Muslim99Muslim99
← Tafsir library

11. Hud

Hud · Meccan · 123 ayahs

سُورَةُ هُودٍ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 51–60 of 123

51

يَٰقَوْمِ لَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَى ٱلَّذِى فَطَرَنِىٓ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

"Ey milletim! Buna karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak beni yaratana aittir. Akletmez misiniz?"

50- Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” 51- “Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52- “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkar bir halde yüz çevirmeyin.” 53- Dediler ki:“Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz senin sözüne bakıp ilahlarımızı terk edecek değiliz. Sana inancak da değiliz.” 54-55- “Biz ancak şunu deriz ki: İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!” Hud dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki Ben sizin Alah’ın dışında (O’na) ortak koştuklarınızın hepsinden uzağım. Artık hepiniz bana (istediğiniz) tuzağı kurun. Sonra da bir an olsun mühlet tanımayın.” 56- “Şüphesiz ki ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. (Zira yeryüzünde) kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki idaresi O’nun elinde olmasın. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.” 57- “Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ben, benimle size gönderilen her şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirecek ve siz de O’na hiçbir zarar veremeyeceksiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyin üstünde gözetleyicidir.” 58- (Azap) emrimiz gelince Hûd’u da beraberindeki mü’minleri de katımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları çok ağır bir azaptan kurtardık. 59- İşte Âd! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emri ardınca gittiler. 60- Hem bu dünyada lanete uğradılar hem de kıyamet gününde. Haberiniz olsun ki Âd, Rablerini inkar etti ve yine haberiniz olsun ki Hûd’un kavmi olan Âd (ilahi rahmetten) uzak düştü.

50. “Âd’a da” yani Yemen topraklarında bulunan ve Ahkâf diye bilinen yerde, meşhur bir kabile olan Âd kavmine de neseb itibari ile “kardeşleri Hud’u gönderdik” ki doğru sözlülüğü dolayısı ile vahyi ve ilmi öğrenme imkânı bulabilsinler. O da onlara “dedi ki: Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” Yani Hûd aleyhisselam onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emretti. Allah’tan başkasına ibadet etmekten vazgeçmelerini istedi. O’ndan başkasına ibadet etmek ve bunu caiz görmek sureti ile de Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını bildirdi. Yalnızca Allah’a ibadet etmelerinin gerekliliğini ve O’nun dışındaki varlıklara ibadetin yanlışlığını açıkladı.

51. Sonra da emrine itaat etmelerine hiçbir engel bulunmadığını söz konusu ederek şöyle dedi:“Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Davet etmem karşılığında mallarınızdan herhangi bir ödeme istemiyorum. Siz de: Bu, bizim mallarımızı almak istiyor, diyemezsiniz. Ben karşılıksız olarak size davette bulunuyor ve size gerçekleri öğretiyorum. “Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Sizi davet ettiğim şeyi, onun kabul edilmesi gerektiğini ve onu redetmeyi …

52

وَيَٰقَوْمِ ٱسْتَغْفِرُوا۟ رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوٓا۟ إِلَيْهِ يُرْسِلِ ٱلسَّمَآءَ عَلَيْكُم مِّدْرَارًۭا وَيَزِدْكُمْ قُوَّةً إِلَىٰ قُوَّتِكُمْ وَلَا تَتَوَلَّوْا۟ مُجْرِمِينَ

"Ey milletim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O'na tevbe edin ki size gökten bol bol yağmur göndersin, kuvvetinize kuvvet katsın; suçlular olarak yüz çevirmeyin."

50- Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” 51- “Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52- “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkar bir halde yüz çevirmeyin.” 53- Dediler ki:“Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz senin sözüne bakıp ilahlarımızı terk edecek değiliz. Sana inancak da değiliz.” 54-55- “Biz ancak şunu deriz ki: İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!” Hud dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki Ben sizin Alah’ın dışında (O’na) ortak koştuklarınızın hepsinden uzağım. Artık hepiniz bana (istediğiniz) tuzağı kurun. Sonra da bir an olsun mühlet tanımayın.” 56- “Şüphesiz ki ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. (Zira yeryüzünde) kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki idaresi O’nun elinde olmasın. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.” 57- “Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ben, benimle size gönderilen her şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirecek ve siz de O’na hiçbir zarar veremeyeceksiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyin üstünde gözetleyicidir.” 58- (Azap) emrimiz gelince Hûd’u da beraberindeki mü’minleri de katımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları çok ağır bir azaptan kurtardık. 59- İşte Âd! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emri ardınca gittiler. 60- Hem bu dünyada lanete uğradılar hem de kıyamet gününde. Haberiniz olsun ki Âd, Rablerini inkar etti ve yine haberiniz olsun ki Hûd’un kavmi olan Âd (ilahi rahmetten) uzak düştü.

