Muslim99Muslim99
← Tafsir library

11. Hud

Hud · Meccan · 123 ayahs

سُورَةُ هُودٍ

Reading Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di

Ayahs 41–50 of 123

41

۞ وَقَالَ ٱرْكَبُوا۟ فِيهَا بِسْمِ ٱللَّهِ مَجْر۪ىٰهَا وَمُرْسَىٰهَآ ۚ إِنَّ رَبِّى لَغَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

Allah "Oraya binin; yürümesi ve durması Allah'ın ismiyledir, Rabbin bağışlar ve merhamet eder" dedi.

25- Andolsun Nûh’u kendi kavmine gönderdik. (Onlara şöyle dedi:)“Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” 26- “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizin için can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.” 27- Kavminin kafir olan ileri gelenleri dediler ki:“Bize göre sen, ancak bizim gibi bir insansın. Gördüğümüz kadarıyla düşünüp taşınmadan sana tabi olan ayak takımımızdan başka sana uyan kimse de yok. Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da göremiyoruz. Aksine biz, sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” 28- Nuh dedi ki:“Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de bunlar size gizli kalmışsa, ne dersiniz? Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” 29- “Ey kavmim, ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak da değilim. Zira onlar elbette Rablerine kavuşacaklardır. Ancak ben, sizin cahillik eden bir kavim olduğunuzu görüyorum. 30- “Ey kavmim, eğer ben onları kovarsam Allah’a karşı bana kim yardım eder?! Hiç mi düşünmezsiniz?” 31- Ben size:“Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimseler hakkında:“Allah onlara hiçbir hayır vermeyecek” de diyemem. Zira onların içlerinde olanı en iyi Allah bilir. (Eğer böyle bir şey yapacak olursam) o zaman ben zalimlerden olurum. 32- Dediler ki:“Ey Nûh, bizimle gerçekten mücadele ettin ve bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durduğun (azabı) getir.” 33- Dedi ki:“Onu size, eğer dilerse, ancak Allah getirir ve siz, (O’nu bundan) âciz bırakacek değilsiniz.” 34- “Eğer Allah sizi saptırmak isterse ben, size öğüt vermek istesem bile bu öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihâyet ancak O’na döndürüleceksiniz.” 35- Yoksa:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurdu isem günahı bana aittir ve ben, sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım.” 36- Nûh’a şöyle vahyolundu:“Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası iman etmeyecek. O nedenle onların yaptıklarından dolayı üzülme!” 37- “Gözlerimiz önünde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap! Zulmedenler hakkında da bana bir şey söyleme! Çünkü onlar boğulacaklardır.” 38- Nuh gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri de onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı. O da dedi ki:“Bizimle alay ederseniz (bilin ki) sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” 39- “Yakında rezil edecek azabın kime gelip çatacağını ve kalıcı azabın da kimin başına ineceğini bileceksiniz.” 40- Nihâyet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (ona) dedik ki: “Her bir (hayvandan) birer çift (al) ve aleyhlerinde (helak) sözü geçmiş olanlar hariç aile efradını ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte ancak çok az kimse iman etmişti. 41- Dedi ki:“Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim Ğafûrdur, Rahîmdir.” 42- Gemi içindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nûh, uzak bir yere çekilmiş olan oğluna şöyle seslendi:“Oğlum! Gel bizimle birlikte sen de (gemiye) …

42

وَهِىَ تَجْرِى بِهِمْ فِى مَوْجٍۢ كَٱلْجِبَالِ وَنَادَىٰ نُوحٌ ٱبْنَهُۥ وَكَانَ فِى مَعْزِلٍۢ يَٰبُنَىَّ ٱرْكَب مَّعَنَا وَلَا تَكُن مَّعَ ٱلْكَٰفِرِينَ

Gemi, dağlar gibi dalgalar içinde onları götürürken, Nuh, bir kenarda ayrı kalmış olan oğluna "Ey oğulcuğum! Bizimle beraber gel, kafirlerle birlik olma" diye seslendi.

