Muslim99Muslim99
← Tafsir library

2. Al-Baqara

The Cow · Medinan · 286 ayahs

سُورَةُ البَقَرَةِ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 281–286 of 286

281

وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًۭا تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى ٱللَّهِ ۖ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍۢ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Allah'a döneceğiniz ve sonra haksızlığa uğramadan herkesin kazancının kendisine eksiksiz verileceği günden korkunuz.

275- Faiz yiyenler (kabirlerinden) ancak şeytan çarpmış kimse gibi kalkarlar. Bu onların:“Alışveriş de tıpkı faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Hâlbuki Allah alış-verişi helâl, faizi haram kılmıştır. Artık kime Rabbinden bir öğüt gelir de (faizden) vazgeçerse geçmişte olanlar kendisinindir. İşi de Allah’a kalmıştır. Kim de (tekrar faize) dönerse işte onlar cehennemliktir. Onlar orada ebediyen kalacaklardır. 276- Allah faizi yok eder, sadakaları ise artırır. Allah küfürde direnen ve günahta iler giden hiç kimseyi sevmez. 277- Şüphesiz iman edip salih amel işleyenlerin, namazı dosdoğru kılanların ve zekât verelerin Rableri katında ecirleri vardır. Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de. 278- Ey iman edenler! Eğer mü’min iseniz Allah’tan korunup sakının ve faizden arta kalanı bırakın! 279- Eğer yapmazsanız, Allah’ın ve Rasûlünün size savaş açtığını bilin. Eğer tevbe ederseniz sermayeleriniz yine sizindir. (Böylece) ne zulmetmiş, ne de zulme uğramış olursunuz. 280- Eğer o (borçlu) darlık içinde ise geniş bir zamana kadar ona mühlet verin. (Alacağınızı) ona sadaka olarak bağışlamanız ise sizin için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz. 281- Öyle bir günden korkun ki, o günde Allah’a döndürüleceksiniz sonra da herkese kazandığı eksiksiz verilecek ve onlara zulmedilmeyecektir.

275. Yüce Allah infak edenlerin halini, onların Allah nezdindeki hayırlı mükâfaatlarını, onların affedilecek büyük ve küçük günahlarını söz konusu ettikten sonra faiz ehli ve helâl olmayan muameleler yapan zalimleri söz konusu ederek bunların da amellerine uygun cezalandırılacaklarını bildirmektedir. Bunlar dünyada iken haram kazançlar peşinde deliler gibi koştukları için berzahta ve Kıyamet gününde kabirlerinden kalkacakları vakit yahut da öldükten sonra diriltilip mahşere gelecekleri sırada “şeytan çarpmış kimse gibi kalkarlar.” Yani bunlar cinnetten ve saraya yakalanmaktan dolayı şeytanın çarptığı kimseler gibi olacaklardır. Bu da onlar için bir ceza, bir rüsvaylık ve rezilliklerini artırmak için bir teşhir, konumlarına ve:“Alış-veriş de tıpkı riba gibidir” sözlerini açıkça söyleyip ifade etmelerine uygun bir cezadır. Onlar Allah’ın helâl kıldığı bir şeyle haram kıldığı bir şeyi aynı kefeye koymak cüretkârlığını göstermiş, bu yolla da faizi mubah saymışlardır. Daha sonra Yüce Allah faiz alıp verenlere de diğerlerine de tevbe etmelerini teklif ederek:“Artık kime Rabbinden bir öğüt” yani vaad ve tehdidin beraberinde bulunduğu bir açıklama “gelir de” alıp verdikleri fâizden “vazgeçerse geçmişte olanlar” yani işlemek cesaretini gösterip de sonradan tevbe ettikleri şey “kendisinindir. İşi” geleceğindeki durumu “da Allah’a aittir.” Tevbesini sürdürecek olursa şüphesiz Allah, iyi işler yapaların mükâfaatını boşa çıkarmayacaktır. “Kim” Yüce Allah’ın açıklamasından, öğüdünden ve fâiz yemenin tehdidini belirtmesinden sonra “dönerse onlar da cehennemliktir, onlar orada ebedi kalıcıdırlar.” Bu buyrukta faizin cehenneme girmeyi ve orada ebedi kalmayı gerektirdiği belirtilmektedir. Buna sebep ise faizin oldukça çirkin oluşudur. Ancak bu, cehennemde ebedi kalmanın engeli olan iman bulunmadığı takdirde söz konusudur. Bu husus da şartlarının varlığına ve manilerinin …

