Muslim99Muslim99
← Tafsir library

2. Al-Baqara

The Cow · Medinan · 286 ayahs

سُورَةُ البَقَرَةِ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 221–230 of 286

221

وَلَا تَنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكَٰتِ حَتَّىٰ يُؤْمِنَّ ۚ وَلَأَمَةٌۭ مُّؤْمِنَةٌ خَيْرٌۭ مِّن مُّشْرِكَةٍۢ وَلَوْ أَعْجَبَتْكُمْ ۗ وَلَا تُنكِحُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَتَّىٰ يُؤْمِنُوا۟ ۚ وَلَعَبْدٌۭ مُّؤْمِنٌ خَيْرٌۭ مِّن مُّشْرِكٍۢ وَلَوْ أَعْجَبَكُمْ ۗ أُو۟لَٰٓئِكَ يَدْعُونَ إِلَى ٱلنَّارِ ۖ وَٱللَّهُ يَدْعُوٓا۟ إِلَى ٱلْجَنَّةِ وَٱلْمَغْفِرَةِ بِإِذْنِهِۦ ۖ وَيُبَيِّنُ ءَايَٰتِهِۦ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Allah'a eş koşan kadınlarla onlar imana gelinceye kadar evlenmeyin. İnanan bir cariye, hoşunuza gitse de ortak koşan bir kadından daha iyidir. İnanmalarına kadar; ortak koşan erkeklerle mümin kadınları evlendirmeyin. İnanan bir köle, hoşunuza gitmiş olsa da, ortak koşan bir erkekten daha iyidir. İşte onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle cennete ve mağfirete çağırır ve insanlara ibret alsınlar diye ayetlerini açıklar.

221- Müşrik kadınları iman etmedikçe nikâhlamayın. Mü’min bir cariye müşrik bir (hür) kadından -o kadın hoşunuza gitse bile- kesinlikle daha hayırlıdır. Müşrik erkeklere de iman etmedikçe (mü’min bir kadını) nikâhlamayın. Mü’min bir köle elbette müşrik bir (hür) erkekten -o erkek hoşunuza gitse bile- daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izni ile Cennete ve mağfirete davet eder. Ayetlerini de insanlara öğüt alsınlar diye beyan eder.

221. “Müşrik kadınları iman etmedikçe” şirkleri üzere devam ettikleri sürece “nikâhlamayın.” Çünkü ne kadar çirkin olursa olsun mü’min bir kadın, ne kadar güzel olursa olsun müşrik bir kadından daha hayırlıdır. Bu, bütün müşrik kadınlar hakkında umumidir. Ancak Maide Sûresi’nde yer alan ve Kitap Ehli kadınlarla evlenmenin mubah olduğunu belirten âyet-i kerime bu hükmü tahsis etmiştir. Çünkü Yüce Allah sözü geçen âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır:“Sizden önce kitap verilenlerden iffetli kadınlar da... size helâl klınmıştır.”(el-Maide, 5/5)“Müşrik erkeklere de iman etmedikçe (mü’min bir kadını) nikâhlamayın.” Bu buyruk da umumidir ve hakkında tahsis söz konusu değildir. Daha sonra Yüce Allah müslüman erkek ve müslüman kadının farklı dinden olan (müşrik) biriyle nikahlanmalarının haram kılışındaki hikmeti söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır: “Onlar ateşe çağırırlar” yani sözleriyle, davranışlarıyla ve halleri ile böyle yaparlar. Onlarla içli dışlı olmak tehlikeli bir iştir ve bu tehlike dünyevi tehlikelerden olmayıp ebedi bedbahtlığa yol açan bir tehlikedir. Âyet-i kerimenin gösterdiği gerekçeden (illetten) her bir müşrik ve her bir bid’atçi ile içli dışlı olmanın yasaklandığı anlaşılmaktadır. Çünkü pek çok maslahatına rağmen eğer evlilik caiz değilse hiçbir faydası olmayan içli dışlı olmalar haydi haydi caiz olmaz. Hele hele de müşrik ve benzerlerinin -hizmetçilik ve benzeri işler dolayısıyla- müslüman üzerinde üstünlüğünün söz konusu olduğu içli dışlı oluş hallerinde bu kesinlikle böyledir. Yüce Allah’ın:“Müşrik erkeklere de... nikahlamayın” buyruğunda nikahta velinin söz hakkı olduğuna açık bir delil vardır. “Allah ise izni ile Cennete ve mağfirete davet eder.” Kullarını Cennet ve mağfiretin elde edilmesine davet eder. Bunun elde ediliş sonuçları arasında ise cezaların bertaraf edilmesi de vardır. Bu ise salih ameller, samimi tevbe, faydalı ilim ve hayırlı işler gibi sebeplere çağırmakla gerçekleşmektedir. “Ayetlerini” hükümlerini ve bu hükümlerin hikmetlerini “de insanlara öğüt alsınlar diye beyan eder.” İşte bu, onların unuttuklarını hatırlamalarını, bilmediklerini öğrenmelerini, uygulamadıkları emirleri de yerine getirmelerini gerektirir. Daha sonra ise Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

Al-Baqara 2:221Listen in Qur'an →
222

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ ٱلْمَحِيضِ ۖ قُلْ هُوَ أَذًۭى فَٱعْتَزِلُوا۟ ٱلنِّسَآءَ فِى ٱلْمَحِيضِ ۖ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتَّىٰ يَطْهُرْنَ ۖ فَإِذَا تَطَهَّرْنَ فَأْتُوهُنَّ مِنْ حَيْثُ أَمَرَكُمُ ٱللَّهُ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلتَّوَّٰبِينَ وَيُحِبُّ ٱلْمُتَطَهِّرِينَ

Sana, kadınların aybaşı hali hakkında da sorarlar, de ki: "O bir ezadır (rahatsızlıktır)". Aybaşı halinde iken kadınlardan el çekin, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman, Allah'ın size buyurduğu yoldan yaklaşın. Allah şüphesiz daima tevbe edenleri sever, temizlenenleri de sever.

