وَلَوْ كَانُوا۟ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلنَّبِىِّ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مَا ٱتَّخَذُوهُمْ أَوْلِيَآءَ وَلَٰكِنَّ كَثِيرًۭا مِّنْهُمْ فَٰسِقُونَ
Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilen Kuran'a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi, fakat onların çoğu fasıktır.
77- De ki:“Ey ehl-i kitap! Dininizde haksız yere haddi aşmayın. Bundan önce sapıklığa düşmüş, birçok kimseyi saptırmış ve sonra da doğru yoldan sapmış bir toplumun hevalarına da uymayın.” 78- İsrailoğullarından kâfir olanlar, hem Dâvûd’un hem de Meryem oğlu İsa’nın dili ile lanetlendiler. Bu, onların isyan etmeleri ve haddi aşmalarından dolayı idi. 79- Onlar işledikleri herhangi bir münkerden birbirlerini vazgeçirmezlerdi. Yapmakta oldukları şey gerçekten ne kötüydü! 80- Onlardan birçok kimsenin kâfirleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin kendileri için hazırladığı şey ne kadar da kötüdür: Allah onlara gazap etmiştir ve onlar azapta ebedi kalacaklardır. 81- Eğer Allah’a, Peygamber’e ve ona indirilene iman etmiş olsalardı, onları dost edinmezlerdi. Fakat birçoğu fasık kimselerdir.
77. Yüce Allah peygamberine şöyle buyurmaktadır:“De ki: Ey ehl-i kitap, dininizde haksız yere haddi aşmayın.” Yani hakkı aşarak, hakkı geride bırakarak batıla yönelmeyin. Haddi aşmalarının bir örneği, Mesih hakkında söyledikleri nakledilen sözlerle bazı ileri gelen kimseler hakkında aşırıya kaçarak söyledikleri sözlerdir. Onlar bunu yaparken “bundan önce sapıklığa düşmüş... bir toplumun hevalarına” uymaktadırlar. Bunlar, insanları izlemekte oldukları bâtıl dine davet ederek “birçok kimseyi saptırmış ve sonra da doğru yoldan sapmış” kimselerdir. Onlar doğru yoldan saparak hem kendileri sapmış, hem de başkalarını saptırmışlardır. Allah’ın kendilerinden ve helâke götüren hevaları ile saptırıcı görüşlerine uymaktan sakındırdığı sapıklığın önderleri, işte bunlardır.
78. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“İsrailoğullarından kâfir olanlar hem Dâvûd’un hem de Meryem oğlu İsa’nın dili ile” İsrailoğullarına karşı delilin ortaya konulmuş olduğuna, onların ise bu delillere karşı inatla durduklarına dair şahitlik ve ikrarları ile “lanetlendiler.” Allah’ın rahmetinden kovulup uzaklaştırıldılar. “Bu” küfür ve lanete uğrama, “onların isyan etmeleri ve haddi aşmalarından dolayı idi.” Allah’a isyan edip Allah’ın kullarına zulmetmeleri, onların küfre ve Allah’ın rahmetinden uzak düşmelerine sebep olmuştur. Hiç şüphesiz günahların ve zulmün bir takım cezaları vardır.
79. Başlarına ibret verici cezaların gelmesine ve türlü türlü cezalara uğratılmalarına sebep olan günahlarından bir diğeri de şudur:“Onlar işledikleri herhangi bir münkerden birbirlerini vazgeçirmezlerdi.” Yani onlar, münkeri (kötülüğü) işler ama biri diğerini o münkerden alıkoymaz, vazgeçirmezdi. Böylelikle kötülüğü fiilen işleyen kimse ile alıkoyma imkânına sahip olduğu halde susan kişi, o kötülüğü işlemekte ortak oluyordu. Bu, onların Allah’ın emrini önemsemediklerine ve Allah’a karşı gelip asi olmanın hafif bir iş olduğunu kabul ettiklerine delildir. Eğer onlar Rab’lerini gereği gibi tazim eden kimseler olsalardı, O’nun haramlarının işlenmesinden gayrete gelir ve Allah’ı gazaplandıran iş dolayısı ile kendileri de gazaplanırlardı. Engelleme gücü olmakla birlikte kötülüğe karşı ses çıkarmayıp susmak, ilâhi azabı gerektirir. Çünkü böyle bir tutumun çok büyük kötülükleri vardır: 1. Yalnızca susmak -susan kişi fiilen günah işlemese dahi- bir günahtır. Çünkü günahtan kaçınmak gerektiği gibi, günahın …