Muslim99Muslim99
← Tafsir library

2. Al-Baqara

The Cow · Medinan · 286 ayahs

سُورَةُ البَقَرَةِ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 261–270 of 286

261

مَّثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ أَنۢبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ فِى كُلِّ سُنۢبُلَةٍۢ مِّا۟ئَةُ حَبَّةٍۢ ۗ وَٱللَّهُ يُضَٰعِفُ لِمَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌ

Mallarını Allah yolunda sarfedenlerin durumu, her başağında yüz tane olmak üzere yedi başak veren tanenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lütfü geniştir, O her şeyi bilendir.

261- Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu, yedi başak bitiren ve her başağında yüz tane bulunan tek bir tohuma benzer. Allah dilediğine kat kat verir. Allah Vâsidir, Alîmdir. 262- Mallarını Allah yolunda infak edip de sonra o infaklarının arkasından başa kakmayan ve bir eziyette de bulunmayanların Rableri yanında mükâfatları vardır. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.

261. “Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu…” Bu buyruk Yüce Allah’ın kullarına, mallarını kendi yolunda infak etmelerine dair yaptığı büyük bir teşviktir. O’nun yolu ise O’na ulaştıran yoldur. Bir kimsenin faydalı ilimlerin ilerlemesi için, Allah yolunda cihada hazırlık için, mücahitlerin techiz edilmeleri için ve müslümanlara fayda sağlayacak bütün hayır alanlarında malını infak etmesi bunun kapsamına girmektedir. Bundan hemen sonra ise ihtiyaç sahiplerine, fakir ve yoksullara infak gelir. Bazan her iki husus bir arada olabilir. O takdirde yapılan bu infakta bir taraftan ihtiyaçlar giderilmekte iken, diğer taraftan hayır ve itaatlere yardımcı olunabilir. Bu şekilde infaklar yedi yüz katına ve bundan da fazlasına kadar kat kat mükâfaatlandırılır. İşte bundan dolayı:“Allah dilediğine kat kat verir.” buyrulmaktadır. Bu da infak edenin kalbindeki iman, eksiksiz ihlâs ve infakının getirdiği sonuçlara ve faydalara göredir. Zira bazı hayır yollarına infakta zincirleme giden faydalar ve pek çok maslahatlar söz konusu olabilir. Bundan dolayı mükâfaat da amelin türündendir.

262. Daha sonra Yüce Allah, bir başka mükâfaat daha söz konusu etmiştir ki o, şartlarını eksiksiz taşıyan ve olmaması gereken nitelikleri de bulunmayan bir halde kendi yolunda mallarını infak edenler için. Onlar, infaklarının akabinde bu iyiliklerini infak ettikleri kimselerin başına kakmayan, iyiliklerini sayıp dökmeyen ve onlara sözlü ya da fiili hiçbir eziyet vermeyen kimselerdir. İşte böylelerinin “Rab’leri yanında” O’nun bu husustaki bilgisine göre, nafakalarına, nafakalarının faydasına göre “mükâfaatları vardır.” Bu, O’nun lütfundandır, yoksa onların sadakaları bu seviyeye ulaşamaz. “Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.” Yüce Allah üzülmeyeceklerini belirterek geçmişte hoşlarına gitmeyecek şeyleri ortadan kaldıracağını, korku olmayacağını belirterek de gelecekte korkmayacaklarını belirtmektedir. Böylelikle onlar sevdiklerini elde etmiş, hoşlanmadıklarından da uzaklaşmış olurlar.

Al-Baqara 2:261Listen in Qur'an →
262

ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ثُمَّ لَا يُتْبِعُونَ مَآ أَنفَقُوا۟ مَنًّۭا وَلَآ أَذًۭى ۙ لَّهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ وَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

Mallarını Allah yolunda sarfedip sonra sarfettikleri şeyin ardından başa kakmayan ve eza etmeyenlerin ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

261- Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu, yedi başak bitiren ve her başağında yüz tane bulunan tek bir tohuma benzer. Allah dilediğine kat kat verir. Allah Vâsidir, Alîmdir. 262- Mallarını Allah yolunda infak edip de sonra o infaklarının arkasından başa kakmayan ve bir eziyette de bulunmayanların Rableri yanında mükâfatları vardır. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.

261. “Mallarını Allah yolunda infak edenlerin durumu…” Bu buyruk Yüce Allah’ın kullarına, mallarını kendi yolunda infak etmelerine dair yaptığı büyük bir teşviktir. O’nun yolu ise O’na ulaştıran yoldur. Bir kimsenin faydalı ilimlerin ilerlemesi için, Allah yolunda cihada hazırlık için, mücahitlerin techiz edilmeleri için ve müslümanlara fayda sağlayacak bütün hayır alanlarında malını infak etmesi bunun kapsamına girmektedir. Bundan hemen sonra ise ihtiyaç sahiplerine, fakir ve yoksullara infak gelir. Bazan her iki husus bir arada olabilir. O takdirde yapılan bu infakta bir taraftan ihtiyaçlar giderilmekte iken, diğer taraftan hayır ve itaatlere yardımcı olunabilir. Bu şekilde infaklar yedi yüz katına ve bundan da fazlasına kadar kat kat mükâfaatlandırılır. İşte bundan dolayı:“Allah dilediğine kat kat verir.” buyrulmaktadır. Bu da infak edenin kalbindeki iman, eksiksiz ihlâs ve infakının getirdiği sonuçlara ve faydalara göredir. Zira bazı hayır yollarına infakta zincirleme giden faydalar ve pek çok maslahatlar söz konusu olabilir. Bundan dolayı mükâfaat da amelin türündendir.