Al-Baqara 2:281Listen in Qur'an →
282

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِذَا تَدَايَنتُم بِدَيْنٍ إِلَىٰٓ أَجَلٍۢ مُّسَمًّۭى فَٱكْتُبُوهُ ۚ وَلْيَكْتُب بَّيْنَكُمْ كَاتِبٌۢ بِٱلْعَدْلِ ۚ وَلَا يَأْبَ كَاتِبٌ أَن يَكْتُبَ كَمَا عَلَّمَهُ ٱللَّهُ ۚ فَلْيَكْتُبْ وَلْيُمْلِلِ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ وَلَا يَبْخَسْ مِنْهُ شَيْـًۭٔا ۚ فَإِن كَانَ ٱلَّذِى عَلَيْهِ ٱلْحَقُّ سَفِيهًا أَوْ ضَعِيفًا أَوْ لَا يَسْتَطِيعُ أَن يُمِلَّ هُوَ فَلْيُمْلِلْ وَلِيُّهُۥ بِٱلْعَدْلِ ۚ وَٱسْتَشْهِدُوا۟ شَهِيدَيْنِ مِن رِّجَالِكُمْ ۖ فَإِن لَّمْ يَكُونَا رَجُلَيْنِ فَرَجُلٌۭ وَٱمْرَأَتَانِ مِمَّن تَرْضَوْنَ مِنَ ٱلشُّهَدَآءِ أَن تَضِلَّ إِحْدَىٰهُمَا فَتُذَكِّرَ إِحْدَىٰهُمَا ٱلْأُخْرَىٰ ۚ وَلَا يَأْبَ ٱلشُّهَدَآءُ إِذَا مَا دُعُوا۟ ۚ وَلَا تَسْـَٔمُوٓا۟ أَن تَكْتُبُوهُ صَغِيرًا أَوْ كَبِيرًا إِلَىٰٓ أَجَلِهِۦ ۚ ذَٰلِكُمْ أَقْسَطُ عِندَ ٱللَّهِ وَأَقْوَمُ لِلشَّهَٰدَةِ وَأَدْنَىٰٓ أَلَّا تَرْتَابُوٓا۟ ۖ إِلَّآ أَن تَكُونَ تِجَٰرَةً حَاضِرَةًۭ تُدِيرُونَهَا بَيْنَكُمْ فَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ أَلَّا تَكْتُبُوهَا ۗ وَأَشْهِدُوٓا۟ إِذَا تَبَايَعْتُمْ ۚ وَلَا يُضَآرَّ كَاتِبٌۭ وَلَا شَهِيدٌۭ ۚ وَإِن تَفْعَلُوا۟ فَإِنَّهُۥ فُسُوقٌۢ بِكُمْ ۗ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ ۖ وَيُعَلِّمُكُمُ ٱللَّهُ ۗ وَٱللَّهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌۭ

Ey İnananlar! Birbirinize belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. İçinizden bir katip doğru olarak yazsın; katip onu Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Borçlu olan da yazdırsın, Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan bir şey eksiltmesin. Eğer borçlu, aptal veya aciz, ya da yazdıramıyacak durumda ise, velisi, doğru olarak yazdırsın. Erkeklerinizden iki şahid tutun; eğer iki erkek bulunmazsa, şahidlerden razı olacağınız bir erkek, biri unuttuğunda diğeri ona hatırlatacak iki kadın olabilir. Şahidler çağırıldıklarında çekinmesinler. Borç büyük veya küçük olsun, onu süresiyle beraber yazmaya üşenmeyin; bu, Allah katında en doğru, şahidlik için en sağlam ve şüphelenmenizden en uzak olandır. Ancak aranızdaki alışveriş peşin olursa, onu yazmamanızda size bir sorumluluk yoktur. Alışveriş yaptığınızda şahid tutun. Katibe de şahide de zarar verilmesin; eğer zarar verirseniz, o zaman doğru yoldan çıkmış olursunuz. Allah'tan sakının, Allah size öğretiyor; Allah her şeyi bilir.

282- Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süreye kadar borçlandığınız zaman onu yazın. Aranızda bir kâtip adaletle yazsın. Kâtip, Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Üzerinde hak (borç) olan da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan sakınsın da ondan hiçbir şeyi eksik bırakmasın. Eğer üzerinde hak olan, aklı ermez veya zayıf olur yahut bizzat yazdırmaya gücü yetmezse, onun velisi adaletle yazdırsın. Bu işleme, erkeklerinizden de iki şahit tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa o halde razı olacağınız şahitlerden bir erkekle iki kadın olsun ki biri unutursa diğerine ona hatırlatsın. Şahitler de çağırıldıkları takdirde kaçınmasınlar. Küçük veya büyük onu (borcu) vadesiyle birlikte yazmaktan üşenmeyin. Bu Allah katında adalete daha uygun, şehadet için daha sağlam ve şüpheye düşmemeniz için de daha elverişlidir. Bunun aranızda peşin bir ticaret olması hali müstesna. O zaman bunu yazmamanızda size bir vebal yoktur. Alış-veriş yaptığınız vakit de şahit tutun. Yazan da şahid de zarara uğratılmasın. Eğer böyle bir şey yaparsanız bu, (zararı) size dokunacak bir fasıklık olur. Allah’tan korkup sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi çok iyi bilendir. 283- Eğer bir yolculukta olur da kâtip bulamazsanız, (borca karşılık) alacağınız rehinler de yeter. Eğer biriniz diğerine güvenirse kendisine güvenilen kişi emanetini (borcunu) eksiksiz ödesin ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın. Şahitliği de gizlemeyin. Kim onu gizlerse muhakkak onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı çok iyi bilendir.

282-283. Bu âyet-i kerimelerde Yaratıcı kullarına kendi aralarındaki ilişkilerde haklarını korumaya yönelik olarak aklı başında insanların daha üstün ve daha mükemmelini teklif etmelerine imkân bulunmayan faydalı birtakım yollarla ve düzenleyici kurallarla yol göstermektedir. Bu buyruklarda faydalı birçok husus dile getirilmektedir: 1. İster selem türü borçlanma, ister bedeli belli bir süre sonra ödenecek olan vadeli satışlar gibi borçlanma şeklinde gerçekleşen muameleler caizdir. Çünkü Yüce Allah bu hususu mü’minlerin ilişkileri ile ilgili olarak haber vermektedir. O’nun mü’minlere dair haber verdiği hususlar da imanın gerekleri arasındadır ve amellerden hesaba çekecek olan Allah, onların bu işlemlerde bulunmalarını uygun görmüş demektir. 2. Bütün borç işlemlerinde ve kira akitlerinde vadenin belirlenmesi farzdır. 3. Eğer vade bilinmiyor ise bu borç işlemi helâl olmaz. Zira bu, hem bir aldatmadır, hem zarar doğrurma ihtimali vardır. Dolayısıyla da kumar kapsamına girer. 4. Yüce Allah borçları yazmayı emretmektedir. Bu emir -hakkın korunmasının farz olması halinde olduğu gibi- bazen farz olabilir. Kişinin, yetimlerin malları ve vakıflar gibi velâyeti altında bir takım hakların olması hali buna örnektir. Vekiller ve eminler de böyledir. Bazen da bu borçların yazılması farza yakın bir hüküm ifade eder. Nitekim eğer hak, kulun katıksız bir hakkı ise bunu gerektirici hallerin durumuna uygun olarak farziyet ya da müstehablık daha bir güç kazanabilir. Durum her ne olursa olsun yazı ile belgelemek, bu gibi vadeli işlemlerin teminat altına alınabildiği en önemli işlemler arasındadır. Çünkü insanlar çokça unuturlar ve çokça yanılırlar. Diğer taraftan …