25- Andolsun Nûh’u kendi kavmine gönderdik. (Onlara şöyle dedi:)“Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” 26- “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizin için can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.” 27- Kavminin kafir olan ileri gelenleri dediler ki:“Bize göre sen, ancak bizim gibi bir insansın. Gördüğümüz kadarıyla düşünüp taşınmadan sana tabi olan ayak takımımızdan başka sana uyan kimse de yok. Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da göremiyoruz. Aksine biz, sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” 28- Nuh dedi ki:“Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de bunlar size gizli kalmışsa, ne dersiniz? Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” 29- “Ey kavmim, ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak da değilim. Zira onlar elbette Rablerine kavuşacaklardır. Ancak ben, sizin cahillik eden bir kavim olduğunuzu görüyorum. 30- “Ey kavmim, eğer ben onları kovarsam Allah’a karşı bana kim yardım eder?! Hiç mi düşünmezsiniz?” 31- Ben size:“Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimseler hakkında:“Allah onlara hiçbir hayır vermeyecek” de diyemem. Zira onların içlerinde olanı en iyi Allah bilir. (Eğer böyle bir şey yapacak olursam) o zaman ben zalimlerden olurum. 32- Dediler ki:“Ey Nûh, bizimle gerçekten mücadele ettin ve bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durduğun (azabı) getir.” 33- Dedi ki:“Onu size, eğer dilerse, ancak Allah getirir ve siz, (O’nu bundan) âciz bırakacek değilsiniz.” 34- “Eğer Allah sizi saptırmak isterse ben, size öğüt vermek istesem bile bu öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihâyet ancak O’na döndürüleceksiniz.” 35- Yoksa:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurdu isem günahı bana aittir ve ben, sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım.” 36- Nûh’a şöyle vahyolundu:“Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası iman etmeyecek. O nedenle onların yaptıklarından dolayı üzülme!” 37- “Gözlerimiz önünde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap! Zulmedenler hakkında da bana bir şey söyleme! Çünkü onlar boğulacaklardır.” 38- Nuh gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri de onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı. O da dedi ki:“Bizimle alay ederseniz (bilin ki) sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” 39- “Yakında rezil edecek azabın kime gelip çatacağını ve kalıcı azabın da kimin başına ineceğini bileceksiniz.” 40- Nihâyet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (ona) dedik ki: “Her bir (hayvandan) birer çift (al) ve aleyhlerinde (helak) sözü geçmiş olanlar hariç aile efradını ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte ancak çok az kimse iman etmişti. 41- Dedi ki:“Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim Ğafûrdur, Rahîmdir.” 42- Gemi içindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nûh, uzak bir yere çekilmiş olan oğluna şöyle seslendi:“Oğlum! Gel bizimle birlikte sen de (gemiye) …

43

قَالَ سَـَٔاوِىٓ إِلَىٰ جَبَلٍۢ يَعْصِمُنِى مِنَ ٱلْمَآءِ ۚ قَالَ لَا عَاصِمَ ٱلْيَوْمَ مِنْ أَمْرِ ٱللَّهِ إِلَّا مَن رَّحِمَ ۚ وَحَالَ بَيْنَهُمَا ٱلْمَوْجُ فَكَانَ مِنَ ٱلْمُغْرَقِينَ

Oğlu: "Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır" deyince, Nuh: "Bugün Allah'ın buyruğundan O'nun acıdıkları dışında kurtulacak yoktur" dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı.