262. Daha sonra Yüce Allah, bir başka mükâfaat daha söz konusu etmiştir ki o, şartlarını eksiksiz taşıyan ve olmaması gereken nitelikleri de bulunmayan bir halde kendi yolunda mallarını infak edenler için. Onlar, infaklarının akabinde bu iyiliklerini infak ettikleri kimselerin başına kakmayan, iyiliklerini sayıp dökmeyen ve onlara sözlü ya da fiili hiçbir eziyet vermeyen kimselerdir. İşte böylelerinin “Rab’leri yanında” O’nun bu husustaki bilgisine göre, nafakalarına, nafakalarının faydasına göre “mükâfaatları vardır.” Bu, O’nun lütfundandır, yoksa onların sadakaları bu seviyeye ulaşamaz. “Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.” Yüce Allah üzülmeyeceklerini belirterek geçmişte hoşlarına gitmeyecek şeyleri ortadan kaldıracağını, korku olmayacağını belirterek de gelecekte korkmayacaklarını belirtmektedir. Böylelikle onlar sevdiklerini elde etmiş, hoşlanmadıklarından da uzaklaşmış olurlar.

Al-Baqara 2:262Listen in Qur'an →
263

۞ قَوْلٌۭ مَّعْرُوفٌۭ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌۭ مِّن صَدَقَةٍۢ يَتْبَعُهَآ أَذًۭى ۗ وَٱللَّهُ غَنِىٌّ حَلِيمٌۭ

Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eza gelen bir sadakadan daha iyidir. Allah müstağnidir, Halim'dir.

263- Güzel bir söz ve bağışlama, arkasından eziyet gelen sadakadan daha hayırlıdır. Allah Ğanidir, Halîmdir.

263. Yüce Allah ihsanın dört mertebesini söz konusu etmektedir: 1- Birinci mertebe salih bir niyet ile verilen ve verenin, arkasından her hangi bir başa kakma ve eziyet etmediği infaktır. 2- Bundan sonra güzel söz söylemek gelir. Bu da bütün yönleri ile sözlü iyiliklerdir ki ya müslüman onlarla sevindirilir ya da kişi -eğer yanında bir şey olmadığı bir zamana denk gelmişse- dilenene mazeretini beyan edip güzel sözler söyler. 3- Üçüncüsü ise sözlü veya fiili olarak sana kötülük yapan kimseyi affedip bağışlamak sureti ile yapılan ihsandır. Bu ikisi dördüncü mertebeden daha faziletli ve daha hayırlıdır: 4- Dördüncüsü ise sadaka verenin verdiği kimseye sadakası akabinde eziyette bulunduğu sadakadır. Çünkü o böyle davranmakla iyiliğini bulandırmış, hem bir hayır, hem bir şer işlemiş olur. Daha az faziletli bile olsa sadece hayırda bulunmak, daha fazletli bir şey bile olsa içine şerrin karıştığı hayırdan daha hayırlıdır. Bu ayette ahmak ve cahil kimselerin yaptığı gibi tasaddukta bulunduğu kimselere eziyet verenler bu işten ileri derecede sakındırılmaktadır. Yüce “Allah, Ğanidir” böylelerinin sadakalarına ihtiyacı yoktur, hiçbir kuluna da muhtaç değildir. “Halimdir” kemal derecesindeki ganiliği ile birlikte geniş bağışları ile isyankârlara mühlet verir ve onları çabucak cezalandırmaz. Bunun yerine onlar, masiyet işleyerek O’na meydan okurlarken O kendilerine afiyet verir, rızık ihsan eder ve nimetlerini onlara bol bol verir. Daha sonra Yüce Allah yapılan infakın akabinde başa kakmanın ve eziyetin gelmesini en ağır şekilde yasaklayıp buna dair şöyle bir örnek vermektedir

Al-Baqara 2:263Listen in Qur'an →
264

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تُبْطِلُوا۟ صَدَقَٰتِكُم بِٱلْمَنِّ وَٱلْأَذَىٰ كَٱلَّذِى يُنفِقُ مَالَهُۥ رِئَآءَ ٱلنَّاسِ وَلَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ۖ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ صَفْوَانٍ عَلَيْهِ تُرَابٌۭ فَأَصَابَهُۥ وَابِلٌۭ فَتَرَكَهُۥ صَلْدًۭا ۖ لَّا يَقْدِرُونَ عَلَىٰ شَىْءٍۢ مِّمَّا كَسَبُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

Ey İnananlar! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını sarfeden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve eza etmekle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir, üzerine bol yağmur yağdığındaonu cascavlak bırakır. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah inkar eden kimseleri doğru yola eriştirmez.

