebliğdir” ve o emrolunduğu gibi tebliğ etmiş, görevini yerine getirmiştir. Bunun dışında onun herhangi bir şeye (hidâyet ve dalâlet konusunda bir yetkiye) hiçbir şekilde sahip olması söz konusu değildir. “Allah, açıkladığınız ve gizlediğiniz (her şeyi) bilir.” ve sizin halinizi bilmesine …

Al-Maaida 5:98Listen in Qur'an →
99

مَّا عَلَى ٱلرَّسُولِ إِلَّا ٱلْبَلَٰغُ ۗ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا تَكْتُمُونَ

Peygamberin görevi sadece tebliğ etmektir. Allah, sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.

97- Allah; Kâbe’yi, o Beyt-i Haram’ı, Haram ayları, kurbanı ve gerdanlıkları insanlar için bir kıyam sebebi kılmıştır. Bu da Allah’ın göklerde ve yerde olan her şeyi bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir. 98- Bilin ki Allah, cezası şiddetli olandır ve yine (bilin ki) Allah Ğafûr ve Rahîmdir. 99- Rasûl’e düşen ancak tebliğdir. Allah, açıkladığınız ve gizlediğiniz (her şeyi) bilir.

97. Yüce Allah:“Kâbe’yi, o Beyt-i Haram’ı... insanlar için bir kıyam sebebi” kıldığını haber vermektedir. Yani bunları tazim etmek sureti ile insanların dinleri de dünyaları da kıyam bulur, dosdoğru olur. Bununla İslâm tamam olur, bu yolla onların günahları silinir, Beyt-i Haram’a yönelip gitmek sureti ile de büyük bağışlara ve pek çok ihsanlara nail olurlar. Bu uğurda mallar harcanır, o yolda sıkıntılara katlanılır. Orada dört bir yandan gelen ve çeşitli ırklardan oluşan Müslümanlar toplanıp bir araya gelerek tanışırlar, birbirlerinin yardımını alırlar, hepsini ilgilendiren maslahatlar hususunda istişare ederler. Aralarında dinî ve dünyevî maslahatlara dair sağlam bağlar kurulur. İşte Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır:“Tâ ki kendileri için menfaatlere tanık olsunlar, belirli günlerde Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine Allah’ın adını ansınlar.”(el-Hac, 22/28) Beytullah’ın insanlar için bir kıyam sebebi kılınması nedeniyle bazı alimler şöyle demişlerdir: Beytullah’ı her yıl haccetmek farz-ı kifayedir. Bütün insanlar Beytullah’ı haccetmeyi terk edecek olurlarsa onu haccetmeye gücü yeten herkes günahkâr olur. Hatta insanlar orayı haccetmeyi terk edecek olurlarsa, onların hayatlarını ayakta tutan sebepler ortadan kalkar ve Kıyamet kopar. “kurbanı ve gerdanlıkları” Yani Yüce Allah hediye kurbanlarını da hediye kurban türlerinin en şereflileri olan boyunları gerdanlıklı kurbanlıkları da böyle “bir kıyam sebebi” kılmıştır. İnsanlar bu ikisinden de yararlanırlar ve bunlar dolayısı ile sevap kazanırlar. “Bu da Allah’ın göklerde ve yerde olan herşeyi bildiğini ve Allah’ın her şeyi bilen olduğunu bilmeniz içindir.” İşte bu Beyt-i Haram’ı, sizin menfaatinize olduğunu bildiği dinî ve dünyevî maslahatlarınız için var etmiş olması da O’nun ilminin bir tecellisidir.

98. “Bilin ki Allah, cezası şiddetli olandır ve yine (bilin ki) Allah Ğafûr ve Rahîmdir.” İşte bu iki hususa dâir bilginiz, sizin kalbinizde son derece kesin ve tam bir yakîn ile var olmalıdır. Bilin ki Allah, dünyada da âhirette de kendisine isyan edenlere karşı cezası pek şiddetli olandır. Yine bilin ki Allah, tevbe edip kendisine dönen ve itaat eden kimseleri mağfiret eden ve çokça merhamette bulunandır. Sizin bu hususa dâir bilginiz, O’nun cezasından korkma, mağfiret ve mükâfatını umma sonucunu verir ve siz, O’ndan korkmanın, mağfiret ve mükâfatını ummanın gerektirdiği şekilde amel edersiniz.

99. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Rasûl’e düşen, ancak tebliğdir” ve o emrolunduğu gibi tebliğ etmiş, görevini yerine getirmiştir. Bunun dışında onun herhangi bir şeye (hidâyet ve dalâlet konusunda bir yetkiye) hiçbir şekilde sahip olması söz konusu değildir. “Allah, açıkladığınız ve gizlediğiniz (her şeyi) bilir.” ve sizin halinizi bilmesine …

Al-Maaida 5:99Listen in Qur'an →
100

قُل لَّا يَسْتَوِى ٱلْخَبِيثُ وَٱلطَّيِّبُ وَلَوْ أَعْجَبَكَ كَثْرَةُ ٱلْخَبِيثِ ۚ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ يَٰٓأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

De ki: "Helal ile haram, haram şeylerin çokluğundan hoşlansan bile, eşit değildir". Ey akıl sahibleri, Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.

100- De ki: Pis ile temiz (hiçbir zaman) bir olmaz, pisin çok oluşu hoşuna gitse bile. Ey olgun akıl sahipleri, Allah’tan korkup sakının ki kurtuluşa eresiniz.

100. Kötülüklerden sakındırmak ve hayra teşvik etmek üzere insanlara:“De ki:” hiçbir konuda “Pis ile temiz (hiçbir zaman) bir olmaz.” İmân ile küfür, itaat ile isyan, cennetliklerle cehennemlikler, kötü ameller ile iyi ameller, hiçbir zaman bir olmayacağı gibi, haram olan mal da hiçbir zaman helâl olan mal ile aynı değildir. “pisin çok oluşu hoşuna gitse bile…” Çünkü onun sahibine hiçbir faydası olmaz. Aksine dininde de dünyasında da ona zarar verir. “Ey olgun akıl sahipleri, Allah’tan korkup sakının ki kurtuluşa eresiniz.” Yüce Allah üstün ve olgun akıl sahiplerine, mükemmel görüş sahiplerine emir vermekte ve bu hususta ilâhi hitabı onlara yöneltmektedir. Çünkü kendilerine önem verilen ve kendilerinde hayır olması umulan kimseler yalnızca özlü akıl sahipleridir. Daha sonra Yüce Allah kurtuluşun O’ndan korkup sakınmaya, yani takvaya bağlı olduğunu haber vermektedir. O’ndan korkup sakınmak ise emir ve yasakları hususunda Allah’ın isteğine uygun hareket etmektir. O’ndan korkan, tam bir kurtuluşa erer. O’ndan sakınmayı terk eden kimse ise hüsrana uğrar ve her türlü kazanç ve kârı elden kaçırıp kaybeder.

Al-Maaida 5:100Listen in Qur'an →

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.