50. “Âd’a da” yani Yemen topraklarında bulunan ve Ahkâf diye bilinen yerde, meşhur bir kabile olan Âd kavmine de neseb itibari ile “kardeşleri Hud’u gönderdik” ki doğru sözlülüğü dolayısı ile vahyi ve ilmi öğrenme imkânı bulabilsinler. O da onlara “dedi ki: Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” Yani Hûd aleyhisselam onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emretti. Allah’tan başkasına ibadet etmekten vazgeçmelerini istedi. O’ndan başkasına ibadet etmek ve bunu caiz görmek sureti ile de Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını bildirdi. Yalnızca Allah’a ibadet etmelerinin gerekliliğini ve O’nun dışındaki varlıklara ibadetin yanlışlığını açıkladı.

51. Sonra da emrine itaat etmelerine hiçbir engel bulunmadığını söz konusu ederek şöyle dedi:“Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Davet etmem karşılığında mallarınızdan herhangi bir ödeme istemiyorum. Siz de: Bu, bizim mallarımızı almak istiyor, diyemezsiniz. Ben karşılıksız olarak size davette bulunuyor ve size gerçekleri öğretiyorum. “Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Sizi davet ettiğim şeyi, onun kabul edilmesi gerektiğini ve onu redetmeyi …

53

قَالُوا۟ يَٰهُودُ مَا جِئْتَنَا بِبَيِّنَةٍۢ وَمَا نَحْنُ بِتَارِكِىٓ ءَالِهَتِنَا عَن قَوْلِكَ وَمَا نَحْنُ لَكَ بِمُؤْمِنِينَ

"Ey Hud! Sen bize bir belge getirmeden, senin sözünden ötürü tanrılarımızı terketmeyiz ve sana inanmayız.

50- Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” 51- “Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52- “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkar bir halde yüz çevirmeyin.” 53- Dediler ki:“Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz senin sözüne bakıp ilahlarımızı terk edecek değiliz. Sana inancak da değiliz.” 54-55- “Biz ancak şunu deriz ki: İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!” Hud dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki Ben sizin Alah’ın dışında (O’na) ortak koştuklarınızın hepsinden uzağım. Artık hepiniz bana (istediğiniz) tuzağı kurun. Sonra da bir an olsun mühlet tanımayın.” 56- “Şüphesiz ki ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. (Zira yeryüzünde) kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki idaresi O’nun elinde olmasın. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.” 57- “Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ben, benimle size gönderilen her şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirecek ve siz de O’na hiçbir zarar veremeyeceksiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyin üstünde gözetleyicidir.” 58- (Azap) emrimiz gelince Hûd’u da beraberindeki mü’minleri de katımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları çok ağır bir azaptan kurtardık. 59- İşte Âd! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emri ardınca gittiler. 60- Hem bu dünyada lanete uğradılar hem de kıyamet gününde. Haberiniz olsun ki Âd, Rablerini inkar etti ve yine haberiniz olsun ki Hûd’un kavmi olan Âd (ilahi rahmetten) uzak düştü.

50. “Âd’a da” yani Yemen topraklarında bulunan ve Ahkâf diye bilinen yerde, meşhur bir kabile olan Âd kavmine de neseb itibari ile “kardeşleri Hud’u gönderdik” ki doğru sözlülüğü dolayısı ile vahyi ve ilmi öğrenme imkânı bulabilsinler. O da onlara “dedi ki: Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” Yani Hûd aleyhisselam onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emretti. Allah’tan başkasına ibadet etmekten vazgeçmelerini istedi. O’ndan başkasına ibadet etmek ve bunu caiz görmek sureti ile de Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını bildirdi. Yalnızca Allah’a ibadet etmelerinin gerekliliğini ve O’nun dışındaki varlıklara ibadetin yanlışlığını açıkladı.