264- Ey iman edenler! Malını sırf insanlara gösteriş olsun diye infak eden, Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen kimse gibi sadakalarınızı başa kakmakla ve eziyet vermekle boşa çıkarmayın. Böyle birinin misali, üzerinde (azıcık) toprak bulunan, sağnak halinde yağan bir yağmurla (o toprak da sıyrılan, böylece) cascavlak ortada kalan bir kayaya benzer. Onlar kazandıkları hiç bir şeyi ele geçiremezler. Allah kâfirler topluluğuna yol göstermez. 265- Allah’ın rızasını arayarak ve nefislerinden bir sebat ile mallarını infak edenlerin misali de yüksek bir tepenin üstünde bulunan ve bol yağmur aldığı için meyvelerini iki kat veren güzel bir bahçeye benzer. O bol yağmur almasa bile çise alır (ki bu da ona yeter). Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir. 266- Sizden herhangi biriniz ister mi ki hurma ve üzüm ağaçlarından bir bahçesi olsun, altından ırmaklar aksın, orada her çeşit meyveleri bulunsun ve kendisine de ihtiyarlık gelip çatsın, üstelik elleri ermez güçleri yetmez küçük çocukları da olsun, derken o bahçeye içinde ateş olan bir kasırga isabet etsin de bahçe (tümden) yanıversin? İşte Allah düşünesiniz diye âyetleri size böylece açıklar.

264-266. Allah, bu âyet-i kerimelerde (farklı tiplere dair) üç misal vermektedir: Kendi rızası için infak edip bu infakının akabinde başa kakma ve herhangi bir eziyet bulunmayan kişi, yaptığı infakın akabinde başa kakıp eziyet eden kişi ve bir de riyakârlık yapan kişi. Birincisinin infakı iman ve tam bir ihlâs ile verildiğinden dolayı makbuldür ve kat kat mükâfaat görecektir. Çünkü bu infak, “Allah’ın rızasını arayarak ve nefislerinden bir sebat ile” yapılmıştır. Yani bunlar cömertlikle, doğru ve samimi niyet üzere sebat eder halde infaklarını yaparlar. İşte böyle bir amelin misali “yüksek bir tepenin üstünde bulunan... güzel bir bahçeye benzer.” Böyle bir yer rüzgar ve güneş alır ve böyle bir bahçede su da boldur. Eğer bu bahçeye bol bir yağmur isabet etmeyecek olsa dahi bir çisinti bile yeterlidir. Çünkü onun yeri ve verimi güzeldir. Ayrıca bu bahçenin mahsullerinin gelişmesi, serpilmesi ve güzel meyve vermesi için gerekli bütün sebepler bir arada bulunmaktadır. İşte bundan dolayı bu bahçe “meyvelerini iki kat verir.” Bu niteliğe sahip olan bahçe insanın istediği en mükemmel türden bir bahçedir. O halde böyle bir faziletli amel de en yüce mertebeye sahip bir ameldir. Allah için infak etmekle birlikte bu infakın akabinde onu başa kakan, eziyet veren yahut da bir amel işleyip arkasından o ameli iptal edecek bir iş yapan kimsenin misali ise diğer örnekte sözü geçen bahçe sahibi kimseye benzer. Yüce Allah bu bahçeye “içinde ateş olan bir kasırga” yani şiddetli bir fırtına musallat eder de o bahçe yanıp kül olur. Üstelik bu bahçe sahibinin güçsüz çoluk çocuğu vardır ve kendisi de yaşlanmış, güçsüz düşmüştür. İşte böyle bir durum en çetin durumlardan biridir. Bundan dolayı Yüce Allah bu misalin başında:“Sizden herhangi biriniz ister mi ki...” diye muhataplarca çok kötü olduğunun kabul edileceğini ifade eden bir soru ile başlamaktadır. Çünkü böyle bir bahçenin ağaçlarının güzel bir hal almasından ve mahsullerini vermesinden sonra aniden yok olup gitmesi, çok büyük bir musibettir. Diğer taraftan böyle bir facianın …

Al-Baqara 2:264Listen in Qur'an →
265

وَمَثَلُ ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ أَمْوَٰلَهُمُ ٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِ ٱللَّهِ وَتَثْبِيتًۭا مِّنْ أَنفُسِهِمْ كَمَثَلِ جَنَّةٍۭ بِرَبْوَةٍ أَصَابَهَا وَابِلٌۭ فَـَٔاتَتْ أُكُلَهَا ضِعْفَيْنِ فَإِن لَّمْ يُصِبْهَا وَابِلٌۭ فَطَلٌّۭ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Allah'ın rızasını kazanmak ve kalblerini sağlamlaştırmak için mallarını sarfedenlerin durumu, yüksekçe bir tepede bulunan, bol yağmur aldığında yemişlerini iki kat veren, bol yağmur yağmasa bile çisentisi düşen bir bahçenin durumu gibidir. Allah işlediklerinizi görür.

