Muslim99Muslim99
← Tafsir library

5. Al-Maaida

The Table · Medinan · 120 ayahs

سُورَةُ المَائـِدَةِ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 51–60 of 120

51

۞ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلْيَهُودَ وَٱلنَّصَٰرَىٰٓ أَوْلِيَآءَ ۘ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍۢ ۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَإِنَّهُۥ مِنْهُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

Ey İnananlar! Yahudileri ve hıristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.

51- Ey iman edenler, yahudileri de hristiyanları da dost edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse muhakkak o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğuna yol göstericilik etmez. 52- Kalplerinde hastalık bulunan kimselerin:“Devrin aleyhimize dönmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasına koşuştuklarını görürsün. Olur ki Allah zafer nasip eder veya kendi katından bir emir getirir de onlar da içlerinde gizlediklerine pişman olurlar. 53- İman edenler de derler ki:“Olanca güçleri ile sizinle beraber olacaklarına dair Allah adına yemin edenler bunlar mı?” Bütün amelleri boşa gitmiştir de bundan ötürü zarara uğrayanlar olmuşlardır.

51. Yüce Allah mü’min kullarına yahudi ve hristiyanların hallerini, onların güzel olmayan niteliklerini beyan ettikten sonra onları dost edinmeme irşadında bulunmaktadır. Çünkü “onlar birbirlerinin dostlarıdırlar.” Kendi aralarında yardımlaşırlar ve kendileri dışındakilere karşı el birlik olurlar. O halde siz onları dost ve yardımcı edinmeyin. Çünkü gerçekte onlar düşmandırlar. Sizin zarar görmeniz onlar için önemli değildir. Hatta onlar sizleri saptırmak için ellerinden gelen ne varsa hepsini ortaya koymaktan çekinmezler. O nedenle onlar gibi olanlardan başkası onları dost edinmez. Bundan dolayı devamla:“İçinizden kim onları dost edinirse muhakkak o da onlardandır” buyrulmaktadır. Çünkü tam bir dost edinme, onların dinlerine geçmeyi gerektirir. Az ölçüde onları dost edinmek ise daha fazlasını peşinden getirir, sonra bu yavaş yavaş ilerler ve nihâyet kulu onlardan yapacak noktaya kadar ulaşır. “Şüphesiz Allah zalimler topluluğuna” belirgin nitelikleri zulüm olan, ona dönen ve ona yönelen kimselere “yol göstericilik etmez.” Böylelerine sen her türlü âyeti getirsen dahi sana uymazlar ve sana itaat etmezler.

52. Yüce Allah mü’minlere onları dost edinmeyi yasakladıktan sonra iman iddiasında bulunan bir kesimin onları dost edindiğini haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Kalplerinde hastalık” yani şüphe, münafıklık ve iman zaafiyeti “bulunan kimselerin” şöyle dediklerini görürsün: “Bizim onları dost ve yardımcı edinmemiz ihtiyaçtan dolayıdır; çünkü biz “devrin aleyhimize dönmesinden korkuyoruz.” Yani yahudi ve hristiyanların zafere erişeceklerinden korkuyoruz, eğer onlar muzaffer olacak olurlarsa bizim onların üzerinde bizi mükâfatlandırmalarını gerektirecek bir iyiliğimiz bulunmaktadır.” Bu ise onların İslâm’a dair bir su-i zanlarıdır. Allah da onların bu kötü zanlarını reddetmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Olur ki Allah” İslâm’ı yahudi ve hristiyanlara karşı güçlendirecek bir “zafer nasip eder” ve böylelikle müslümanlar onları yenik düşürür “veya kendi katından bir emir getirir de” böylelikle münafıklar, yahudi ve diğer kâfirlerin zafere ulaşacaklarından ümitlerini keserler “onlar da içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.” İçlerinde sakladıklarına pişman olacaklar ve bu yaptıkları onlara herhangi bir menfaat sağlamayacak, aksine zararlı olacaktır. Böylelikle Allah’ın kendisi vasıtası ile İslâm’ı ve müslümanları zafere eriştirdiği, kâfirleri ve küfrü de zelil kıldığı bir fetih ve zafer gerçekleşmiş olur, onlar ise pişman olurlar ve yalnız Allah’ın bileceği ölçüde büyük …

Al-Maaida 5:51Listen in Qur'an →
52

فَتَرَى ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌۭ يُسَٰرِعُونَ فِيهِمْ يَقُولُونَ نَخْشَىٰٓ أَن تُصِيبَنَا دَآئِرَةٌۭ ۚ فَعَسَى ٱللَّهُ أَن يَأْتِىَ بِٱلْفَتْحِ أَوْ أَمْرٍۢ مِّنْ عِندِهِۦ فَيُصْبِحُوا۟ عَلَىٰ مَآ أَسَرُّوا۟ فِىٓ أَنفُسِهِمْ نَٰدِمِينَ

Kalblerinde hastalık olanların, "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlara koştuğunu görürsün. Olur ki Allah bir zafer verir veya katından bir emir getirir de kalblerinde gizlediklerine içleri yananlara dönerler.