Al-Baqara 2:282Listen in Qur'an →
283

۞ وَإِن كُنتُمْ عَلَىٰ سَفَرٍۢ وَلَمْ تَجِدُوا۟ كَاتِبًۭا فَرِهَٰنٌۭ مَّقْبُوضَةٌۭ ۖ فَإِنْ أَمِنَ بَعْضُكُم بَعْضًۭا فَلْيُؤَدِّ ٱلَّذِى ٱؤْتُمِنَ أَمَٰنَتَهُۥ وَلْيَتَّقِ ٱللَّهَ رَبَّهُۥ ۗ وَلَا تَكْتُمُوا۟ ٱلشَّهَٰدَةَ ۚ وَمَن يَكْتُمْهَا فَإِنَّهُۥٓ ءَاثِمٌۭ قَلْبُهُۥ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ عَلِيمٌۭ

Eğer yolculukta olup katip bulamazsanız alınan rehin yeter. Şayet birbirinize güvenirseniz, güvenilen kimse borcunu ödesin. Rabbi olan Allah'tan sakınsın. Şahidliği gizlemeyin, onu kim gizlerse şüphesiz kalbi günah işlemiş olur. Allah işlediklerinizi bilir.

282- Ey iman edenler! Belirlenmiş bir süreye kadar borçlandığınız zaman onu yazın. Aranızda bir kâtip adaletle yazsın. Kâtip, Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan çekinmesin, yazsın. Üzerinde hak (borç) olan da yazdırsın ve Rabbi olan Allah’tan sakınsın da ondan hiçbir şeyi eksik bırakmasın. Eğer üzerinde hak olan, aklı ermez veya zayıf olur yahut bizzat yazdırmaya gücü yetmezse, onun velisi adaletle yazdırsın. Bu işleme, erkeklerinizden de iki şahit tutun. Eğer iki erkek bulunmazsa o halde razı olacağınız şahitlerden bir erkekle iki kadın olsun ki biri unutursa diğerine ona hatırlatsın. Şahitler de çağırıldıkları takdirde kaçınmasınlar. Küçük veya büyük onu (borcu) vadesiyle birlikte yazmaktan üşenmeyin. Bu Allah katında adalete daha uygun, şehadet için daha sağlam ve şüpheye düşmemeniz için de daha elverişlidir. Bunun aranızda peşin bir ticaret olması hali müstesna. O zaman bunu yazmamanızda size bir vebal yoktur. Alış-veriş yaptığınız vakit de şahit tutun. Yazan da şahid de zarara uğratılmasın. Eğer böyle bir şey yaparsanız bu, (zararı) size dokunacak bir fasıklık olur. Allah’tan korkup sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi çok iyi bilendir. 283- Eğer bir yolculukta olur da kâtip bulamazsanız, (borca karşılık) alacağınız rehinler de yeter. Eğer biriniz diğerine güvenirse kendisine güvenilen kişi emanetini (borcunu) eksiksiz ödesin ve Rabbi olan Allah’tan korkup sakınsın. Şahitliği de gizlemeyin. Kim onu gizlerse muhakkak onun kalbi günahkârdır. Allah yaptıklarınızı çok iyi bilendir.