264- Ey iman edenler! Malını sırf insanlara gösteriş olsun diye infak eden, Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen kimse gibi sadakalarınızı başa kakmakla ve eziyet vermekle boşa çıkarmayın. Böyle birinin misali, üzerinde (azıcık) toprak bulunan, sağnak halinde yağan bir yağmurla (o toprak da sıyrılan, böylece) cascavlak ortada kalan bir kayaya benzer. Onlar kazandıkları hiç bir şeyi ele geçiremezler. Allah kâfirler topluluğuna yol göstermez. 265- Allah’ın rızasını arayarak ve nefislerinden bir sebat ile mallarını infak edenlerin misali de yüksek bir tepenin üstünde bulunan ve bol yağmur aldığı için meyvelerini iki kat veren güzel bir bahçeye benzer. O bol yağmur almasa bile çise alır (ki bu da ona yeter). Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir. 266- Sizden herhangi biriniz ister mi ki hurma ve üzüm ağaçlarından bir bahçesi olsun, altından ırmaklar aksın, orada her çeşit meyveleri bulunsun ve kendisine de ihtiyarlık gelip çatsın, üstelik elleri ermez güçleri yetmez küçük çocukları da olsun, derken o bahçeye içinde ateş olan bir kasırga isabet etsin de bahçe (tümden) yanıversin? İşte Allah düşünesiniz diye âyetleri size böylece açıklar.

264-266. Allah, bu âyet-i kerimelerde (farklı tiplere dair) üç misal vermektedir: Kendi rızası için infak edip bu infakının akabinde başa kakma ve herhangi bir eziyet bulunmayan kişi, yaptığı infakın akabinde başa kakıp eziyet eden kişi ve bir de riyakârlık yapan kişi. Birincisinin infakı iman ve tam bir ihlâs ile verildiğinden dolayı makbuldür ve kat kat mükâfaat görecektir. Çünkü bu infak, “Allah’ın rızasını arayarak ve nefislerinden bir sebat ile” yapılmıştır. Yani bunlar cömertlikle, doğru ve samimi niyet üzere sebat eder halde infaklarını yaparlar. İşte böyle bir amelin misali “yüksek bir tepenin üstünde bulunan... güzel bir bahçeye benzer.” Böyle bir yer rüzgar ve güneş alır ve böyle bir bahçede su da boldur. Eğer bu bahçeye bol bir yağmur isabet etmeyecek olsa dahi bir çisinti bile yeterlidir. Çünkü onun yeri ve verimi güzeldir. Ayrıca bu bahçenin mahsullerinin gelişmesi, serpilmesi ve güzel meyve vermesi için gerekli bütün sebepler bir arada bulunmaktadır. İşte bundan dolayı bu bahçe “meyvelerini iki kat verir.” Bu niteliğe sahip olan bahçe insanın istediği en mükemmel türden bir bahçedir. O halde böyle bir faziletli amel de en yüce mertebeye sahip bir ameldir. Allah için infak etmekle birlikte bu infakın akabinde onu başa kakan, eziyet veren yahut da bir amel işleyip arkasından o ameli iptal edecek bir iş yapan kimsenin misali ise diğer örnekte sözü geçen bahçe sahibi kimseye benzer. Yüce Allah bu bahçeye “içinde ateş olan bir kasırga” yani şiddetli bir fırtına musallat eder de o bahçe yanıp kül olur. Üstelik bu bahçe sahibinin güçsüz çoluk çocuğu vardır ve kendisi de yaşlanmış, güçsüz düşmüştür. İşte böyle bir durum en çetin durumlardan biridir. Bundan dolayı Yüce Allah bu misalin başında:“Sizden herhangi biriniz ister mi ki...” diye muhataplarca çok kötü olduğunun kabul edileceğini ifade eden bir soru ile başlamaktadır. Çünkü böyle bir bahçenin ağaçlarının güzel bir hal almasından ve mahsullerini vermesinden sonra aniden yok olup gitmesi, çok büyük bir musibettir. Diğer taraftan böyle bir facianın …

Al-Baqara 2:265Listen in Qur'an →
266

أَيَوَدُّ أَحَدُكُمْ أَن تَكُونَ لَهُۥ جَنَّةٌۭ مِّن نَّخِيلٍۢ وَأَعْنَابٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ لَهُۥ فِيهَا مِن كُلِّ ٱلثَّمَرَٰتِ وَأَصَابَهُ ٱلْكِبَرُ وَلَهُۥ ذُرِّيَّةٌۭ ضُعَفَآءُ فَأَصَابَهَآ إِعْصَارٌۭ فِيهِ نَارٌۭ فَٱحْتَرَقَتْ ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ لَعَلَّكُمْ تَتَفَكَّرُونَ

Hangi biriniz, kendisi ihtiyarlamış ve çocukları da güçsüzken, altlarından ırmaklar akan, hurma, üzüm ve her çeşit meyveleri bulunan bahçesinin, ateşli bir kasırganın kopmasıyla yanmasını ister? Düşünesiniz diye Allah size ayetlerini böylece açıklar.