51- Ey iman edenler, yahudileri de hristiyanları da dost edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse muhakkak o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğuna yol göstericilik etmez. 52- Kalplerinde hastalık bulunan kimselerin:“Devrin aleyhimize dönmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasına koşuştuklarını görürsün. Olur ki Allah zafer nasip eder veya kendi katından bir emir getirir de onlar da içlerinde gizlediklerine pişman olurlar. 53- İman edenler de derler ki:“Olanca güçleri ile sizinle beraber olacaklarına dair Allah adına yemin edenler bunlar mı?” Bütün amelleri boşa gitmiştir de bundan ötürü zarara uğrayanlar olmuşlardır.

51. Yüce Allah mü’min kullarına yahudi ve hristiyanların hallerini, onların güzel olmayan niteliklerini beyan ettikten sonra onları dost edinmeme irşadında bulunmaktadır. Çünkü “onlar birbirlerinin dostlarıdırlar.” Kendi aralarında yardımlaşırlar ve kendileri dışındakilere karşı el birlik olurlar. O halde siz onları dost ve yardımcı edinmeyin. Çünkü gerçekte onlar düşmandırlar. Sizin zarar görmeniz onlar için önemli değildir. Hatta onlar sizleri saptırmak için ellerinden gelen ne varsa hepsini ortaya koymaktan çekinmezler. O nedenle onlar gibi olanlardan başkası onları dost edinmez. Bundan dolayı devamla:“İçinizden kim onları dost edinirse muhakkak o da onlardandır” buyrulmaktadır. Çünkü tam bir dost edinme, onların dinlerine geçmeyi gerektirir. Az ölçüde onları dost edinmek ise daha fazlasını peşinden getirir, sonra bu yavaş yavaş ilerler ve nihâyet kulu onlardan yapacak noktaya kadar ulaşır. “Şüphesiz Allah zalimler topluluğuna” belirgin nitelikleri zulüm olan, ona dönen ve ona yönelen kimselere “yol göstericilik etmez.” Böylelerine sen her türlü âyeti getirsen dahi sana uymazlar ve sana itaat etmezler.

52. Yüce Allah mü’minlere onları dost edinmeyi yasakladıktan sonra iman iddiasında bulunan bir kesimin onları dost edindiğini haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Kalplerinde hastalık” yani şüphe, münafıklık ve iman zaafiyeti “bulunan kimselerin” şöyle dediklerini görürsün: “Bizim onları dost ve yardımcı edinmemiz ihtiyaçtan dolayıdır; çünkü biz “devrin aleyhimize dönmesinden korkuyoruz.” Yani yahudi ve hristiyanların zafere erişeceklerinden korkuyoruz, eğer onlar muzaffer olacak olurlarsa bizim onların üzerinde bizi mükâfatlandırmalarını gerektirecek bir iyiliğimiz bulunmaktadır.” Bu ise onların İslâm’a dair bir su-i zanlarıdır. Allah da onların bu kötü zanlarını reddetmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Olur ki Allah” İslâm’ı yahudi ve hristiyanlara karşı güçlendirecek bir “zafer nasip eder” ve böylelikle müslümanlar onları yenik düşürür “veya kendi katından bir emir getirir de” böylelikle münafıklar, yahudi ve diğer kâfirlerin zafere ulaşacaklarından ümitlerini keserler “onlar da içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.” İçlerinde sakladıklarına pişman olacaklar ve bu yaptıkları onlara herhangi bir menfaat sağlamayacak, aksine zararlı olacaktır. Böylelikle Allah’ın kendisi vasıtası ile İslâm’ı ve müslümanları zafere eriştirdiği, kâfirleri ve küfrü de zelil kıldığı bir fetih ve zafer gerçekleşmiş olur, onlar ise pişman olurlar ve yalnız Allah’ın bileceği ölçüde büyük …

Al-Maaida 5:52Listen in Qur'an →
53

وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَهَٰٓؤُلَآءِ ٱلَّذِينَ أَقْسَمُوا۟ بِٱللَّهِ جَهْدَ أَيْمَٰنِهِمْ ۙ إِنَّهُمْ لَمَعَكُمْ ۚ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فَأَصْبَحُوا۟ خَٰسِرِينَ

İnananlar, "Sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıdır?" derler. Onların amelleri boşa gitmiş ve kaybeden kimseler olmuşlardır.

51- Ey iman edenler, yahudileri de hristiyanları da dost edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse muhakkak o da onlardandır. Şüphesiz Allah zalimler topluluğuna yol göstericilik etmez. 52- Kalplerinde hastalık bulunan kimselerin:“Devrin aleyhimize dönmesinden korkuyoruz” diyerek onların arasına koşuştuklarını görürsün. Olur ki Allah zafer nasip eder veya kendi katından bir emir getirir de onlar da içlerinde gizlediklerine pişman olurlar. 53- İman edenler de derler ki:“Olanca güçleri ile sizinle beraber olacaklarına dair Allah adına yemin edenler bunlar mı?” Bütün amelleri boşa gitmiştir de bundan ötürü zarara uğrayanlar olmuşlardır.