282-283. Bu âyet-i kerimelerde Yaratıcı kullarına kendi aralarındaki ilişkilerde haklarını korumaya yönelik olarak aklı başında insanların daha üstün ve daha mükemmelini teklif etmelerine imkân bulunmayan faydalı birtakım yollarla ve düzenleyici kurallarla yol göstermektedir. Bu buyruklarda faydalı birçok husus dile getirilmektedir: 1. İster selem türü borçlanma, ister bedeli belli bir süre sonra ödenecek olan vadeli satışlar gibi borçlanma şeklinde gerçekleşen muameleler caizdir. Çünkü Yüce Allah bu hususu mü’minlerin ilişkileri ile ilgili olarak haber vermektedir. O’nun mü’minlere dair haber verdiği hususlar da imanın gerekleri arasındadır ve amellerden hesaba çekecek olan Allah, onların bu işlemlerde bulunmalarını uygun görmüş demektir. 2. Bütün borç işlemlerinde ve kira akitlerinde vadenin belirlenmesi farzdır. 3. Eğer vade bilinmiyor ise bu borç işlemi helâl olmaz. Zira bu, hem bir aldatmadır, hem zarar doğrurma ihtimali vardır. Dolayısıyla da kumar kapsamına girer. 4. Yüce Allah borçları yazmayı emretmektedir. Bu emir -hakkın korunmasının farz olması halinde olduğu gibi- bazen farz olabilir. Kişinin, yetimlerin malları ve vakıflar gibi velâyeti altında bir takım hakların olması hali buna örnektir. Vekiller ve eminler de böyledir. Bazen da bu borçların yazılması farza yakın bir hüküm ifade eder. Nitekim eğer hak, kulun katıksız bir hakkı ise bunu gerektirici hallerin durumuna uygun olarak farziyet ya da müstehablık daha bir güç kazanabilir. Durum her ne olursa olsun yazı ile belgelemek, bu gibi vadeli işlemlerin teminat altına alınabildiği en önemli işlemler arasındadır. Çünkü insanlar çokça unuturlar ve çokça yanılırlar. Diğer taraftan …

Al-Baqara 2:283Listen in Qur'an →
284

لِّلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَإِن تُبْدُوا۟ مَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ أَوْ تُخْفُوهُ يُحَاسِبْكُم بِهِ ٱللَّهُ ۖ فَيَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ

Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve dilediğini bağışlar, dilediğine azabeder. Allah her şeye Kadir'dir.

284- Göklerde ve yerde ne varsa Allah’ındır. İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah onunla sizi hesaba çeker. Sonra dilediğini bağışlar, dilediğine de azab eder. Allah her şeye kadirdir.

284. Yüce Allah göklerde ve yerde bulunan her şeyin mutlak sahip ve hakimi olduğunu, kullarının açıkladıklarını da, içlerinde gizlediklerini de bilgisi ile kuşattığını, bunlar dolayısı ile kendilerini hesaba çekeceğini haber vermektedir. “Sonra dilediğini bağışlar” Bağışlayacağı kimseler, Rablerine dönenlerdir. “Çünkü O, kendisine dönenleri gerçekten bağışlayıcıdır.”(el-İsra, 17/25)“dilediğine de azab eder.” Azap edeceği kişiler ise masiyetlere gizlide de açıkta da ısrarla devam eden kimselerdir. Bu âyet-i kerime, kulun içinden geçirdiklerinden dolayı -onlarla amel etmedikçe yahut onları söylemedikçe- affedileceğine dair varid olan hadislere aykırı değildir. Çünkü hadiste sözü edilen husus, kulun vasfı haline dönüşmeyen ve onun işlemeye azmetmediği, sadece aklından gelip geçiveren düşüncelerdir. Ayette sözü edilen husus ise işlenmeye azmedilen, nefislerde iyice yer etmiş hayır ya da şer nitelikli şeylerdir. Bundan dolayı Yüce Allah:“İçinizdekini...” buyurmaktadır. Yani içinizde karar kılan ve sağlamca yerleşen, işlemekte kararlı olduğunuz ve bir vasfınız haline gelen şeyler demektir. Yüce Allah ayrıca:“Allah her şeye kadirdir” buyurmaktadır. İşte bütün insanları hesaba çekmesi ve hak ettikleri mükâfat ve cezayı vermesi de kudretinin mükemmelliğinin bir tecellisidir.

Al-Baqara 2:284Listen in Qur'an →
285

ءَامَنَ ٱلرَّسُولُ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِۦ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۚ كُلٌّ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَمَلَٰٓئِكَتِهِۦ وَكُتُبِهِۦ وَرُسُلِهِۦ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍۢ مِّن رُّسُلِهِۦ ۚ وَقَالُوا۟ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ۖ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ ٱلْمَصِيرُ

Peygamber ve inananlar, ona Rabb'inden indirilene inandı. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine inandı. "Peygamberleri arasından hiçbirini ayırdetmeyiz, işittik, itaat ettik, Rabbimiz! Affını dileriz, dönüş Sanadır" dediler.