222- Sana (kadınların) ay halinden sorarlar. De ki:“O, bir ezadır. Onun için ay halinde iken kadınlardan uzak durun ve temizleninceye kadar da onlara yaklaşmayın. İyice temizlendiler mi o zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara varın. Gerçekten Allah çokça tevbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever.” 223- Kadınlarınız sizin için (adeta, kendisinden ürün aldığınız) bir tarladır. Öyleyse tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık olarak (salih ameller) gönderin. Bir de Allah’tan sakının ve bilin ki siz mutlaka onun huzuruna varacaksınız. Mü’minlere müjde ver.

222. “Sana (kadınların) ay halinden sorarlar.” Yüce Allah ay haline dair ve kadının ay halinden sonra ay hali olmadan önceki hali gibi olup olmadığını ve yahudilerin yaptığı gibi ay halindeki kadından tamamen uzak durmanın gerekip gerekmediğini sorduklarını haber vermektedir. Yüce Allah ay halinin bir eza (rahatsızlık) olduğunu bildirmektedir. O bir rahatsızlık olduğuna göre Yüce Allah’ın kullarını yalnızca o ezadan (rahatsızlık verici husustan) uzak durmalarını emretmesi hikmetin bir gereğidir. Bundan dolayı:“Onun için ay halinde iken kadınlardan uzak durun” buyurmaktadır. Bundan maksat ise ay halinin olduğu yerdir ki bu da sadece kadınla ön tarafından ilişki kurmaktır. Bunun haram olduğu icma ile kabul edilmiştir. Ay halinde iken uzak durmanın özellikle ifade edilmesi ise ön tarafın dışında ve ilişki kurmaksızın ay hali olan kadınla birlikte olmanın caiz olduğuna delil teşkil etmektedir. Ancak Yüce Allah’ın:“ve temizleninceye kadar da onlara yaklaşmayın” buyruğu, kadının ön tarafına yakın bölgeden faydalanmanın terk edilmesi gerektiğine delildir ki bu da göbek ile dizkapağı arası olan bölgedir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ay hali olan hanımıyla birlikte olmak istediğinde yaptığı da budur. Zira bu durumda o, hanımına belden aşağısını bir örtü ile sarmasını emreder ve ondan sonra ona yaklaşırdı. Ay hali dolayısıyla kadınlardan uzak durup onlara yaklaşmamak “temizleninceye kadar” geçerlidir. Yani kanları kesilinceye kadar devam eder. Kan kesildi mi kanın gelmesi sırasında söz konusu olan yasak da ortadan kalkar. Öyleyse kadına yaklaşmanın helâl olması için iki şart gerekmektedir: Ay hali kanının kesilmesi ile ay halinden dolayı gusletmek. Kan kesilmekle birlikte birinci şart gerçekleşmiş, geriye ise ikinci şart kalmış olur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“İyice temizlendiler mi” yani guslettiler mi “o zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara varın.” Yani onlara önden yaklaşın, arkadan yaklaşmayın, demektir. Çünkü ekin için tohum atılan yer, öndür. Bu buyrukta ay hali kadının (kanın kesilmesinden sonra) gusletmesinin farz olduğuna, kanın kesilmesinin de bu guslün geçerli olmasının şartı olduğuna delil vardır. Böyle bir yasak kullarına bir lütfu ve onları eziyet verici şeyden bir koruma olduğundan ötürü Yüce Allah:“Gerçekten Allah” günahlarından sürekli olarak “çokça tevbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de” günahlardan kendilerini uzakta tutanları da “sever.” Bu buyruktaki temizlenme necaset ve hadeslerden temizlenmek gibi maddi temizliği de kapsamaktadır. Bu buyrukta taharetin mutlak olarak meşruiyetine …

Al-Baqara 2:222Listen in Qur'an →
223

نِسَآؤُكُمْ حَرْثٌۭ لَّكُمْ فَأْتُوا۟ حَرْثَكُمْ أَنَّىٰ شِئْتُمْ ۖ وَقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُمْ ۚ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُم مُّلَٰقُوهُ ۗ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin. İstikbal için hazırlıklı olun, Allah'tan sakının. O'na, hiç şüphesiz kavuşacağınızı bilin, bunu inananlara müjdele.

222- Sana (kadınların) ay halinden sorarlar. De ki:“O, bir ezadır. Onun için ay halinde iken kadınlardan uzak durun ve temizleninceye kadar da onlara yaklaşmayın. İyice temizlendiler mi o zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara varın. Gerçekten Allah çokça tevbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de sever.” 223- Kadınlarınız sizin için (adeta, kendisinden ürün aldığınız) bir tarladır. Öyleyse tarlanıza dilediğiniz gibi varın ve kendiniz için ileriye hazırlık olarak (salih ameller) gönderin. Bir de Allah’tan sakının ve bilin ki siz mutlaka onun huzuruna varacaksınız. Mü’minlere müjde ver.