51. Yüce Allah mü’min kullarına yahudi ve hristiyanların hallerini, onların güzel olmayan niteliklerini beyan ettikten sonra onları dost edinmeme irşadında bulunmaktadır. Çünkü “onlar birbirlerinin dostlarıdırlar.” Kendi aralarında yardımlaşırlar ve kendileri dışındakilere karşı el birlik olurlar. O halde siz onları dost ve yardımcı edinmeyin. Çünkü gerçekte onlar düşmandırlar. Sizin zarar görmeniz onlar için önemli değildir. Hatta onlar sizleri saptırmak için ellerinden gelen ne varsa hepsini ortaya koymaktan çekinmezler. O nedenle onlar gibi olanlardan başkası onları dost edinmez. Bundan dolayı devamla:“İçinizden kim onları dost edinirse muhakkak o da onlardandır” buyrulmaktadır. Çünkü tam bir dost edinme, onların dinlerine geçmeyi gerektirir. Az ölçüde onları dost edinmek ise daha fazlasını peşinden getirir, sonra bu yavaş yavaş ilerler ve nihâyet kulu onlardan yapacak noktaya kadar ulaşır. “Şüphesiz Allah zalimler topluluğuna” belirgin nitelikleri zulüm olan, ona dönen ve ona yönelen kimselere “yol göstericilik etmez.” Böylelerine sen her türlü âyeti getirsen dahi sana uymazlar ve sana itaat etmezler.

52. Yüce Allah mü’minlere onları dost edinmeyi yasakladıktan sonra iman iddiasında bulunan bir kesimin onları dost edindiğini haber vererek şöyle buyurmaktadır:“Kalplerinde hastalık” yani şüphe, münafıklık ve iman zaafiyeti “bulunan kimselerin” şöyle dediklerini görürsün: “Bizim onları dost ve yardımcı edinmemiz ihtiyaçtan dolayıdır; çünkü biz “devrin aleyhimize dönmesinden korkuyoruz.” Yani yahudi ve hristiyanların zafere erişeceklerinden korkuyoruz, eğer onlar muzaffer olacak olurlarsa bizim onların üzerinde bizi mükâfatlandırmalarını gerektirecek bir iyiliğimiz bulunmaktadır.” Bu ise onların İslâm’a dair bir su-i zanlarıdır. Allah da onların bu kötü zanlarını reddetmek üzere şöyle buyurmaktadır:“Olur ki Allah” İslâm’ı yahudi ve hristiyanlara karşı güçlendirecek bir “zafer nasip eder” ve böylelikle müslümanlar onları yenik düşürür “veya kendi katından bir emir getirir de” böylelikle münafıklar, yahudi ve diğer kâfirlerin zafere ulaşacaklarından ümitlerini keserler “onlar da içlerinde gizlediklerine pişman olurlar.” İçlerinde sakladıklarına pişman olacaklar ve bu yaptıkları onlara herhangi bir menfaat sağlamayacak, aksine zararlı olacaktır. Böylelikle Allah’ın kendisi vasıtası ile İslâm’ı ve müslümanları zafere eriştirdiği, kâfirleri ve küfrü de zelil kıldığı bir fetih ve zafer gerçekleşmiş olur, onlar ise pişman olurlar ve yalnız Allah’ın bileceği ölçüde büyük …

Al-Maaida 5:53Listen in Qur'an →
54

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَن يَرْتَدَّ مِنكُمْ عَن دِينِهِۦ فَسَوْفَ يَأْتِى ٱللَّهُ بِقَوْمٍۢ يُحِبُّهُمْ وَيُحِبُّونَهُۥٓ أَذِلَّةٍ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ أَعِزَّةٍ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ يُجَٰهِدُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَآئِمٍۢ ۚ ذَٰلِكَ فَضْلُ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

Ey İnananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların O'nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkarcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.

54- Ey iman edenler! İçinizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah (onların yerine) öyle bir topluluk getirir ki Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler, mü’minlere karşı boynu eğik, kâfirlere karşı başları dik olur, Allah yolunda cihad ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar. Bu Allah’ın lütfudur ki O, onu dilediği kimseye verir. Allah Vâsidir, Alîmdir.