51. Sonra da emrine itaat etmelerine hiçbir engel bulunmadığını söz konusu ederek şöyle dedi:“Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Davet etmem karşılığında mallarınızdan herhangi bir ödeme istemiyorum. Siz de: Bu, bizim mallarımızı almak istiyor, diyemezsiniz. Ben karşılıksız olarak size davette bulunuyor ve size gerçekleri öğretiyorum. “Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Sizi davet ettiğim şeyi, onun kabul edilmesi gerektiğini ve onu redetmeyi …

54

إِن نَّقُولُ إِلَّا ٱعْتَرَىٰكَ بَعْضُ ءَالِهَتِنَا بِسُوٓءٍۢ ۗ قَالَ إِنِّىٓ أُشْهِدُ ٱللَّهَ وَٱشْهَدُوٓا۟ أَنِّى بَرِىٓءٌۭ مِّمَّا تُشْرِكُونَ

Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

50- Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” 51- “Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52- “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkar bir halde yüz çevirmeyin.” 53- Dediler ki:“Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz senin sözüne bakıp ilahlarımızı terk edecek değiliz. Sana inancak da değiliz.” 54-55- “Biz ancak şunu deriz ki: İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!” Hud dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki Ben sizin Alah’ın dışında (O’na) ortak koştuklarınızın hepsinden uzağım. Artık hepiniz bana (istediğiniz) tuzağı kurun. Sonra da bir an olsun mühlet tanımayın.” 56- “Şüphesiz ki ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. (Zira yeryüzünde) kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki idaresi O’nun elinde olmasın. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.” 57- “Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ben, benimle size gönderilen her şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirecek ve siz de O’na hiçbir zarar veremeyeceksiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyin üstünde gözetleyicidir.” 58- (Azap) emrimiz gelince Hûd’u da beraberindeki mü’minleri de katımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları çok ağır bir azaptan kurtardık. 59- İşte Âd! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emri ardınca gittiler. 60- Hem bu dünyada lanete uğradılar hem de kıyamet gününde. Haberiniz olsun ki Âd, Rablerini inkar etti ve yine haberiniz olsun ki Hûd’un kavmi olan Âd (ilahi rahmetten) uzak düştü.

50. “Âd’a da” yani Yemen topraklarında bulunan ve Ahkâf diye bilinen yerde, meşhur bir kabile olan Âd kavmine de neseb itibari ile “kardeşleri Hud’u gönderdik” ki doğru sözlülüğü dolayısı ile vahyi ve ilmi öğrenme imkânı bulabilsinler. O da onlara “dedi ki: Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” Yani Hûd aleyhisselam onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emretti. Allah’tan başkasına ibadet etmekten vazgeçmelerini istedi. O’ndan başkasına ibadet etmek ve bunu caiz görmek sureti ile de Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını bildirdi. Yalnızca Allah’a ibadet etmelerinin gerekliliğini ve O’nun dışındaki varlıklara ibadetin yanlışlığını açıkladı.

51. Sonra da emrine itaat etmelerine hiçbir engel bulunmadığını söz konusu ederek şöyle dedi:“Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Davet etmem karşılığında mallarınızdan herhangi bir ödeme istemiyorum. Siz de: Bu, bizim mallarımızı almak istiyor, diyemezsiniz. Ben karşılıksız olarak size davette bulunuyor ve size gerçekleri öğretiyorum. “Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Sizi davet ettiğim şeyi, onun kabul edilmesi gerektiğini ve onu redetmeyi …

55

مِن دُونِهِۦ ۖ فَكِيدُونِى جَمِيعًۭا ثُمَّ لَا تُنظِرُونِ

Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

50- Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” 51- “Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52- “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkar bir halde yüz çevirmeyin.” 53- Dediler ki:“Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz senin sözüne bakıp ilahlarımızı terk edecek değiliz. Sana inancak da değiliz.” 54-55- “Biz ancak şunu deriz ki: İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!” Hud dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki Ben sizin Alah’ın dışında (O’na) ortak koştuklarınızın hepsinden uzağım. Artık hepiniz bana (istediğiniz) tuzağı kurun. Sonra da bir an olsun mühlet tanımayın.” 56- “Şüphesiz ki ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. (Zira yeryüzünde) kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki idaresi O’nun elinde olmasın. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.” 57- “Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ben, benimle size gönderilen her şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirecek ve siz de O’na hiçbir zarar veremeyeceksiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyin üstünde gözetleyicidir.” 58- (Azap) emrimiz gelince Hûd’u da beraberindeki mü’minleri de katımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları çok ağır bir azaptan kurtardık. 59- İşte Âd! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emri ardınca gittiler. 60- Hem bu dünyada lanete uğradılar hem de kıyamet gününde. Haberiniz olsun ki Âd, Rablerini inkar etti ve yine haberiniz olsun ki Hûd’un kavmi olan Âd (ilahi rahmetten) uzak düştü.