222. “Sana (kadınların) ay halinden sorarlar.” Yüce Allah ay haline dair ve kadının ay halinden sonra ay hali olmadan önceki hali gibi olup olmadığını ve yahudilerin yaptığı gibi ay halindeki kadından tamamen uzak durmanın gerekip gerekmediğini sorduklarını haber vermektedir. Yüce Allah ay halinin bir eza (rahatsızlık) olduğunu bildirmektedir. O bir rahatsızlık olduğuna göre Yüce Allah’ın kullarını yalnızca o ezadan (rahatsızlık verici husustan) uzak durmalarını emretmesi hikmetin bir gereğidir. Bundan dolayı:“Onun için ay halinde iken kadınlardan uzak durun” buyurmaktadır. Bundan maksat ise ay halinin olduğu yerdir ki bu da sadece kadınla ön tarafından ilişki kurmaktır. Bunun haram olduğu icma ile kabul edilmiştir. Ay halinde iken uzak durmanın özellikle ifade edilmesi ise ön tarafın dışında ve ilişki kurmaksızın ay hali olan kadınla birlikte olmanın caiz olduğuna delil teşkil etmektedir. Ancak Yüce Allah’ın:“ve temizleninceye kadar da onlara yaklaşmayın” buyruğu, kadının ön tarafına yakın bölgeden faydalanmanın terk edilmesi gerektiğine delildir ki bu da göbek ile dizkapağı arası olan bölgedir. Nitekim Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in ay hali olan hanımıyla birlikte olmak istediğinde yaptığı da budur. Zira bu durumda o, hanımına belden aşağısını bir örtü ile sarmasını emreder ve ondan sonra ona yaklaşırdı. Ay hali dolayısıyla kadınlardan uzak durup onlara yaklaşmamak “temizleninceye kadar” geçerlidir. Yani kanları kesilinceye kadar devam eder. Kan kesildi mi kanın gelmesi sırasında söz konusu olan yasak da ortadan kalkar. Öyleyse kadına yaklaşmanın helâl olması için iki şart gerekmektedir: Ay hali kanının kesilmesi ile ay halinden dolayı gusletmek. Kan kesilmekle birlikte birinci şart gerçekleşmiş, geriye ise ikinci şart kalmış olur. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“İyice temizlendiler mi” yani guslettiler mi “o zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara varın.” Yani onlara önden yaklaşın, arkadan yaklaşmayın, demektir. Çünkü ekin için tohum atılan yer, öndür. Bu buyrukta ay hali kadının (kanın kesilmesinden sonra) gusletmesinin farz olduğuna, kanın kesilmesinin de bu guslün geçerli olmasının şartı olduğuna delil vardır. Böyle bir yasak kullarına bir lütfu ve onları eziyet verici şeyden bir koruma olduğundan ötürü Yüce Allah:“Gerçekten Allah” günahlarından sürekli olarak “çokça tevbe edenleri de sever, çok temizlenenleri de” günahlardan kendilerini uzakta tutanları da “sever.” Bu buyruktaki temizlenme necaset ve hadeslerden temizlenmek gibi maddi temizliği de kapsamaktadır. Bu buyrukta taharetin mutlak olarak meşruiyetine …

Al-Baqara 2:223Listen in Qur'an →
224

وَلَا تَجْعَلُوا۟ ٱللَّهَ عُرْضَةًۭ لِّأَيْمَٰنِكُمْ أَن تَبَرُّوا۟ وَتَتَّقُوا۟ وَتُصْلِحُوا۟ بَيْنَ ٱلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ

İnsanların arasını düzeltmeniz, günahtan sakınmanız ve iyi olmanız için, Allah'a yaptığınız yeminleri engel kılmayın, Allah işitir ve bilir.

224- Yeminleriniz dolayısıyla Allah’ı, iyilik etmenize, takvâ sahibi olmanıza ve insanların arasını bulmanıza engel yapmayın. Allah Semi’dir, Alîmdir.

224. Yeminden maksat, adına yemin edilenin tazim edilmesi ve hakkında yemin edilen şeyin de te’kid edilmesi, pekiştirilmesidir. Yüce Allah yeminlere bağlı kalmayı emretmiştir ki bu da her hususta yeminlere bağlı kalmayı gerektiriyordu. Ancak Yüce Allah bu buyruğu ile buna bir istisna getirmektedir. Şöyle ki eğer yemine bağlılık Allah’ın daha çok sevdiği bir şeyi terk etmeyi ihtiva ediyor ise kullarına yeminlerini iyilik yapmalarına, hayır işleyip kötülükten sakınmalarına ve insanların arasını bulup düzeltmelerine bir engel ve bir perde yapmalarını yasaklamaktadır. Buna göre farz olan bir şeyi terk etmeye yemin eden bir kimsenin yeminini bozması farzdır. Yeminine bağlı kalması ise haramdır. Müstehab olan bir işi terk etmeye yemin eden kimsenin de yeminini bozması müstehab olur. Haram olan bir fiili işlemeye yemin eden kimsenin ise yeminine bağlı kalmaması farzdır. Mekruh olan bir fiili işlememeye yemin edenin de yeminini bozması müstehabdır. Mubah olan bir şeye gelince bu konuda yemini koruyarak onu bozmaktan uzak durmak gerekir. Bu âyet-i kerime şu meşhur kaideye de delildir:“Maslahatlar çakışacak olursa daha önemlileri tercih edilir.” Burada yemine bağlı kalınması bir maslahattır, bu hususlarda Allah’ın verdiği emirleri yerine getirmek ise ondan daha büyük bir maslahattır. Bundan dolayı ona öncelik tanınmıştır. Daha sonra Yüce Allah bu âyet-i kerimeyi şu şerefli iki ismi ile sona erdirmektedir:“Allah Semi’dir” Yani bütün sesleri işitendir “Alîmdir” maksatları ve niyetleri bilendir. Yemin edenlerin sözlerini işitmesi ve onların maksatları hayır mıdır, şer midir bilmesi de bunlar arasındadır. Bunun muhtevasında onun cezalandırmasından sakındırma olup bir nevi şöyle denmektedir: Sizin amelleriniz ve niyetleriniz onun tarafından kesin olarak bilinmektedir. Daha sonra Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