54. Yüce Allah âlemlere muhtaç olmadığını, dininden dönen kimselerin Allah’a hiçbir şekilde zarar veremeyeceğini, yalnızca kendilerine zarar vereceklerini, Allah’ın ihlâs sahibi kullarının ve samimi şekilde inançlarına bağlı erlerinin bulunduğunu haber vermektedir. Rahman ve Rahîm olan Allah, bunlara yol göstericilik etmeyi tekeffül etmiş ve onları varlık sahnesine çıkartacağını vaat etmiştir. Bunlar nitelikleri itibari ile insanların en mükemmeli, ruh ve maneviyatları en güçlü, ahlakları en güzel olanlarıdır. Onların en üstün nitelikleri ise Yüce Allah’ın kendilerini sevmesi, onların da Allah’ı sevmeleridir. Allah’ın kulunu sevmesi elbette ki ona ihsan ettiği en üstün nimet, ona bağışladığı en büyük lütuftur. Allah kulunu sevdi mi onun için sebepleri kolaylaştırır, böylece her türlü zor ona kolay gelir. Hayırları işleme muvaffakiyetini, münkerleri terk etme başarısını ona ihsan eder. Kullarının kalplerini o kimseye doğru sevgi ve bağlılıkla yöneltir. Kulun Rabbini sevmesinin gerektirdiği hususlardan biri, mutlaka zahiri ile batını ile söz ve davranışları ile bütün halleri ile Allah Rasûlüne uyma niteliğine sahip olmasıdır. Nitekim Allah azze ve celle bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“(Ey Muhammed onlara) de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin”(Al-i İmran, 3/31) Allah’ın kulunu sevmesini sağlayan şey ise kulun, farz ve nafilelerle Yüce Allah’a çokça yakınlaşmaya çalışmasıdır. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de Yüce Allah’tan naklettiğini belirttiği sahih bir hadiste şöyle buyurmaktadır:“Kulum bana benim kendisine farz kıldığım şeylerden daha çok sevdiğim herhangi bir şeyle yaklaşamaz. Kulum nafilelerle bana yakınlaşmaya devam edip durur ve nihâyet ben de onu severim. Ben onu sevdim mi de artık kendisi vasıtası ile işittiği kulağı, kendisi ile gördüğü gözü, kendisi ile tuttuğu eli, kendisi ile yürüdüğü ayağı olurum. Andolsun benden bir dilekte bulunacak olursa mutlaka ona veririm ve eğer bana sığınacak olursa andolsun onu himayeme alırım.” Allah’ı sevmeyi sağlayan hususlardan biri, O’nu bilip tanımak ve O’nu çokça anıp hatırlamaktır. Çünkü Allah’ı tanımaksızın söz konusu olan sevgi gerçekten çok eksiktir. Hatta varlığından bile söz edilemez. Var olduğu iddia edilse bile bu böyledir. Allah’ı seven bir kimse O’nu çokça anar. Allah da bir kulu sevdi mi o kulun yaptığı az miktardaki ameli kabul eder ve pek çok hata ve yanılmalarını da bağışlar. Bu iyi kulların nitelikleri arasında:“Mü’minlere karşı boynu eğik, kâfirlere karşı başları dik” olmak da vardır. Bunlar mü’minleri sevdiklerinden, onlara samimi davranıp iyiliklerini istediklerinden, yumuşak davrandıklarından, onlara rıfk ile muamele ettiklerinden, şefkat ve merhamet beslediklerinden, onlara karşı nazik davranıp kendilerinden istenen şeyleri mümkün mertebe gerçekleştirmeyi …

Al-Maaida 5:54Listen in Qur'an →
55

إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُمْ رَٰكِعُونَ

Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir.

55- Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür ve iman etmiş olanlardır ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve boyun eğmiş bir halde zekâtı verirler. 56- Kim Allah’ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse şüphe yok ki Allah'ın tarafında olanlar galip olacakların ta kendileridir.

55. Allah tebâreke ve teâlâ, yahudi, hristiyan ve onların dışında kalan kâfirleri dost edinmeyi yasaklayıp, onları dost edinmenin âkıbet itibari ile apaçık bir hüsran olduğunu söz konusu ettikten sonra, özellikle dost edinilmesi gereken kimseleri haber verip bunun sağlayacağı fayda ve maslahatı söz konusu ederek:“Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür…” buyurmaktadır. Yüce Allah’ın dost edinilmesi iman ve takvâ ile mümkündür. Mü’min ve takvâ sahibi olan herkes Allah’ın dostudur, velisidir. Allah’ın dostu olan bir kimse aynı zamanda Allah Rasûlünün de dostudur. Allah’ı ve Rasûlünü dost edinen bir kimse, bu dostluğunun tamamlayıcı bir unsuru olarak onları dost edinen kimseleri de dost edinir. Ki bunlar da zahir ve batınları ile imanı gerçekleştiren, namazı şartları ile farzları ile tamamlayıcı unsurları ile dosdoğru kılan ve böylece mabuda ihlâsla bağlanan, insanlara iyilik eden, içlerindeki hak sahibi kimselere mallarından zekâtı gönül hoşnutluğu ile veren müminlerdir. Yüce Allah’ın:“ve boyun eğmiş bir halde” buyruğu, Allah’a zillet ve itaatle boyun eğdikleri halde demektir. Yüce Allah’ın:“Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür ve iman etmiş olanlardır” buyruğundaki “ancak” anlamını veren hasr edatı yalnızca sözü geçen kimseleri dost edinmenin, onların dışında kalanları ise dost edinmekten uzak kalmanın gerektiğine delildir.