264- Ey iman edenler! Malını sırf insanlara gösteriş olsun diye infak eden, Allah’a ve âhiret gününe iman etmeyen kimse gibi sadakalarınızı başa kakmakla ve eziyet vermekle boşa çıkarmayın. Böyle birinin misali, üzerinde (azıcık) toprak bulunan, sağnak halinde yağan bir yağmurla (o toprak da sıyrılan, böylece) cascavlak ortada kalan bir kayaya benzer. Onlar kazandıkları hiç bir şeyi ele geçiremezler. Allah kâfirler topluluğuna yol göstermez. 265- Allah’ın rızasını arayarak ve nefislerinden bir sebat ile mallarını infak edenlerin misali de yüksek bir tepenin üstünde bulunan ve bol yağmur aldığı için meyvelerini iki kat veren güzel bir bahçeye benzer. O bol yağmur almasa bile çise alır (ki bu da ona yeter). Allah yaptıklarınızı çok iyi görendir. 266- Sizden herhangi biriniz ister mi ki hurma ve üzüm ağaçlarından bir bahçesi olsun, altından ırmaklar aksın, orada her çeşit meyveleri bulunsun ve kendisine de ihtiyarlık gelip çatsın, üstelik elleri ermez güçleri yetmez küçük çocukları da olsun, derken o bahçeye içinde ateş olan bir kasırga isabet etsin de bahçe (tümden) yanıversin? İşte Allah düşünesiniz diye âyetleri size böylece açıklar.

264-266. Allah, bu âyet-i kerimelerde (farklı tiplere dair) üç misal vermektedir: Kendi rızası için infak edip bu infakının akabinde başa kakma ve herhangi bir eziyet bulunmayan kişi, yaptığı infakın akabinde başa kakıp eziyet eden kişi ve bir de riyakârlık yapan kişi. Birincisinin infakı iman ve tam bir ihlâs ile verildiğinden dolayı makbuldür ve kat kat mükâfaat görecektir. Çünkü bu infak, “Allah’ın rızasını arayarak ve nefislerinden bir sebat ile” yapılmıştır. Yani bunlar cömertlikle, doğru ve samimi niyet üzere sebat eder halde infaklarını yaparlar. İşte böyle bir amelin misali “yüksek bir tepenin üstünde bulunan... güzel bir bahçeye benzer.” Böyle bir yer rüzgar ve güneş alır ve böyle bir bahçede su da boldur. Eğer bu bahçeye bol bir yağmur isabet etmeyecek olsa dahi bir çisinti bile yeterlidir. Çünkü onun yeri ve verimi güzeldir. Ayrıca bu bahçenin mahsullerinin gelişmesi, serpilmesi ve güzel meyve vermesi için gerekli bütün sebepler bir arada bulunmaktadır. İşte bundan dolayı bu bahçe “meyvelerini iki kat verir.” Bu niteliğe sahip olan bahçe insanın istediği en mükemmel türden bir bahçedir. O halde böyle bir faziletli amel de en yüce mertebeye sahip bir ameldir. Allah için infak etmekle birlikte bu infakın akabinde onu başa kakan, eziyet veren yahut da bir amel işleyip arkasından o ameli iptal edecek bir iş yapan kimsenin misali ise diğer örnekte sözü geçen bahçe sahibi kimseye benzer. Yüce Allah bu bahçeye “içinde ateş olan bir kasırga” yani şiddetli bir fırtına musallat eder de o bahçe yanıp kül olur. Üstelik bu bahçe sahibinin güçsüz çoluk çocuğu vardır ve kendisi de yaşlanmış, güçsüz düşmüştür. İşte böyle bir durum en çetin durumlardan biridir. Bundan dolayı Yüce Allah bu misalin başında:“Sizden herhangi biriniz ister mi ki...” diye muhataplarca çok kötü olduğunun kabul edileceğini ifade eden bir soru ile başlamaktadır. Çünkü böyle bir bahçenin ağaçlarının güzel bir hal almasından ve mahsullerini vermesinden sonra aniden yok olup gitmesi, çok büyük bir musibettir. Diğer taraftan böyle bir facianın …

Al-Baqara 2:266Listen in Qur'an →
267

يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَنفِقُوا۟ مِن طَيِّبَٰتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّآ أَخْرَجْنَا لَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ ۖ وَلَا تَيَمَّمُوا۟ ٱلْخَبِيثَ مِنْهُ تُنفِقُونَ وَلَسْتُم بِـَٔاخِذِيهِ إِلَّآ أَن تُغْمِضُوا۟ فِيهِ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ

Ey İnananlar! Kazandıklarınızın temizlerinden ve size yerden çıkardıklarımızdan sarfedin; iğrenmeden alamıyacağınız pis şeyleri vermeye kalkmayın. Allah'ın müstağni ve övülmeye layık olduğunu bilin.

267- Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız şeylerin iyilerinden infak edin. Onların içinden (size verildiği takdirde) gözünüzü kapatmadan almayacağınız kötü şeyleri vermeye yeltenmeyin. Bilin ki Allah Ganidir, Hamîddir. 268- Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size çirkin işleri emreder. Allah ise size kendi katından bir mağfiret ve bolluk vaadediyor. Allah Vâsi’dir, Alîmdir.