25- Andolsun Nûh’u kendi kavmine gönderdik. (Onlara şöyle dedi:)“Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” 26- “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizin için can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.” 27- Kavminin kafir olan ileri gelenleri dediler ki:“Bize göre sen, ancak bizim gibi bir insansın. Gördüğümüz kadarıyla düşünüp taşınmadan sana tabi olan ayak takımımızdan başka sana uyan kimse de yok. Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da göremiyoruz. Aksine biz, sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” 28- Nuh dedi ki:“Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de bunlar size gizli kalmışsa, ne dersiniz? Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” 29- “Ey kavmim, ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak da değilim. Zira onlar elbette Rablerine kavuşacaklardır. Ancak ben, sizin cahillik eden bir kavim olduğunuzu görüyorum. 30- “Ey kavmim, eğer ben onları kovarsam Allah’a karşı bana kim yardım eder?! Hiç mi düşünmezsiniz?” 31- Ben size:“Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimseler hakkında:“Allah onlara hiçbir hayır vermeyecek” de diyemem. Zira onların içlerinde olanı en iyi Allah bilir. (Eğer böyle bir şey yapacak olursam) o zaman ben zalimlerden olurum. 32- Dediler ki:“Ey Nûh, bizimle gerçekten mücadele ettin ve bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durduğun (azabı) getir.” 33- Dedi ki:“Onu size, eğer dilerse, ancak Allah getirir ve siz, (O’nu bundan) âciz bırakacek değilsiniz.” 34- “Eğer Allah sizi saptırmak isterse ben, size öğüt vermek istesem bile bu öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihâyet ancak O’na döndürüleceksiniz.” 35- Yoksa:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurdu isem günahı bana aittir ve ben, sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım.” 36- Nûh’a şöyle vahyolundu:“Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası iman etmeyecek. O nedenle onların yaptıklarından dolayı üzülme!” 37- “Gözlerimiz önünde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap! Zulmedenler hakkında da bana bir şey söyleme! Çünkü onlar boğulacaklardır.” 38- Nuh gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri de onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı. O da dedi ki:“Bizimle alay ederseniz (bilin ki) sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” 39- “Yakında rezil edecek azabın kime gelip çatacağını ve kalıcı azabın da kimin başına ineceğini bileceksiniz.” 40- Nihâyet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (ona) dedik ki: “Her bir (hayvandan) birer çift (al) ve aleyhlerinde (helak) sözü geçmiş olanlar hariç aile efradını ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte ancak çok az kimse iman etmişti. 41- Dedi ki:“Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim Ğafûrdur, Rahîmdir.” 42- Gemi içindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nûh, uzak bir yere çekilmiş olan oğluna şöyle seslendi:“Oğlum! Gel bizimle birlikte sen de (gemiye) …

44

وَقِيلَ يَٰٓأَرْضُ ٱبْلَعِى مَآءَكِ وَيَٰسَمَآءُ أَقْلِعِى وَغِيضَ ٱلْمَآءُ وَقُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَٱسْتَوَتْ عَلَى ٱلْجُودِىِّ ۖ وَقِيلَ بُعْدًۭا لِّلْقَوْمِ ٱلظَّٰلِمِينَ

Yere, "Suyunu çek!", göğe, "Ey gök sen de tut!" denildi. Su çekildi, iş de bitti; gemi Cudi'ye oturdu. "Haksızlık yapan millet Allah'ın rahmetinden uzak olsun" denildi.

25- Andolsun Nûh’u kendi kavmine gönderdik. (Onlara şöyle dedi:)“Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” 26- “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizin için can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.” 27- Kavminin kafir olan ileri gelenleri dediler ki:“Bize göre sen, ancak bizim gibi bir insansın. Gördüğümüz kadarıyla düşünüp taşınmadan sana tabi olan ayak takımımızdan başka sana uyan kimse de yok. Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da göremiyoruz. Aksine biz, sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” 28- Nuh dedi ki:“Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de bunlar size gizli kalmışsa, ne dersiniz? Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” 29- “Ey kavmim, ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak da değilim. Zira onlar elbette Rablerine kavuşacaklardır. Ancak ben, sizin cahillik eden bir kavim olduğunuzu görüyorum. 30- “Ey kavmim, eğer ben onları kovarsam Allah’a karşı bana kim yardım eder?! Hiç mi düşünmezsiniz?” 31- Ben size:“Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimseler hakkında:“Allah onlara hiçbir hayır vermeyecek” de diyemem. Zira onların içlerinde olanı en iyi Allah bilir. (Eğer böyle bir şey yapacak olursam) o zaman ben zalimlerden olurum. 32- Dediler ki:“Ey Nûh, bizimle gerçekten mücadele ettin ve bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durduğun (azabı) getir.” 33- Dedi ki:“Onu size, eğer dilerse, ancak Allah getirir ve siz, (O’nu bundan) âciz bırakacek değilsiniz.” 34- “Eğer Allah sizi saptırmak isterse ben, size öğüt vermek istesem bile bu öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihâyet ancak O’na döndürüleceksiniz.” 35- Yoksa:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurdu isem günahı bana aittir ve ben, sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım.” 36- Nûh’a şöyle vahyolundu:“Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası iman etmeyecek. O nedenle onların yaptıklarından dolayı üzülme!” 37- “Gözlerimiz önünde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap! Zulmedenler hakkında da bana bir şey söyleme! Çünkü onlar boğulacaklardır.” 38- Nuh gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri de onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı. O da dedi ki:“Bizimle alay ederseniz (bilin ki) sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” 39- “Yakında rezil edecek azabın kime gelip çatacağını ve kalıcı azabın da kimin başına ineceğini bileceksiniz.” 40- Nihâyet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (ona) dedik ki: “Her bir (hayvandan) birer çift (al) ve aleyhlerinde (helak) sözü geçmiş olanlar hariç aile efradını ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte ancak çok az kimse iman etmişti. 41- Dedi ki:“Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim Ğafûrdur, Rahîmdir.” 42- Gemi içindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nûh, uzak bir yere çekilmiş olan oğluna şöyle seslendi:“Oğlum! Gel bizimle birlikte sen de (gemiye) …