56. Daha sonra Yüce Allah bunları dost edinmenin faydasını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Kim Allah’ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse şüphe yok ki Allah'ın tarafında olanlar galip olacakların ta kendileridir.” Yani Yüce Allah’a kulluk ve dostluk yönü ile izafe edilen, Allah’ın tayin ettiği safta yer alan Allah’ın taraftarları, dünyada da âhirette de güzel âkıbete nail olacak ve galip gelecek olanlardır. Nitekim Allah şöyle buyurmaktadır:“Ve şüphesiz bizim askerlerimiz galip gelecek olanlardır.”(es-Saffat, 37/173) Bu Allah’ın emrini gereği gibi yerine getiren, Allah’ın tarafında ve O’nun askerlerinden olan kimselerin galibiyete kavuşacaklarına dair büyük bir müjdedir. Allah’ın dilediği bir hikmet gereği kimi zaman yenilecek olsalar dahi sonunda galip gelecek ve muzaffer olacak olanlar yalnız onlardır. Sözü Allah’tan daha doğru kim vardır?

Al-Maaida 5:55Listen in Qur'an →
56

وَمَن يَتَوَلَّ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَإِنَّ حِزْبَ ٱللَّهِ هُمُ ٱلْغَٰلِبُونَ

Kim Allah'ı, Peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah'tan yana olanlar üstün gelirler.

55- Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür ve iman etmiş olanlardır ki onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve boyun eğmiş bir halde zekâtı verirler. 56- Kim Allah’ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse şüphe yok ki Allah'ın tarafında olanlar galip olacakların ta kendileridir.

55. Allah tebâreke ve teâlâ, yahudi, hristiyan ve onların dışında kalan kâfirleri dost edinmeyi yasaklayıp, onları dost edinmenin âkıbet itibari ile apaçık bir hüsran olduğunu söz konusu ettikten sonra, özellikle dost edinilmesi gereken kimseleri haber verip bunun sağlayacağı fayda ve maslahatı söz konusu ederek:“Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür…” buyurmaktadır. Yüce Allah’ın dost edinilmesi iman ve takvâ ile mümkündür. Mü’min ve takvâ sahibi olan herkes Allah’ın dostudur, velisidir. Allah’ın dostu olan bir kimse aynı zamanda Allah Rasûlünün de dostudur. Allah’ı ve Rasûlünü dost edinen bir kimse, bu dostluğunun tamamlayıcı bir unsuru olarak onları dost edinen kimseleri de dost edinir. Ki bunlar da zahir ve batınları ile imanı gerçekleştiren, namazı şartları ile farzları ile tamamlayıcı unsurları ile dosdoğru kılan ve böylece mabuda ihlâsla bağlanan, insanlara iyilik eden, içlerindeki hak sahibi kimselere mallarından zekâtı gönül hoşnutluğu ile veren müminlerdir. Yüce Allah’ın:“ve boyun eğmiş bir halde” buyruğu, Allah’a zillet ve itaatle boyun eğdikleri halde demektir. Yüce Allah’ın:“Sizin dostunuz, ancak Allah’tır, Rasulü’dür ve iman etmiş olanlardır” buyruğundaki “ancak” anlamını veren hasr edatı yalnızca sözü geçen kimseleri dost edinmenin, onların dışında kalanları ise dost edinmekten uzak kalmanın gerektiğine delildir.

56. Daha sonra Yüce Allah bunları dost edinmenin faydasını söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Kim Allah’ı, Rasûlünü ve iman edenleri dost edinirse şüphe yok ki Allah'ın tarafında olanlar galip olacakların ta kendileridir.” Yani Yüce Allah’a kulluk ve dostluk yönü ile izafe edilen, Allah’ın tayin ettiği safta yer alan Allah’ın taraftarları, dünyada da âhirette de güzel âkıbete nail olacak ve galip gelecek olanlardır. Nitekim Allah şöyle buyurmaktadır:“Ve şüphesiz bizim askerlerimiz galip gelecek olanlardır.”(es-Saffat, 37/173) Bu Allah’ın emrini gereği gibi yerine getiren, Allah’ın tarafında ve O’nun askerlerinden olan kimselerin galibiyete kavuşacaklarına dair büyük bir müjdedir. Allah’ın dilediği bir hikmet gereği kimi zaman yenilecek olsalar dahi sonunda galip gelecek ve muzaffer olacak olanlar yalnız onlardır. Sözü Allah’tan daha doğru kim vardır?

Al-Maaida 5:56Listen in Qur'an →
57

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ ٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ دِينَكُمْ هُزُوًۭا وَلَعِبًۭا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَٱلْكُفَّارَ أَوْلِيَآءَ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

Ey İnananlar! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve inkarcıları dost olarak benimsemeyin. İnanıyorsanız Allah'tan sakının.