Al-Baqara 2:224Listen in Qur'an →
225

لَّا يُؤَاخِذُكُمُ ٱللَّهُ بِٱللَّغْوِ فِىٓ أَيْمَٰنِكُمْ وَلَٰكِن يُؤَاخِذُكُم بِمَا كَسَبَتْ قُلُوبُكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌ حَلِيمٌۭ

Allah sizi rastgele yeminlerinizden dolayı değil, fakat kalblerinizin kasdettiği yeminlerden dolayı sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, Halim'dir.

225- Allah sizi yeminlerinizdeki lağvden dolayı sorumlu tutmaz, fakat kalplerinizin kazandığından dolayı sizi sorumlu tutar. Allah Ğafûrdur, Halîmdir.

225. “Allah sizi yeminlerinizdeki lağvden…” Yani yalnızca dil ile söylediğiniz (lağv) yeminlerinizden ötürü Allah sizi sorumlu tutmaz. Bu tür yemin, kulun kasti olmayarak ve kalbindeki bir niyete bağlı olmaksızın sözleri arasında “Hayır vallahi, Evet vallahi” demesi; ayrıca kendi açısında doğru olduğunu sandığı geçmişteki bir hususa dair yemin etmesi türünden olan yeminlerdir. Sorumluluk ise ancak kalbin yemin kastı ile söylediği sözlerdedir. Bu buyrukta fiillerde olduğu gibi sözlerde de muteber olanın maksatlar olduğuna delil vardır. “Allah Ğafûrdur” tevbe edip kendisine dönenin günahlarını bağışlayıcıdır, “Halîmdir” isyan edeni çabucak cezalandırmaz. Aksine ona mühlet verir, kusurunu örter. Onu cezalandırma gücüne rağmen ve onun da egemenliği altında olmasına rağmen affeder.

Al-Baqara 2:225Listen in Qur'an →
226

لِّلَّذِينَ يُؤْلُونَ مِن نِّسَآئِهِمْ تَرَبُّصُ أَرْبَعَةِ أَشْهُرٍۢ ۖ فَإِن فَآءُو فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler, dört ay bekleyebilirler; eğer yeminlerinden dönerlerse, bilsinler ki Allah bağışlar ve merhamet eder.

226- Hanımları ile cinsi temasta bulunmamaya yemin edenler (îlâ yapanlar) için dört ay beklemek vardır. Şâyet dönerlerse şüphesiz Allah Ğafûrdur, Rahîmdir. 227- Eğer boşamaya karar verirlerse; şüphesiz Allah her şeyi işitendir, bilendir.

226. “Hanımları ile cinsi temasta bulunmamaya yemin edenler (îlâ yapanlar)…” Bu buyrukta hanım hakkında özel bir hususa dair yapılan özel yeminlerden birisi söz konusu edilmektedir. Bu da kocanın hanımı ile cinsi temasta bulunmamaya dair mutlak olarak (süresiz) ya da dört aydan az veya daha fazla süre ile kayıtlı olarak yemin etmesidir. Kim bu şekilde özel olarak hanımı hakkında yemin eder (îla yapar) ise eğer bu yemini dört aydan daha aşağı bir süre ile kayıtlı ise bu diğer yeminlere benzer. Yeminini bozduğu takdirde keffaret gerekir. Eğer yeminini tamamlayacak olursa herhangi bir yükümlülüğü yoktur. Hanımının da onun aleyhine bir hakkı olmaz. Çünkü koca dört ay süre ile yemin etme hakkına sahiptir. Eğer ebedî olarak yahut da dört aydan fazla bir süre yaklaşmama kaydını getirmiş ise hanımı bu hususta bir talepte bulunduğu takdirde yeminine dört aylık bir süre tayin edilir; çünkü kadın böyle bir hakka sahiptir. Bu süre tamamlandığı takdirde kocaya hanımına dönmesi emredilir ki bu da onunla ilişkiye dönmesi demektir. Eğer ilişki kurarsa yemin keffaretinden başka bir yükümlülüğü yoktur, ilişki kurmak istemez ise hanımını boşamaya mecbur edilir. Bunu da kabul etmeyecek olursa hâkim ona rağmen hanımını boşama hükmünü verir. Ancak karısına geri dönmesi Yüce Allah’ın daha çok sevdiği bir iştir. Bundan dolayı Yüce Allah:“Şâyet dönerlerse” yani terk edeceklerine yemin ettikleri şey olan ilişkiye geri dönerlerse “şüphesiz Allah Ğafûrdur” bu yeminlerinden döndükleri için haklarında husule gelen şeyleri bağışlayıcıdır, “Rahîmdir” pek merhametlidir, çünkü yeminlerine bir keffaret ve yeminlerinden bir çıkış yolu tespit etmiştir. Yeminlerini çözümü olmayacak şekilde bağlayıcı kılmamıştır. Yine tekrar hanımlarına şefkat ve merhametle geri dönmelerini sağlamakla da onlara merhamet etmiştir.