45

وَنَادَىٰ نُوحٌۭ رَّبَّهُۥ فَقَالَ رَبِّ إِنَّ ٱبْنِى مِنْ أَهْلِى وَإِنَّ وَعْدَكَ ٱلْحَقُّ وَأَنتَ أَحْكَمُ ٱلْحَٰكِمِينَ

Nuh Rabbine seslendi: "Rabbim! Oğlum benim ailemdendi. Doğrusu Senin vadin haktır. Sen hükmedenlerin en iyi hükmedenisin" dedi.

25- Andolsun Nûh’u kendi kavmine gönderdik. (Onlara şöyle dedi:)“Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” 26- “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizin için can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.” 27- Kavminin kafir olan ileri gelenleri dediler ki:“Bize göre sen, ancak bizim gibi bir insansın. Gördüğümüz kadarıyla düşünüp taşınmadan sana tabi olan ayak takımımızdan başka sana uyan kimse de yok. Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da göremiyoruz. Aksine biz, sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” 28- Nuh dedi ki:“Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de bunlar size gizli kalmışsa, ne dersiniz? Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” 29- “Ey kavmim, ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak da değilim. Zira onlar elbette Rablerine kavuşacaklardır. Ancak ben, sizin cahillik eden bir kavim olduğunuzu görüyorum. 30- “Ey kavmim, eğer ben onları kovarsam Allah’a karşı bana kim yardım eder?! Hiç mi düşünmezsiniz?” 31- Ben size:“Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimseler hakkında:“Allah onlara hiçbir hayır vermeyecek” de diyemem. Zira onların içlerinde olanı en iyi Allah bilir. (Eğer böyle bir şey yapacak olursam) o zaman ben zalimlerden olurum. 32- Dediler ki:“Ey Nûh, bizimle gerçekten mücadele ettin ve bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durduğun (azabı) getir.” 33- Dedi ki:“Onu size, eğer dilerse, ancak Allah getirir ve siz, (O’nu bundan) âciz bırakacek değilsiniz.” 34- “Eğer Allah sizi saptırmak isterse ben, size öğüt vermek istesem bile bu öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihâyet ancak O’na döndürüleceksiniz.” 35- Yoksa:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurdu isem günahı bana aittir ve ben, sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım.” 36- Nûh’a şöyle vahyolundu:“Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası iman etmeyecek. O nedenle onların yaptıklarından dolayı üzülme!” 37- “Gözlerimiz önünde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap! Zulmedenler hakkında da bana bir şey söyleme! Çünkü onlar boğulacaklardır.” 38- Nuh gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri de onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı. O da dedi ki:“Bizimle alay ederseniz (bilin ki) sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” 39- “Yakında rezil edecek azabın kime gelip çatacağını ve kalıcı azabın da kimin başına ineceğini bileceksiniz.” 40- Nihâyet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (ona) dedik ki: “Her bir (hayvandan) birer çift (al) ve aleyhlerinde (helak) sözü geçmiş olanlar hariç aile efradını ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte ancak çok az kimse iman etmişti. 41- Dedi ki:“Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim Ğafûrdur, Rahîmdir.” 42- Gemi içindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nûh, uzak bir yere çekilmiş olan oğluna şöyle seslendi:“Oğlum! Gel bizimle birlikte sen de (gemiye) …

46

قَالَ يَٰنُوحُ إِنَّهُۥ لَيْسَ مِنْ أَهْلِكَ ۖ إِنَّهُۥ عَمَلٌ غَيْرُ صَٰلِحٍۢ ۖ فَلَا تَسْـَٔلْنِ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِۦ عِلْمٌ ۖ إِنِّىٓ أَعِظُكَ أَن تَكُونَ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

Allah: "Ey Nuh! O senin ailenden sayılmaz; çünkü kötü bir iş işlemiştir; öyleyse bilmediğin şeyi Benden isteme. İşte sana öğüt, bilgisizlerden olma" dedi.