267. Yüce Allah kullarını yaptıkları ticaretlerde kazandıklarından, Allah’ın yeryüzünden kendileri için çıkartmış olduğu tahıl ve meyvelerden infak etmeye teşvik etmektedir. Bu, hem altın ve gümüşün, hem alış-veriş için hazırlanmış ticaret mallarının, hem de topraktan çıkan tahıl ve mahsullerin zekâtını vermeyi kapsar. Ayrıca bu infak emrinin kapsamına bütün farz ve nafile infak çeşitleri de girer. Yüce Allah infak edecekleri malların iyilerini vermelerini, kötü ve bayağı olanlarını ayırarak Allah için onları vermeye kalkışmamalarını emretmektedir. Çünkü böyle bir bayağı mal, alacakları bulunan bir kişi tarafından kendilerine verilecek olsa, onlar böyle bir şeyi beğenip kabul etmezler ve onu ancak gözlerini kapatıp alırlar. O halde (zekat ve sadakada) farz olan, bu gibi malların orta halli olanını vermektir. Kemal derecesi ise üstün ve kaliteli olanlarını vermektir. Yasak olan da bayağı ve adi olanları vermektir. Çünkü bu kabilden olan bir infakta farz yerine gelmiş olmaz, müstehap infakta da tam bir mükâfaat elde edilemez. “Bilin ki Allah Ganidir.” Hiçbir yaratılmışa muhtaç olmayandır. İnfak edenlerin infaklarına da itaat edenlerin itaatine de muhtaç değildir. Onlara infakı emir ve teşvik etmesi onların faydalarınadır ve O’nun, üzerlerindeki katıksız lütuf ve kereminden dolayıdır. O hiçbir şekilde muhtaç olmamakla birlikte, kemal derecesine gani olmasına, bağışlarının geniş ve bol olmasına rağmen, kulları için teşrî’ buyurduğu, kendilerini esenlik yurduna ulaştıracak hükümler dolayısı ile de “Hamiddir” her türlü övgüye layık olandır. O lütuf, adalet ve hikmet çerçevesinin dışına çıkmayan bütün fiilleri dolayısı ile de övgüye layık olandır. O bütün sıfatları ile de övgüye layıktır. Çünkü O’nun bütün sıfatları güzeldir, mükemmeldir. Kullar ise bunların özünü kavrayamaz, gerçek niteliklerini idrak edemezler. 268. Yüce Allah faydalı infaklara teşvik ettkten sonra zararlı olan cimriliği yasaklamakta ve iki türlü davetçi ile karşı karşıya olunduğunu beyan etmektedir: Birisi Rahman’ın davetçisi olup bu, insanları hayra çağırır, hayır dolayısı ile onlara iyilik, ilahi lütuf, dünyevi ve uhrevi mükâfaatlar vaadeder. Yaptıkları infakın yerine başkalarının verileceğini bildirir. Diğeri ise Şeytanın davetçisi olup o da onları cimriliğe teşvik eder ve infak ettikleri takdirde fakir düşeceklerini söyleyerek onları korkutur. Rahman’ın davetçisinin çağrısını kabul ederek Allah’ın kendisine ihsan ettiği rızıktan infak eden kişiye günahlarının bağışlanacağı ve her bir isteğinin gerçekleşeceği müjdesi vardır. Şeytanın davetçisinin çağrısını kabul eden kimseye gelince; bilsin ki Şeytan kendi taraftarlarını cehennemliklerden olmaya çağırır. Kul, artık kendisine yakıştırdığı hangisi ise onu tercih etsin. Yüce Allah bu âyet-i kerimeyi: “Allah Vâsi’dir, Alîmdir.” …

Al-Baqara 2:267Listen in Qur'an →
268

ٱلشَّيْطَٰنُ يَعِدُكُمُ ٱلْفَقْرَ وَيَأْمُرُكُم بِٱلْفَحْشَآءِ ۖ وَٱللَّهُ يَعِدُكُم مَّغْفِرَةًۭ مِّنْهُ وَفَضْلًۭا ۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌۭ

Şeytan sizi fakirlikle korkutarak cimriliği ve hayasızlığı emreder; Allah ise kendisinden mağfiret ve bol nimet vadeder. Allah'ın lütfü boldur, O her şeyi bilir.

267- Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardığımız şeylerin iyilerinden infak edin. Onların içinden (size verildiği takdirde) gözünüzü kapatmadan almayacağınız kötü şeyleri vermeye yeltenmeyin. Bilin ki Allah Ganidir, Hamîddir. 268- Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size çirkin işleri emreder. Allah ise size kendi katından bir mağfiret ve bolluk vaadediyor. Allah Vâsi’dir, Alîmdir.