50. “Âd’a da” yani Yemen topraklarında bulunan ve Ahkâf diye bilinen yerde, meşhur bir kabile olan Âd kavmine de neseb itibari ile “kardeşleri Hud’u gönderdik” ki doğru sözlülüğü dolayısı ile vahyi ve ilmi öğrenme imkânı bulabilsinler. O da onlara “dedi ki: Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” Yani Hûd aleyhisselam onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emretti. Allah’tan başkasına ibadet etmekten vazgeçmelerini istedi. O’ndan başkasına ibadet etmek ve bunu caiz görmek sureti ile de Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını bildirdi. Yalnızca Allah’a ibadet etmelerinin gerekliliğini ve O’nun dışındaki varlıklara ibadetin yanlışlığını açıkladı.

51. Sonra da emrine itaat etmelerine hiçbir engel bulunmadığını söz konusu ederek şöyle dedi:“Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Davet etmem karşılığında mallarınızdan herhangi bir ödeme istemiyorum. Siz de: Bu, bizim mallarımızı almak istiyor, diyemezsiniz. Ben karşılıksız olarak size davette bulunuyor ve size gerçekleri öğretiyorum. “Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Sizi davet ettiğim şeyi, onun kabul edilmesi gerektiğini ve onu redetmeyi …

56

إِنِّى تَوَكَّلْتُ عَلَى ٱللَّهِ رَبِّى وَرَبِّكُم ۚ مَّا مِن دَآبَّةٍ إِلَّا هُوَ ءَاخِذٌۢ بِنَاصِيَتِهَآ ۚ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

50- Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” 51- “Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52- “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkar bir halde yüz çevirmeyin.” 53- Dediler ki:“Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz senin sözüne bakıp ilahlarımızı terk edecek değiliz. Sana inancak da değiliz.” 54-55- “Biz ancak şunu deriz ki: İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!” Hud dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki Ben sizin Alah’ın dışında (O’na) ortak koştuklarınızın hepsinden uzağım. Artık hepiniz bana (istediğiniz) tuzağı kurun. Sonra da bir an olsun mühlet tanımayın.” 56- “Şüphesiz ki ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. (Zira yeryüzünde) kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki idaresi O’nun elinde olmasın. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.” 57- “Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ben, benimle size gönderilen her şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirecek ve siz de O’na hiçbir zarar veremeyeceksiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyin üstünde gözetleyicidir.” 58- (Azap) emrimiz gelince Hûd’u da beraberindeki mü’minleri de katımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları çok ağır bir azaptan kurtardık. 59- İşte Âd! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emri ardınca gittiler. 60- Hem bu dünyada lanete uğradılar hem de kıyamet gününde. Haberiniz olsun ki Âd, Rablerini inkar etti ve yine haberiniz olsun ki Hûd’un kavmi olan Âd (ilahi rahmetten) uzak düştü.

50. “Âd’a da” yani Yemen topraklarında bulunan ve Ahkâf diye bilinen yerde, meşhur bir kabile olan Âd kavmine de neseb itibari ile “kardeşleri Hud’u gönderdik” ki doğru sözlülüğü dolayısı ile vahyi ve ilmi öğrenme imkânı bulabilsinler. O da onlara “dedi ki: Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” Yani Hûd aleyhisselam onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emretti. Allah’tan başkasına ibadet etmekten vazgeçmelerini istedi. O’ndan başkasına ibadet etmek ve bunu caiz görmek sureti ile de Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını bildirdi. Yalnızca Allah’a ibadet etmelerinin gerekliliğini ve O’nun dışındaki varlıklara ibadetin yanlışlığını açıkladı.

