Muslim99Muslim99
← Tafsir library

14. Ibrahim

Abraham · Meccan · 52 ayahs

سُورَةُ إِبۡرَاهِيمَ

Reading Al-Mukhtasar in Interpreting the Noble Qur'an by Tafsir Center for Quranic Studies

Ayahs 21–30 of 52

21

وَبَرَزُوا۟ لِلَّهِ جَمِيعًۭا فَقَالَ ٱلضُّعَفَٰٓؤُا۟ لِلَّذِينَ ٱسْتَكْبَرُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًۭا فَهَلْ أَنتُم مُّغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ ٱللَّهِ مِن شَىْءٍۢ ۚ قَالُوا۟ لَوْ هَدَىٰنَا ٱللَّهُ لَهَدَيْنَٰكُمْ ۖ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَجَزِعْنَآ أَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِن مَّحِيصٍۢ

İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkarlar; güçsüzler, büyüklük taslayanlara: "Doğrusu biz size uymuştuk, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" derler. Cevap olarak: "Allah bizi doğru yola eriştirseydi biz de sizi eriştirirdik. Artık sızlansak da sabretsek de birdir, çünkü kaçacak yerimiz yoktur" derler.

İnsanlar, vadedilen gün kabirlerinden çıkıp Yüce Allah'ın huzuruna gelecekler. Tabi olan zayıflar, önderlik yapan efendilerine şöyle diyecekler: "-Ey Efendiler!- Bizler size tabi olanlardık. Emirlerinize itaat ediyor, yasakladıklarınızdan da sakınıyorduk. Siz Allah'ın azabına karşı bizi koruyabilecek misiniz?" Önderlik yapan efendiler şöyle dediler: "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirerek muvaffak kılsaydı, biz de sizi doğru yola eriştirir ve hep beraber O'nun azabından kurtuluşa ererdik. Ancak sapıttık ve sizi de yoldan çıkardık. Şimdi azaba tahammül etmede aciz kalmakta ya da sabretmekte hepimiz eşitiz. Hiçbirimiz için azaptan kaçışı yoktur."

22

وَقَالَ ٱلشَّيْطَٰنُ لَمَّا قُضِىَ ٱلْأَمْرُ إِنَّ ٱللَّهَ وَعَدَكُمْ وَعْدَ ٱلْحَقِّ وَوَعَدتُّكُمْ فَأَخْلَفْتُكُمْ ۖ وَمَا كَانَ لِىَ عَلَيْكُم مِّن سُلْطَٰنٍ إِلَّآ أَن دَعَوْتُكُمْ فَٱسْتَجَبْتُمْ لِى ۖ فَلَا تَلُومُونِى وَلُومُوٓا۟ أَنفُسَكُم ۖ مَّآ أَنَا۠ بِمُصْرِخِكُمْ وَمَآ أَنتُم بِمُصْرِخِىَّ ۖ إِنِّى كَفَرْتُ بِمَآ أَشْرَكْتُمُونِ مِن قَبْلُ ۗ إِنَّ ٱلظَّٰلِمِينَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

İş olup bitince, şeytan: "Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nüfuzum yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O halde, beni değil kendinizi kınayın. Artık ben sizi kurtaramam, siz de beni kurtaramazsınız. Beni Allah'a ortak koşmanızı daha önce kabul etmemiştim; doğrusu zalimlere can yakan bir azap vardır" der.

Cennet ehli cennete, cehennem ehli de cehenneme girdiğinde İblis şöyle der: Şüphesiz ki Allah'ın size verdiği söz haktı ve size verdiği sözü yerine getirdi. Ben de size batıl bir söz verdim ve size verdiğim sözü yerine getirmeyip, caydım. Zaten benim sizi dünyada küfür ve sapıklığa zorlayacak bir gücüm yoktu. Fakat sizi küfre çağırdım, günahları süsledim ve bana ittiba etmek için acele ettiniz. İçinde bulunduğunuz sapıklıktan dolayı beni kınamayın, kendinizi kınayın. Kınanacak birisi varsa o da sizin kendi nefislerinizdir. Azabı sizden def etmek için yardıma gelecek değilim, siz de azabı benden def etmek için yardıma koşacak değilsiniz. İbadette beni Allah'a şirk koşmanızı inkâr ettim. Şüphesiz ki -dünyada Yüce Allah'a şirk koşarak O'nu inkâr eden- zalimler için kıyamet günü onları bekleyen elem verici bir azap vardır.

23

وَأُدْخِلَ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا بِإِذْنِ رَبِّهِمْ ۖ تَحِيَّتُهُمْ فِيهَا سَلَٰمٌ

İnanan ve yararlı işleri yapanlar, içlerinden ırmaklar akan cennetlere konulurlar, Rablerinin izniyle orada temelli kalırlar. Oradaki dirlik temennileri: "Selam!"dır.

Yüce Allah zalimlerin varacağı yerin aksine iman eden ve salih amel işleyenleri saraylarının ve ağaçlarının altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Rabbinin izni, güç ve kuvveti ile orada ebedî kalacaklardır. Onların birbiri arasındaki selamlamaları, meleklerin onlara esenlik dilemesi ve Rableri -Subhânehu ve Teâlâ-'nın karşılama sözü "selam"dır.