57- Ey iman edenler! Sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri de (diğer) kâfirleri de dost edinmeyin. Eğer mümin iseniz Allah’tan korkup sakının. 58- Onlar, namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun konusu yaparlar. Bu, akılları ermeyen bir topluluk olmalarındandır.

57-58. Yüce Allah, bu buyrukları ile mü’min kullarına, yahudi ve hristiyanların oluşturduğu Kitap ehlini ve diğer kâfirleri dost edinip onları sevmeyi, onları dost ve yardımcı edinmeyi, mü’minlerin sırlarını onlara açıklamayı, İslâm’a ve müslümanlara zarar verecek şekilde işlerine yardımcı olmayı yasaklamaktadır. Zira onların sahip oldukları iman, böylelerini dost edinmeyi terk etmeyi gerektirmekte ve böylelerine düşmanlık etmeye teşvik etmektedir. Diğer taraftan Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve O’nun yasaklarından sakınmaktan ibaret olan Allah’tan korkup sakınma emri (takvâ) da böylelerine düşmanlık beslemeyi gerektirir. Müşriklerin, kâfirlerin ve müslümanlara muhalif hareketlerde bulunanların durumları da böyledir. Bunlar da müslümanların dini olan İslâm’a dil uzatmakta, onu alaya almakta, eğlence ve oyun edinmektedirler. O dini küçümsemekte ve hakir görmektedirler. Özellikle de müslümanların en belirgin amelleri ve en değerli ibadetleri olan namaza karşı böyle bir tutum sergilemektedirler. Müslümanlar, namaz için seslendiklerinde namazı alaya alırlar, onunla eğlenirler. Bu, akılsızlıklarından ve büyük cahilliklerinden kaynaklanmaktadır. Yoksa gerçekten akılları bulunsaydı itaatle namaza koşarlar, namazın, nefislerin sahip olacağı bütün erdemlerin en büyüğü olduğunu bilirlerdi. Şimdi ey mü’minler, kâfirlerin durumunu, size ve dininize olan aşırı düşmanlıklarını bildiğinize göre, bütün bunlara rağmen onlara düşmanlık beslemeyen biri olursa bu, İslâm’ın o kimse için ucuz bir değer olduğuna, İslâm’a dil uzatana yahut küfür ve sapıklıkla ona karşı çıkana aldırış etmediğine, böyle bir kimsenin mertlik ve insanlık namına hiçbir şeye sahip olmadığına delildir. Böyle olan bir kimse hem kendisinin dosdoğru bir dine sahip olduğunu, hak din üzere olduğunu, onun dışındaki dinlerin ise batıl olduğunu iddia edip hem de bu dini alay ve eğlenceye alan, o din ile o dine mensup kimseler ile alay eden cahil ve ahmak kimseleri dost edinmeye nasıl razı olabilir? Bu gibi ifadeler asgarî bir anlayış seviyesine sahip olan herkes tarafından kolaylıkla anlaşılacağı gibi, böylelerine karşı düşmanlık beslemeye bir teşvik mahiyetindedir.

Al-Maaida 5:57Listen in Qur'an →
58

وَإِذَا نَادَيْتُمْ إِلَى ٱلصَّلَوٰةِ ٱتَّخَذُوهَا هُزُوًۭا وَلَعِبًۭا ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌۭ لَّا يَعْقِلُونَ

Namaza çağırdığınızda onu alay ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır.

57- Ey iman edenler! Sizden evvel kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri de (diğer) kâfirleri de dost edinmeyin. Eğer mümin iseniz Allah’tan korkup sakının. 58- Onlar, namaza çağırdığınızda onu alay ve oyun konusu yaparlar. Bu, akılları ermeyen bir topluluk olmalarındandır.