227. “Eğer boşamaya karar verirlerse” yani hanımlarına geri dönmeyi kabul etmeyecek olurlarsa bu da onların hanımlarından yüz çevirdiklerine, hanımlarını geri istemediklerine delildir ve bu, ancak hanımlarını boşamaya kararlı olduklarını ortaya koymaktadır. Eğer koca bunu kendiliğinden yerine getirecek olursa mesele yok, aksi takdirde hâkim onu boşamaya mecbur eder yahut da bizzat kendisi bu boşamayı gerçekleştirir. “Şüphesiz Allah her şeyi işitendir, bilendir.” Bu buyrukta bu şekilde yemin ederken karısına zarar vermek ve meşakkat çıkarmak kastını güden kimselere bir tehdit vardır. Bu âyet-i kerime “îlâ”nın sadece hanımlarla ilgili bir yemin şekli olduğuna delildir. Çünkü Yüce Allah: “Hanımları ile cinsi temasta bulunmamaya yemin edenler” diye buyurmaktadır. Aynı şekilde en az dört ayda bir defa hanımlarla cinsi temasta bulunmanın farz olduğuna da delil vardır. Çünkü bu dört aydan sonra koca, ya cinsi temasta bulunmaya yahut da hanımını boşamaya mecbur edilir ki böyle bir hüküm ancak kocanın kendisi hakkında farz olan bir şeyi terk etmesi dolayısıyla söz konusu olur.

Al-Baqara 2:226Listen in Qur'an →
227

وَإِنْ عَزَمُوا۟ ٱلطَّلَٰقَ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ

Şayet boşanmaya kararlı iseler, bilsinler ki Allah şüphesiz işitir ve bilir.

226- Hanımları ile cinsi temasta bulunmamaya yemin edenler (îlâ yapanlar) için dört ay beklemek vardır. Şâyet dönerlerse şüphesiz Allah Ğafûrdur, Rahîmdir. 227- Eğer boşamaya karar verirlerse; şüphesiz Allah her şeyi işitendir, bilendir.

226. “Hanımları ile cinsi temasta bulunmamaya yemin edenler (îlâ yapanlar)…” Bu buyrukta hanım hakkında özel bir hususa dair yapılan özel yeminlerden birisi söz konusu edilmektedir. Bu da kocanın hanımı ile cinsi temasta bulunmamaya dair mutlak olarak (süresiz) ya da dört aydan az veya daha fazla süre ile kayıtlı olarak yemin etmesidir. Kim bu şekilde özel olarak hanımı hakkında yemin eder (îla yapar) ise eğer bu yemini dört aydan daha aşağı bir süre ile kayıtlı ise bu diğer yeminlere benzer. Yeminini bozduğu takdirde keffaret gerekir. Eğer yeminini tamamlayacak olursa herhangi bir yükümlülüğü yoktur. Hanımının da onun aleyhine bir hakkı olmaz. Çünkü koca dört ay süre ile yemin etme hakkına sahiptir. Eğer ebedî olarak yahut da dört aydan fazla bir süre yaklaşmama kaydını getirmiş ise hanımı bu hususta bir talepte bulunduğu takdirde yeminine dört aylık bir süre tayin edilir; çünkü kadın böyle bir hakka sahiptir. Bu süre tamamlandığı takdirde kocaya hanımına dönmesi emredilir ki bu da onunla ilişkiye dönmesi demektir. Eğer ilişki kurarsa yemin keffaretinden başka bir yükümlülüğü yoktur, ilişki kurmak istemez ise hanımını boşamaya mecbur edilir. Bunu da kabul etmeyecek olursa hâkim ona rağmen hanımını boşama hükmünü verir. Ancak karısına geri dönmesi Yüce Allah’ın daha çok sevdiği bir iştir. Bundan dolayı Yüce Allah:“Şâyet dönerlerse” yani terk edeceklerine yemin ettikleri şey olan ilişkiye geri dönerlerse “şüphesiz Allah Ğafûrdur” bu yeminlerinden döndükleri için haklarında husule gelen şeyleri bağışlayıcıdır, “Rahîmdir” pek merhametlidir, çünkü yeminlerine bir keffaret ve yeminlerinden bir çıkış yolu tespit etmiştir. Yeminlerini çözümü olmayacak şekilde bağlayıcı kılmamıştır. Yine tekrar hanımlarına şefkat ve merhametle geri dönmelerini sağlamakla da onlara merhamet etmiştir.

227. “Eğer boşamaya karar verirlerse” yani hanımlarına geri dönmeyi kabul etmeyecek olurlarsa bu da onların hanımlarından yüz çevirdiklerine, hanımlarını geri istemediklerine delildir ve bu, ancak hanımlarını boşamaya kararlı olduklarını ortaya koymaktadır. Eğer koca bunu kendiliğinden yerine getirecek olursa mesele yok, aksi takdirde hâkim onu boşamaya mecbur eder yahut da bizzat kendisi bu boşamayı gerçekleştirir. “Şüphesiz Allah her şeyi işitendir, bilendir.” Bu buyrukta bu şekilde yemin ederken karısına zarar vermek ve meşakkat çıkarmak kastını güden kimselere bir tehdit vardır. Bu âyet-i kerime “îlâ”nın sadece hanımlarla ilgili bir yemin şekli olduğuna delildir. Çünkü Yüce Allah: “Hanımları ile cinsi temasta bulunmamaya yemin edenler” diye buyurmaktadır. Aynı şekilde en az dört ayda bir defa hanımlarla cinsi temasta bulunmanın farz olduğuna da delil vardır. Çünkü bu dört aydan sonra koca, ya cinsi temasta bulunmaya yahut da hanımını boşamaya mecbur edilir ki böyle bir hüküm ancak kocanın kendisi hakkında farz olan bir şeyi terk etmesi dolayısıyla söz konusu olur.