25- Andolsun Nûh’u kendi kavmine gönderdik. (Onlara şöyle dedi:)“Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” 26- “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizin için can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.” 27- Kavminin kafir olan ileri gelenleri dediler ki:“Bize göre sen, ancak bizim gibi bir insansın. Gördüğümüz kadarıyla düşünüp taşınmadan sana tabi olan ayak takımımızdan başka sana uyan kimse de yok. Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da göremiyoruz. Aksine biz, sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” 28- Nuh dedi ki:“Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de bunlar size gizli kalmışsa, ne dersiniz? Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” 29- “Ey kavmim, ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak da değilim. Zira onlar elbette Rablerine kavuşacaklardır. Ancak ben, sizin cahillik eden bir kavim olduğunuzu görüyorum. 30- “Ey kavmim, eğer ben onları kovarsam Allah’a karşı bana kim yardım eder?! Hiç mi düşünmezsiniz?” 31- Ben size:“Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimseler hakkında:“Allah onlara hiçbir hayır vermeyecek” de diyemem. Zira onların içlerinde olanı en iyi Allah bilir. (Eğer böyle bir şey yapacak olursam) o zaman ben zalimlerden olurum. 32- Dediler ki:“Ey Nûh, bizimle gerçekten mücadele ettin ve bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durduğun (azabı) getir.” 33- Dedi ki:“Onu size, eğer dilerse, ancak Allah getirir ve siz, (O’nu bundan) âciz bırakacek değilsiniz.” 34- “Eğer Allah sizi saptırmak isterse ben, size öğüt vermek istesem bile bu öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihâyet ancak O’na döndürüleceksiniz.” 35- Yoksa:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurdu isem günahı bana aittir ve ben, sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım.” 36- Nûh’a şöyle vahyolundu:“Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası iman etmeyecek. O nedenle onların yaptıklarından dolayı üzülme!” 37- “Gözlerimiz önünde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap! Zulmedenler hakkında da bana bir şey söyleme! Çünkü onlar boğulacaklardır.” 38- Nuh gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri de onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı. O da dedi ki:“Bizimle alay ederseniz (bilin ki) sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” 39- “Yakında rezil edecek azabın kime gelip çatacağını ve kalıcı azabın da kimin başına ineceğini bileceksiniz.” 40- Nihâyet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (ona) dedik ki: “Her bir (hayvandan) birer çift (al) ve aleyhlerinde (helak) sözü geçmiş olanlar hariç aile efradını ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte ancak çok az kimse iman etmişti. 41- Dedi ki:“Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim Ğafûrdur, Rahîmdir.” 42- Gemi içindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nûh, uzak bir yere çekilmiş olan oğluna şöyle seslendi:“Oğlum! Gel bizimle birlikte sen de (gemiye) …

47

قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْـَٔلَكَ مَا لَيْسَ لِى بِهِۦ عِلْمٌۭ ۖ وَإِلَّا تَغْفِرْ لِى وَتَرْحَمْنِىٓ أَكُن مِّنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

"Rabbim! Bilmediğim şeyi Senden istemekten Sana sığınırım. Beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen kaybedenlerden olurum" dedi.