51. Sonra da emrine itaat etmelerine hiçbir engel bulunmadığını söz konusu ederek şöyle dedi:“Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Davet etmem karşılığında mallarınızdan herhangi bir ödeme istemiyorum. Siz de: Bu, bizim mallarımızı almak istiyor, diyemezsiniz. Ben karşılıksız olarak size davette bulunuyor ve size gerçekleri öğretiyorum. “Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Sizi davet ettiğim şeyi, onun kabul edilmesi gerektiğini ve onu redetmeyi …

57

فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقَدْ أَبْلَغْتُكُم مَّآ أُرْسِلْتُ بِهِۦٓ إِلَيْكُمْ ۚ وَيَسْتَخْلِفُ رَبِّى قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّونَهُۥ شَيْـًٔا ۚ إِنَّ رَبِّى عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ حَفِيظٌۭ

Bir kısım tanrılarımız seni çarpmıştır, demekten başka birşey demeyiz" dediler. Hud: "Doğrusu ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben O'nu bırakıp koştuğunuz ortaklardan uzağım. Hepiniz bana tuzak kurun sonra da ertelemeyin. Ben, ancak benim de sizin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiçbir canlı yoktur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır. Eğer yüz çevirirseniz, şüphesiz ben size benimle gönderileni bildirdim. Rabbim sizden başka bir milleti yerinize getirebilir, O'na bir şey de yapamazsınız. Doğrusu Rabbim herşeyi koruyandır" dedi.

50- Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” 51- “Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52- “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkar bir halde yüz çevirmeyin.” 53- Dediler ki:“Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz senin sözüne bakıp ilahlarımızı terk edecek değiliz. Sana inancak da değiliz.” 54-55- “Biz ancak şunu deriz ki: İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!” Hud dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki Ben sizin Alah’ın dışında (O’na) ortak koştuklarınızın hepsinden uzağım. Artık hepiniz bana (istediğiniz) tuzağı kurun. Sonra da bir an olsun mühlet tanımayın.” 56- “Şüphesiz ki ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. (Zira yeryüzünde) kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki idaresi O’nun elinde olmasın. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.” 57- “Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ben, benimle size gönderilen her şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirecek ve siz de O’na hiçbir zarar veremeyeceksiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyin üstünde gözetleyicidir.” 58- (Azap) emrimiz gelince Hûd’u da beraberindeki mü’minleri de katımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları çok ağır bir azaptan kurtardık. 59- İşte Âd! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emri ardınca gittiler. 60- Hem bu dünyada lanete uğradılar hem de kıyamet gününde. Haberiniz olsun ki Âd, Rablerini inkar etti ve yine haberiniz olsun ki Hûd’un kavmi olan Âd (ilahi rahmetten) uzak düştü.

50. “Âd’a da” yani Yemen topraklarında bulunan ve Ahkâf diye bilinen yerde, meşhur bir kabile olan Âd kavmine de neseb itibari ile “kardeşleri Hud’u gönderdik” ki doğru sözlülüğü dolayısı ile vahyi ve ilmi öğrenme imkânı bulabilsinler. O da onlara “dedi ki: Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” Yani Hûd aleyhisselam onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emretti. Allah’tan başkasına ibadet etmekten vazgeçmelerini istedi. O’ndan başkasına ibadet etmek ve bunu caiz görmek sureti ile de Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını bildirdi. Yalnızca Allah’a ibadet etmelerinin gerekliliğini ve O’nun dışındaki varlıklara ibadetin yanlışlığını açıkladı.

51. Sonra da emrine itaat etmelerine hiçbir engel bulunmadığını söz konusu ederek şöyle dedi:“Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Davet etmem karşılığında mallarınızdan herhangi bir ödeme istemiyorum. Siz de: Bu, bizim mallarımızı almak istiyor, diyemezsiniz. Ben karşılıksız olarak size davette bulunuyor ve size gerçekleri öğretiyorum. “Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Sizi davet ettiğim şeyi, onun kabul edilmesi gerektiğini ve onu redetmeyi …

58

وَلَمَّا جَآءَ أَمْرُنَا نَجَّيْنَا هُودًۭا وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ بِرَحْمَةٍۢ مِّنَّا وَنَجَّيْنَٰهُم مِّنْ عَذَابٍ غَلِيظٍۢ

Buyruğumuz gelince, Hud'u ve beraberindeki inananları, rahmetimizle kurtardık. Onları çetin bir azabdan koruduk.

50- Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” 51- “Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52- “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkar bir halde yüz çevirmeyin.” 53- Dediler ki:“Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz senin sözüne bakıp ilahlarımızı terk edecek değiliz. Sana inancak da değiliz.” 54-55- “Biz ancak şunu deriz ki: İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!” Hud dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki Ben sizin Alah’ın dışında (O’na) ortak koştuklarınızın hepsinden uzağım. Artık hepiniz bana (istediğiniz) tuzağı kurun. Sonra da bir an olsun mühlet tanımayın.” 56- “Şüphesiz ki ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. (Zira yeryüzünde) kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki idaresi O’nun elinde olmasın. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.” 57- “Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ben, benimle size gönderilen her şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirecek ve siz de O’na hiçbir zarar veremeyeceksiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyin üstünde gözetleyicidir.” 58- (Azap) emrimiz gelince Hûd’u da beraberindeki mü’minleri de katımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları çok ağır bir azaptan kurtardık. 59- İşte Âd! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emri ardınca gittiler. 60- Hem bu dünyada lanete uğradılar hem de kıyamet gününde. Haberiniz olsun ki Âd, Rablerini inkar etti ve yine haberiniz olsun ki Hûd’un kavmi olan Âd (ilahi rahmetten) uzak düştü.

50. “Âd’a da” yani Yemen topraklarında bulunan ve Ahkâf diye bilinen yerde, meşhur bir kabile olan Âd kavmine de neseb itibari ile “kardeşleri Hud’u gönderdik” ki doğru sözlülüğü dolayısı ile vahyi ve ilmi öğrenme imkânı bulabilsinler. O da onlara “dedi ki: Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” Yani Hûd aleyhisselam onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emretti. Allah’tan başkasına ibadet etmekten vazgeçmelerini istedi. O’ndan başkasına ibadet etmek ve bunu caiz görmek sureti ile de Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını bildirdi. Yalnızca Allah’a ibadet etmelerinin gerekliliğini ve O’nun dışındaki varlıklara ibadetin yanlışlığını açıkladı.

51. Sonra da emrine itaat etmelerine hiçbir engel bulunmadığını söz konusu ederek şöyle dedi:“Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Davet etmem karşılığında mallarınızdan herhangi bir ödeme istemiyorum. Siz de: Bu, bizim mallarımızı almak istiyor, diyemezsiniz. Ben karşılıksız olarak size davette bulunuyor ve size gerçekleri öğretiyorum. “Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Sizi davet ettiğim şeyi, onun kabul edilmesi gerektiğini ve onu redetmeyi …

59

وَتِلْكَ عَادٌۭ ۖ جَحَدُوا۟ بِـَٔايَٰتِ رَبِّهِمْ وَعَصَوْا۟ رُسُلَهُۥ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَمْرَ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍۢ

İşte bu, Rablerinin ayetlerini bile bile inkar eden, peygamberlerine kafa tutan ve her inatçı zorbanın emrine uyan Ad milletidir.

50- Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” 51- “Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52- “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkar bir halde yüz çevirmeyin.” 53- Dediler ki:“Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz senin sözüne bakıp ilahlarımızı terk edecek değiliz. Sana inancak da değiliz.” 54-55- “Biz ancak şunu deriz ki: İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!” Hud dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki Ben sizin Alah’ın dışında (O’na) ortak koştuklarınızın hepsinden uzağım. Artık hepiniz bana (istediğiniz) tuzağı kurun. Sonra da bir an olsun mühlet tanımayın.” 56- “Şüphesiz ki ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. (Zira yeryüzünde) kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki idaresi O’nun elinde olmasın. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.” 57- “Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ben, benimle size gönderilen her şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirecek ve siz de O’na hiçbir zarar veremeyeceksiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyin üstünde gözetleyicidir.” 58- (Azap) emrimiz gelince Hûd’u da beraberindeki mü’minleri de katımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları çok ağır bir azaptan kurtardık. 59- İşte Âd! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emri ardınca gittiler. 60- Hem bu dünyada lanete uğradılar hem de kıyamet gününde. Haberiniz olsun ki Âd, Rablerini inkar etti ve yine haberiniz olsun ki Hûd’un kavmi olan Âd (ilahi rahmetten) uzak düştü.