Al-Baqara 2:227Listen in Qur'an →
228

وَٱلْمُطَلَّقَٰتُ يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ ثَلَٰثَةَ قُرُوٓءٍۢ ۚ وَلَا يَحِلُّ لَهُنَّ أَن يَكْتُمْنَ مَا خَلَقَ ٱللَّهُ فِىٓ أَرْحَامِهِنَّ إِن كُنَّ يُؤْمِنَّ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ ۚ وَبُعُولَتُهُنَّ أَحَقُّ بِرَدِّهِنَّ فِى ذَٰلِكَ إِنْ أَرَادُوٓا۟ إِصْلَٰحًۭا ۚ وَلَهُنَّ مِثْلُ ٱلَّذِى عَلَيْهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ ۚ وَلِلرِّجَالِ عَلَيْهِنَّ دَرَجَةٌۭ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

Boşanan kadınlar, kendi kendilerine üç aybaşı hali beklerler, eğer Allah'a ve ahiret gününe inanmışlarsa, rahimlerinde Allah'ın yarattığını gizlemeleri kendilerine helal değildir. Kocaları bu arada barışmak isterlerse, karılarını geri almakta daha çok hak sahibidirler. Kadınların hakları, örfe uygun bir şekilde vazifelerine denktir. Erkeklerin onlardan bir üstün derecesi vardır. Allah güçlüdür. Hakim'dir.

228- Boşanmış kadınlar kendiliklerinden üç kur’ müddeti beklerler. Eğer Allah’a ve âhiret gününe iman etmişler ise Allah’ın rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helâl değildir. Eğer barışmak isterlerse bu bekleme süresi içerisinde kocaları, onları geri almaya başkalarından daha çok hak sahibidirler. Kocaların kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi kadınların da kocaları üzerinde maruf şekilde hakları vardır. Yalnız erkekler kadınların üzerinde bir derece üstündürler. Allah Azîzdir, Hakîmdir.

228. “Boşanmış kadınlar” Yani kocaları tarafından boşanan kadınlar “kendiliklerinden üç kur’ müddeti beklerler” bu kadarlık bir süre bekleyip bunu iddet olarak sayarlar. Kur’, alimlerin bu konudaki görüş ayrılıklarına göre ya ay halidir veya temizlik halidir. Ancak doğru olan, kur’un ay hali olduğudur. Bu iddet süresinin pek çok hikmetleri vardır. Bunlardan birisi kadının üç defa ay hali tekrarlandığı takdirde rahminde çocuk bulunmadığı kesin olarak anlaşılır, hamile olmadığı bilinir ve bu da neseplerin karışmamasını sağlar. Bundan dolayı Yüce Allah kadınlara:“Allah’ın rahimlerinde yarattığını” haber vermelerini farz kılmış, hamilelik ve ay hali olup olmama hususlarını gizlemelerini onlara haram kılmıştır. Çünkü bunun gizlenmesi pek çok fesada yol açar. Zira hamileliğini gizlemek suretiyle kadın, çocuğu kendi arzu ettiği ama onun gerçek babası olmayan (yeni evleneceği) erkeğe nispet edebilir. Yahut da iddetinin daha çabuk bitmesini isteyerek hamileliğini gizlemek isteyebilir. Kadın çocuğu babasından başkasına nispet edecek olursa akrabalık bağını kesmiş, miras hakkını ortadan kaldırmış ve o çocuğun en yakın akrabalarının ondan uzak kalmalarına sebep olmuş olur. Hatta çocuğun ilerde kendileri ile evlenmesi haram olan bu akrabalarından birisi ile evlenme ihtimali bile vardır. Öte taraftan çocuk babasından başka birine ait kabul edilir. Buna bağlı olarak da o kişiden miras alması, ona miras bırakması, kendisine nispet edildiği (üvey babanın) akrabalarının da o çocuğa akraba kılınması gibi hususlar söz konusu olur. Bunda ise Yüce Rab’den başka kimsenin bilemeyeceği kadar kötülük ve fesat ortaya çıkar. Bunların hiçbirisi olmayıp da sadece kadının, nikâhı altında kalması batıl olan bir kimse ile birlikte olması -ki bunda büyük bir günah olan zinada ısrar söz konusudur- bu bile tek başına kötülük olarak yeter. Ay halinin gizlenmesine gelince, eğer acele edip de yalan yere ay hali olduğunu söylerse bu yalan haberi ile kocanın onun üzerindeki hakkı sona erer ve o başkasına mubah olur. Bundan da sözünü ettiğimiz şekilde pek çok kötülükler ortaya çıkar. Yine yalan söyleyerek iddet süresini uzatmak ve böylelikle kocasından hakkı olmayan bir nafakayı almak maksadı ile ay hali olmadığını söylerse, onun bu şekilde alacağı nafaka iki bakımdan haram olur: Evvela kadın böyle bir nafakayı hak etmediği için haramdır. Ayrıca yalan yere bunu şeriatın hükmüne nispet ettiğinden dolayı haramdır. Öte yandan koca, iddet bitmeden dönmek isteyecek olursa bunun iddetin bitişinden sonraya denk gelmesi ihtimali vardır ki o takdirde bu, zina olur. Çünkü kadın artık ona yabancı olmuştur. İşte bütün bunlardan dolayı Yüce Allah:“Eğer Allah’a ve âhiret gününe iman etmişler ise …

