وَلَآ أَقُولُ لَكُمْ عِندِى خَزَآئِنُ ٱللَّهِ وَلَآ أَعْلَمُ ٱلْغَيْبَ وَلَآ أَقُولُ إِنِّى مَلَكٌۭ وَلَآ أَقُولُ لِلَّذِينَ تَزْدَرِىٓ أَعْيُنُكُمْ لَن يُؤْتِيَهُمُ ٱللَّهُ خَيْرًا ۖ ٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا فِىٓ أَنفُسِهِمْ ۖ إِنِّىٓ إِذًۭا لَّمِنَ ٱلظَّٰلِمِينَ
"Size, Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum; gaybı da bilmem; doğrusu melek olduğumu da söylemiyorum; küçük gördüklerinize Allah iyilik vermeyecektir diyemem; içlerinde olanı Allah daha iyi bilir. Yoksa şüphesiz haksızlık edenlerden olurum."
25- Andolsun Nûh’u kendi kavmine gönderdik. (Onlara şöyle dedi:)“Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım.” 26- “Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ben sizin için can yakıcı bir günün azabından korkuyorum.” 27- Kavminin kafir olan ileri gelenleri dediler ki:“Bize göre sen, ancak bizim gibi bir insansın. Gördüğümüz kadarıyla düşünüp taşınmadan sana tabi olan ayak takımımızdan başka sana uyan kimse de yok. Sizin bize karşı üstün bir tarafınızı da göremiyoruz. Aksine biz, sizin yalancı olduğunuzu düşünüyoruz.” 28- Nuh dedi ki:“Ey kavmim, ya ben Rabbimden açık bir delil üzerinde isem ve O, bana katından bir rahmet vermiş de bunlar size gizli kalmışsa, ne dersiniz? Şimdi onu istemediğiniz halde biz, size onu zorla mı kabul ettireceğiz?” 29- “Ey kavmim, ben bu (davetime) karşılık sizden hiçbir mal istemiyorum. Benim ecrimi vermek ancak Allah’a aittir. Ben iman edenleri kovacak da değilim. Zira onlar elbette Rablerine kavuşacaklardır. Ancak ben, sizin cahillik eden bir kavim olduğunuzu görüyorum. 30- “Ey kavmim, eğer ben onları kovarsam Allah’a karşı bana kim yardım eder?! Hiç mi düşünmezsiniz?” 31- Ben size:“Allah’ın hazineleri benim yanımdadır” demiyorum, gaybı da bilmem. “Ben bir meleğim” de demiyorum. Gözlerinizin hor gördüğü kimseler hakkında:“Allah onlara hiçbir hayır vermeyecek” de diyemem. Zira onların içlerinde olanı en iyi Allah bilir. (Eğer böyle bir şey yapacak olursam) o zaman ben zalimlerden olurum. 32- Dediler ki:“Ey Nûh, bizimle gerçekten mücadele ettin ve bizimle olan bu mücadeleni çok uzattın. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bizi tehdit edip durduğun (azabı) getir.” 33- Dedi ki:“Onu size, eğer dilerse, ancak Allah getirir ve siz, (O’nu bundan) âciz bırakacek değilsiniz.” 34- “Eğer Allah sizi saptırmak isterse ben, size öğüt vermek istesem bile bu öğüdüm size fayda vermez. O, sizin Rabbinizdir ve nihâyet ancak O’na döndürüleceksiniz.” 35- Yoksa:“Onu kendisi uydurdu” mu diyorlar? De ki: “Eğer onu ben uydurdu isem günahı bana aittir ve ben, sizin işlemekte olduğunuz günahlardan uzağım.” 36- Nûh’a şöyle vahyolundu:“Kavminden daha önce iman etmiş olanlardan başkası iman etmeyecek. O nedenle onların yaptıklarından dolayı üzülme!” 37- “Gözlerimiz önünde ve vahyimiz doğrultusunda gemiyi yap! Zulmedenler hakkında da bana bir şey söyleme! Çünkü onlar boğulacaklardır.” 38- Nuh gemiyi yapıyordu. Kavminin ileri gelenleri de onun yanından her geçişlerinde onunla alay ediyorlardı. O da dedi ki:“Bizimle alay ederseniz (bilin ki) sizin alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” 39- “Yakında rezil edecek azabın kime gelip çatacağını ve kalıcı azabın da kimin başına ineceğini bileceksiniz.” 40- Nihâyet emrimiz gelip de tandır kaynayınca (ona) dedik ki: “Her bir (hayvandan) birer çift (al) ve aleyhlerinde (helak) sözü geçmiş olanlar hariç aile efradını ve iman edenleri gemiye bindir!” Zaten onunla birlikte ancak çok az kimse iman etmişti. 41- Dedi ki:“Binin gemiye! Onun yüzüp gitmesi de durması da Allah’ın adıyladır. Şüphesiz Rabbim Ğafûrdur, Rahîmdir.” 42- Gemi içindekilerle beraber dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nûh, uzak bir yere çekilmiş olan oğluna şöyle seslendi:“Oğlum! Gel bizimle birlikte sen de (gemiye) …