267. Yüce Allah kullarını yaptıkları ticaretlerde kazandıklarından, Allah’ın yeryüzünden kendileri için çıkartmış olduğu tahıl ve meyvelerden infak etmeye teşvik etmektedir. Bu, hem altın ve gümüşün, hem alış-veriş için hazırlanmış ticaret mallarının, hem de topraktan çıkan tahıl ve mahsullerin zekâtını vermeyi kapsar. Ayrıca bu infak emrinin kapsamına bütün farz ve nafile infak çeşitleri de girer. Yüce Allah infak edecekleri malların iyilerini vermelerini, kötü ve bayağı olanlarını ayırarak Allah için onları vermeye kalkışmamalarını emretmektedir. Çünkü böyle bir bayağı mal, alacakları bulunan bir kişi tarafından kendilerine verilecek olsa, onlar böyle bir şeyi beğenip kabul etmezler ve onu ancak gözlerini kapatıp alırlar. O halde (zekat ve sadakada) farz olan, bu gibi malların orta halli olanını vermektir. Kemal derecesi ise üstün ve kaliteli olanlarını vermektir. Yasak olan da bayağı ve adi olanları vermektir. Çünkü bu kabilden olan bir infakta farz yerine gelmiş olmaz, müstehap infakta da tam bir mükâfaat elde edilemez. “Bilin ki Allah Ganidir.” Hiçbir yaratılmışa muhtaç olmayandır. İnfak edenlerin infaklarına da itaat edenlerin itaatine de muhtaç değildir. Onlara infakı emir ve teşvik etmesi onların faydalarınadır ve O’nun, üzerlerindeki katıksız lütuf ve kereminden dolayıdır. O hiçbir şekilde muhtaç olmamakla birlikte, kemal derecesine gani olmasına, bağışlarının geniş ve bol olmasına rağmen, kulları için teşrî’ buyurduğu, kendilerini esenlik yurduna ulaştıracak hükümler dolayısı ile de “Hamiddir” her türlü övgüye layık olandır. O lütuf, adalet ve hikmet çerçevesinin dışına çıkmayan bütün fiilleri dolayısı ile de övgüye layık olandır. O bütün sıfatları ile de övgüye layıktır. Çünkü O’nun bütün sıfatları güzeldir, mükemmeldir. Kullar ise bunların özünü kavrayamaz, gerçek niteliklerini idrak edemezler. 268. Yüce Allah faydalı infaklara teşvik ettkten sonra zararlı olan cimriliği yasaklamakta ve iki türlü davetçi ile karşı karşıya olunduğunu beyan etmektedir: Birisi Rahman’ın davetçisi olup bu, insanları hayra çağırır, hayır dolayısı ile onlara iyilik, ilahi lütuf, dünyevi ve uhrevi mükâfaatlar vaadeder. Yaptıkları infakın yerine başkalarının verileceğini bildirir. Diğeri ise Şeytanın davetçisi olup o da onları cimriliğe teşvik eder ve infak ettikleri takdirde fakir düşeceklerini söyleyerek onları korkutur. Rahman’ın davetçisinin çağrısını kabul ederek Allah’ın kendisine ihsan ettiği rızıktan infak eden kişiye günahlarının bağışlanacağı ve her bir isteğinin gerçekleşeceği müjdesi vardır. Şeytanın davetçisinin çağrısını kabul eden kimseye gelince; bilsin ki Şeytan kendi taraftarlarını cehennemliklerden olmaya çağırır. Kul, artık kendisine yakıştırdığı hangisi ise onu tercih etsin. Yüce Allah bu âyet-i kerimeyi: “Allah Vâsi’dir, Alîmdir.” …

Al-Baqara 2:268Listen in Qur'an →
269

يُؤْتِى ٱلْحِكْمَةَ مَن يَشَآءُ ۚ وَمَن يُؤْتَ ٱلْحِكْمَةَ فَقَدْ أُوتِىَ خَيْرًۭا كَثِيرًۭا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir. Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır.

269- O, Hikmeti dilediğine verir. Kendisine hikmet verilen kimseye ise pek çok hayır verilmiş demektir. Olgun akıl sahiplerinden başkası (bunu) iyice bellemez.

269. Allah mallarını infâk edenlerin hallerini, bu malları onlara kendisinin ihsan ettiğini, lütfedip bağışladığını, onların da bu sayede hayır yollarında infâk etme ve yüksek makamlara ulaşma imkanına sahip olduklarını söz konusu ettikten sonra bütün bunlardan daha faziletli olan bir hususu söz konusu etmektedir. Bu husus, O’nun, hikmeti kullarından dilediği ve haklarında hayır murad ettiği kimselere vermesidir. Hikmet faydalı ilim, isabetli bilgi, dosdoğru akıl, sapasağlam düşünce, söz ve fiillerde hayra isabet etme demektir. Gerçekten bu, bağışların en üstünü ve ihsanların en değerlisidir. Bundan dolayı Yüce Allah:“Kendisine hikmet verilen kimseye ise pek çok hayır verilmiş demektir.” buyurmaktadır. Çünkü o böylelikle cehalet karanlıklarından kurtulup hidâyetin nuruna, söz ve davranışlarda sapma ahmaklığından kurtulup doğruya isabet etme ve doğru davranma nimetine kavuşmuş olur. Böyle bir kimse, bu büyük hayır sayesinde nefsini kemale erdirir ve artık o, diğer insanlara dinlerinde ve dünyalarında faydalı olmaya hazır hale gelmiş olur. Bütün işler ancak hikmet sayesinde düzene girer. Zira hikmet eşyayı gerçek yerlerine yerleştirmek, işleri olması gereken yere oturtmak, ileri gidilmesi gereken yerde ileri gitmek, durulması gereken yerde de durmak demektir. Fakat bu önemli hususu düşünen ve bu büyük bağışın kadrini bilebilenler ancak “olgun akıl sahipleri”dir. Bunlar ise yetkin akıl sahibi, mükemmel düşünce sahibi kimselerdir. Bunlar faydalı olanı bilir, gereğince amel ederler. Zararlı olanı da bilir ve onu terk ederler. Bu iki husus yani mala dayalı infakı çokça yapmakla ilme dayalı hikmeti yaymak Yüce Allah’a yaklaşan kimselerin kendisi ile O’na yaklaştıkları en faziletli amel, en üstün ikramlara kendileri ile ulaşabildikleri en yüce davranışlardır. İşte Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şu buyruğunda bu ikisinden söz etmektedir:“Ancak iki kişiye gıpta edilir: Allah'ın mal verip o malı hak yolda tüketmesini imkânını verdiği bir adam ve Allah’ın kendisine hikmet verdiği adam ki o, insanlara o hikmeti öğretir.”