57-58. Yüce Allah, bu buyrukları ile mü’min kullarına, yahudi ve hristiyanların oluşturduğu Kitap ehlini ve diğer kâfirleri dost edinip onları sevmeyi, onları dost ve yardımcı edinmeyi, mü’minlerin sırlarını onlara açıklamayı, İslâm’a ve müslümanlara zarar verecek şekilde işlerine yardımcı olmayı yasaklamaktadır. Zira onların sahip oldukları iman, böylelerini dost edinmeyi terk etmeyi gerektirmekte ve böylelerine düşmanlık etmeye teşvik etmektedir. Diğer taraftan Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve O’nun yasaklarından sakınmaktan ibaret olan Allah’tan korkup sakınma emri (takvâ) da böylelerine düşmanlık beslemeyi gerektirir. Müşriklerin, kâfirlerin ve müslümanlara muhalif hareketlerde bulunanların durumları da böyledir. Bunlar da müslümanların dini olan İslâm’a dil uzatmakta, onu alaya almakta, eğlence ve oyun edinmektedirler. O dini küçümsemekte ve hakir görmektedirler. Özellikle de müslümanların en belirgin amelleri ve en değerli ibadetleri olan namaza karşı böyle bir tutum sergilemektedirler. Müslümanlar, namaz için seslendiklerinde namazı alaya alırlar, onunla eğlenirler. Bu, akılsızlıklarından ve büyük cahilliklerinden kaynaklanmaktadır. Yoksa gerçekten akılları bulunsaydı itaatle namaza koşarlar, namazın, nefislerin sahip olacağı bütün erdemlerin en büyüğü olduğunu bilirlerdi. Şimdi ey mü’minler, kâfirlerin durumunu, size ve dininize olan aşırı düşmanlıklarını bildiğinize göre, bütün bunlara rağmen onlara düşmanlık beslemeyen biri olursa bu, İslâm’ın o kimse için ucuz bir değer olduğuna, İslâm’a dil uzatana yahut küfür ve sapıklıkla ona karşı çıkana aldırış etmediğine, böyle bir kimsenin mertlik ve insanlık namına hiçbir şeye sahip olmadığına delildir. Böyle olan bir kimse hem kendisinin dosdoğru bir dine sahip olduğunu, hak din üzere olduğunu, onun dışındaki dinlerin ise batıl olduğunu iddia edip hem de bu dini alay ve eğlenceye alan, o din ile o dine mensup kimseler ile alay eden cahil ve ahmak kimseleri dost edinmeye nasıl razı olabilir? Bu gibi ifadeler asgarî bir anlayış seviyesine sahip olan herkes tarafından kolaylıkla anlaşılacağı gibi, böylelerine karşı düşmanlık beslemeye bir teşvik mahiyetindedir.

Al-Maaida 5:58Listen in Qur'an →
59

قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ هَلْ تَنقِمُونَ مِنَّآ إِلَّآ أَنْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلُ وَأَنَّ أَكْثَرَكُمْ فَٰسِقُونَ

De ki, "Ey kitap ehli! Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan ve çoğunuzun fasık olmasından ötürü mü bizden hoşlanmıyorsunuz?"

59- De ki:“Ey ehl-i kitap! Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” 60- De ki:“Allah nezdinde ceza bakımından bundan daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği, gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta tapanlar çıkardığı kimselerdir. İşte yerleri daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar bunlardır.” 61- Size geldikleri zaman “İman ettik” derler. Halbuki küfürle girerler ve yine küfürle çıkarlar. Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir. 62- Onlardan pek çok kimsenin günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte birbirleri ile yarıştıklarını görürsün. İşledikleri amel ne kadar da kötüdür! 63- Rabbaniler ve hahamlar, onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoysalar ya! Yaptıkları iş ne kadar kötüdür!

59. Ey Peygamber, Kitab ehlini susturmak üzere “de ki: Ey ehl-i kitap” şüphesiz İslâm dini gerçek dindir. O nedenle onların bu dine dil uzatmaları ve onu kınamaları, ancak övülmesi gereken bir sebep dolayısıyladır. “Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” Yani sizin bize olan şu kininizin, bizim Allah’a iman edişimizden, önceki ve sonraki kitaplarına inanmamızdan, önceki ve sonraki peygamberlere iman etmemizden ve bizim bu şekilde iman etmeyen kimsenin yoldan çıkmış bir kâfir olduğunu kesin olarak bilip ortaya koymamızdan başka bir sebebi var mı? Aslında bütün mükelleflerin en birinci görevi olan bu tutumun dışında bizi kınamanızın başka bir sebebi var mı? Bununla birlikte onların çoğu fasıktırlar. Yani Allah’a itaat sınırlarının dışına çıkıp O’na isyan fiillerini işleme cesaretini gösteren kimselerdir. O halde ey fasıklar, sizin için susmak daha uygundur. Eğer sizler fasıklıktan uzak olmakla birlikte -ki bu oldukça uzak bir ihtimaldir- bizi kınamış olsaydınız; bu kusurunuz fasık olmakla birlikte bizi tenkit edip ayıplama halinizden kötülük itibariyle daha hafif olurdu.

60. Mü’minlere dil uzatıp onları kınamaları, mü’minlerin kötülük üzere olduklarına dair bir kanaate sahip olmalarını gerektirdiğinden dolayı Allah, kendilerinin üzerinde bulundukları halin ne kadar kötü olduğunu haber vermek üzere şöyle buyurmaktadır:“De ki: Allah nezdinde ceza bakımından bundan” yani -sizin dediğinizi doğru farzedecek olursak- sizin kendisi dolayısı ile bizi kınadığınız husustan “daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği” rahmetinden uzaklaştırdığı “gazabına uğrattığı” ve dünyada da âhirette de cezalandırdığı “içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta” yani şeytana “tapanlar çıkardığı kimselerdir.” Allah’tan başka kendisine ibadet edilen her bir şey tağuttur. “İşte yerleri” mü’minlere göre “daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar” bu çirkin niteliklere sahip olan bu kimselerdir. Müminlere gelince Allah’ın rahmeti onlara yakındır, Allah kendilerinden razı olmuş, dünyada ve âhirette onları mükâfatlandırmıştır. Çünkü onlar, dinlerini yanlızca O’na halis kılmışlardır. “doğru yoldan …