285- O Peygamber kendisine Rabbinden indirilene iman etti. mü’minler de. Onların her biri Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. “O’nun peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırmayız. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz senden mağfiret dileriz ve dönüş ancak Sanadır.” dediler. 286- Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez. Herkesin kazandığı (iyilik) lehine, yüklendiği (kötülük) de aleyhinedir. Rabbimiz, unutur yahut yanılırsak bizi sorguya çekme! Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi üzerimize ağır yükler yükleme! Rabbimiz, güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize yükletme! Bizi affet, bize mağfiret buyur ve bize merhamet eyle! Sensin bizim Mevlamız. Kâfirler topluluğuna karşı da bize yardım eyle.

285-286. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den sabit olduğuna göre geceleyin bu iki âyeti okuyan kimseye bu iki âyet bütün kötülüklere karşı yeterli gelir, ona isabet edecek kötülükleri önler. Buna sebep ise bu iki âyet-i kerimenin ihtiva ettiği oldukça yüce manalardır. Yüce Allah, bu surenin baş tarafında:“Deyin ki: Biz Allah’a ve bize indirilene... iman ettik”(el-Bakara, 2/136) buyruğu ile bütün insanlara imanın bütün esaslarına iman etmeyi emretmektedir. Bu âyet-i kerimede ise Peygamberin de onunla birlikte olan mü’minlerin de bu büyük esaslara, özellikle de bütün peygamberlere ve bütün kitaplara iman ettiklerini ve bunların bir bölümüne iman edip bir bölümünü inkar edenlerin yaptığını yapmadıklarını haber vermektedir. Nitekim haktan sapan din mensuplarının ve doğru yoldan uzaklaşmış kimselerin böyle yaptıkları malumdur. Mü’minlerin peygamber ile birlikte söz konusu edilip, hepsi hakkında aynı haberin verilmesi mü’minler için büyük bir şereftir. Ayrıca bu Peygamberin de şer’i hitaplarda ümmeti ile ortak olduğunu, bu şer’i hitapları tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, mü’minlerden bu hususta üstün olduğunu, hatta ve hatta iman hukukunu yerine getirmekte bütün peygamberlerden de ileri olduğunu ortaya koymaktadır. “İşittik, itaat ettik” buyruğu mü’minlerin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği Kitab’ın ve Sünnetin tamamına uyup bağlandıklarını, onların bu buyrukları -kabul etmek ve dinleyip itaat etmek anlamında- işittiklerini bildirmektedir. Bunun muhtevasında, bu görevleri yerine getirmeleri hususunda Allah’tan yardım talebinde bulunmak, Allah’ın, yerine getirmekte kusurları bulunan görevlerini bağışlaması, işledikleri haramları affetmesi de vardır. Onlar bu faydalı dualar ile Yüce Allah’a yalvarıp yakarmaktadırlar. Yüce Allah da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ın ifadesi ile onların bu dualarına “Evet, öyle yaptım” diye cevap vermiştir. Bu dualar topluca bütün mü’minlerden kabul edildiği gibi eğer duanın kabulüne bir engel yoksa her bir ferdinden de kabul edilir. Yüce Allah unutma ve yanılma hallerinde onlardan sorumluluğu kaldırmıştır. Ayrıca Yüce Allah şeriatini mü’minlere son derece kolaylaştırmış, kendilerinden öncekilere yüklemiş olduğu zorlukları, ağır yükleri ve sorumlulukları onlara yüklememiştir. Takat getiremeyecekleri şeyleri de sırtlarına yük olarak vurmamıştır. Allah onlara mağfiret buyurmuş, merhamet eylemiş, kâfirler topluluğuna karşı onlara zafer vermiş, …

Al-Baqara 2:285Listen in Qur'an →
286

لَا يُكَلِّفُ ٱللَّهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا ٱكْتَسَبَتْ ۗ رَبَّنَا لَا تُؤَاخِذْنَآ إِن نَّسِينَآ أَوْ أَخْطَأْنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَآ إِصْرًۭا كَمَا حَمَلْتَهُۥ عَلَى ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِنَا ۚ رَبَّنَا وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِهِۦ ۖ وَٱعْفُ عَنَّا وَٱغْفِرْ لَنَا وَٱرْحَمْنَآ ۚ أَنتَ مَوْلَىٰنَا فَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine, ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevlamızsın, kafirlere karşı bize yardım et.