24

أَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًۭا كَلِمَةًۭ طَيِّبَةًۭ كَشَجَرَةٍۢ طَيِّبَةٍ أَصْلُهَا ثَابِتٌۭ وَفَرْعُهَا فِى ٱلسَّمَآءِ

Allah'ın, hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun? İnsanlar ibret alsın diye Allah onlara misal gösteriyor.

-Ey Resul- Allah'ın kelime-i tevhit (Lâ ilahe illallâh) için nasıl örnek verdiğini görmedin mi? Onu güzel bir hurma ağacına benzetir. Gövdesi yerin altındadır. Temiz kökleri ile suyu içer (suyu çekerek beslenir), dalları göğe doğru yükselmiş olup (üzerine düşen) çiğ damlalarından beslenir ve temiz havayı solur.

25

تُؤْتِىٓ أُكُلَهَا كُلَّ حِينٍۭ بِإِذْنِ رَبِّهَا ۗ وَيَضْرِبُ ٱللَّهُ ٱلْأَمْثَالَ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ

Allah'ın, hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan, Rabbinin izniyle her zaman meyve veren hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun? İnsanlar ibret alsın diye Allah onlara misal gösteriyor.

Rabbinin emri ile her vakit bu güzel ağaç güzel meyveler verir. Allah -Subhânehu ve Teâlâ- öğüt almalarını umarak insanlara misaller verir.

26

وَمَثَلُ كَلِمَةٍ خَبِيثَةٍۢ كَشَجَرَةٍ خَبِيثَةٍ ٱجْتُثَّتْ مِن فَوْقِ ٱلْأَرْضِ مَا لَهَا مِن قَرَارٍۢ

Çirkin bir söz de, yerden koparılmış, kökü olmayan kötü bir ağaca benzer.

Kötü olan şirk sözünün misali, kötü ağaç gibidir. Bu ağaç Ebu Cehil karpuzu ağacıdır. Kökü sökülmüş olup, ne yere bağlı olan bir kökü, ne de göğe yükselen bir dalı vardır. Bu ağaç kuruyup, ölür ve rüzgâr onu bir yerlere savurur. Küfür sözün sonu da böyle yok olmaktır. (Küfür söz) sahibi adına Yüce Allah'a güzel hiç bir amel yükselmez.

27

يُثَبِّتُ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ بِٱلْقَوْلِ ٱلثَّابِتِ فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَفِى ٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَيُضِلُّ ٱللَّهُ ٱلظَّٰلِمِينَ ۚ وَيَفْعَلُ ٱللَّهُ مَا يَشَآءُ

Allah inananları, dünya hayatında ve ahirette sağlam bir söz üzerinde tutar; zalimleri de saptırır. Allah dilediğini yapar.

Yüce Allah Müminleri tam bir iman ile ölene kadar dünya hayatında kelime-i tevhit üzere sabit kılar. Berzah hayatında kabirde sorguya çekilirken de sabit kılar. Ve yine kıyamet gününde de sabit kılar. Yüce Allah kendisine şirk koşan, hak yolu ve doğruyu inkâr eden zalimleri saptırır. Adaleti ile saptırmak istediği kimseleri saptırarak ve lütfu ile hidayet ettiği kullarına hidayet ederek dilediğini yapar. Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'yı bir şey yapmaya zorlayacak kimse yoktur.

28

۞ أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ بَدَّلُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ كُفْرًۭا وَأَحَلُّوا۟ قَوْمَهُمْ دَارَ ٱلْبَوَارِ

Allah'ın verdiği nimeti nankörlükle karşılayanları ve milletlerini helak olacakları yere, yaslanacakları cehenneme götürenleri görmüyor musun?

Harem bölgede güven içinde olmak ile nimetlendirmesine ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in kendi içlerinden gönderilmesine karşın Kureyş'ten Allah'ı ve resulünü inkâr edenlerin halini gördün. Peygamberin Rabbinden getirdiğini yalanladıklarında O'nun (Allah'ın) nimetlerine nankörlük ettiler. Kavimlerinden küfür hususunda kendilerine ittiba edenleri helak diyarına sürüklediler.

29

جَهَنَّمَ يَصْلَوْنَهَا ۖ وَبِئْسَ ٱلْقَرَارُ

Allah'ın verdiği nimeti nankörlükle karşılayanları ve milletlerini helak olacakları yere, yaslanacakları cehenneme götürenleri görmüyor musun?

Helak diyarı cehennemdir ve oraya girecek ve cehennemin sıcağını çekeceklerdir. Onların kalacakları yer, ne kötü bir yerdir.

30

وَجَعَلُوا۟ لِلَّهِ أَندَادًۭا لِّيُضِلُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦ ۗ قُلْ تَمَتَّعُوا۟ فَإِنَّ مَصِيرَكُمْ إِلَى ٱلنَّارِ

Allah'ın yolundan sapıtmak için O'na eşler koşmuşlardı. De ki: "Yaşayın bakalım, hiç şüphesiz varacağınız yer ateş olacaktır."

Müşrikler, Allah'ın yolundan saptıktan sonra kendilerine ittiba edenleri saptırmak için Yüce Allah'a, benzerler ve denkler edindiler. -Ey Resul!- Onlara de ki: İçinde olduğunuz şehvetlerden/arzulardan istifade edin ve bu dünya hayatında şüpheleri yayın. Muhakkak kıyamet gününde döneceğiniz yer ateştir. Sizin ondan başka dönüş yeriniz yoktur.

Commentary: Al-Mukhtasar in Interpreting the Noble Qur'an by Tafsir Center for Quranic Studies. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.