Al-Baqara 2:269Listen in Qur'an →
270

وَمَآ أَنفَقْتُم مِّن نَّفَقَةٍ أَوْ نَذَرْتُم مِّن نَّذْرٍۢ فَإِنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُهُۥ ۗ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍ

Sarfettiğiniz harcı ve adadığınız adağı şüphesiz Allah bilir. Zulmedenlerin hiç yardımcıları yoktur.

270- Yaptığınız her türlü infakı yahut adadığınız her adağı Allah muhakkak bilir. Zalimlerin hiçbir yardımcıları yoktur. 271- Sadakalarınızı açıkça verirseniz bu, ne kadar güzeldir! Şâyet onları gizler ve fakirlere verirseniz, işte bu, sizin için daha hayırlıdır. (Böylece) O, günahlarınızın bir kısmını da bağışlar. Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

270. Yüce Allah şunu haber vermektedir: İnfak edenler her ne infak ederlerse yahut sadaka verenler ne verirlerse veya adakta bulunanlar neyi adarlarsa şüphesiz Allah onu bilir. Yüce Allah’ın bunları bildiğini haber vermesi, bunların karşılığını vereceğine ve Yüce Allah’ın nezdinde zerre ağırlığınca hiçbir şeyin kaybolmadığına delildir. Ayrıca O, kuldan sadır olan iyi veya kötü niyeti de bilir. Allah’ın kendilerine farz kıldıklarını vermeyen yahut da Allah’ın kendilerine haram kıldığı şeyleri işleme cesaretini gösteren zalimlere, Allah’a karşı yardım edebilecek ve onları azaptan koruyabilecek hiç kimse yoktur, böylelerinin cezalandırılmaları kaçınılmazdır. 271. Yüce Allah şunu haber vermektedir: Sadaka veren kişi sadakasını açıktan verirse bu güzeldir, eğer onu gizli bir şekilde verir de fakire öylece teslim ederse böylesi daha faziletlidir. Çünkü fakire verilen sadakayı gizlice vermek ona ikinci bir iyiliktir. Aynı şekilde böyle bir tutum ihlâsın kuvvetine de delildir. Zaten Yüce Allah’ın hiçbir gölgenin olmadığı bir günde kendi özel gölgesinde barındıracağı yedi kişiden birisi de:“Sadakayı sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizleyen” kimsedir. Yüce Allah’ın:“Şâyet onları gizler ve fakirlere verirseniz, işte bu, sizin için daha hayırlıdır” buyruğunda oldukça incelikli bir mana vardır. O da şudur: Sadakayı -eğer fakire verilecek olursa- gizli saklı vermek onu açıktan vermekten daha hayırlıdır. Şâyet herhangi bir hayır yoluna infak yapılacak olursa âyet-i kerimede böyle bir sadakanın gizli saklı verilmesinin daha faziletli olduğuna dair delil olacak bir şey yoktur. O nedenle bu hususta şeriatın kaideleri, maslahat neyi gerektiriyorsa ona riâyet edileceğini göstermektedir. Hatta bazı hallerde başkalarına örnek ve önder olmak, onları da hayır ameller işlemeye teşvik etmek söz konusu olacaksa sadakayı açıktan vermek daha hayırlı olabilir. Yüce Allah’ın:“(Böylece) O, günahlarınızın bir kısmını da bağışlar” buyruğunda da şu hususa işaret edilmektedir: Sadakalarda iki kazanç bir arada bulunur: Hayrın hâsıl olması ki bu da hasenatın, mükâfaatın ve ecrin çokluğudur. Bir de günahların bağışlanması sureti ile dünyevi ve uhrevi kötülüklerin ve belaların defedilmesidir. “Allah yapmakta olduklarınızdan haberdardır.” O nedenle de hikmetine uygun olarak herkese ameline göre karşılık verecektir.

Al-Baqara 2:270Listen in Qur'an →

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.