Al-Baqara 2:228Listen in Qur'an →
229

ٱلطَّلَٰقُ مَرَّتَانِ ۖ فَإِمْسَاكٌۢ بِمَعْرُوفٍ أَوْ تَسْرِيحٌۢ بِإِحْسَٰنٍۢ ۗ وَلَا يَحِلُّ لَكُمْ أَن تَأْخُذُوا۟ مِمَّآ ءَاتَيْتُمُوهُنَّ شَيْـًٔا إِلَّآ أَن يَخَافَآ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ ۖ فَإِنْ خِفْتُمْ أَلَّا يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا فِيمَا ٱفْتَدَتْ بِهِۦ ۗ تِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ فَلَا تَعْتَدُوهَا ۚ وَمَن يَتَعَدَّ حُدُودَ ٱللَّهِ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

Boşanma iki defadır. Ya iyilikle tutma ya da iyilik yaparak bırakmadır. İkisi Allah'ın yasalarını koruyamamaktan korkmadıkça kadınlara verdiklerinizden (mehirden) bir şey almanız size helal değildir. Eğer Allah'ın yasalarını ikisi koruyamıyacaklar diye korkarsanız, o zaman kadının fidye vermesinde (mehrinden vazgeçerse) ikisine de günah yoktur. Bunlar Allah'ın yasalarıdır, onları bozmayın. Allah'ın yasalarını bozanlar ancak zalimlerdir.

229- Talak iki defadır. (Ondan sonra) ya iyilikle tutmalıdır veya güzellikle salmalıdır. Onlara verdiklerinizden bir şey geri almanız size helâl olmaz. Ancak eğer erkekle kadın Allah’ın çizdiği sınırları koruyamayacaklarından korkarlarsa başka. Eğer siz de onların Allah’ın sınırlarını koruyamayacaklarından korkarsanız o halde kadının bir şeyleri fidye vermesinde her ikisi için de vebal yoktur. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır, onları aşmayın. Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa işte onlar zalimlerin tâ kendileridir.

229. Boşama cahiliye döneminde de vardı ve İslâm’ın ilk döneminde de aynı şekilde devam etti. Koca karısını sonsuz sayıda boşayabilirdi. Eğer koca karısına zarar vermek isterse onu boşar, iddetinin bitmesine yakın bir zamanda ona döner, sonra onu bir daha boşar ve bunu ebediyyen devam ettirirdi. Böylece kadın, ancak Allah’ın bildiği birçok zararlarla karşı karşıya kalırdı. Bu yüzden Yüce Allah bize şunu bildirmektedir:“Talak” yani ric’atın/geri dönmenin mümkün olduğu boşama “iki defadır.” Böylelikle koca eğer karısına zarar vermek istemiyor ise karısına dönme imkânını elde eder ve bu süre zarfında kararını gözden geçirir. Bundan fazlasının ise bu açıdan bir faydası yoktur. Çünkü iki defadan fazla hanımını boşayan bir kimse ya haram bir şeye cüret eden birisidir yahut da hanımını nikahı altında tutmak isteğinde değildir, aksine onun maksadı hanımına zarar vermektir. Bundan dolayı Yüce Allah kocaya hanımını “iyilikle tutma”yı emretmektedir. İyilikle tutmak ise onunla güzel şekilde geçinmektir. Bu güzel ve maruf şekildeki geçinme ise kendisi durumunda olanların hanımları ile geçinme şekilleri gibidir. Tercih edilen görüş budur. Aksi takdirde hanımını “güzellikle salmalıdır” yani güzellikle boşamalı ve ondan ayrılmalıdır. Ayrıldığı için kadına önceden vermiş olduğu malından bir şey almaması da bu güzellikle salmanın bir parçasıdır. Çünkü bunları geriye almaya kalkışması bir zulümdür ve herhangi bir şeye karşılık olmaksızın mal almaktır. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:“Onlara verdiklerinizden bir şeyi geri almanız size helâl olmaz. Ancak eğer erkekle kadın Allah’ın çizdiği sınırları koruyamayacaklarından korkarlarsa başka.” Bu maruf bir şekilde yapılacak “muhalaa”dır (muhalaa; meşru bir nedenden ötürü evlilik hayatını sürdürmek istemeyen kadının kocasına ödediği bir bedel karşılığında evlilik bağından kurtulmasıdır). Kadın eğer huyu, yaratılışı veya dinindeki bir eksikliği dolayısıyla kocasından hoşlanmayacak olursa yahut da onun hakları hususunda Allah’a itaat edemeyeceğinden korkacak olursa bu yola başvurulur. “Eğer siz de onların Allah’ın sınırlarını koruyamayacaklarından korkarsanız o halde kadının bir şeyleri fidye vermesinde her ikisi için de vebal yoktur.” Çünkü bu, kocanın, kadının istediği ayrılığı elde etmesi karşılığında aldığı bir bedeldir. Bu buyruk, böyle bir hikmetin varlığı halinde muhalaa yaparak ayrılmanın meşru olduğunu ortaya koymaktadır. “İşte bunlar” yani sözü geçen şer’î hükümler “Allah’ın sınırlarıdır.” Allah’ın sizin için şeriat olarak koyduğu ve uymanızı emrettiği hükümleridir. “Kim Allah’ın sınırlarını aşarsa işte onlar zalimlerin tâ kendileridir.” Helâli çiğneyip harama bulaşandan ve …