25- Andolsun Nûh’u kendi kavmine gönderdik. (Onlara şöyle dedi:)“Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” 26- “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizin için can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.” 27- Kavminin kafir olan ileri gelenleri dediler ki:“Bize göre sen, ancak bizim gibi bir insansın. Gördüğümüz kadarıyla düşünüp taşınmadan sana tabi olan ayak takımımızdan başka sana uyan kimse de yok. Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da göremiyoruz. Aksine biz, sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” 28- Nuh dedi ki:“Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de bunlar size gizli kalmışsa, ne dersiniz? Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” 29- “Ey kavmim, ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak da değilim. Zira onlar elbette Rablerine kavuşacaklardır. Ancak ben, sizin cahillik eden bir kavim olduğunuzu görüyorum. 30- “Ey kavmim, eğer ben onları kovarsam Allah’a karşı bana kim yardım eder?! Hiç mi düşünmezsiniz?” 31- Ben size:“Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimseler hakkında:“Allah onlara hiçbir hayır vermeyecek” de diyemem. Zira onların içlerinde olanı en iyi Allah bilir. (Eğer böyle bir şey yapacak olursam) o zaman ben zalimlerden olurum. 32- Dediler ki:“Ey Nûh, bizimle gerçekten mücadele ettin ve bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durduğun (azabı) getir.” 33- Dedi ki:“Onu size, eğer dilerse, ancak Allah getirir ve siz, (O’nu bundan) âciz bırakacek değilsiniz.” 34- “Eğer Allah sizi saptırmak isterse ben, size öğüt vermek istesem bile bu öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihâyet ancak O’na döndürüleceksiniz.” 35- Yoksa:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurdu isem günahı bana aittir ve ben, sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım.” 36- Nûh’a şöyle vahyolundu:“Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası iman etmeyecek. O nedenle onların yaptıklarından dolayı üzülme!” 37- “Gözlerimiz önünde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap! Zulmedenler hakkında da bana bir şey söyleme! Çünkü onlar boğulacaklardır.” 38- Nuh gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri de onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı. O da dedi ki:“Bizimle alay ederseniz (bilin ki) sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” 39- “Yakında rezil edecek azabın kime gelip çatacağını ve kalıcı azabın da kimin başına ineceğini bileceksiniz.” 40- Nihâyet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (ona) dedik ki: “Her bir (hayvandan) birer çift (al) ve aleyhlerinde (helak) sözü geçmiş olanlar hariç aile efradını ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte ancak çok az kimse iman etmişti. 41- Dedi ki:“Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim Ğafûrdur, Rahîmdir.” 42- Gemi içindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nûh, uzak bir yere çekilmiş olan oğluna şöyle seslendi:“Oğlum! Gel bizimle birlikte sen de (gemiye) …

48

قِيلَ يَٰنُوحُ ٱهْبِطْ بِسَلَٰمٍۢ مِّنَّا وَبَرَكَٰتٍ عَلَيْكَ وَعَلَىٰٓ أُمَمٍۢ مِّمَّن مَّعَكَ ۚ وَأُمَمٌۭ سَنُمَتِّعُهُمْ ثُمَّ يَمَسُّهُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

"Ey Nuh! Sana ve seninle beraber olan topluluklara bizden bir selamet ve bereketle gemiden in. Ama birçok toplulukları da geçindireceğiz, sonra onlara can yakıcı bir azab vereceğiz" denildi.

25- Andolsun Nûh’u kendi kavmine gönderdik. (Onlara şöyle dedi:)“Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” 26- “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizin için can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.” 27- Kavminin kafir olan ileri gelenleri dediler ki:“Bize göre sen, ancak bizim gibi bir insansın. Gördüğümüz kadarıyla düşünüp taşınmadan sana tabi olan ayak takımımızdan başka sana uyan kimse de yok. Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da göremiyoruz. Aksine biz, sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” 28- Nuh dedi ki:“Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de bunlar size gizli kalmışsa, ne dersiniz? Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” 29- “Ey kavmim, ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak da değilim. Zira onlar elbette Rablerine kavuşacaklardır. Ancak ben, sizin cahillik eden bir kavim olduğunuzu görüyorum. 30- “Ey kavmim, eğer ben onları kovarsam Allah’a karşı bana kim yardım eder?! Hiç mi düşünmezsiniz?” 31- Ben size:“Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimseler hakkında:“Allah onlara hiçbir hayır vermeyecek” de diyemem. Zira onların içlerinde olanı en iyi Allah bilir. (Eğer böyle bir şey yapacak olursam) o zaman ben zalimlerden olurum. 32- Dediler ki:“Ey Nûh, bizimle gerçekten mücadele ettin ve bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durduğun (azabı) getir.” 33- Dedi ki:“Onu size, eğer dilerse, ancak Allah getirir ve siz, (O’nu bundan) âciz bırakacek değilsiniz.” 34- “Eğer Allah sizi saptırmak isterse ben, size öğüt vermek istesem bile bu öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihâyet ancak O’na döndürüleceksiniz.” 35- Yoksa:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurdu isem günahı bana aittir ve ben, sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım.” 36- Nûh’a şöyle vahyolundu:“Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası iman etmeyecek. O nedenle onların yaptıklarından dolayı üzülme!” 37- “Gözlerimiz önünde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap! Zulmedenler hakkında da bana bir şey söyleme! Çünkü onlar boğulacaklardır.” 38- Nuh gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri de onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı. O da dedi ki:“Bizimle alay ederseniz (bilin ki) sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” 39- “Yakında rezil edecek azabın kime gelip çatacağını ve kalıcı azabın da kimin başına ineceğini bileceksiniz.” 40- Nihâyet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (ona) dedik ki: “Her bir (hayvandan) birer çift (al) ve aleyhlerinde (helak) sözü geçmiş olanlar hariç aile efradını ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte ancak çok az kimse iman etmişti. 41- Dedi ki:“Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim Ğafûrdur, Rahîmdir.” 42- Gemi içindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nûh, uzak bir yere çekilmiş olan oğluna şöyle seslendi:“Oğlum! Gel bizimle birlikte sen de (gemiye) …