285- O Peygamber kendisine Rabbinden indirilene iman etti. mü’minler de. Onların her biri Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. “O’nun peygamberlerinden hiçbirini diğerinden ayırmayız. İşittik ve itaat ettik. Rabbimiz senden mağfiret dileriz ve dönüş ancak Sanadır.” dediler. 286- Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başkasını yüklemez. Herkesin kazandığı (iyilik) lehine, yüklendiği (kötülük) de aleyhinedir. Rabbimiz, unutur yahut yanılırsak bizi sorguya çekme! Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin gibi üzerimize ağır yükler yükleme! Rabbimiz, güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize yükletme! Bizi affet, bize mağfiret buyur ve bize merhamet eyle! Sensin bizim Mevlamız. Kâfirler topluluğuna karşı da bize yardım eyle.

285-286. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den sabit olduğuna göre geceleyin bu iki âyeti okuyan kimseye bu iki âyet bütün kötülüklere karşı yeterli gelir, ona isabet edecek kötülükleri önler. Buna sebep ise bu iki âyet-i kerimenin ihtiva ettiği oldukça yüce manalardır. Yüce Allah, bu surenin baş tarafında:“Deyin ki: Biz Allah’a ve bize indirilene... iman ettik”(el-Bakara, 2/136) buyruğu ile bütün insanlara imanın bütün esaslarına iman etmeyi emretmektedir. Bu âyet-i kerimede ise Peygamberin de onunla birlikte olan mü’minlerin de bu büyük esaslara, özellikle de bütün peygamberlere ve bütün kitaplara iman ettiklerini ve bunların bir bölümüne iman edip bir bölümünü inkar edenlerin yaptığını yapmadıklarını haber vermektedir. Nitekim haktan sapan din mensuplarının ve doğru yoldan uzaklaşmış kimselerin böyle yaptıkları malumdur. Mü’minlerin peygamber ile birlikte söz konusu edilip, hepsi hakkında aynı haberin verilmesi mü’minler için büyük bir şereftir. Ayrıca bu Peygamberin de şer’i hitaplarda ümmeti ile ortak olduğunu, bu şer’i hitapları tam ve eksiksiz yerine getirdiğini, mü’minlerden bu hususta üstün olduğunu, hatta ve hatta iman hukukunu yerine getirmekte bütün peygamberlerden de ileri olduğunu ortaya koymaktadır. “İşittik, itaat ettik” buyruğu mü’minlerin Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in getirdiği Kitab’ın ve Sünnetin tamamına uyup bağlandıklarını, onların bu buyrukları -kabul etmek ve dinleyip itaat etmek anlamında- işittiklerini bildirmektedir. Bunun muhtevasında, bu görevleri yerine getirmeleri hususunda Allah’tan yardım talebinde bulunmak, Allah’ın, yerine getirmekte kusurları bulunan görevlerini bağışlaması, işledikleri haramları affetmesi de vardır. Onlar bu faydalı dualar ile Yüce Allah’a yalvarıp yakarmaktadırlar. Yüce Allah da Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’ın ifadesi ile onların bu dualarına “Evet, öyle yaptım” diye cevap vermiştir. Bu dualar topluca bütün mü’minlerden kabul edildiği gibi eğer duanın kabulüne bir engel yoksa her bir ferdinden de kabul edilir. Yüce Allah unutma ve yanılma hallerinde onlardan sorumluluğu kaldırmıştır. Ayrıca Yüce Allah şeriatini mü’minlere son derece kolaylaştırmış, kendilerinden öncekilere yüklemiş olduğu zorlukları, ağır yükleri ve sorumlulukları onlara yüklememiştir. Takat getiremeyecekleri şeyleri de sırtlarına yük olarak vurmamıştır. Allah onlara mağfiret buyurmuş, merhamet eylemiş, kâfirler topluluğuna karşı onlara zafer vermiş, …

Al-Baqara 2:286Listen in Qur'an →

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.