Al-Baqara 2:229Listen in Qur'an →
230

فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا تَحِلُّ لَهُۥ مِنۢ بَعْدُ حَتَّىٰ تَنكِحَ زَوْجًا غَيْرَهُۥ ۗ فَإِن طَلَّقَهَا فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَآ أَن يَتَرَاجَعَآ إِن ظَنَّآ أَن يُقِيمَا حُدُودَ ٱللَّهِ ۗ وَتِلْكَ حُدُودُ ٱللَّهِ يُبَيِّنُهَا لِقَوْمٍۢ يَعْلَمُونَ

Bundan sonra kadını boşarsa, kadın başka birisiyle evlenmedikçe bir daha kendisine helal olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah'ın yasalarını koruyacaklarını sanırlarsa eski karı kocanın birbirlerine dönmelerine bir engel yoktur. Bunlar, bilenkimseler için Allah'ın açıkladığı yasalardır.

230- Eğer erkek onu (bir daha) boşarsa ondan sonra artık (o kadın) başka bir koca ile nikâhlanmadıkça ona (ilk kocasına) helâl olmaz. Şayet (yeni koca da onu boşarsa ve) onlar da Allah’ın sınırlarına dosdoğru uyacaklarına inanırlarsa onlara birbirlerine dönmelerinde bir vebal yoktur. Bunlar Allah’ın sınırlarıdır; O bunları bilen bir topluluk için açıklamaktadır. 231- Kadınları boşadığınızda iddetlerinin bitmesi yaklaştı mı artık onları ya iyilikle tutun veya iyilikle salın. Yalnız haddi aşıp onlara zarar vermek için onları (nikâhınızda) tutmayın. Kim bunu yaparsa muhakkak kendisine zulmetmiş olur. Allah’ın âyetlerini alaya almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetlerini anın, size kendisi ile öğüt vermek üzere indirdiği Kitâb ve Hikmet üzerinde düşünün. Allah’tan sakının ve bilin ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir.

230. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Eğer erkek (bir daha)” üçüncü defa “boşarsa ondan sonra artık (o kadın) başka bir koca ile nikahlanmadıkça” yani sahih bir nikah ile nikahlanıp yeni kocası onunla ilişki kurmadıkça “ona (ilk kocasına) helâl olmaz.” Nikahın sahih olması ve bu ikinci kocanın onunla ilişki kurmasının şart olması şundan dolayıdır: Şer’î bir nikah ancak sahih olan nikaha denir. Sahih olan nikahın da kapsamına hem akit hem de ilişki kurmak girmektedir. Bu ittifakla kabul edilmiş bir husustur. Bu, ikinci kocanın da isteyerek nikâh yapmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Eğer bu nikâhtan kastı kadının birinci kocaya helâl olmasını sağlamak ise bu, nikah değildir ve kadının ilk kocasına helâl olması sonucunu da doğurmaz. Böyle birisinin bu kadın ile ilişki kurması da bir fayda sağlamaz; çünkü bu kişi şer’î manada koca değildir. Şâyet ikinci koca onunla evlenmek isteğiyle nikahlanır ve onunla ilişki kurarsa daha sonra da ondan ayrılır ve kadının iddeti biter ise o takdirde “Allah’ın sınırlarına dosdoğru uyacaklarını inanırlarsa onlara” birinci koca ile karısına “birbirlerine dönmelerinde” yani aralarında yeni bir nikah akdi yapmalarında “bir vebal yoktur.” Akit yapmalarının gereği geri dönmenin kendilerine izafe edilmesinden dolayıdır. Bu da karşılıklı rızaya itibar edileceğine delilidir. Bununla birlikte geri dönmeleri için her ikisinin de “Allah’ın sınırlarına dosdoğru uyacaklarına inanmaları” gerekir. Yani her birisi diğerinin hakkını yerine getireceği kanaatine sahip olmalıdır. Bu ise daha önce ayrılıkla sonuçlanan birlikteliklerine pişman olmaları ve onun yerine artık güzel bir şekilde geçinmeyi kararlaştırmaları ile olur. O takdirde geri dönmelerinde onlar için bir vebal yoktur. Âyet-i kerimenin mefhumundan anlaşıldığına göre şâyet Allah’ın sınırlarını gereği gibi uygulayamayacakları kanaatine sahip olurlarsa, yani önceki hallerinin hâlâ devam ettiğini, kötü geçinme duygularının yine olduğu gibi devam ettiği kanaatinin ağır bastığını tespit ederlerse bu işe tekrar kalkışmalarında vebal vardır. Çünkü bütün işlerde eğer Allah’ın emri uygulanmayacak ve Allah’a itaat edilmeyecek olursa o işleri yapmaya kalkışmak helâl değildir. Buradan insanın herhangi bir işi yapmak istediği özellikle de küçük ve büyük idarecilikleri (başkalarının sorumluluklarını) üstleneceği takdirde kendisini iyice ölçüp tartması gerektiğinin delilidir. …

Al-Baqara 2:230Listen in Qur'an →

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.