49

تِلْكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهَآ إِلَيْكَ ۖ مَا كُنتَ تَعْلَمُهَآ أَنتَ وَلَا قَوْمُكَ مِن قَبْلِ هَٰذَا ۖ فَٱصْبِرْ ۖ إِنَّ ٱلْعَٰقِبَةَ لِلْمُتَّقِينَ

Bunlar sana vahyettiğimiz bilinmeyen olaylardır. Sen de, milletin de daha önce bunları bilmezdiniz. Sabret, sonuç, Allah'tan sakınanlarındır.

25- Andolsun Nûh’u kendi kavmine gönderdik. (Onlara şöyle dedi:)“Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” 26- “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizin için can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.” 27- Kavminin kafir olan ileri gelenleri dediler ki:“Bize göre sen, ancak bizim gibi bir insansın. Gördüğümüz kadarıyla düşünüp taşınmadan sana tabi olan ayak takımımızdan başka sana uyan kimse de yok. Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da göremiyoruz. Aksine biz, sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” 28- Nuh dedi ki:“Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de bunlar size gizli kalmışsa, ne dersiniz? Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” 29- “Ey kavmim, ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak da değilim. Zira onlar elbette Rablerine kavuşacaklardır. Ancak ben, sizin cahillik eden bir kavim olduğunuzu görüyorum. 30- “Ey kavmim, eğer ben onları kovarsam Allah’a karşı bana kim yardım eder?! Hiç mi düşünmezsiniz?” 31- Ben size:“Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimseler hakkında:“Allah onlara hiçbir hayır vermeyecek” de diyemem. Zira onların içlerinde olanı en iyi Allah bilir. (Eğer böyle bir şey yapacak olursam) o zaman ben zalimlerden olurum. 32- Dediler ki:“Ey Nûh, bizimle gerçekten mücadele ettin ve bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durduğun (azabı) getir.” 33- Dedi ki:“Onu size, eğer dilerse, ancak Allah getirir ve siz, (O’nu bundan) âciz bırakacek değilsiniz.” 34- “Eğer Allah sizi saptırmak isterse ben, size öğüt vermek istesem bile bu öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihâyet ancak O’na döndürüleceksiniz.” 35- Yoksa:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurdu isem günahı bana aittir ve ben, sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım.” 36- Nûh’a şöyle vahyolundu:“Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası iman etmeyecek. O nedenle onların yaptıklarından dolayı üzülme!” 37- “Gözlerimiz önünde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap! Zulmedenler hakkında da bana bir şey söyleme! Çünkü onlar boğulacaklardır.” 38- Nuh gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri de onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı. O da dedi ki:“Bizimle alay ederseniz (bilin ki) sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” 39- “Yakında rezil edecek azabın kime gelip çatacağını ve kalıcı azabın da kimin başına ineceğini bileceksiniz.” 40- Nihâyet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (ona) dedik ki: “Her bir (hayvandan) birer çift (al) ve aleyhlerinde (helak) sözü geçmiş olanlar hariç aile efradını ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte ancak çok az kimse iman etmişti. 41- Dedi ki:“Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim Ğafûrdur, Rahîmdir.” 42- Gemi içindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nûh, uzak bir yere çekilmiş olan oğluna şöyle seslendi:“Oğlum! Gel bizimle birlikte sen de (gemiye) …

50

وَإِلَىٰ عَادٍ أَخَاهُمْ هُودًۭا ۚ قَالَ يَٰقَوْمِ ٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ مَا لَكُم مِّنْ إِلَٰهٍ غَيْرُهُۥٓ ۖ إِنْ أَنتُمْ إِلَّا مُفْتَرُونَ

Ad milletine kardeşleri Hud'u gönderdik. Şöyle dedi: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur; yoksa sadece yalan uyduran kimseler olursunuz."