50. “Âd’a da” yani Yemen topraklarında bulunan ve Ahkâf diye bilinen yerde, meşhur bir kabile olan Âd kavmine de neseb itibari ile “kardeşleri Hud’u gönderdik” ki doğru sözlülüğü dolayısı ile vahyi ve ilmi öğrenme imkânı bulabilsinler. O da onlara “dedi ki: Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” Yani Hûd aleyhisselam onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emretti. Allah’tan başkasına ibadet etmekten vazgeçmelerini istedi. O’ndan başkasına ibadet etmek ve bunu caiz görmek sureti ile de Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını bildirdi. Yalnızca Allah’a ibadet etmelerinin gerekliliğini ve O’nun dışındaki varlıklara ibadetin yanlışlığını açıkladı.

51. Sonra da emrine itaat etmelerine hiçbir engel bulunmadığını söz konusu ederek şöyle dedi:“Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Davet etmem karşılığında mallarınızdan herhangi bir ödeme istemiyorum. Siz de: Bu, bizim mallarımızı almak istiyor, diyemezsiniz. Ben karşılıksız olarak size davette bulunuyor ve size gerçekleri öğretiyorum. “Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Sizi davet ettiğim şeyi, onun kabul edilmesi gerektiğini ve onu redetmeyi …

60

وَأُتْبِعُوا۟ فِى هَٰذِهِ ٱلدُّنْيَا لَعْنَةًۭ وَيَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ أَلَآ إِنَّ عَادًۭا كَفَرُوا۟ رَبَّهُمْ ۗ أَلَا بُعْدًۭا لِّعَادٍۢ قَوْمِ هُودٍۢ

Bu dünyada da, kıyamet gününde de lanete uğradılar. Bilin ki Ad milleti Rablerini inkar etti ve yine bilin ki Hud'un milleti Ad Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

50- Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” 51- “Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52- “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkar bir halde yüz çevirmeyin.” 53- Dediler ki:“Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz senin sözüne bakıp ilahlarımızı terk edecek değiliz. Sana inancak da değiliz.” 54-55- “Biz ancak şunu deriz ki: İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!” Hud dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki Ben sizin Alah’ın dışında (O’na) ortak koştuklarınızın hepsinden uzağım. Artık hepiniz bana (istediğiniz) tuzağı kurun. Sonra da bir an olsun mühlet tanımayın.” 56- “Şüphesiz ki ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. (Zira yeryüzünde) kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki idaresi O’nun elinde olmasın. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.” 57- “Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ben, benimle size gönderilen her şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirecek ve siz de O’na hiçbir zarar veremeyeceksiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyin üstünde gözetleyicidir.” 58- (Azap) emrimiz gelince Hûd’u da beraberindeki mü’minleri de katımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları çok ağır bir azaptan kurtardık. 59- İşte Âd! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emri ardınca gittiler. 60- Hem bu dünyada lanete uğradılar hem de kıyamet gününde. Haberiniz olsun ki Âd, Rablerini inkar etti ve yine haberiniz olsun ki Hûd’un kavmi olan Âd (ilahi rahmetten) uzak düştü.

50. “Âd’a da” yani Yemen topraklarında bulunan ve Ahkâf diye bilinen yerde, meşhur bir kabile olan Âd kavmine de neseb itibari ile “kardeşleri Hud’u gönderdik” ki doğru sözlülüğü dolayısı ile vahyi ve ilmi öğrenme imkânı bulabilsinler. O da onlara “dedi ki: Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” Yani Hûd aleyhisselam onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emretti. Allah’tan başkasına ibadet etmekten vazgeçmelerini istedi. O’ndan başkasına ibadet etmek ve bunu caiz görmek sureti ile de Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını bildirdi. Yalnızca Allah’a ibadet etmelerinin gerekliliğini ve O’nun dışındaki varlıklara ibadetin yanlışlığını açıkladı.

51. Sonra da emrine itaat etmelerine hiçbir engel bulunmadığını söz konusu ederek şöyle dedi:“Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Davet etmem karşılığında mallarınızdan herhangi bir ödeme istemiyorum. Siz de: Bu, bizim mallarımızı almak istiyor, diyemezsiniz. Ben karşılıksız olarak size davette bulunuyor ve size gerçekleri öğretiyorum. “Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Sizi davet ettiğim şeyi, onun kabul edilmesi gerektiğini ve onu redetmeyi …

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.