Al-Maaida 5:59Listen in Qur'an →
60

قُلْ هَلْ أُنَبِّئُكُم بِشَرٍّۢ مِّن ذَٰلِكَ مَثُوبَةً عِندَ ٱللَّهِ ۚ مَن لَّعَنَهُ ٱللَّهُ وَغَضِبَ عَلَيْهِ وَجَعَلَ مِنْهُمُ ٱلْقِرَدَةَ وَٱلْخَنَازِيرَ وَعَبَدَ ٱلطَّٰغُوتَ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ شَرٌّۭ مَّكَانًۭا وَأَضَلُّ عَن سَوَآءِ ٱلسَّبِيلِ

"Allah katında bundan daha kötü bir karşılığın bulunduğunu size haber vereyim mi?" de, Allah kime lanet ve gazab ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana kullar kılarsa, işte onlar yeri en kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır.

59- De ki:“Ey ehl-i kitap! Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” 60- De ki:“Allah nezdinde ceza bakımından bundan daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği, gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta tapanlar çıkardığı kimselerdir. İşte yerleri daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar bunlardır.” 61- Size geldikleri zaman “İman ettik” derler. Halbuki küfürle girerler ve yine küfürle çıkarlar. Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir. 62- Onlardan pek çok kimsenin günah işlemekte, düşmanlık yapmakta ve haram yemekte birbirleri ile yarıştıklarını görürsün. İşledikleri amel ne kadar da kötüdür! 63- Rabbaniler ve hahamlar, onları günah söz söylemekten ve haram yemekten alıkoysalar ya! Yaptıkları iş ne kadar kötüdür!

59. Ey Peygamber, Kitab ehlini susturmak üzere “de ki: Ey ehl-i kitap” şüphesiz İslâm dini gerçek dindir. O nedenle onların bu dine dil uzatmaları ve onu kınamaları, ancak övülmesi gereken bir sebep dolayısıyladır. “Bizi kınamanızın bizim Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilenlere iman etmemizden ve sizin çoğunuzun da fasık olmasından başka bir sebebi var mı?” Yani sizin bize olan şu kininizin, bizim Allah’a iman edişimizden, önceki ve sonraki kitaplarına inanmamızdan, önceki ve sonraki peygamberlere iman etmemizden ve bizim bu şekilde iman etmeyen kimsenin yoldan çıkmış bir kâfir olduğunu kesin olarak bilip ortaya koymamızdan başka bir sebebi var mı? Aslında bütün mükelleflerin en birinci görevi olan bu tutumun dışında bizi kınamanızın başka bir sebebi var mı? Bununla birlikte onların çoğu fasıktırlar. Yani Allah’a itaat sınırlarının dışına çıkıp O’na isyan fiillerini işleme cesaretini gösteren kimselerdir. O halde ey fasıklar, sizin için susmak daha uygundur. Eğer sizler fasıklıktan uzak olmakla birlikte -ki bu oldukça uzak bir ihtimaldir- bizi kınamış olsaydınız; bu kusurunuz fasık olmakla birlikte bizi tenkit edip ayıplama halinizden kötülük itibariyle daha hafif olurdu.

60. Mü’minlere dil uzatıp onları kınamaları, mü’minlerin kötülük üzere olduklarına dair bir kanaate sahip olmalarını gerektirdiğinden dolayı Allah, kendilerinin üzerinde bulundukları halin ne kadar kötü olduğunu haber vermek üzere şöyle buyurmaktadır:“De ki: Allah nezdinde ceza bakımından bundan” yani -sizin dediğinizi doğru farzedecek olursak- sizin kendisi dolayısı ile bizi kınadığınız husustan “daha kötüsünü (hak edenleri) size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın kendilerine lanet ettiği” rahmetinden uzaklaştırdığı “gazabına uğrattığı” ve dünyada da âhirette de cezalandırdığı “içlerinden maymunlar, domuzlar ve tağuta” yani şeytana “tapanlar çıkardığı kimselerdir.” Allah’tan başka kendisine ibadet edilen her bir şey tağuttur. “İşte yerleri” mü’minlere göre “daha fena ve doğru yoldan daha çok sapmış olanlar” bu çirkin niteliklere sahip olan bu kimselerdir. Müminlere gelince Allah’ın rahmeti onlara yakındır, Allah kendilerinden razı olmuş, dünyada ve âhirette onları mükâfatlandırmıştır. Çünkü onlar, dinlerini yanlızca O’na halis kılmışlardır. “doğru yoldan …

Al-Maaida 5:60Listen in Qur'an →

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.