50- Âd’a da kardeşleri Hûd’u gönderdik. Dedi ki:“Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” 51- “Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” 52- “Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin, sonra O’na tevbe edin ki üzerinize gökten bol bol yağmur göndersin ve gücünüze güç katsın. Günahkar bir halde yüz çevirmeyin.” 53- Dediler ki:“Ey Hûd! Sen bize açık bir delil getirmedin. Biz senin sözüne bakıp ilahlarımızı terk edecek değiliz. Sana inancak da değiliz.” 54-55- “Biz ancak şunu deriz ki: İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış!” Hud dedi ki: “Ben Allah’ı şahit tutuyorum, siz de şahit olun ki Ben sizin Alah’ın dışında (O’na) ortak koştuklarınızın hepsinden uzağım. Artık hepiniz bana (istediğiniz) tuzağı kurun. Sonra da bir an olsun mühlet tanımayın.” 56- “Şüphesiz ki ben, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a güvenip dayandım. (Zira yeryüzünde) kımıldayan hiçbir canlı yoktur ki idaresi O’nun elinde olmasın. Benim Rabbim gerçekten dosdoğru bir yol üzeredir.” 57- “Eğer yüz çevirirseniz (bilin ki) ben, benimle size gönderilen her şeyi size tebliğ ettim. Rabbim sizin yerinize başka bir kavim getirecek ve siz de O’na hiçbir zarar veremeyeceksiniz. Şüphesiz ki Rabbim, her şeyin üstünde gözetleyicidir.” 58- (Azap) emrimiz gelince Hûd’u da beraberindeki mü’minleri de katımızdan bir rahmetle kurtuluşa erdirdik ve onları çok ağır bir azaptan kurtardık. 59- İşte Âd! Rablerinin âyetlerini bile bile inkâr ettiler, O’nun peygamberlerine asi oldular ve her inatçı zorbanın emri ardınca gittiler. 60- Hem bu dünyada lanete uğradılar hem de kıyamet gününde. Haberiniz olsun ki Âd, Rablerini inkar etti ve yine haberiniz olsun ki Hûd’un kavmi olan Âd (ilahi rahmetten) uzak düştü.

50. “Âd’a da” yani Yemen topraklarında bulunan ve Ahkâf diye bilinen yerde, meşhur bir kabile olan Âd kavmine de neseb itibari ile “kardeşleri Hud’u gönderdik” ki doğru sözlülüğü dolayısı ile vahyi ve ilmi öğrenme imkânı bulabilsinler. O da onlara “dedi ki: Ey kavmim! Allah’a ibadet edin. Sizin O’ndan başka hiçbir (hak) ilahınız yok. Siz (O'ndan başkasına ibadet etmekle) sadece iftira ediyorsunuz.” Yani Hûd aleyhisselam onlara yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emretti. Allah’tan başkasına ibadet etmekten vazgeçmelerini istedi. O’ndan başkasına ibadet etmek ve bunu caiz görmek sureti ile de Yüce Allah’a iftirada bulunduklarını bildirdi. Yalnızca Allah’a ibadet etmelerinin gerekliliğini ve O’nun dışındaki varlıklara ibadetin yanlışlığını açıkladı.

51. Sonra da emrine itaat etmelerine hiçbir engel bulunmadığını söz konusu ederek şöyle dedi:“Ey kavmim! Ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum.” Davet etmem karşılığında mallarınızdan herhangi bir ödeme istemiyorum. Siz de: Bu, bizim mallarımızı almak istiyor, diyemezsiniz. Ben karşılıksız olarak size davette bulunuyor ve size gerçekleri öğretiyorum. “Benim ecrimi vermek ancak beni yaratana aittir. Hâlâ aklınızı kullanmayacak mısınız?” Sizi davet ettiğim şeyi, onun kabul edilmesi gerektiğini ve onu redetmeyi …

Commentary: Tafsir As-Sa'di by 'Abd al-Rahman al-Sa'di. Qur'an text and translation via AlQuran Cloud.